IPB

Hoşgeldiniz ( Giriş | Kayıt Ol )

> Yayinlar

Bölüm Kuralları

Eski günlere ait tüm gazete,dergi,kitap vb yayınları bu bölüme yazabilirsiniz.

Güzel Paylaşımlar




 
Reply to this topicStart new topic
Pehlivan Tefrikaları
puxa vida
mesaj 05.07.2007, 12:13:10
İleti #1



Grup Simge

Grup: Üye
İleti: 25
Thanks: 78 *
Katılım: 04.07.2007
Üye No: 220



Yanilmiyorsam özellikle Tercüman Gazetesi'nde yayimlanirlardi.

Kel Aliço,Adali Halil,Kurtdereli Mehmet,Filiz Nurullah,Sari Hafiz,Kara Ahmet,Koca Yusuf,Hergeleci Ibrahim,Kara Emin gibi pehlivanlarimizin er meydaninda yaptiklari künde,paça-kazik,el ense,tirpan gibi oyunlari günlerce anlatilir,tasvir edilirdi.


--------------------
Ne güzel komsumuzdun sen Fahriye Abla!
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
Mrbom
mesaj 05.07.2007, 14:55:19
İleti #2



Grup Simge

Grup: Administrator
İleti: 4,580
Thanks: 19980 *
Katılım: 26.05.2007
Nereden: İstanbul
Üye No: 47
Ruh Halim:



Kel aliço ile Koca yusuf un müsabakasi...




Güres Basliyor

Aliço, Yusuf’u daha ilk agizda yildirmak için dehsetli bir el ense ile gürese girmisti. Ahali, Aliço’nun dehsetli el ensesini yiyen Yusuf’un pek sarsilmadigini görünce, o güreste beklenmiyen bir seyler olabilecegini hissetmisti. Aliço hasmindan hiç çekinmedigini göstermek için çok dik güresiyordu.(...) Güres bir saati geçerken biraz ayrilip aci aci naralandiktan sonra Yusuf’un üstüne varan Aliço’nun bütün heybetiyle çift paçaya dalmasi bir olmustu. Yusuf, harikulâde bir dönüsle Aliço’nun topuklarini havalandirmasina vakit birakmadan öne dogru baliklanip yüzükoyun düsmüstü. (...) Gurubun turuncu isiklari meydana yayilirken Yusuf bir daha alta düsmeden gaddar Aliço’ya kafa tutar halde güresi sürdürüyordu. Hizi gittikçe artarak saatlerdir devam eden bogusmada hangi pehlivanin galip çikacagini kestirmek mümkün degildi. Fakat Koca Yusuf'’n Aliço’dan daha nefesli oldugu hissediliyordu.(...)

Aliço’nun Emaneti

Vakit hayli ilerlemis, gece karanligi çökmege baslamisti. Aliço, içinde yatan aslanin nasil kükredigini, bu son güresinde dahi gençligindeki gibi sahlandigini bir daha gösteriyordu. Güresi birakmak için araya girenlere, efsanevî kahramanlarin diliyle söyle bagiriyordu: -A be agalar, bunun burasina Kirkpinar meydani derler. Yenisinceye kadar tutusulur. Zift fiçilari, çiralar niçin durur? Karanlik basinca yakariz onlari. Ben vaktiyle pistigim güresleri birakir miydim? Bizden sonra bu meydanin bekçiligini yapacak su kizan da bu güresi hakedecekse etsin. Ben bu kizani zaten baspehlivanliga nasipli gördüm. Adali ile güreslerini bu meydanda da, baska meydan da ayirdederler. Ama beni yenebilecekse yensin... Yusuf gibi bir pehlivana yenilmek kaderde ise yerinecek ne var? Hem ben meydanlardan çekilecegim. Aliço’yu yenmek talihini su koca oglan bir daha nerede bulacak? Birakin. Bu senenin Kirkpinar ödülünden baska, Aliço’yu yenmis olma firsatini da ben su delikanliya vereyim. Bu firsat Yusuf’a çok degildir. Birakin güresimize devam edelim... Aliço’nun bu yürekten sözlerine karsi Koca Yusuf dayanamamis, aglamaga baslamisti. Saçlarina kir düsmüs Aliço’nun önünde diz çökercesine ihtiramla durmus, iki eliyle sag elini kavramis; öpüyor, yalvariyordu: - Ustalarin ustasi. Cihan pehlivanlarinin pehlivani. Gel etme, su güresi agalarin istedikleri gibi birakalim. Sözlerinle beni yendin. Elimde, ayagimda derman kalmadi. O lâflardan sonra ben seni artik tutamam. Istersen sen tut da sirtimi yere getir. Beni bu meydana lâyik gördünse ver su ellerini, babamin elleri gibi bir daha öpeyim de, sen da bana bundan sonrasi için dua et... Aliço, Yusuf’un agliyarak yalvarmasi karsisinda yumusamis, baspehlivanligi hasmina su sözlerle emanet edip meydandan ayriliyordu: - Yusuf!.. Su meydani sana birakiyorum. Gözüm arkamda kalmiyacak. Kirkpinar’a lâyik bir baspehlivanmissin ogul. Bu sene ki ödül de baspehlivanlik gibi hakkindir. Al, ikisini de güle güle sahip ol...

Esref Sefik’in ‘Tarihi Türk Güresleri’ kitabindan.


* Hayat Dergisi, 8 Haziran 1961, Sayi 24


--------------------
Play it again,Raphael
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
çokseybilenkiz
mesaj 14.12.2007, 15:45:02
İleti #3



Grup Simge

Grup: Moderatör
İleti: 7,771
Thanks: 38203 *
Katılım: 20.10.2007
Nereden: kırklareli
Üye No: 693
Ruh Halim:



tercüman gazetesindeki tefrikalari görmüstüm ama hiç okumadim.birde dilimizde bir deyim vardir.''pehlivan tefrikasi na döndü''diye sonuça baglanmayan olaylari anlatmak için kullaniriz saniyorum


--------------------
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
Mrbom
mesaj 12.02.2010, 03:32:40
İleti #4



Grup Simge

Grup: Administrator
İleti: 4,580
Thanks: 19980 *
Katılım: 26.05.2007
Nereden: İstanbul
Üye No: 47
Ruh Halim:



İlk Mesajdan devam..............




Koca Yusuf namını ilerletince bir yolculuğa çıkar. Yolda bir öküz kağnısının çamura saplandığını görür 4 kiş kağnıyı bir karış oynatamaz yardıma koşar birde ben deneyeyim gardaşlar deyip kağnının okunu tutar herkes geri çekilip Yusuf’un gücünü izler. Yusuf kağnıyı öyle sert çeker ki kağnı çamurdan çıkar da oku da yusufun elinde kalır. Köylüler şaşkın sen pehlivansın galiba derler. Evet der Yusuf. İstersen misafirimiz ol, bizim köyün dehşetli pehlivanı var onunlada güreş tut. Tamam deyip köye varırlar o zaman Yusuf yaşını başını almış en güçlü çağı karşısındaki pehlivan ise daha çok genç adıda Mehmet köyde Kurtdere ileride Kurtdereli olacak olan Mehmet’dir. Bu güreş başlar itiş kakış derken yusuf genci avkalar paça kasnaktan yakalar sertçe çeker Kurtdereli de kaya gibi direnir olan kurtderelinin kispetinin paçası Yusuf’un elinde kalır. O kispet yağı çekince 16 kilo geliyor insan gücüyle kopması çok zor [günümüzde kispet koparacak yiğit yoktur] Kurtdereliye yeni bir kispet gelir paçaları urganla sıkıca bağlanır yeniden güreş başlar Koca Yusuf ne eder eder elini urganın altından geçirirmeyi başarır sertçetekrar paçadan atmak ister ama Kurtdereli’nin ayak gücü çok fazladır istedimi kaval kıran tırpanlar sallayabilmektedir oda paçasını tersine doğru sallar olan urgana olur urgan kopar kıspet boydan boya yırtılır köylüler bir kispet daha getirelimmi derler Kurtdereli demirdende getirseniz bu adam yine yırtar boşuna getirmeyin der Yusuf da köylülere bu Mehmet ileride büyük pehlivan olur şimdiden bana sakatlatmayın deyip yoluna gider. Bir organizatör Osmanlı’nın bu insan üstü güçteki pehlivanlarını görünce Avrupa ve Amerika’da güreşler tertipler Yusuf’a rakip yoktur. Kuralların dışında bir minderde 3 gavurla güreşir 2 dakika da hepsini yener bakarlarki böyle bir anlamı yok Türkiye’den Hergeleci İbrahim’i bulurlar. Hergeleci 1.85 boyunda 100 kilo ağırlığındadır. Güreş tarihine en çok oyun bilen pehlivan olarak geçer çoğu kendi oyunlarıdır güreşe tutuşulur uzun bi güreş derken Yusuf kurt kapanına alır herkes Hergeleci öldü diye ayırırlar. Bakarlar ki sapasağlam Hergeleci anlamaz neye güreşi böldünüz diye sorar. Yeniden tutuşulur Yusuf bu sefer ayı boğana alır herkes Hergeleci gitti derken Hergeleci sıyrılır çıkar derken mahsus yere yatar. Yusuf Hergeleci’nin oyununa gelmemek için ayağıyla vurur kalk kalk kalkınca yarım boyundurukla başını sarmalar. Herkes Hergeleci boğuldu deyip ayırırlar. Hergeleci porsuk gibi kalkar, hiç bir şeyi yok. Bırakmadınız ağız tadıyla güreşelim oyunlarımı yapayım be der. Yusuf da Hergeleci’ye yürü İbrahim bunlar bizim dilimizden anlamadı der. Güreş berabere biter Hergeleci oyunlarını Karaahmet e öğretir. Çırağını öyle yetiştirir ki çok kısa bir sürede Fransada cihan şampiyonu olur. Kara Ahmet kendisine öyle güvenir ki bir gösteri yerine gider burada çok irir bir ayıya sahibi güreş öğretmiş ayı aynı usta bir pehlivan gibi güreşiyor. Oyunlar yapıyor önüne geleni de yıkıyor ayılarla insanların güreştirildiğini duymuşsunuzdur ama bu ayı diğerlerinden çok iri ve tam bir güreşçi hiç bir insan yıkamıyor onu.. Kara Ahmet ayıyla güreşe çıkar tam yarım saat ayı Kara Ahmet’i kovalar. Kara Ahmet yıkıldı yıkılacak kan ter içinde karşısındaki insan değilki tutup vursun yere yarım tonluk ayı derken ayının karşısında geri geri kaçar ayı üstüne yürüken dengesi bozulur tam o anda ayının bağrından güçlüce iter ayı sırt üstü düşer. Ayıya yenilse idi altın kemerini sahibine vermeyi vaad etmişti. Sahibi bir güreş daha ister hem de her şeyine Kara Ahmet ayıyla karşılaşmak istemez bi daha ayıda asil bir pehlivan gibi yenilgisine ağlar. Güreşin altın çağında yetişien en iyi pehlivanlardan biride Çolak Mümin’dir. Hafif uzun boylu kırık kollu ve 75 kilo ağırlığında bir pehlivan olmasına karşın yenilgi yüzü görmemiştir. Adalı’yı 3 defa yıkmıştır. Aliço’nun hakemliğinde Koca Yusuf’la güreşmiş yarım açık düşme tantanası yüzünden Aliço maçı bitirmiş, Yusuf da Aliço’ya olan saygısından peki usta deyip ayrılmıştır. Diğer bir pehlivan ise Filiz Nurullah’tır. Uzun boyu yüzünden Filiz Nurullah denir. 2.18 cm boy 207 kilo ağırlığı vardır. Pehlivanların ağırlık ve boyları o zamanki ölçülerle belirlenbdiğinden dilden dile değişir mesela nurullah 161 okka yani 207 kilodur bu 161 kilo diyede yayılmıştır. Onu Avrupa’ya Koca Yusuf’la beraber davet etmişler fakat orada devasa boyutları yüzünden mindere çıkarılmamıştır. Sadece Koca Yusuf’a yıkılmıştır ki Yusuf da çok iri bir pehlivandır. Nurullah’tan sonra en iri pehlivan Makarnacı Hüseyin’dir. Abdülaziz’in taktığı diğer bir namıyla Paşa Göbeksiz olmasına karşılık tam 184 kiloluk fil gibi güçlü bir pehlivan omuzları çok geniş kollarıda çok kalın ve uzun bir pehlivan yıkmanın mümkünü yok. Koca Yusuf Adalı ve Çolak’tan eskidir. Aliço ile güreşleriyle meşhurdur aliço uzun boylu kuvvetli görünüşlü ama Makarnacı ve Yusuf kadar iri değil ustalık ve cesurca sert hareket ve oyunlarıyla bir çok pehlivanı ezmiştir. Gelelim Kurtdereli’ye çok hırslı bir pehlivandır. Yeni dönemlerindeyken Aliço ile paşanın akranları olan adındanda anlaşılacağı gibi sert bir pehlivan olan Kazıkçı Karabekir tarafından kazıga vurulmuş ve sakatlanmıştır. Herkes güreş hayatı biter derken 1 sene boyunca camız sütü et pekmez bal gibi yiyeceklerle kendini besiye çekmiş yeniden çayırlara dönmüştür. Bir defada Katrancı Halil’e yıkılan Kurtdereli hırs edip 4-5 kişiyle idman edip 1 sene sonra katrancıdan rövanşı almıştır. Katrancı’nın adı şurdan gelir; Balıkesir Gönen’de yaman bir pehlivandır. Ustasından Kırkpınar’a gitmek için destur ister oda karşıki dağın çalılarını elleriyle sökerse kendisini kırkpınara götüreceğini söyler. Halil de 7 ayda koca dağın çalısını elleriyle sökmüş ellerinin yaralarına da katran dökmüşler. Adı oradan Katrancı Halil’e çıkmış. Ustası onu Kırkpınar’a hazırlamak için yaptırmış bu işi. Bütün bu pehlivanların yetişmesinde Abdülaziz’in rolü çok büyüktür. Kendisi de usta bir pehlivandır. Aliço kendisiyle güreşmiş Abdülaziz’i sırt üstü vuracakken vazgeçmiş. Padişah niye böyle yaptığını sorunca; “İslam aleminin halifesinin sırtını yerde görmek yenilmekten ağır gelirdi.” demiştir. Şimdi biz bu sporu Rus’lara bıraktık…


--------------------
Play it again,Raphael
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
raymond
mesaj 12.02.2010, 21:53:25
İleti #5



Grup Simge

Grup: Mazi Hocası
İleti: 1,673
Thanks: 7442 *
Katılım: 23.06.2007
Nereden: Kütahya
Üye No: 172



Ali Gümüş'ün Tercüman'da yıllarca yayınladığı bu yazılara müptela insanlar tanımakla birlikte (ki genellikle orta ve ileri yaşlılardı) benim doğru dürüst okuma fırsatım olmamıştır... Unutulmaz pehlivanların yaşam öyküleri ve başarılarıyla ilgili olarak bu teknoloji çağında pek muhtemeldir ki internette sayısız bilgi mevcut... O bakımdan Gümüş'ün büyük bir emek sarfederek gerçekleştirdiği araştırmalar neticesinde topladığı bilgi belgeye; merakını, ilgisini ve yazarlığını katarak meydana getirdiği yazı dizisinin gerçekten de takdire şayan olduğunu düşünüyorum...


--------------------
Hey gidi günler heeey !
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
lifelines
mesaj 26.04.2011, 20:47:22
İleti #6



Grup Simge

Grup: Moderatör
İleti: 2,342
Thanks: 13565 *
Katılım: 22.11.2007
Nereden: İstanbul
Üye No: 1,180
Ruh Halim:



Tercüman Gazetesindeki tüm Pehlivan tefrikalarını istemeden de olsa okumuştum.
Babam, okuma yazması yokmuş gibi inadına bana sesli okutturur, kendisi keyifle dinlerdi. Adı üstünde tefrika, sonu bir türlü gelmezdi ve kahramanların fiziki kuvveti hep abartılırdı.
Haziran 1986 Tercüman Gazetesi Pehlivan Tefrikası, Murat Sertoğlu'nun kaleminden Bursalı Koca Rüstem.

Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
Adore
mesaj 20.06.2011, 22:31:31
İleti #7



Grup Simge

Grup: Forum Demirbaşı
İleti: 4,485
Thanks: 17160 *
Katılım: 02.06.2011
Nereden: _/_/_/_/_/
Üye No: 54,831
Ruh Halim:



Eve günlük olarak gelen Tercüman Gazetesi nedeniyle bu tefrikaları çocukluğumda bol bol okudum.
15 günde künde atanları, 1.5 ayda rakibini açık düşürenleri takip ettim.
Bu tefrikaların kendine has bir üslubu vardı.
Anlatılan hikayelerde Saray pehlivanı olarak anılan isimler, arkadaşların da belirttiği gibi herkesin tanıdığı isimlerdi.
O yıllarda gazeteler okunmak için alınırdı.

Bence günümüzle en büyük fark budur.


--------------------
Doğduğum gün gözlerime bakıp gülümseyen melek, seni hiç unutmadım
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
sahaf
mesaj 15.09.2011, 18:58:51
İleti #8



Grup Simge

Grup: Forum Demirbaşı
İleti: 5,003
Thanks: 23611 *
Katılım: 30.05.2007
Nereden: Zeytinburnu / Vargeller
Üye No: 68
Ruh Halim:



Sitede adları sadece burada geçiyor bu pehlivanlarımızın, burası uygun olur sanırsam.

Hayat Dergisinden

  Misafirlere Kapalı Link. Linkleri Görebilmek İçin Üye Olunuz.  


--------------------
Titresin bir mum alevinde o eski günler, bir gümüş çerçeveden seyret yine maziyi, bir nezaketli ince söz duyar da belki, o sararmış resmin hayat bulur yeniden.

Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
Adore
mesaj 15.09.2011, 19:45:18
İleti #9



Grup Simge

Grup: Forum Demirbaşı
İleti: 4,485
Thanks: 17160 *
Katılım: 02.06.2011
Nereden: _/_/_/_/_/
Üye No: 54,831
Ruh Halim:



Sitede adları sadece burada geçiyor bu pehlivanlarımızın, burası uygun olur sanırsam.

Hayat Dergisinden

  Misafirlere Kapalı Link. Linkleri Görebilmek İçin Üye Olunuz.  



Aliço, Kurtdereli ve Şamdancı İbrahim pehlivanların tefrikalarını okudum.
Hayat dergisinin yayınladığı bu resimler, karpuz sergilerinde çerçevelenip çadırın orta direğine asılırdı.
Gariptir ki bu tefrikaların bir faydasını göreceğimi doğrusu ummazdım..

Bir köy ziyaretinde, çocuklar "İstanbul'dan misafir geldi" diyerek etrafıma toplanmışlardı.
Kimi giyimime bakıyor, kimi de beni baştan aşağı süzüyordu.
Sonra "İstanbullular güreş bilmez" muhabbeti açıldı..
Amcaoğulları ise "O'nun bildiği güreşi hiç kimse bilmez" diyerek bana arka çıkmışlardı.
Sonra aralarında bizi güreştirme sevdasına kapıldılar..
Eğer yenilirsem rezil olacağım..
Karşıma çıkan çocuk zebellah gibi..
El ele tutuştuk ve işaret verildi.
Ben o anda ayağımı uzatıp çelme taktığımı ve çocuğu ittiğimi hatırlıyorum.
Feci şekilde düşüp yuvarlanmıştı..

Alkışlarla beni omuzlarına alıp taşıdılar..
Evde de saatlerce ballandıra ballandrıa anlattılar..
Halbuki o çocuk beni o anda bir yakalasa, kemiklerimi kırardı smile.gif
Yaşım 11 filandı..


--------------------
Doğduğum gün gözlerime bakıp gülümseyen melek, seni hiç unutmadım
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:
PROTOSS
mesaj 17.09.2011, 03:13:59
İleti #10



Grup Simge

Grup: Mazi Hocası
İleti: 2,066
Thanks: 9635 *
Katılım: 25.03.2009
Nereden: Aiur
Üye No: 4,771
Ruh Halim:



Sonra "İstanbullular güreş bilmez" muhabbeti açıldı..


Sevgili Slope biz İstanbulluların şerefini koruduğunuz için teşekkür ederiz smile.gif biz istanbulluların böyle bir handikapı vardır di mi ? kimileri çıkar sen beni biliyor musun ben mardinliyim (ben trabzonluyum, ben erzincanlıyım vs. gibi) laflar söyleyerek gurur duyarlar, atıp tutarlar kısacası. smile.gif tabi ben istanbulluyum demek biraz garip kaçıyor laugh.gif

Neyse ben bu pehlivan tefrikalarını komşumuz tercüman gazetesi aldığından ve gazeteleri değiş tokuş yaptığımız için okuma fırsatım oldu. Bin bir hevesle okumaya başladığım bir aliço vardı ama bir süre sonra artık kabak tadı mı vermişti, nedir okumaktan vazgeçmiştim. Zaten tercüman da okunacak gazete değildi. resim azdı, millete gaz verme çoktu smile.gif


--------------------
Galaksi ! Bir kişi kukla olmadığını ne zaman bilebilir ? Bir kişi kukla olmadığını nasıl bilebilir ? / İkinci Vakıf Bölüm 21
Go to the top of the pagePM
 
+Quote Post
Bu iletiye teşekkür edenler:

Konuya link ver...
Forum için... (BBCode)
HTML Kullanım...
Direk link...

Reply to this topicStart new topic
1 kullanıcı bu başlığı okuyor (1 Misafir ve 0 Gizli Kullanıcı)
0 üye:

Collapse

> Benzer Başlıklar

  Başlık Yanıtlar Konuyu Başlatan Okunma Son Faaliyet
No New Posts Pehlivan
1984
2 çokseybilenkiz 361 05.06.2011 - 03:46:39
Gön: loreyeno


 



RSS Basit Görünüm Tarih : 18.09.2014 - 19:43:13
.: Destekleyenler & Desteklediklerimiz :.
Seksenliyillar.Com | 80ler.Com | sinemabuyusu.com | Kingofcollectors | Seksenler.Forumotion | sekerkizcandy.com | Captano.net