IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

> Fikralar - Masallar - Hikayeler

Blm Kurallar

Kkken byklerinizden dinlediiniz fkra,masal ve hikayeleri bu blmde paylaabilirsiniz

Gzel Paylamlar




 
Reply to this topicStart new topic
Yılbaşı Çamının Hikayesi
sahaf
mesaj 31.12.2010, 11:00:04
İleti #1



Grup Simge

Grup: Forum Demirbaşı
İleti: 6,127
Thanks: 28783 *
Katılım: 30.05.2007
Nereden: Zeytinburnu / Vargeller
Üye No: 68
Ruh Halim:



Yılbaşı amının Hikayesi


Binlerce yıl önce, insanlar çam ağaçlarının sihirli olduğuna inanırlardı. ünkü kış gelince tüm ağaçlar çıplak kalıp, yapraklarını dökerken, çam ağaçları yemyeşil kalmaya devam ederlerdi. Bu yüzden çam ağacını hayatın bir sembolü ve güneş ışığının, baharın yeniden geleceğinin bir işareti olarak gördüler.

Ayrıca, Almanya'da Martin Luther, karlı bir kış gecesi evine dönerken, ağaç dallarının arasında ışıldayan yıldızları görmüş ve o kadar hoşuna gitmiş ki, evine gidince ailesine bunu anlatmış, ama kelimelerle anlatmanın yetmeyeceğine karar vermiş olacak ki, dışarı çıkıp küçük bir ağaç kesip gelmiş ve ağacı yanan mumlarla süslemiş. şte ondan sonra bu bir gelenek olup çıkmış. Tüm dünyaya yayılmış. ngiltere'de Kraliçe Viktoria, Prens Albert ile evlendiği gün Winstor şatosunda bir yılbaşı çamı yapılmış. Daha sonra göçmenlerle Amerika'ya da bu gelenek taşınmış.

Bir de efsane var: sa'nın doğum gününde, tüm canlılar, bitkiler, herkes hediyeler getirmiş, zeytin ağacı zeytin, hurma ağacı hurma, elma ağacı elma vs. her ağaç kendi meyvesini getirmiş ama küçük çam ağacının getirecek hiçbir hediyesi yokmuş ve büyük ağaçlar onu göze görünmeyecek şekilde, arkaya itmişler. O zaman bir melek çam ağacına acımış ve bir grup yıldıza gelip çam ağacının dallarına konmaları için emir vermiş. Bebek sa bu hoş görünümlü çam ağacını görünce, gülmüş ve onu kutsamış ve her yılbaşında, çam ağaçlarının her zaman çocukları memnun etmesi için ışıklarla donanmasını dilemiş.


--------------------
Titresin bir mum alevinde o eski gnler, bir gm ereveden seyret yine maziyi, bir nezaketli ince sz duyar da belki, o sararm resmin hayat bulur yeniden.
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teekkr edenler:
superisi
mesaj 31.12.2010, 13:35:06
İleti #2



Grup Simge

Grup: Mazi Hocası
İleti: 2,669
Thanks: 15097 *
Katılım: 17.09.2007
Nereden: izmir
Üye No: 532
Ruh Halim:



Bence bu durum Bahar Bayramı'na benziyor. Her toplum zamanında içinde bulundukları doğanın şartlarına göre yaşantılarını düzenlemişler.


Prof. Dr. Kazım Mirşan'ın notlarından alıntıdır.



Teke Tek Özel'in konuğu olan Dr. Muazzez lmiye ığ, Noel adeti kabul edilen çam süslemeyle ilgili olarak çarpıcı açıklamalar yaptı. Kabul edilenin aksine çam ağacı süslemenin eski bir Türk adeti olduğunu söyleyen dünyaca ünlü Sümerolog ığ, bu adeti Avrupa'ya Türklerin aktardığını anlattı.



Muazzez lmiye ığ, tarihi değiştirecek keşfi şöyle anlattı: "am ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Yeni Türk devletleriyle münasebetimiz bize yepyeni şeyler öğretiyor. Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor. Bu hayat ağacı. Sümerlerde de var. Bir ucunda göktanrısı duruyor. Türklerde güneş kutsal ama tanrı olarak kabul edilmiyor. 22 Aralık'ta güneş yeniden fazla olarak dünyayı aydınlatmaya başlayacak. Günler uzamaya başlayacak. Türklerin göktanrısı gün ile geceyi tanzim ediyor gökte. Sözde gün ile gece sürekli münakaşa halinde. 22 Aralık'ta gün geceyi yeniyor. Bunu "Yeniden doğuş bayramı" Türkler kutluyorlarmış. Türkistan'da bir ağaç varmış, akçam, ve bu akçam başka yerde yetişmiyormuş. Akçam getirip eve koyuyorlar, akçamın altına o sene Tanrı onlara güzel şeyler verdi, güzel bir yaşam verdi diye Tanrı'ya hediyeler koyuyorlar. Dallarına da ertesi sene için Tanrı'dan niyaz ettikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler için paçavra veya kurdela koyuyorlar. O günlerde büyük bayram, şenlik yapıyorlarmış. Aileler toplanıyor, büyükler varsa ziyaret ediliyor, özel yemekler yeniliyor, güzel elbiseler giyiliyor. Bu adet Türkler yoluyla Avrupa'ya geçti. Konunun Noel'le alakası yok. znik Konsili'nde pagan adeti görülen bu adeti sa'nın doğuşu olarak kabul edelim diyorlar ve bu adet Hristiyanlara geçiyor. Ama ağaç süsleme pek yok, 16. yy'da Almanya'da başlıyor, daha sonra Fransa'ya geçiyor ve dünyaya yayılıyor."



Misafirlere Kapal Link. Linkleri Grebilmek in ye Olunuz.



AM BAYRAMI



Altay’daki çamlar, her zaman, şaşılacak kadar güzeldiler. Oklar gibi düzgün. am, eskiden Türklerde mukaddes ağaç sayılırdı. Onu eve “alırlardı”. Onun şerefine, daha üç-dört bin yıl önce, insanların putlara tapındıkları zamanlarda, bayramlar düzenlediler.



Bayram, ilkin Düny’nın merkezinde, tanrıların ve ruhların dinlendikleri yerde yaşayan Yer-su’ya adanırdı.

Yer-su’nun yanında, gür beyaz sakallı bir ihtiyar olan Ülgen bulunurdu. nsanlar, onu dim, zengin kırmızı kaftan içinde gördüler. Ülgen, aydınlık ruhların reisi idi. O, altın kapıları olan altın yer-altı sarayında, altın bir taht üzerinde oturmaktaydı. Güneş ve ay, ona itaat ederlerdi.



am bayramı, kışın en soğuk zamanında, karakışta, 25 Aralık’ta yapılırdı. O zaman, gün geceye glip gelirdi. Ve güneş, toprak üzerinde biraz daha uzun süre kalırdı. nsanlar, Ülgen’e du ederler, güneşin dönüşü için ona teşekkür ederlerdi. Duların işitilmesi için Ülgen’in sevgili ağacı olan çam süslerlerdi. Onu eve getirirler, dallarına parlak kurdelalar bağlarlar, yanına hediyeler yığarlardı.



Bütün gece, güneşin karanlığa glibiyeti hdisesi dolayısıyla eğlenirlerdi. Bütün gece “Koraçun, Koraçun” diye bağırırlardı. Böylece bayramı “Koraçun” diye adlandırdılar; bu söz, eski Türklerin dilinde, “azalsın” mnsına geliyordu...

Yni, gece azalsın, gündüz artsın.



amın etrfında sabaha kadar “inderbay” adı verilen bir halka (direv) oyunu oynarlardı: insanlar, güneşi sembolize eden direye katılırlardı. Böylece, semv ışık vereni (güneşi) geri dönmeye çağırırlardı. Herkes, en mahrem dileğin, esrrengiz bu gecede, değişmeden gerçekleşeceğine inanırdı.



Gerçekten de, Ülgen, bir kere olsun red cevbı vermedi, hayatta bir kere olsun mahcup etmedi: Bayramdan sonra gece dim kısaldı; kızıl güneş ise, hep, gökyüzünde daha uzun, daha uzun süre kaldı.



am, “Ülgen’in ağacı” diye adlandırıldı. O, tanrıların ve ruhların yer-altı dünysı ile insanların dünysını birbirine bağlardı. am, ok gibi, yukarıya, gökyüzüne çıkan yolu gösteriyordu... Rusça’daki “daroga”(yol), “put’ (yol) mnsına gelen Türkçe “yol” kelimesi buradan (çamın adından= yol’-yolka) geliyor. şte ağacın adının geldiği yer!



Bunca yüzyıl geçti, ama eski bir bayram unutulmadı. Yeni yıl ağacı (çam) bayramı, bugün herkesin mlumu! Ülgen, gerçekten, yeni bir ad –Ayaz Ata– aldı; fakat onun bayramdaki rolü ve kıyfeti aynen kaldı.



Eskiden olduğu gibi, çamların çevresinde halka oyunu oynuyorlar. Kimse, konunun farkında değil...



Bu arada, kaftan, şapka, kuşak, deri çizme yni Ayaz Ata’nın kıyfeti de eski Türklerin gardırobundan. Onlar, tıpatıp böyle bir kıyfet içinde dolaşıyorlardı. Arkeologlar, bunun doğruluğunu mükemmel bir şekilde ispat ettiler.



Ülgen, efsnelerin söyledikleri gibi, bzan kılık değiştirirdi. O zaman Erlik adını alırdı. Bununla birlikte, Erlik’in Ülgen’in kardeşi olması mümkündür... imdi gerçeklerin iç yüzünü öğrenmek güç; bunca yüz yıl geçti. Glib, bu o kadar da mühim değil.



ok daha mühim başka bir şey var... Eski Türklerde Ülgen ve Erlik, iyiliği ve kötülüğü, ışığı ve karanlığı temsil ediyorlardı. Onun için, 25 Aralık’ta, bütün insanlar, hatt en kötüler bile, iyi ve cömert olmaktaydılar. Bu trihte, Erlik, kötülük sembolüdür. O, bu gün torba içinde hediyeler getirirdi. ocuklar da onu ararlardı. Onlar, şarkılarla dolaşırlar, tekerlemeler söylerlerdi. (Türkçe “kolyad” sözü, kelimesi kelimesine şöyle çevriliyor: “mutluluk, saadet dileme”.)



MURAD ADJ


--------------------
Geip giden zamanlar bir yerlerde bulsam.. Sonra zlsem.. zldme zlsem..
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teekkr edenler:
sahaf
mesaj 24.12.2013, 09:17:13
İleti #3



Grup Simge

Grup: Forum Demirbaşı
İleti: 6,127
Thanks: 28783 *
Katılım: 30.05.2007
Nereden: Zeytinburnu / Vargeller
Üye No: 68
Ruh Halim:



QUOTE(superisi @ 31.12.2010, 14:35:06) Misafirlere Kapal Link. Linkleri Grebilmek in ye Olunuz.
Bence bu durum Bahar Bayramı'na benziyor. Her toplum zamanında içinde bulundukları doğanın şartlarına göre yaşantılarını düzenlemişler.


Muazzez lmiye ığ, tarihi değiştirecek keşfi şöyle anlattı: "am ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Yeni Türk devletleriyle münasebetimiz bize yepyeni şeyler öğretiyor. Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor. Bu hayat ağacı. Sümerlerde de var. Bir ucunda göktanrısı duruyor. Türklerde güneş kutsal ama tanrı olarak kabul edilmiyor. 22 Aralık'ta güneş yeniden fazla olarak dünyayı aydınlatmaya başlayacak. Günler uzamaya başlayacak. Türklerin göktanrısı gün ile geceyi tanzim ediyor gökte. Sözde gün ile gece sürekli münakaşa halinde. 22 Aralık'ta gün geceyi yeniyor. Bunu "Yeniden doğuş bayramı" Türkler kutluyorlarmış.



Bu gece ve gündüz savaşı neredeyse bütün Pagan ve aman toplumlarında mevcut.

Bende şunu okudum içerik senin yazdıkların ile neredeyse aynı. Muazzez lmiye ığ imzalı bu yüzden başlığa aldım.


Muazzez lmiye ığ - Nardugan

Hiristiyanların isa'nın doğuşu olarak kutladığı noel bayramı çok eski türklerin yeniden doğuş bayramıdır. Türklerin tek tanrılı dinlere girmesinden önceki inançlarına göre yeryüzünün tam ortasında bir akçam ağacı bulunuyor. Buna Hayat Ağacı diyorlar. bu ağacı motif olarak bizim bütün halı kilim ve işlemelerimizde görebiliriz. Türklerde güneş çok önemli. inançlarına göre gecelerin kısalıp gündüzlerin uzamaya başladığı 22 aralık'ta gece gündüzle savaşıyor. uzun bir savaştan sonra gün geceyi yenerek zafer kazanıyor. işte bu güneşin zaferini yeniden doğuşu türkler büyük şenliklerle akçam ağacı altında kutluyorlar. güneşin yeniden doğuşu bir yeni doğum olarak algılanıyor. bayramın adı nardugan (nar=güneş tugan dugan=doğan) doğan güneş. güneşi geri verdi diye tanrı ülgen'e dualar ediyorlar. duaları tanrıya gitsin diye ağacın altına hediyeler koyuyorlar dallarına bantlar bağlayarak o yıl için dilekler diliyorlar tanrıdan. bu bayram için evler temizleniyor. güzel giysiler giyiliyor. ağacın etrafında şarkılar söyleyip oyunlar oynuyorlar. yaşlılar büyük babalar nineler ziyaret ediliyor aileler bir araya gelerek birlikte yiyip içiyorlar. yedikleri; yaş ve kuru meyveler özel yemek ve şekerleme. bayram aile ve dostlar bir araya gelerek kutlanırsa ömür çoğalır uğur gelirmiş.

Akçam Ağacı yalnız orta asya'da yetişiyormuş. Filistin'de bu ağacı bilmezlermiş,bu yüzden bu olayın türklerden hiristiyanlara geçtiği ve bunu da hunların avrupa'ya gelişlerinden sonra onlardan görerek aldıkları söyleniyor. isa'nın doğumu ile hiç ilgisi yok. "doğum, güneşin yeniden doğuşu" oluyor.

****************************************************************

Sahi ya bugün 24 Aralık ve Gece'nin Gündüz ile savaşı çoktan bitti değilmi smile.gif


--------------------
Titresin bir mum alevinde o eski gnler, bir gm ereveden seyret yine maziyi, bir nezaketli ince sz duyar da belki, o sararm resmin hayat bulur yeniden.
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teekkr edenler:
PROTOSS
mesaj 24.12.2013, 16:30:23
İleti #4



Grup Simge

Grup: Mazi Hocası
İleti: 2,194
Thanks: 10439 *
Katılım: 25.03.2009
Nereden: Aiur
Üye No: 4,771
Ruh Halim:



Sahi ya bugün 24 Aralık ve Gece'nin Gündüz ile savaşı çoktan bitti değilmi smile.gif


Yok, savaş asıl bugün Sevgili Sahaf smile.gif Yani yukarda Sevgili Superisi'nin mesajını okudum, ancak ben de şöyle biliyorum. 21 Aralık en uzun gece yaşanıyor, ancak bu en uzun gece 3 gün (Savaşın süresi aynı zamanda) sürüyor ve gözle görülür şekilde gündüzün artıp gecenin azalması ancak 24 Aralıkta başlıyor. Eski Sümer tanrısı Damuz'un (Yani Temmuz smile.gif ) doğum günü 21 Haziran kabul edilir. Yani en uzun gün, güneşin imparatorluğu !!! Sümerlere rakip Tanrı olarak Persler ise Tanrı Mithra'yı öne sürüyorlar. Onun da doğum gününu Gündüzün geceyi yenmeye başladığı günü belirliyorlar. Yani 24 Aralık. Bu tarih daha sonra kutsal bir tarih olarak Roma'ya geçiyor. Jupiter'in doğum günü de 24 Aralık. sa ilk ortaya çıktığında da Romalılar kolayca benimsesin ve kutlu bir tarih olsun diye sa'nın doğum günü olarak belirleniyor 24 Aralık. Gerçekte sa'nın ubat sonu ya da Mart başı gibi doğduğunu geçtiğimiz yıllarda Vatikan açıklamıştı. Ama bu 24 Aralık o kadar yerleşmiş bir tarih ki bunu değiştiremeyiz diye de eklemişlerdi.

Evet bir kaç ay sonra da Cemre başlıklarına geçebiliriz biggrin.gif
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teekkr edenler:

Konuya link ver...
Forum iin... (BBCode)
HTML Kullanm...
Direk link...

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

 



RSS Basit Görünüm Tarih : 21.08.2019 - 09:01:43
.: Destekleyenler & Desteklediklerimiz :.
Seksenliyillar.Com | 80ler.Com | sinemabuyusu.com | Kingofcollectors | Seksenler.Forumotion | sekerkizcandy.com | Captano.net