IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

> Fikralar - Masallar - Hikayeler

Blm Kurallar

Kkken byklerinizden dinlediiniz fkra,masal ve hikayeleri bu blmde paylaabilirsiniz

Gzel Paylamlar




 
Reply to this topicStart new topic
Marco
okseybilenkiz
mesaj 20.02.2008, 14:26:43
İleti #1



Grup Simge

Grup: Moderatör
İleti: 8,152
Thanks: 40699 *
Katılım: 20.10.2007
Nereden: krklareli
Üye No: 693
Ruh Halim:



fıkralarda genellikle adamın biri vardır.adı yoktur,nerde yaşadıgı ne iş yaptıgı muglaktır.halbuki benim fıkramdaki adamın bir adı var:marco,marco bir italyan ,50'lerin sonu ile 60'ların başı gibi bir zaman aralığında yaşıyor.meşhur fiat fabrikalarında çalışıyor.marco hiç evlenmemiş,annesi babası yıllar önce ölmüş,kardeşi ,akrabası yok.40-45 yaşlarında.işten eve ,evden işe gidiyor.içki içmez ,diğer işçilerin sözüne karışmaz.yani arkadaşıda yok.insanlar marcoyu sevmiyorlar,birazda tembel oldugu için patronlarınında marcoyu sevdiğini söyleyemeyeçeğim.o kadar yanlız bir insanki yani o kadar olur.
neyse marcoyu kimse önemsemiyor,o da iki kelimeyi bir araya getirip insanlar ile iletişim kurmuyor,ama o günlerde dünyada yeni gelişmeler oluyor.soguk savaş başlamış dünya iki kutba ayrılmış.bu kutupların birinde abd var .abd başkanı(biz ona john diyelim)danışmanlarının tavsiyesi ile bir avrupa seyahatine çıkıyor.duraklardan biride italya.başkana iyi bir gezi programı hazırlanıyor.bu program içinde fiat fabrikalarıda var(sizde ford varsa bizdede fiat var )kabul etmek lazım fabrika gezmek kadar sıkıçı bir iş olamaz.başkanda çok sıkılıyor taki marconun çalıştıgı banta gelene kadar.marco arkasını dönmüş(bu arada marconun işini söylemedim daha önce kapı kollarının vidalarını sıkıyor marco)müdürde orda oldugu için nasıl canla başla çalışıyor görmeniz lazım.başkan marcoya adı ile sesleniyor
-bay marco
-bay marco
marco duyuyor ama müdür orda oldugu için duymamazlıgamı geliyor yoksa gercekten duymuyormu ama başkan omzuna dokunup -dostum marco dediği an dönüyor ve
-oh john sen burda ah
herkes şaşırıyor tabi koskoca abd başkanı ve marco olucak şey değil, başkan kalabalıga dönüyor ve
-bay marco çok eski ve değerli bir dostumdur.yıllar var görüşemedik .gerçi ben hersene onu yazın çiftliğime çagırırım tatili birlikte geçirmek için ama o hiç gelmez.hazır kendisini bulmuşken bir iki saaat konuşmak isterim.
böylece müdürün odasında marco ve başkan tam iki saat konuşmuşlar.kapıdakiler iki kelimeyi bir araya getiremeyen marconun iki saat boyunca ingilizce konuştugunu anlatmışlar daha sonra
başkan giderken marcoyu yine çağırmış.yapması gerekenin elçiliğe gitmek oldugunu kendisinden vize istenmeyeceğini söylemiş.dostca ayrılmışlar.başkan gider gitmez çevresi sarılmış marconun
-nerden tanıyorsun
marco biraz sıkılmış anatmak istememiş ama o kadar ısrar etmişlerki marco zorla şunları söylemiş onlara
-ben gençken bir amerika maceram oldu.ama çok sıkıntı çektim ben orda .aç kaldım birde iftiraya ugradım.hapse düştümen az 30 yıl isteniyordu benim için param yoktu avukat tutamıyordum.işte bu umuttsuz anımda john geldi.affedin başkan geldi. o zamanlar oda genç hukuk mezunu bir avukat.5 dava almış beş davanın beşinide kaybetmiş.kimse ona davasını vermiyor.ben dedi sizi savunmak istiyorum parada istemem.ne yapabilirdim.bütün davalarını kaybetsede sonuçta bir avukattı.kabul ettim ve davamı kazandı.mahkemede o kadar iyi konuştu,savcının delillerini öyle bir çürüttüki.beni suçsuz buldular.bu arada gercekten suçsuzdum.işte bu kadar bay john ilgili anım.bana her zaman sen bana şans getirdin der.benim davamdan sonra adı aldı yürüdü
şimdi bakın marco içtenlikle dogruyu söyledi değilmi?yani taktiri hak etti.böbürlenmedi.hayır hata etti çünkü arkasından hemen dedikodu başladı
-iftiraya ugramış yalan söylüyor.basbayagı ya çinayet işledi ya hırsızlık yaptı.ben bu marcodan hep kuşkulanırdım zaten.böylece marco kendini önemsemiyence bu olay unutulmuş.taki dünyanın diğer yarısının sahibi bir avrupa gezisine çıkmaya karar verinçeye kadar.onada bir program hazırlamış italyanlar fiat fabrikalarındaki gezi programı dail(sizde yok bizde var)marconun çalıştıgı banta gelene kadar o da çok sıkılıyormuş ama evet bildiniz
-yoldaş
-yoldaş size diyorum
-yoldaş marco
ve bir önceki sahne aynen tekrarlanmış.ve bu arada marconun çok güzel ruşça bildiğinide ögrenmişler.ve çevresini sarmışlar bunu nerden tanıyorsun?
-gençken insan herşeye merak ediyor.koministim gençken.başkanıda o yıllardan tanıyorum
dedikodu dururmu?
-ben bu marcoyu hiç sevmezdim koministmiş işte.ne mal oldugunu anlayın
bu konuda bir süre sonra unutulmuş taki anlı şanlı Charles de Gaulle gelinçeye kadar italyaya ve bildiniz marconun çalıştıgı banta.marcoyu görünçe bağırmış
-hele hele kim var burda fransayı kurtaran kahraman burdaymış
ne fransayı kurtaranmı?marcomu nasıl olur.hele de gaulle-madalyan nerde niye onu takmıyorsun dediği an marconun çevresindekilerin yüzünü görmelisiniz.marconun fransızca bildiğinide eklemeliyim bu arada
-bunu nerden tanıyorsun
-söylemiştim koministim ben .karagömlekliler iktidara gelinçe kaçtım bende .fransaya gittim.yeraltı direniş örgütüne girdim.bir gün bana bir takım belgeleri taşıma görevi verdiler.sonradan bana bu belgelerin müttefiklerin paris yolundaki düşman hatlarını tespite yaradıgı söylendi .birde madalya verdiler bana.en yüksek makamdan.fakat sevmem ben böyle şeyleri o yüzden takmıyorum.sonra bu gibi insanları tanımak o kadarda mühim değil,benim böyle çok tanıdıgım vardır
bu söz müdürün kulagına gitmiş tabi.müdür zaten gelen konukların bir işçi parçasına daha fazla iltifat etmelerine bozuluyormuş
-terbiyesiz utanmasa papayı bile tanıyorum diyecek(ah bu italyanlar için tanınacak kişi papadır,onu tanımıyorsanız kimseyi tanımıyor sayılırsınız)
müdürün sözlerini marcoya yetiştirmişler marcoda şöyle demiş
-papa hazretlerini tanırım.müdür bey daha önce söyleseydi daha önce tanıştırırdım.ama fark etmez bu haftasonu gideriz.
ve gitmişler.müdür,marco ve müdürün sekreteri.o günde önemli bir günmüş.dünyanın heryerinden insanlar meydana toplanmış.77 -5 millet orda.hava sıcak.marco
-ben gideyim papa hazretlerine geldiğimizi söyleyeyim.içerde oturalım
gitmiş ve 5 dakikasonra balkonda papa ve marco gözükmüşler.papa
-git oglum getir müdürünü .burda çay içeriz
marco meydana indiğinde bir bakmış müdür yerde baygın yatıyor, -ne oldu demiş beni papanın yanında görüncemi bayıldı
-hayır demiş sekreter sizi papanın yanında görünçe değil arkadaki iki çinlinin birbirlerine-ya baksana lee bu adam bizim marco değilmi.ona benzettim ama yanındaki beyaz takkaliyi tanıyamadım sen çıkardınmı dediğini duyunca bayıldı




(bu fıkrayı ilk defa hürriyet gazetesinde hasan pulur'un köşesinde okumuştum-80'lerde hürriyette yazardı pulur olaylar ve insanları-nerden baksam o yıldan beri 100 defa anlatmışımdır.ama ilk defa yazdım.imla hatalarımı görmezden gelin)


--------------------
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teekkr edenler:
okseybilenkiz
mesaj 09.08.2009, 11:10:31
İleti #2



Grup Simge

Grup: Moderatör
İleti: 8,152
Thanks: 40699 *
Katılım: 20.10.2007
Nereden: krklareli
Üye No: 693
Ruh Halim:



marco değil carlo imiş laugh.gif hasan pulur 2 ağustos pazar günü tekrar yazdı marco(affedersiniz carlo)nun öyküsünü.

Carlo eski bir hikye...

2 Ağustos Pazar 2009


GEEN pazar günü yazdığımız fıkralar tutmuş, okur tepkilerinden anladık, çoktandır fıkra yazıp kıssadan hisse çıkarmıyorduk, demek isteniyormuş...
Tepkilerin en ilginci bir ilkokul öğrencisinden geldi:
“Dedem anlattı, ama aklında tam kalmamış, sizin herkesin tanıdığı bir Carlo’nuz varmış...”
Evet, herkesin tanıdığı bir Carlo vardır, bir de onun taklitleri vardır, onlar da herkesi tanırlar! Kimin elini cami avlusunda, cenazede sıksalar, ertesi gün adama adıyla hitap ederler, “Bizim Ahmet!” diye...
Neyse, gelelim Carlo’ya...
* * *
CARLO, talya’da Fiat otomobil fabrikasında çalışan, kendi halinde bir işçiymiş.
Fransa Cumhurbaşkanı De Gaulle’ün talya ziyaretine kadar kimse onu tanımazmış. De Gaulle’ün talya gezi programında Fiat fabrikaları da varmış. De Gaulle fabrikayı gezerken, birden duraklamış tezghın başındaki işçi dikkatini çekmiş ve ellerini açmış:
“- O Carlo, sen burada mısın?
- Vay Charles, sen misin?”
De Gaulle ile Carlo sarmaş dolaş olmuşlar...
Herkes şaşkın!
De Gaulle dönüp anlatmış:
“- Carlo ile biz eski arkadaşız. Alman işgalinde birlikte çalıştık. Bize çok yardımı oldu.”
talyan protokolü hemen durumu idare etmiş.
“- Ekselans, bu fabrikanın en iyi işçisi de Sinyor Carlo’dur. Önümüzdeki günlerde kendisine törenle bir madalya takacaklar...”
De Gaulle çok memnun olmuş, Carlo ile vedalaşıp fabrikadan ayrılmış...
Herkes Carlo’nun etrafını sarmış.
“- Yahu, sen De Gaulle’ü nereden tanıyorsun?
- Söyledi ya!
- Sen daha önce niçin bize bundan söz etmedin?
- ok mu önemli!”
* * *
ARADAN birkaç ay geçmiş, olay unutulmuş, bu defa talya’ya Amerikan Başkanı Nixon gelmiş. Ona da aynı fabrikayı dolaştırıyorlarmış. O da tıpkı De Gaulle gibi birden duraklamış:
“- Vay Carlo, sen burada mısın?”
Aynı sahne, sarılıp kucaklaşmışlar.
Nixon anlatmış:
“- Ben o zaman genç bir avukattım. Carlo’nun bir işi düştü, bana geldi, ilk kazandığım dava onun davasıydı!”
talyanlar yine şaşkın, Nixon gidince Carlo’yu sorguya çekmişler:
“- Anlat yahu, Nixon’u nereden tanıyorsun?
- Canım, gençlik yıllarımızda Amerika’ya gitmiştim. Başıma bir iş geldi, param yok, genç tecrübesiz bir avukat buldum, davayı kazandı. Sonra talya’ya döndüm, fabrikaya girdim, o da Başkan olmuş!
- Yahu insan söylemez mi?
- ok mu önemli!”
* * *
GEL zaman git zaman fabrikaya bu sefer Rus Başbakanı Kosigin gelmiş, dolaşırken, Carlo’nun önünde durmuş:
“- Yoldaş, senin adın Carlo değil mi?
- Evet Aleksi!”
Yine sarmaş dolaş...
Kosigin gidince, Carlo açıklama yapmak zorunda kalmış:
“- Gençliğimizde biraz komünistlik yaptık, bunu da o zaman tanıdım.
- nsan söylemez mi?
- ok mu önemli? Ben öyle çok adam tanırım!”
Fabrika müdürü kızmış:
“- Yani şimdi, neredeyse Papa’yı da tanıdığını, arkadaşın olduğunu söyleyeceksin...
- Oooo, en iyi arkadaşımdır!”
- Atma!
- Tecrübesi bedava!
Müdür kızmış:
“- Tamam, o halde pazar günü Vatikan’a gidelim, bakalım Papa seni tanıyacak mı?
- Olur, gideriz!”
* * *
PAZAR günü, müdür, muavini ve Carlo Vatikan’a gitmişler...
Carlo izin isteyip Vatikan’ın kapısına gitmiş, nöbetçilerle bir şeyler konuşmuş, kapı açılmış, içeri dalmış.
Müdür, muavinine dönmüş:
“Yoksa Papa’yı da mı tanıyor?
- Kim bilir, bakalım, bekleyeceğiz!”
Biraz sonra meydandaki kalabalık dalgalanmış, herkes Papa’yı görmek için hareketlenirken, balkonun kapısı açılmış ve Papa yanında Carlo ile görünmüş...
Müdür muavinine, muavin müdüre bakarken, Carlo da gözleriyle meydandaki kalabalık arasında müdürünü aramış...
* * *
PAPA tam duaya başlarken, Carlo, kulağına eğilmiş:
“- Sen duaya devam et, bizim müdür yerde yatıyor, gidip bakayım, ne olmuş?”
Carlo fırlayıp meydana koşmuş, kalabalığı yara yara müdürün yanına varmış, bakmış adam yerde baygın, ayıltmaya çalışıyorlar:
“- Yahu ne oldu buna?”
Müdür muavini başını sallamış:
“- Bayıldı!
- Beni Papa’nın yanında görünce mi bayıldı?
- Hayır, seni Papa’nın yanında görünce bayılmadı da arkamızdaki iki Japon sana bakıp, ‘Yahu bu bizim Carlo, yanındaki takkeli adam kim?’ deyince düşüp bayıldı...”


--------------------
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teekkr edenler:

Konuya link ver...
Forum iin... (BBCode)
HTML Kullanm...
Direk link...

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

Collapse

> Benzer Balklar

  Başlık Yantlar Konuyu Balatan Okunma Son Faaliyet
No New Posts Marco ve Annesi
3 okseybilenkiz 1,502 28.03.2015 - 20:48:22
Gn: bilgehan
No New Posts Marco
1 alpino 1,508 02.04.2012 - 10:13:46
Gn: ember
No New Posts Marco Van basten
0 1980 1,004 30.03.2012 - 11:36:00
Gn: 1980
No New Posts Marco
3 soner1971 2,023 30.03.2011 - 14:14:15
Gn: lifelines
No New Posts Marco Polo
0 alpino 1,674 25.01.2011 - 15:47:53
Gn: alpino


 



RSS Basit Görünüm Tarih : 21.08.2019 - 09:53:59
.: Destekleyenler & Desteklediklerimiz :.
Seksenliyillar.Com | 80ler.Com | sinemabuyusu.com | Kingofcollectors | Seksenler.Forumotion | sekerkizcandy.com | Captano.net