Warning: date(): It is not safe to rely on the system's timezone settings. You are *required* to use the date.timezone setting or the date_default_timezone_set() function. In case you used any of those methods and you are still getting this warning, you most likely misspelled the timezone identifier. We selected the timezone 'UTC' for now, but please set date.timezone to select your timezone. in /home/anilarim/domains/anilarim.net/public_html/nostalji/forum/sources/ipsclass.php on line 824

Warning: date(): It is not safe to rely on the system's timezone settings. You are *required* to use the date.timezone setting or the date_default_timezone_set() function. In case you used any of those methods and you are still getting this warning, you most likely misspelled the timezone identifier. We selected the timezone 'UTC' for now, but please set date.timezone to select your timezone. in /home/anilarim/domains/anilarim.net/public_html/nostalji/forum/sources/ipsclass.php on line 827

Warning: date(): It is not safe to rely on the system's timezone settings. You are *required* to use the date.timezone setting or the date_default_timezone_set() function. In case you used any of those methods and you are still getting this warning, you most likely misspelled the timezone identifier. We selected the timezone 'UTC' for now, but please set date.timezone to select your timezone. in /home/anilarim/domains/anilarim.net/public_html/nostalji/forum/lofiversion/index.php on line 598
Anılarım.Net > Mevlana Celaleddin Rumi
Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: Mevlana Celaleddin Rumi
Anılarım.Net > NOSTALJİ VE MAZİ > Şairler, Şiirler ve Yazarlar
ari maya
MEVLANA CELALEDDIN RUMI hayati ve siirleri





Mevlâna 30 Eylül 1207 yilinda bugün Afganistan sinirlari içerisinde yer alan Horasan yöresinde, Belh sehrinde dogmustur.


Mevlâna'nin babasi Belh sehrinin ileri gelenlerinden olup sagliginda "Bilginlerin Sultani" ünvanini almis olan Hüseyin Hatibî oglu Bahaeddin Veled'dir. Annesi ise Belh Emiri Rükneddin'in kizi Mümine Hatun'dur.


Sultânü'l-Ulemâ Bahaeddin Veled, bazi siyasi olaylar ve yaklasmakta olan Mogol istilasi nedeniyle Belh'ten ayrilmak zorunda kalmistir. Sultânü'l-Ulemâ 1212 veya 1213 yillarinda aile fertleri ve yakin dostlari ile birlikte Belh'ten ayrildi.
Sultânü'l-Ulemâ'nin ilk duragi Nisâbur olmustur. Nisâbur sehrinde taninmis Mutasavvif Ferîdüddin Attar ile de karsilasmistir. Mevlâna burada küçük yasina ragmen Ferîdüddin Attar'in ilgisini çekmis ve takdirlerini kazanmistir.1222 yilinda Karaman'a gelen Sultânü'l-Ulemâ ve ailesi burada 7 yil kaldi. Mevlâna 1225 yilinda Serefeddin Lala'nin kizi Gevher Hatun ile Karaman'da evlendi. Bu evlilikten Mevlâna'nin Sultan Veled ve Alâeddin Çelebi adinda iki oglu oldu. Yillar sonra Gevher Hatun' u kaybeden Mevlâna bir çocuklu dul olan Kerra Hatun ile ikinci evliligini yapti. Mevlâna'nin bu evlilikten de Muzaffereddin ve Emir Alim Çelebi adli iki oglu ve Melike Hatun adli bir kizi dünyaya geldi.Sultânü'l-Ulemâ, 12 Ocak 1231 yilinda Konya'da vefat etti. Mezar yeri olarak Selçuklu Sarayi'nin Gül Bahçesi seçildi. Günümüzde müze olarak kullanilan Mevlâna Dergâhi'na bugünkü yerine defnedildi.Mevlâna 15 Kasim 1244 yilinda Sems-i Tebrizî ile karsilasti. Mevlâna Sems'te "mutlak kemâlin varligini" cemalinde de "Tanri nurlarini" görmüstü. Ancak beraberlikleri uzun sürmedi. Sems aniden öldü. Mevlâna Sems'in ölümünden sonra uzun yillar inzivaya çekildi. Daha sonraki yillarda Selâhaddin Zerkubi ve Hüsameddin Çelebi, Sems-i Tebrizî'nin yerini doldurmaya çalistilar.




Yasamini "Hamdim, pistim, yandim" sözleri ile özetleyen Mevlâna 17 Aralik 1273 pazar günü Hakk'in rahmetine kavustu. Mevlâna'nin cenaze namazini vasiyeti üzerine Sadrettin Konevi kildiracakti. Ancak Sadreddin Konevi çok sevdigi Mevlâna'yi kaybetmeye dayanamayip cenazede bayildi. Bunun üzerine Mevlâna'nin cenaze namazini Kadi Siraceddin kildirdi.
Mevlâna ölüm gününü yeniden dogus günü olarak kabul ediyordu. O öldügü zaman sevdigine, yani Allah'ina kavusacakti. Onun için Mevlâna ölüm gününe dügün günü veya gelin gecesi manasina gelen "Seb-i Arûs" diyordu ve dostlarina ölümünün ardindan ah-ah, vah-vah edip aglamayin diyerek vasiyet ediyordu


BASKA YARINLAR

Bugün yüzünde bir baska güzellik var senin,
bugün dudaginda baska bir tad var,
boyunda baska bir yücelik.
Bugün kirmizi gülün bir baska daldan.

Ayin gökyüzüne bugün sigmamis.
Göklere benzeyen gögsün bugün daha genis.
Hangi yanindan kalktin bu sabah, söyle,
bir baska kavga var dünyada senin yüzünden,
dünyada bir baska gidis

Biz senin gözlerinden gördük
arslanlara meydan okuyan o ceylani,
Baska bir ovasi var o ceylanin bugün
iki cihandan da disari

Seven insanin ayagi mi yok,
iste ona ölümsüzlük kapandi.
Yukarlarda onunla uçar gider.

Gözlerinin denizinde onu arama.
Oinci bir baska denizde.

Bakarsin bugün sever bu yürek,
yarin sevilir bakarsin.

Yüregimin özünde baska yarinlar var.


BEN BENDE DEGIL

Ben bende degil, sende de hem sen, hem ben,
Ben hem benimim, hem de senin, sen de benim,
Bir öyle garip hale bugün geldim ki
Sen benmisin, bilmiyorum, ben mi senim.

BIZIM CANIMIZA GELSIN

Hastaliklar senden uzak olsun, ey canlarimizin rahati,
ey gören gözümüz,
kem gözler senden uzak olsun!

Bedenin saglam olsun, ay yüzlü güzel,
gölgen basimizdan eksik olmasin!

Gül bahçesine benzeyen yüzün,
o gönül otlagimiz,
ovamizin yesilligi,
nasilsa hep öyle kalsin,
hep öyle taze, yesil.

Bizim canimiza gelsin
senin bedenine gelen agri.


GEL

Gene gel, gene.
Ne olursan ol, ister kafir ol,
Ister atese tap, ister puta,
Ister yüz kere tövbe etmis ol,
ister yüz kere bozmus ol tövbeni...
Umutsuzluk kapisi degil bu kapi,
Nasilsan,
Öyle gel...

HEP O

Ask geldi, kan gibi
Damarlarima derime doldu.
Beni benden aldi,
Varligimi sevgiliye doldurdu.
Kisaca;
Bana benden kalan bir ad;
Ancak ötesi hep o...


OLDUGUN GIBI GÖRÜN

Günes gibi ol sefkatte,merhamette.
Gece gibi ol ayiplari örtmekte.
Akarsu gibi ol keremde,cömertlikte.
Ölü gibi ol öfkede ,asabiyette.
Toprak gibi ol tevazuda,mahviyette.
Ya oldugun gibi görün,ya göründügün gibi ol.



elvina
Demedim mi?
 

Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalniz ben tanirim demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çesmesi ben'im?

Bir gün kizsan bana,
alsan basini,
yüz bin yillik yere gitsen,
dönüp kavusacagin yer ben'im demedim mi?

Demedim mi su görünene razi olma,
demedim mi sana yarasir otagi kuran ben'im asil,
onu süsleyen, bezeyen ben'im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir baliksin demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakin,
senin duru denizin ben'im demedim mi?

Kuslar gibi tuzaga gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmani saglayan ben'im,
senin kolun kanadin ben'im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soguturlar seni.
Oysa senin atesin ben'im,
sicakligin ben'im demedim mi?

Türlü seyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynagini kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunlari sana hep demedim mi?
alibaba
Mevlana nin eserleri arasinda günlük hayata iliskin konularin da islendigi bir kitabi vardir. Ismi Fihi mafih. Milli Egitim Bakanligi yayinlari arasinda mevcuttur. Mevlananin bulundugu meclislerde konustuklarinin, sevenleri tarafindan kaleme alinmasi suretiyle vucuda getirilmis bir eserdir. Bu kitabi okuduktan sonra insan nasil bir baskasinin kalbini kirabilir diye düsünmüsümdür. Ama öfke ve cehalet zaman zaman hepimizin basiretini bagliyor. Sonra söz sirasi yine Hz. Mevlanaya geliyor
yüz bin kere tövbeni bozmus olsan da yine gel.
vertigo
Akil, ask ve can! Bu üçü üçgendir. Her derde çare, her yaraya merhemdir.

 Mevlana Celaleddin Rumi
mavi
mevlana ile ilgili böylesine güzel bir baslik açilmis olmasi çok güzel benim gibi mevlana asigi birisini çok mutlu etti  bundan böyle bu basliga bol bol mevlananin söylemis oldugu o muhtesem sözlerden buraya bol bol yazacagim demektir bu iste ilk sözlerim.
"Aslolan sevmektir.Insan kendisinde bu hissi duyunca onu arttirmak için çalismalidir."

"Gerçek asiga asktan baska hersey haramdir."
mavi





Eger Gül'ün vasiflarinin serhini devamli,durmadan söylesem,yüzlerce kiyamet geçer de o yine bitmez."Mevlana

"Gül kokusu tasiyan bilgi canda isik;gül destesi göturmeyen kervan bedene kuru yük."Mevlana
çokseybilenkiz
en sevdigim  ve sik sik tekrar ettigim sözü  sudur:
 

''ne kadar bilirsen bil bildigin karsindakinin anladigi kadardir''
mavi
Caninin içinde bir can var, o cani ara!
Daginin içinde bir hazine var, o hazineyi ara!
A yürüyüp giden sûfî, gücün yeterse ara;
Ama disarida degil, aradigini kendinde ara!”(Rubâîler I, 43)
Mevlana
vertigo
aradigin neyse,seni bekleyen de odur..


  Mevlana Celaleddin Rumi
mavi
"Aslolan sevmektir.Insan kendisinde bu hissi duyunca onu arttirmak için çalismalidir."
"Gerçek asiga asktan baska hersey haramdir."
"Her insan büyük bir alemdir.Insan düsünceden ibarettir,geri kalan et ve sinirdir."
"Ben yasadikça Kur'an'in bendesiyim.Ben HZ.Muhammedin ayaginin tozuyum.Biri benden bundan baskasini naklederse ondanda bizarim,o sözdende bizarim,sikayetçiyim."
"Günes olmak ve altin isklar halinde ummanlara ve çöllere saçilmak isterdim.Gece esen suçsuzlarin ahina karisan Yüz rüzgari olmak isterdim." Mevlana Celalittini Rumi
2007 yili unesco tarafindan Mevlana yili olarak ilan edildi ve bu konuyla ilgili bir çok etkinlik düzenlendi sadece ülkemizde degil bütün dünyada taninan ve sevilen bu büyük islam alimini daha iyi taniyabilmek ve fikirlerini sizlerle paylasabilmek için bu topige sik sik onun sözlerini yazmaya çalisiyorum ve sunuda ilave edeyim içinde bulundugumuz haftada yani 2,9 Aralik Mevlana haftasi olarak kutlanir umarim bir gün hepimiz onun evrensel olan sevgi ve hosgörü mesajini gerçek anlamda anlar ve hayatimaza katariz.Bir Mevlana asigi
çokseybilenkiz
bir beste ol .ardindan hasretle söylesinler.
mavi
 Iyi dostu olanin aynaya gereksinimi yoktur. Mevlana
mavi
Kendine gel yepyeni bir söz söylede dünya yenilensin.Sözün öylesine bir söz olmaliki dünyanin sinirini bile asmali,sinir nedir,ölçü ne?Bilmemeli. Mevlana
vertigo

Örnek Alinacak Bir Tevazu


Bir adamcagiz kötü yoldan para kazanip bununla kendisine bir inek alir. Neden sonra, yaptiklarindan pisman olur ve hiç olmazsa iyi bir sey yapmis olmak için bunu Haci Bektasi Veli'nin dergahina bagislamak ister. Çünkü o zamanlar dergahlar ayni zamanda asevi islevi görüyor.Durumu Haci Bektasi Veli'ye anlatir. Haci Bektasi Veli "helal degildir" diye bu bagisi geri çevirir.

Bunun üzerine adam Mevlevi dergah
ina ve ayni durumu Mevlana'ya anlatir. Mevlana ise bu bagisi kabul eder. Adam ayni seyi Haci Bektasi Veli'ye de anlattigini ama onun bunu kabul etmedigini söyler ve Mevlana'ya bunun sebebini sorar. Mevlana söyle der:
- Biz bir karga isek Hac
i Bektasi Veli bir sahin gibidir. Öyle her lese konmaz. O yüzden senin bu bagisini biz kabul ederiz ama o kabuletmeyebilir.
Adam ü
senmez kalkar Haci Bektasi Veli'ye gider ve Mevlana'nin bagisi kabul ettigini söyleyip bunun sebebini bir de Haci Bektasi Veli'ye sorar. Haci Bektasi Veli'de söyle der:
- Bizim gönlümüz bir su birikintisi ise Mevlana'n
in gönlü okyanus gibidir. Bu yüzden, bir damlayla bizim gönlümüz kirlenebilir ama onun engin gönlü kirlenmez. Bu sebepten dolayi o senin bagisini kabul etmistir.
mavi
muhtasem bir hikaye ellerine saglik vertigo.Evet tevazunun zirve isimleri
mavi
"Sevgi ile,bulanik,tortulu sular ari duru bir hale gelir."Mevlana
"Sevgiden ölüler dirilir.Sevgiden padisah kul olur.Sevgiden bakirlar altin kesilir."Mevlana
mavi
Herkes günesi görebilseydi,günesin isiklarina dalalet eden yildizlara ne ihtiyaç vardi? Mevlana
önderrr
gel gelki ayriliginla ne akil kaldi bende ne din.


su yoksul gönülden karada gitti sabirda.
canavimdeki yanisi kalbimdeki siziyi sorma.
anlatmaya sigacak seyler deil bunlar.
gellll.
varliginda kizarmis ekmek gibi al al yüzüm.yoklugunda kuruyup yerlere dökülmüsüm.
gelde bu taoraklardan tpla beni.
ayna gibi yüzünden hayaller topladigim.
simdi bak bana yzüm nasil sap sari nasil bumburusuk.....

büyük üstat in sems ayriligindan sonra yazdigi agtlardan biri...
önderrr
hergün bir yere konmak ne güzel


bulanmadan donmadan akmak ne hos


dünle beraber gitti cancazim
ne kaadr söz varsa düne ait simdi yeni seyler söylemek lazim.....
çalikusu
 

Hayalin gönlümüze tekrar geldikçe

Kaybettigimiz zavalli  gönülde eski yerine döner.

Ömrümüz geçip gitse, geride tek nefesimiz kalmasa bile,

Hayalin bize gelince sanki geçmis nefeslerimiz geri gelir.

 

------------------------------------------------------

 

Dost benim düsmanimla çok oturunca,

artik bana dostla birlikte oturmak yakismaz.

Dikenle birlikte oturan gülden sakin,

yilanla beraber yasiyan sinekten uzak  kaç.

 

---------------------------------------------------------------

 

Ikbal sahiplerinin nefesi hos güller gibi kokar.

Bahtsizlar ise sert dikenler gibi serkes olurlar.

Gül ile yoldaslikta diken, ancak yumusakligi  ile atesten kurtulur.

Yoksa  dikenle yoldaslikta gül, ates içinde kalir.

 

Rubailer den

 

 

 

 
mavi
Asiklarin gönüllerinin yanisiyla göz yaslari olmasaydi,dünyada suda olmazdi ateste.Mevlana
mavi
"Ham olan hiç pişmişin halinden anlarmı."
"Topraktan olan beden aşk ile yüceldi,bu tesirle dağ bile coşup oynadı."Mevlana
creed
Bak..Bil ki domuzların önüne inciler serilmez
Mücevherden sarraflar anlar ancak,başkası bilmez
Ne farkeder ki kör insan için elmas da bir cam da
Sana bakan kör ise, sakın kendini camdan sanma...

Ne söylenebilir ki bunu yazan bir beyin için? Binlerce iyiliklerle dolu sıfat eklesen 'Mevalana' adının önüne yinede tarifi eksik bırakmış olursun...
mavi
"Ney der ki:"Beni kamışlıktan kopardıklarından beri iniltim ,kadın ve erkek herkesi ağlattı."
"Dile kulaktan başka talip yoktur."
"Dostundan ayrılan,ne kadar konuşsa da o,yine dilsizdir." Mevlana
mavi
Batılı insan Mevlânâ'yı neden okuyor?

Mevlânâ'nın son yıllarda Batı'da en çok okunan şair olduğunu biliyoruz. Çok güzel bir İngilizce ile yapılan tercümeleri yüz binler satıyor. Şiirleri kaset ve CD'lere okunuyor.



Madonna gibi ünlü sanatçılar albümlerinde ondan şiirlere yer veriyor. Böylece hem ona olan sevgi ve saygılarını, hem de onu sevenlere ulaşmayı hedefliyorlar. İşin ilginci ise, onu okuyanların her din, inanç, ırk ve kesimden olması. Hâlbuki daha on yıl öncesine kadar sadece akademik çevreler onu tanıyordu. Bugün ise, Amerikan edebiyat hayatında heyecan verici edebî ve felsefî bir güç olmuş. En önemli yanlarından birisi ise, kimseyi incitmeden mesajını ulaştırması ve herkesi kucaklaması; kimseyi "öteki" olarak görmemesi. Bundan dolayı, Mevlânâ sıradan bir sufi; Hindu, Budist veya Yahudi mistik gibi görülemez. O, kendini gerçekleştirerek insan olmanın zirvesinde olan biridir (insan-ı kâmil). Bu seviyeye çıkmış insanlar, içinde doğdukları ve büyüdükleri kültür ve ülkenin sınırlarına sığmaz; tüm insanlığa ulaşır ve hitap ederler. Mevlânâ'nın şiirlerinin bugün kiliselerde, sinagoglarda, Zen manastırlarında; New York'un sanat merkezlerinde okunmasının ve yankılanmasının nedeni de budur. Öyle görülüyor k, o tüm insanlığın Mevlânâ'sıdır. Peki, insanlar neden Mevlânâ'yı okuyorlar? Onda ve şiirlerinde neler buluyorlar? On üçüncü yüzyılın Konya'sında yaşamış olan Mevlânâ küreselleşen dünyaya ve çağdaş insana ne verebilir ki?

ŞİİR OKUMAYI SEVMEYENLER BİLE...


Bu sorular birçok insanın zihnini kurcalıyor. Bu sorulara verilecek cevaplar birçok açıdan önemli olacak. Bir yandan Batılı okuyucunun eğilim ve ilgisini gösterirken, diğer yandan Batılı okuyucuya hitap eden veya etmek isteyenlere önemli ipuçları sunacak. Batı'da yaşayan Müslümanlar da bu cevaplardan yararlanabilir. En önemli ve anlamlısı ise, Mevlânâ'nın yaşadığı topraklarda yaşayan, onun teneffüs ettiği havayı soluklayan hemşerilerinin, yani bizlerin çıkaracağı ders olsa gerek.

Amerikalıların Mevlânâ'yı neden okuduğunu ve onda neler bulduğunu merak edenlerden birisi de Shahram Shiva. Mevlânâ'nın şiirlerini ilk kez duyduğunda ona hayran olmuş ve birçok şiirini İngilizceye tercüme etmiş. Shiva, aynı zamanda stand-up programlarında ve özel toplantılarda Mevlânâ şiirleri okuyor. Kaset ve CD'leri de var. İnsanların neden Mevlânâ'yı okudukları konusundaki merakını gidermek ve işin aslını öğrenmek için yaklaşık elli kişinin katıldığı bir çalışma (workshop) düzenlemiş. Katılımcılardan neden Mevlânâ'yı okuduklarını tanımlamalarını istemiş. Her katılımcının söyledikleri dikkatle kaydedildikten sonra sınıflandırılarak değerlendirilmiş. Shiva katılımcıların verdiği cevapları büyük bir dikkatle inceledikten sonra elindeki verileri on iki farklı grupta toplamış. Böylece insanların Mevlânâ'yı okumalarının on iki nedeni ortaya çıkmış:

Entelektüel olmaması: Din her şeyden önce bir duygu işidir. Katılımcılar Mevlânâ'nın akıllarından çok, kalplerine, iç âlemlerine ve adeta kendilerine hitap ettiğini belirtmişler.

Farklı anlam seviyeleri: Katılımcılar Mevlânâ'da çeşitli anlam seviyeleri tespit etmişler. Tıpkı bir gülü sarmalayan yaprak katmanları gibi, onun şiirlerinde de çeşitli anlam boyutlarını keşfetmişler. Mevlânâ'yı okudukça ve öğrendikçe, onun derinliğini daha iyi anlamışlar. Bunun sonucu olarak daha derinlere dalma konusunda cesaretlenmişler.

Vahdet/Birlik: Mevlânâ'nın şiirlerinde akseden birlik, ahenk ve bütünlük onlara çok çekici gelmiş.

Dost ve arkadaş: Katılımcıların büyük çoğunluğu Mevlânâ'yı okurken onu bir arkadaş olarak görmüşler.

Kişisel ilişki: Mevlânâ'yı okumak kişisel deneyim. Daha doğrusu varoluşsal kişisel bir tecrübe. Onun hayranları, âlemin ve kendilerinin anlamını arama ve bulma sürecine katılmışlar. Adeta onun yol arkadaşı olmaya çalışmışlar.

Rahmet ve huzur: Mevlânâ'yı okuyanların ortak bir kanaati ise onu her okuduklarında kalp ve gönüllerini bir rahmet ve huzurun kapladığını bizzat tecrübe etmişler.

Hasret ve özlem: Mevlânâ'nın şiirlerinde mutlak sevgiliye olan aşk ve özlem onları çok etkilemiş. Mesnevi'yi okuyarak ve hissederek onun bu duygularına ortak olmak istemişler.

Aşk ilişkisi: Bazıları Mevlânâ'ya âşık olduklarını itiraf etmiş.

Dinler arası köprü: Katılımcılara göre Mevlânâ, Batı'da yaşayan Müslümanlar ile gayrimüslimler arasında bir köprüdür. Mevlânâ vasıtasıyla birçok Müslüman, ABD'de toplum nezdinde hüsn-ü kabul görmüş. Mevlânâ'yı okuyan, seven ve ona âşık olan birçok Batılı, ülkelerinde yaşayan Müslümanlarla güzel ve olumlu ilişkiler geliştirmiş. Mevlânâ farklı kesimleri birbirine yakınlaştırmış. Çok kültürlü bir toplumda birlikte yaşamalarına katkıda bulunmuş.

Şiiri sevmeyenler: Bazı katılımcılar aslında şiir okumayı sevmediklerini, ancak Mevlânâ'nın şiirlerini okumayı sevdiklerini özellikle vurgulamış.

Sürece katılma: Katılımcılar Mevlânâ'nın kendini mükemmel bir şekilde ifade ettiğini; kendilerinin de bu süreçte ona sadece katıldıklarını belirtmiş.

Rehber ve mürşit: Katılımcılar Mevlânâ'yı manevi bir rehber ve mürşit olarak gördüklerini vurgulamışlar.

KÜLTÜRLERARASI DİYALOG İÇİN İPUÇLARI

Batı'nın "kendi kurumsal din ve inançlarının ötesinde manevi" bir arayış içinde olduğunu belirten Talat Halman, "Mevlânâ Mevsimi" olarak tanımladığı bu ilgiyi çok güzel özetliyor: "Tasavvuf, insanla Tanrı arasında doğrudan bir ruhî bağ, bir aşk ilişkisi üzerinde durduğu, geleneksel din kurallarını ve kurumlarını aştığı için, saygı ve sevgi görüyor. Buna Mevlânâ'nın insancıllığını, coşkulu ve sevecen şiirini, bağış ve barış ruhunu, insanı gündelik yavan yaşantıların çok ötesine götüren vecdini ekleyin. Bir de sema'nın semavi görkemini..."

Görüldüğü gibi, Batı'nın Mevlânâ'yı okuma nedenleri farklıdır ve bizler için önemli mesajlar içermektedir.

Medeniyetler arası ittifak için bir zemin aranırken,

kültürlerarası/dinlerarası diyalog için çalışmalar yapılırken onda çok şey bulacağımız açık. Batı'daki Müslümanlar ise Mevlânâ'yı ve öğretisini tanıdıkları ölçüde bulundukları toplumlarda daha çok kabul görecekler. İslam'ı ve kendilerini anlatmada Mevlânâ'nın bir beyiti, ondan yapılan bir alıntı veya hikâyecik onlara çok yardımcı olacak. Konuşmalarına başlamadan dinleyicilerine ney dinletmeleri her şeyi farklı yapabilir. Asırların, cehaletin ve kötü niyetlerin aramızda inşa ettiği görünmez kalın duvarların nasıl yıkıldığına şahit olacaklar. Batı'daki Mevlânâ hayranlarının ve uzmanlarının öncülerinden olan Kabir Helminski'nin sözleri kulaklarımda çınlıyor: "Mevlânâ kabrinden kalkmış İslam'ı anlatıyor. Hem de tüm insanlığa".

PROF. DR. İBRAHİM ÖZDEM
Bir Gazeteden alıntıdır...
Bu yazı buraya Mevlananın ölüm yıldönümü nedeniyle alınmıştır.
mavi
Mevlana...Geçtiğimiz günlerde kendisini ziyaret etme şansını yakaladım. İçeriye girer girmez insanı inanılmaz duygular sarıyor, neye uğradığınızı anlayamıyorsunuz. Ona karşı olan sevgim kat be kat arttı. Sanırım önümüzdeki iki yıl boyunca kendisini bol bol ziyaret edeceğim.
mavi
Mevlana Celaleddin-i Rumi:Aşkın Dansı

Onu anlatmaya ne benim kelimelerim yeter nede bilgim. Karşımda asırları zamanları aşmış her bir gönle ayrı ayrı girmiş bir sevgi kahramanı var.
“İçindeki derinlikleri çözen yalın bir insan” diyor onu anlatmaya çalışan dünyanın öbür ucundan hayatını onu anlamaya çalışmakla geçirmiş bir gönül insanı .Evet her bir sorunu aşılmayacakmış gibi gözüken her engeli sonsuz sevgisiyle aşan ve kalpleri fethetmeyi başarmış, sevgi kahramanı o. 13. Yüzyılda dünyayı Moğol istilasının sardığı karanlık bir devirde bir güneş gibi doğdu, Mevlana.Savaşların gözyaşının her bir yanı sardığı bu karanlık devri sonsuz sevgisiyle aydınlatmak için adeta.Hayatı hep okumakla öğrenmekle geçti,İslam filozoflarının,İslam Alimlerinin hayatlarını ve eserlerini okudu yunan filozoflarını okudu,hep okumak ve öğrenmek üzerine bir hayat yaşadı.Ve bir gün hayatına nerden geldiği tam olarak bilinmeyen bir dost girdi Mevlana’nın,işte bu dost asıl Mevlana’yı Mevlana yapacaktı. Şems-i Tebrizi öyle bir dost ki Şems Mevlana’ya o güne kadar okuduğu bütün kitapların kapaklarını kapattırdı ve sonsuz olan ve asıl okunması gereken ve her babayiğidin okuyamayacağı sonsuz bir kitabın kapağını açtırdı “AŞK” kitabı.Öyle ki Mevlana Şemsi tanımadan önceki dönemi için “Hamdım” ve Şemsle “Piştim Yandım” diyor.Etrafımızdaki bütün dostların Şems gibi olması dileği ile…Öyle bir aşk deryasına dalıyor ki Mevlana onu aramaya başlıyor ve”Hiristiyanların kiliselerine,Mecusilerin ateşine,Hindu ve Budistlrin tapınaklarına baktım sonra Kabe yi iki defa tavaf ettim ki Kabe fakirlerin ve gariplerin sığanağınadır onun dahi içine baktım bulamadım daha sonra dönüm kendi gönlüme baktım ve onu orda buldum.”Diyor ve İlahi aşkı ancak insanın kendi gönlünde bulabileceğini söylüyor.Tıpkı bir Kuran-ı Kerim ayetinde Allahın(c.c) haber verdiği gibi “Ben sizlere şahdamarınızdan daha yakınım.” Diyor ayette.İşte Mevlana da bunu haber veriyor onu uzakta değil gönlünde ara…
“Sen bensin,ben senim,sen bensen,ben sensem,bu senlik benlik niye.” Diyerek insanlığın en büyük yarası olan ayrımcılığa sanki son noktayı koyuyor.Mevlana tıpkı güneş gibi yer yüzünde var olan bütün canlıları sonsuz sevgisiyle kucaklıyor.Güneşin fakir zengin,güzel çirkin,siyah beyaz,şu yada bu diyerek ayırt etmeden herkese eşit miktarda ışınlarını ve sıcaklığını göndermesi gibi Mevlana da hiç bir şeyi ve hiç kimseyi ayırmadan sevgisini bütün dünyaya yayıyor. Bugün dünya onu anıyor onu konuşuyor.

Sevgide güneş gibi ol, dostluk ve kardeşlikte akarsu gibi ol, hataları örtmede gece gibi
ol, tevazuda toprak gibi ol, öfkede ölü gibi ol, her ne olursan ol, ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Sevgi acıları tatlılaştırır
Sevgiden, acılar tatlılaşır; sevgi yüzünden bakırlar, altın olur.
Sevgi yüzünden tortular durulur, arınır. Sevgiden dertler şifâ bulur, sağalır.
Sevgiden, ölü dirilir; sevgi yüzünden pâdişâh kul kesilir.

Çok önemlidir Mevlana için sevgi.Keşke onun gibi olabilsek onun sevgisini,hoşgörüsünü bütün dünyaya hakkıyla anlatabilsek.

Bu film için bu sitede bir başlık açamazdım çünkü yeni bir film fakat buaraya yazabileceğimi düşündüm. Ben izledim ve beğendim bir takım eksiklikleri var ama yinede izlenmeyi hak ediyor...
mavi
Eşekten şeker esirgenmez ama eşek doğası gereği otu beğenir...
Mevlana
mavi
Bir Şeb-i Aruz daha geldi...Seven sevdiğine kavuştu, bizlere arkasından bakmak düştü...

Mevlana Celaleddini Rumi geçti bu fani dünyadan. Bedeni fani idi kayboldu gitti fakat öyle şeyler söyledi ve o kadar güzel bir hayat yaşadıki onu fani,yok olan, olmaktan kurtardı...Sevdi sevildi, hep hoşgörü ile baktı etrafına o kadar hoşgördüki "Ne olursan ol yine gel,ister mecusi,ister hıristiyan,ister ateşe tapan ol, yüzbin defada bozmuş olsan tövbeni yine gel,bu kapı umutsuzluk kapısı değil" dedi. Umut dağıttı umudunu yitirmişlere, sevgi dağıttı sevgiyi unutmuşlara, merhamet dağıttı en katı kalplilere ve AŞK dağıttı İlahi AŞK, gerçek aşkı unutup aşkı başka yerlerde arayıp hüsrana uğrayanlara. Bu fani dünyadan bir Mevlana geçti ama gitmedi!!! Dünyanın dört bir yanında insanların gönüllerinde sonsuz sevgi ve hoşgörüsü ile yaşamaya devam ediyor...Sustu!!! ama "Dinle Neyden" diye başladı söze. SEN sus ney konuşsun demek ister gibi...Susupta dinleyenlerden oluruz dilerim... Sevgilinin yanında rahat uyu yüce pir...
mavi
Hz. Mevlana
Üzülme!..
Dert etme can!..
Görebiliyorsan, dokunabiliyorsan, nefes alabiliyorsan, yürüyebiliyorsan.........
Ne mutlu sana!..
...Elinde olmayanları söyleme bana...
......Elinde olanlardan bahset can!…
Üzülme!..
Geceler hep kimsesiz mi geçecek?.....
Gidenler dönmeyecek mi?..

Yitirdiğin her ne ise; bir bakarsın yağmurlu bir gecede..

Veya bir bahar sabahında karşına çıkmış...

Bil ki! Güzellikler de var bu hayatta...

Gel Git’lerin olmadığı bir hayat düşünebilir misin?..
“Hüzün olgunlaştırır” ...
“Kaybetmek sabrı öğretir”..
neşe
" Ne olurdu, seninle tatlılaşsaydım; yaşayış zaten acı.
Ne olurdu, sen razı olsaydın benden de, herkes kızsaydı bana.
Ne olurdu, seninle aram düzgün olsaydı da,
bütün alemlerle aram açılsaydı, dünya yıkılıp yansaydı.

Sen beni sevdikten sonra malın mülkün değeri mi olur?
Zaten toprak üstünde ne varsa hepsi de toprak olacaktır.
Alem O?nunla kaimdir ve O?nsuz olan hiçbir şey yoktur.
O'nun rızası, rahmeti, bereketi ve tecellisi olmayan hiçbir şeyin değeri yoktur"... ''


Mevlana





Bir canım, gel gör ki var yüz bin tenim, Neyleyip, netsem ki ağzım sır benim. Bunca insan var, "benim" hep "ben" diyen, Yok ki bir er, söylesin tek "ben senim."

**

Aynı ruhtan yücelen bir nice unsur gibiyiz, İki can-içre biriz, sonsuza yansır gibiyiz. Bir güzel anlamı elbet olacak sevgimizin; Bil ki sen bende ve ben sende birer sır gibiyiz.

**

Anlamaz olgun adamdan bil ki ham, Söz uzar, kesmek gerektir vesselam!

**

Mümkün mü bu, olsun ruhumuz ilgisiz? Sen bende ve ben sende doğar, gizleniriz. Sen ben deyişim anlatabilmek için, Sen ben aramızda yok ki gerçekte biliriz.

**

Sabır, gamdan kurtulmak için anahtardır.
mavi
Yorulacaksan zorlanacaksan şikayetçi olacaksan keşklere sığınacaksan söze "ama" diye başlayacaksan, girme AŞK yoluna...AŞK youlnda "U" dönüşü yoktur !!!..AŞK derki sana: Yolumdaysan başım feda yoluna ama bil ki senin de başını isterim yoluma !!!...Kahır, kapris gelecekse senden amenna !!!...
Ama ayağına diken batarsa yolumda ah edip vahlanma !!!...AŞK bilek gücü değil yürektir...Yüreğin yetmiyorsa düşme yollara !!! Hz. Mevlana...
superisi
"Sen benim gönlümde oldukça, Yemen'de de olsan benim yanımdasın. Eğer sen benim gönlümde değilsen, yanımda da olsan Yemen'de sayılırsın. '' Mevlana
mavi
İnsanlar maşuk aramıyorlar, bencil duygularına köle arıyor. Köle buluyor ama aşkı bulamıyor...
mavi
İnşallah bu akşam kuzenimle gönüller sultanı Mevlanayı ziyarete gideğiz. Allah hayırlı yolculuk versin ve çok samimi ve feyizli bir vuslat nasip etsin, yaşatsın... Çok özledim büyük piri cray.gif İnşallah özlemimi bir nebzede olsa gidereceğim. Laie_22mini.gif bol bol dua etme yaklaşıyor. bow.gif
mavi
Evet döndük vuslat yolculuğundan. Kavuşmak sevinç verici, ayrılık ise can yakıcı ve hüzünlü. Şemsten çok etkilendim bu sefer, beni kendi iklimine çekti, vardığımız huzurundan bir türlü ayrılamadık. Sema ayrı bir coşkuluydu benim için.

Sema bir tür ibadettir Mevlana ve Şemsin birlikte yaptığı ve sema bir şov değildir. Ama ben bu gezimde şunu fark ettim Sema izlemeye gelen insanımız çok bilinçsiz nereye neden geldiklerini ve ne izlediklerini bilmiyorlar maalesef. Daha en başta uyaran salon görevlisi Sema alkışlanmaz diye. Sema biter bitmez şak şakcı olan halkımız bir alkış patlattı. Gelde sinir olma. Gerçekten bazı şeyleri sabretmek için Mevlana olmak gerekiyor.
Adore
10 ciltlik Mesnevi Şerhi mutlaka okunması gereken bir eserdir diye düşünüyorum.

İnsanların belli bir yaşı aştıktan sonra kendini okumaya vermesi ne kadar mantıklı bilemiyorum.

Gençliğe doğru temel yayınları okutmanın bir yolunu bulmak gerekiyor.

Tabii ki derin konu tartışılması gerekir.

Dizi dizi dizilerle nereye gideceğimizi doğrusu çok merak ediyorum.

Özetlersek..

"Mevlana'nın tek bir sözü bile insan yaşamına yön verecek kadar güçlüdür" diyelim.
Adore
Etme

Duydum ki bizi bırakmaya azmediyorsun, etme
Başka bir yar, başka bir dosta meylediyorsun, etme


Sen yadeller dünyasında ne arıyorsun yabancı
Hangi hasta gönüllüyü kasdediyorsun, etme

Çalma bizi bizden, gitme o ellere doğru
Çalınmış başkalarına nazar ediyorsun, etme


Ey ay felek harab olmuş, alt üst olmuş senin için
Bizi öyle harab, öyle alt üst ediyorsun, etme

Ey makamı var ve yokun üzerinde olan kişi
Sen varlık sahasını öyle terk ediyorsun, etme


Sen yüz çevirecek olsan ay kapkara olur gamdan
Ayın da evini yıkmayı kastediyorsun, etme

Bizim dudağımız kurur, sen kuruyacak olsan
Gözlerimizi öyle yaş dolu ediyorsun, etme


Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer
Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun, etme

Ey cennetin cehennemin elinde olduğu kişi
Bize cenneti öyle cehennem ediyorsun, etme


Şekerliğinin içinde zehir zarar vermez bize
O zehiri o şekerle sen bir ediyorsun, etme

Bizi sevindiriyorsun, huzurumuz kaçar öyle
Huzurumu bozuyorsun, sen mahvediyorsun, etme


Harama bulaşan gözüm, güzelliğinin hırsızı
Ey hırsızlığa da değen, hırsızlık ediyorsun, etme

İsyan et ey arkadaşım, söz söyleyecek an değil
Aşkın baygınlığıyla ne meşk ediyorsun, etme
rainbowbrite
sevgili ol ve sevgiliyi gör.

gönül ol ve dostu gör.

yürüyen servilerin ardınca

akar suları,

gül bahçelerini gör.

Mevlana.
Adore
Dün Gece

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Onunla sarmaş dolaş, dudak dudağa
Talih kapısı ardına kadar açık
Güneş kucağımızda.

Ne güzel geceydi dün gece, ne güzel geceydi:
Şarap tasını her sunuşunda
Diyordu aklına başına al.
Hani dün gece aklın da tam sırasıydı ya!
Candy
Senden önce kitaplarda arıyordum derinliği. Kitaplardan utanıyorum. Sen bütün kitaplardan daha derinsin, sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku.

Karanlıklardayım ve cinnetin sesi yüzümü kamçılıyor: bir baykuş kahkahası, bir kobra ıslığı.. karanlıklardayım. Zindanımı aydınlatan tek ışık cıvıltılarınızdı. Yıldızım benim ve uzaklardasınız.

***

Ah ah! Gönlüm çilem, aşkım, kederim, acım, gönlüm! Sustukça hoş geç...imlim, dile geldikçe parlayan alevim. Kopup saçılan gerdanlığında soylu nedimelerini savrulan incileri yere inen hüzünlerim. Aramadan bulduğum yola koyulmuş göçüm. Bir türlü kavuşamadığım, kavuşmaya doyamadığım. Dışında olamadığım, içinden çıkamadığım. Gecelerin hâkimi, gözyaşlarımın pınarı efendim. Tozunu yıkamaya erişemediğim, pasını silemediğim. Karanlığım, Güneş'im. Gönlüm, aziz dostum! Nerelerdesin, ya dön artık yurduna, ya da iki satır yaz bize. Kim gücendirdi senin o nazende yüreğini, hangi kem söz, hangi sinsi nazar seni benden kopardı?

***


Ey dünyanın zarifi! Selam senin üzerine olsun. Benim hastalığım ve sağlığım senin elindedir. Kulun derdinin dermanı nedir, söyle. Bu, eğer alırsam senin dudaklarından aldığım öpücüktür. Eğer vücudumla senin hizmetine ulaşmazsam ruhum ve kalbim senin yanındadır. Madem ki sözsüz hitap oluşmuyor, o halde dünya niçin "buyur"'la doldu?

***

Benim gurbetimin adı ne Şems..?
Hâlime bir isim koy!
Yalnız mıyım?
Hasta mıyım?
Garip miyim?
Ben nerdeyim?
Ben neyim Şems?
Harf bir manadır,manası kendindedir.
Benim harflerimi hangi rüzgârda savurdular Şems?
Nefsine mağlup olamayan, aşkta galip olur demiştin ya, şimdi söyle ;
Mağlup muyum, mağdur mu ?


***

Karanlıktı yüreğim, bir Şems koydum.
"Âşk"'a açtım, sevgilinin sofrasında doydum.
Sevgili beni unutmuş duydum.
Ben ki; Sanırdım maşuk için vazgeçilmez bir huydum.
Sustum!..
Çünkü henüz aşk denizinde, bir damla suydum!!!


Bütün bunların üzerine ney nasıl olur?


Adore
Sevmeyi öğrendim.
Sonra güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı olduğunu,
sevginin
güvenin sağlam zemini üzerine kurulduğunu
öğrendim.

İnsan tenini öğrendim.
Sonra tenin altında
bir ruh bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında
tenin üstünde olduğunu öğrendim.

Gitmeyi öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da sonra kendime rağmen gitmeyi...
sahaf
İnsan dilinin altında gizlidir.
Ahurağın dostluğu düşmandan beterdir.
Fikir ona derler ki bir yola çıksın,
Yol ona derler ki bir gerçeğe ulaşsın,
Tende güç oldukça çalışıp kazanmak gerek.
Adore
Ben bir balığım,
aşk ise
daldığım bir derya...

Aşktan
gözlerim yaşlı olsa da
o derya
gözyaşımı nerden bilir...

Başımı o denizden
çıkarayım desem,
balığım ya;
Nefesim Kesilir.
Candy
"Uğraşma boşuna, seni ancak gördükleri ve duydukları kadar anlayacaklar.
Kimse, bir sen daha olamayacak bu dünyada.
Kimse tam anlamıyla sende seni bulamayacak.
Gücün yetmeyecek herhangi bir icat edilmiş dilde kendini tam anlamıyla anlatmaya,
Gördükleri ancak kendi anladıkları kadar olacak..."

"Hayırlı kederlerimi sen sevdir bana!..
Tıpkı geceye saçılan yıldızlar gibi;
Ömrüme ışık olsun, sıkıntı anlarımda ettiğim dualar..
Hüzünlerde olgunlaştır beni
Cahilim çok cahilim
Sen yolum ol! Sen sonum ol!"


"Ben söyleyeceklerimi kulağa değil gönüle söylerim.
Çünkü gönül emindir, ona güven yâr..! "


"Yanmak var, Yanmak var...
Odun yanınca 'kül' olur,
İnsan yanınca 'kul' olur..."


Adore
Zamanı geldi
Tüm umutlarımı bırakmanın
Zincirlerimden kurtulmanın
Ve tüm nasihatleri fırlatıp atmanın
Cennetten kopmak
İplik iplik
Ve birden boşluktayım
Aşkın bağlarından kurtulmuş
Ölümün kılıcıyla
Koy kulaklarıma pamuğu
Ve kapa onları
Tüm bilgece sözlere

Geç oldu ve yağmur başladı
Eve dönme vakti
Yeterince dolaştık
Bu boş binalarda
Biliyorum kalmak cazip
Buluşmak yeni insanlarla
Geceyi burada onlarla geçirmek
Fakat eve dönmek istiyorum

Ayrılalım ve gidelim artık
Herkesin hep niyetlendiği ama gidemediği
Elbiselerimiz olmadan yürüyebileceğimiz o yere.
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2014 Invision Power Services, Inc.