Warning: date(): It is not safe to rely on the system's timezone settings. You are *required* to use the date.timezone setting or the date_default_timezone_set() function. In case you used any of those methods and you are still getting this warning, you most likely misspelled the timezone identifier. We selected the timezone 'UTC' for now, but please set date.timezone to select your timezone. in /home/anilarim/domains/anilarim.net/public_html/nostalji/forum/sources/ipsclass.php on line 824

Warning: date(): It is not safe to rely on the system's timezone settings. You are *required* to use the date.timezone setting or the date_default_timezone_set() function. In case you used any of those methods and you are still getting this warning, you most likely misspelled the timezone identifier. We selected the timezone 'UTC' for now, but please set date.timezone to select your timezone. in /home/anilarim/domains/anilarim.net/public_html/nostalji/forum/sources/ipsclass.php on line 827

Warning: date(): It is not safe to rely on the system's timezone settings. You are *required* to use the date.timezone setting or the date_default_timezone_set() function. In case you used any of those methods and you are still getting this warning, you most likely misspelled the timezone identifier. We selected the timezone 'UTC' for now, but please set date.timezone to select your timezone. in /home/anilarim/domains/anilarim.net/public_html/nostalji/forum/lofiversion/index.php on line 598
Anılarım.Net > Oğlu Levent Veziroğlu'nun Kaleminden Nisa SEREZLİ
Yardım - Arama - Üyeler - Takvim
Tam Forum Görünümü: Oğlu Levent Veziroğlu'nun Kaleminden Nisa SEREZLİ
Anılarım.Net > HOŞGELDİNİZ > Serbest Kürsü
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7
leventveziroglu
NISA SEREZLI ve SAHNE ARKASI:





Seyirci oyunu ve oyuncuyu sahnede bir gizem,bir Illüzyon içinde seyreder.Oysa hemen sahnenin arkasinda oyuncular makyajlarini yapmakta,çay kahve içmekte,o anda sahnede olan oyuncunun yada diger tiyatrolarin dedikodusunu yapmaktadirlar..Orda artik illüzyon yoktur..Bende annemi anlatirken ister istemez SAHNE ARKASI gözümle anlatacagim..Etten ve kemikden bir insan olarak..Onun için zaman zaman Sahnedeki görüntüden farkli olacaktir..Ancaak sunuda gururla söyliyeyimki bir rolü vardiki,sahne önünde ve arkasinda ayni idi:TATLI KAÇIK..O hakiki bir tatli kaçikti..Insan seven,kimsenin kötülügünü istemeyen,elinden geldigince herkesin derdini dinleyip dert ortagi olan,sevgi dolu bir insandi..Bu sevgi dolu insani anlatmak,hele annense hiçde kolay olmayacak..Korkarim zaman zaman ondan çok kendimi anlatacagim..Eger sikarsam hissettirin lütfen..
.Annem öleli (26 Agsts 92) nerdeyse 16 sene dolmak üzere onu taniyanlar,hatirliyanlar,oyunlarini seyretmis olanlarda gün gectikce azaliyor..Bir müddet sonra ortada sadece cokda isteyerek oynadigini söyleyemiyecegim Filmler kalacak..Tiyatronun sanssizligi burda,perde kapandigi son alkisin da kesildigi andan itibaren artik anilar kaliyor ortada ve onlari hatirlayabilenler.birde oynadi ise filmler..Oysa onun icin 1ci Planda hep Tiyatro gelirdi,HATTA TIYATRO ONUN HERSEYİ IDI .Sinema para kazanabilmek icin düsündügü ve hep ikinci planda kalan seydi..Ancak Müjde Ar ve Basar Sabuncu ile calistigi film setlerine daha bir istiyerek gittigini hatirliyorum.

SIZE ILK OLARAK ANNEMIN BANA 18 YASINI DOLDURDUGUMDA VERMİS OLDUGU,AMA 1ci DOGUM GÜNÜMDE TUTMAYA BASLADIGI ANILARIN BULUNDUGU:HATIRA DEFTERI ILE BASLIYAYIM.VE BAŞLARKEN BU KITABI ÇOCUK VE TORUNLARIMA ITHAF EDIYORUM..

VE ONEMLI BIR DUYURU:
SEVGILI DOSTLAR,
BURDA ANILARIMI YAZARKEN KIMSEYI KIRMAK,INCILTMEK GIBI BIR NIYETIM OLMADIGINI TAHMIN EDEBILIRSINIZ,KIRABILECEK NITELIKTEKI ANILARI FILTREDEN GECIRIP KOYACAGIM;ANCAK FILTRE BENIM BAKISIMA UYGUN BIR FILTRE OLACAKTIR ISTER ISTEMEZ ,SIMDI HERKESIN KIRILMA NOKTASININDA FARKLI OLABILECEGINI HESAPLAYARAK SUNU ÖNEMLE RICA EDIYORUM..KENDISI ILE ILGILI BIR ANIMI OKUYUPDA RAHATSIZ OLABILECEK TANIDIK OLURSA LÜTFEN BANA leventveziroglu@yahoo.de yada lvezir@yahoo.com MAILIMLE ULASIP BUNU BILDIRMESINI DILIYORUM.KI GEREKLI KAMUFLAJI YAPABILEYIM.BEN DALINDA DURAN EKSI ELMANIN ZAMANLA TATLANDIGINA INANIYORUM...
Bır baska dilegimde su;Bu anilari okuyanlardan annemi taniyanlar cikacaktir,kendisi ile ilgili hatirasi olanlarda bunu anlatarak katilirlarsa sevinirim..
SON OLARAK :Okuyuculardan istegim,ara sira beni elestirmeleri,bu bana gittigim yolun dogrulugunu gösterecektir..Ancak bunu email adresime yapmalarini rica edecegim,zira Serbest Kürsüdeki elestirileri,okuyanlarin dikkatini dagitmamasi acisindan uzun süreli birakamiyorum..
SEVGI VE SELAM. LEVENT:.
leventveziroglu
Annemin 18 yasimi doldurdugumda verdigi HATIRA DEFTERI nde ilk sayfasi söyle yazilmisti..
6 Tesrin 47

Oglum benim,
Bu gün senin dogumunun 365 inci günü,bir yasina basiyorsun.
Bundan tam bir sene evvel Allah bana Hayatimda görebilecegim mükafatlarin en büyügünü verdi.
Seni ilk yanima verdikleri zaman ,o küçük vücudunu kollarimla kucaklayip seni gögsüme bastirdigim an ben dünyanin en mesut insaniydim.

(yan sayfaya yapistirilmis 2 minik resimde görünen su:Lozandaki hastahanenin bir odasi,yatakta annem ,kucaginda gözleri bile kapali ben ve ayakta bir hemsire)
Bu defteri 18 sene sonra okuyacaksin..
18 sene.......simdi bana o gün nekadar uzak geliyor.
Seni 18 yasinda görmek,o kadar sene yasamak talihimde varsa acaba o mesut günü görmege bu kalbimin tahammülü olacakmi?
(arka sayfadaki cümlede su:)
Güzel yavrum
Kelimenin ifade edemedigi kadar mesut çok mesut ol.


* * *

Annem dogum yapinca anneannem yardima kosmus gelmis taa Türkiyeden:

leventveziroglu
ISTE GELDIK CANIKOM,Annemin TATLI KACIK ta Sahneye giris cümlesi ile baslayip,Annemin Hatira Defterine devam etmeden araya gireyim:
Annemi çok severdim.Tabii oda beni..Ne varki bana ayiracak vakti nerdeyse hiç olmadi.Bunu kendiside bildigi için sanirim ,Ben orta yaslara geldigimde birgün söyle demisti:Sana vaktimi ayiramadim biliyorum ama ben yaslandigimda seninde bana bakmani,hayatini vakfetmeni istemem:Herkes kendi hayatini yasamali.
Evet aramizda hep Tiyatro oldu.Bir çocuk olarak ben o yillarda,annemin bir Tiyatrocu degilde siradan bir anne olarak,vaktinin önemli bir kismini ogluna vakfetmesini arzu ederdim tabi,ama olmadi.Seyircisi onu benden aldi.Bugün ise onunla gurur duyuyorum ...
Vefatindan 1 ay kadar önceydi(temmuz 92),sordum:''yasamis oldugun hayatdan memnunmusun?''diye..,artik ölümünün yaklastigini ikimizde hissediyorduk.'' Evet Leventcigim,Güzel bir hayat i dolu dolu yasadim.Ve hiçbirsey için pisman degilim.''Bir an durdu ve söyle devam etti:''Genede,bugünkü aklim olsa babandan ayrilmazdim.Huysuzdu,muysuzdu ama bende çok alingandim canim.''
Sonraki yillarda düsündüm,niçin bunu söyleme ihtiyacini hissetti diye..Beni memnun etmek için olamazdi çünkü babama fazla sevgim olmadi maalesef..Iliskilerimiz soguktu,arada bir küser yillarca konusmazdik,konustugumuzdada nadir görüsürdük..Çözememistim annemin bu sözünü.
Annem;HAYRÜNNISA hanimla EMIN SAIT ERSAN beyin kizlari idi ve genç kizlik ismi:NURINNISA ERSAN di.Tek çocuklari olarak Istanbulda dogmustu..Dogum tarihini kimselere söylemezdi...Bana bile...
Erenköy kiz lisesini bitirince babasi onu Mimari tahsili için Lozan a yollamis..Gene orda öncedende flört ettigi babam Bülent Veziroglu ile nisanlanmis..Babasi Emin Sait bey diabetden 47 yasinda vefat eder1945..1946 basinda evlenirler ve 7 ay sonra ben Isviçrede dünyaya gelmismisim..Bu durum annemin tahsil hayatina ara verdirtmis..Ben daha 1 yasinda iken babamdan ayrilip Istanbula dönmüstü..(Niçin ayrildiniz diye sordugumda GEÇINEMEDIK derdi..baska birsey söylemezdi..Anne annem ise kulagima Emine isminde sonradan evlenicegi hanimdan gelen mektuplarin annemin eline geçtigini söylemisti..Babam ise bir seferinde üstü kapali Neden ayrildigimizi ilerde sorarsan anlatirim demisti,ilerde sordugumdada BOS VERRR GEÇMIS ZAMAN demisti)
Istanbulda babasindan miras kalan100 bin liranin 35 bin lirasi ile Taksim Kazanci yokusu ,sagiroglu sokakda 15 numarada 2 katli müstakil hos bir ev almisti(diger 35 bin lirasini,bankalar caddesinde eczane acmak isteyen kiz lisesinden bir arkadasina 20 bin lirasinida saklamasi icin anneanneme vermis)..Bu bina halen duruyor,tabii artik baskalarinin..Ikinci katdan rahatça bogaz seyredilirdi..Ilk okul öncesi çagim bu evde ve önündeki sokakda geçmistir...Hiç araba geçmezdi..ama Seyyar tursucu,(bardagi yüz para),Sonra simitçi geçerdi 1 simit yüzpara=ikibuçuk kurus,10 halka ise 1 kurustu..sonra seyyar hurdaci geçer sadece bakir ve kursun toplar,ordan burdan bulup getiren çocuklara leblebi verirdi..Sonra zil sesi çikartarak atli MASURAFCI gelirdi..atin ikiyaninda dolaplarinda,tig,iplik,sis vs.sataraktan..ayni sekilde seyar cigerci gelirdi ati ve iki yanindaki dolaplari ile..Evinden 10 kurus yada 25 kurus kapan gelir ,aldigi bitomar akçiger ile bütün mahallenin gezginci kedilerini doyururduk..sonra o yogurtcular..Sirtlarina oturtduklari uzun degnegin iki ucunda sallanan kaymakli yogurt tepsileri..tarti olarakda tas kullanirlardi,kimsede güvensizlik duymazdi..ayni yogurtcu gibi gelen balikçinin tepsisindeki baliklar henüz oynamakta olurlardi..Bütün sokak çocuklarin hakimiyetinde idi..Biraz kagit birde teneke buldukmu ,kagitlari yakar üstüne tenekeyi kor isitir,üzerinede annelere farkettirmeden yürüttügümüz ekmek dilimlerini kizartir afiyetle yerdik..(evde binbir nazla yiyen bizler)..
Annem üst kati kiraya vermis 2 bahriye subayina,alt katda benimle yasamakda..Kendisi Gazetecilik Enstütüsüne devam ediyor..Hasan Ali hocasi(birde romantik gönül meselesi olmus sanirim onunla..)Para si az ama hayati dolu dolu yasiyor..Beni evde yalniz birakmamak için bir formül buluyor.Tek bir oda arayan bir hanim terziye bizim katin ilk odasini veriyor ama para karsiligi degil,bana bakma,benimle ilgilenme karsiliginda..Sonralari bu hanim Semine Celasun,annemin en yakin dostlarindan biri oluyor..Annem tiyatroyu seçtikten sonra oda Haldun Dormenin sekreteri oluyor  ve Izzet Günayla evleniyor..40 yaslarindada diger iki ablasinin basina gelen onuda buluyor ve beyin kanamasindan ölüyor1968.O benim Semine Teyzemdi hep..Beni çok severdi,masal anlatmasini istedigmde''Sen gözünü kapat birde,ben düsüneyim'' derdi ve beni uyuturdu..Bir seferinde kizmis vede:Eeee sende neçok düsünüyorsun be semine teyze! demistim..Babasi Harp gazisi malüller dernegi üyesi idi..Istiklal savasinda 7 yerinden vurulmustu..Onun savas hatiralarini dinlerdim..Büyük baba idi benim için o..Nasil günlerce susuz kalmisda atinin sidigini içmisler bunu defalarca anlattirmistim .Aslinda evde ondan cok korkulurdu,acaip otoriterdi ama sadece ben bunu dinlemez aksam yemeginden sonra gidip kucagina otururdum,elimi yikayip yikamadigimi kontrol eder yikadimsa KIRAZ ALI nin serüvenlerini anlatirdi..Kiraz Ali onun kafasindaki bir Filozof-kahramani idi;Her hikayesinde dünyayi gezer,gariplikleri bulur velestirir sonundada BEN BU DÜNYANIN AHVALINDEN BIRSEY ANLAMADIM diyerek bitirirdi Kiraz Ali..Bir hikayesi kalmis aklimda:Kiraz Ali gene Dünyayi gezerken bir sehre gidyor orda 2 kisiyi taniyor ALDIGINI VERMEZ ile CANI TEZ ..Aldigini Vermez borc aliyor Cani Tez den vede bir türlü ödemiyor,sonunda ölüyor,Tabuta kolunu sigdiramiyorlar zira avcu kapali ve kolu tabutun disinda gidiyor mezara,Kiraz Ali gene Ben Bu Dünyanin Ahvalinden Birsey anlamadimla bitiriyor. Hikaye bitince Büyük Baba bana DAMI AKTARDINMI?diye sorardi..(yani cisini ettinmi?)Bende gider cisimi eder yatardim..Bir keresinde bana fena bir oyun oynadi yalniz;Ben yikanmayi sevmezdim..''Seni Atlikarinca ya götüreyimmi?''diye sordu..Tabii baliklama atladim ama beni Hamama götürmezmi!!Beni yikadikca ''Hani Atli Karinca?''diye sordukcada yerdeki karincalari gösterip,''Iste urda..Su kanatli olanlarda atlari!!''demezmi..Bütün güvenimi kaybettim ogün ..Esi CICI ANNEM e sarayli denirdi..Herhalde cariyelerdendi..Çok güzelmis gençliginde,yasli idi ama güleç ve nur yüzlü idi..Çamlica da bahçeli 2 katli ahsap bir evde otururlardi..Akar sulari yoktu,bahçedeki kuyularindan suyu çekerlerdi..Orda ençok yagmur yagdimi korkardim..Ya yildirim düserse diye.Çünkü paratoneride yoktu..Annem beni bazen Cici Annem lere götürüp birakirdi ve kendiside caktirmadan kaybolur ertesi gün gelirdi,bunu ben bazen farkeder feryat figan aglardim.Cici anne bahceli ahsap evinde beni elinden geldigi kadar agirlardi,sadece ögle uykularinda yanima yatinca ben onu uyutur kacardim..Birde ne is yaparsam hep sag elim yada sag adimla baslamami isterdi,yaparsam cok mutlu olurdu..Kulagi duymazdi;SUMU KACTI diye sorardim evet derdi..Koynunda Ismet pasa ninki gibi bir duyma aleti tasirdi.Cokda güzel Biber Tursusu yapardi..Aci Biber Tursusuna orda alistim.Annemin ailesinde aci seven kimse yoktu ve ben sapir supur yerdim herkesin gözleri hayretle acilmisken..Birde mangalda Izgara yapardi bana..Haala nerde odun kömürünün yanmaya baslarken acili kokusunu duysam onun o ahsap evi gelir gözümün önüne..
Annem sik sik evde eglence ler düzenlerdi,bütün gazetecilik okulu arkadaslari orda toplanirlardi..Maskeli,yada kiyafet balolari yaparlardi.Balikesirli bir erkek arkadaslari vardi kadin kiligina girer gögsüne Nar takip meme yapardiki, en cok ona gülerdim...Ama çok parasi yoktu..Bir sabah uyandigimda gözüm sismis,doktora gidecek ilaç alicak para yok..Taksimdeki büyük kilisenin bedava bir poliklinigi vardi,oraya götürmüstü beni,papaz doktor ÖRÜM BÖCEK SOKMUS dedi ve merhem vermisti..Sonraki yillar bu ev önce Gençlik Tiyatrosunun amatör oyuncularinin daha sonra Cep Tiyatrosunun daha sonrada Dormen Tiyatrosunun aktörlerinin ugrak yeri olmustu...
KISA KISA ANICIKLAR:
Bu döeme ait birkac ani parladi beynimde:1-Atesle oynamayi cok seviyordum,bikeresinde elime kibriti gecirince annemin yatak odasina gidip perdeleri tutusturmustum,ev yanmadan farkedip perde yanigi ile atlattilar.Kesiflerede bayiliyordum;bir kis gecesi kimseye hissettirmeden yanan sobaya ici dolu ve agzi kapali kolonya sisesini atmistim,bi süre sonra GÜMMM ...herkes korktu ve anlamadi taki ertesi sabah sobayi temizlerlerken egilmis büzülmüs kolonya sisesini bulduklarinda foyam meydana cikti..
2-Cok eski bir ani,;bebeklikten yeni cikmis olmaliyim,Duvarlari tastan yapilmis bir odadayim,pencereleri orta cag tipi gecme demirlerle kapli,duvarlarda Cehennem tasvirleri ,canavar,seytani yaratiklarin insanlara eziyet ettiklerini gösteren tablolar..Sanki bir katolik bas rahibesinin odasi..Simsiyah giyinmis rahibelerle ,bahcede bir bankin üstüne oturmus sohbet eden annemide animsiyorum..
3-Bir seferinde Semine teyzem in annesi CICI ANNE ziyaretimize gelmisti,sobada elini yakti,anneannemde bizdeydi ve ciciannenin eline Sulfaderma-yanik kremi sürdü..Sonra hep beraber Taksim sinemasina gittik.Sinemada ciciannem in eli tekrar acimaya baslayinca,gögsümden yanik kremini cikartip uzatmisim..Sürde gecsin diye..Yillarca bu olayi anlatip durdu cicianne ve bana Hakikatli evladim dedi hep..
4-Hic yalan söylemeyen bir cocuktum..Tek yalanim su olmustu o yillarda:Eve bir misafir(Adem bey) bir kutu cikolata getirmis,annemle Semine teyzemde herzamanki gibi annemin Kirmizi gardrobuna sakladilar..Ben hepsini yemeyeyim diye..Dokunurmus..Ben sakladiklarini görmüstüm Semine Teyzede gördügümü görmüstü..Birkac gün sonrada cikolata kutusunu almak istediklerinde yerinde bulamadilar.Semine Teyzem beni cekti''Levent Cikolata Kutusu Nerde?''-''Bilmem!''-''Sen almadinmi?'' -''Hayir almadim.''-''Bak Leventcigim,dogruyu söyle kizmayacagim.Nereye koydun?''-''Ben almadim dedim ya!'' Ordan annem müdahale etti:-''Seminecigim,Levent yalan söylemez.Almadim diyorsa almamistir.'' Semine Teyzem ise kararli-''Nisacigim o kücük bir cocuk,cocuklar yalan söylerler,bunun kötü birsey oldugunu bilmeden.'' Sonra bana dönüp üstelemeye basladi-''Hadi aldim de bak kizmayacagim..Hadi amaaa..'' Okadar üstelediki ben dayanamadim ve-''Eeeee aldim be nolucak!'' Semine Teyzem zafer kazanmis gibi gururlu,anneme dönüp-''Bak gördünmü Nisa,ben sana söylemistim..''Nevarki cikolata kutusunu birkac gün sonra baska bir yerde buluyor ve sakladiklari yeri degistirdiklerini hatirliyorlar..Iste ilk yalanim böyle olustu..
Semine (Celasun,sonra Günay)Teyzemin fotografi..Okul öncesi cocukluk anilarimda önemli yeri vardir:

Ve Semine Teyzemin babasi Harp Malülü Gazi.Adini bilmiyorum soyadi Celasun idi .Benim icin Istanbuldaki Büyük Babam oydu..Eside Cici annem..Bu konuyu ayrica anlatmaliyim..


5-Bir kis günü ,soba yaniyor,annem masanin basinda mektup yaziyor ben ise hemen yanibasinda Lazimlik ta oturuyorum..-''Anneeee neyapiyorsun?'' -'' Mektup yaziyorum'' -''Göstersene bana!'' Gösteriyor ,odane bir sayfanin üzerinde deniz dalgalari gibi birseyler cizmis..-''Bende sana mektup yazmak istiyorum'' Bir kagit ve bir kalem veriyor ve bende sayfanin üzerine dalgalar ciziyorum,sonra anneme uzatiyorum.-''Oku bakalim ne yazmisim?'' Annem güya okuyor ciddi ciddi:''Sevgili Annecigim,Seni cok seviyorum v.s,v.s..''Gözlerim sakinliktan acilmis vede hayret icinde söyle düsünüyorum:VAY CANINA NELER YAZMISIM? Sonrada keyifden kahkahalarla gülüyorum..)
6-3üc yaslarinda varim yogum,emzigimi kaybetmisim,feryat figan agliyorum.Annem ariyor ama bulamiyor ve bir kosu Taksime cikip eczaneden kolunun altinda bir paketle geliyor,paketi merakla aciyorum icinden rengarenk cesit cesit emzikler cikiyor,ben sevincten cigliklar atarak birini sokup digerini cikartiyorum agzima..
7-Bu anim cok silik,Ailecek sik bir mezarlikda yada agaclikli genis bir park olmali..Ailecek biraradayiz.Orta yerde genismi genis bir havuz var.(Zaman zaman Emin Sait dedemin defnedildigi Zincirlikuyu mezarligimi diye düsünürüm..Bugün orda öyle bir havuz yok ama belki 1940li yillarda vardi.)Havuzun kenarinda durmusuz..Ben havuzun üstünde yüzen nilüfer ciceklerine bakiyorum.Bir an sanki o ciceklerdende bize,havuzun kenarinda duran bizim aileye baktim..Ne garip degilmi?
8-İki Üc yaslarinda olmaliyim.Annemle yatakdayiz..Annem ayaklarini karnima dayiyor,elleri ilede ellerimi sikica tutup beni ayaklarinin üstünde havalandiriyor..Bayiliyorum..
Çok eglenceli bir dönemim bir gecede sona ermisti..Anne annem Ankaradan geliyordu.Annem ve Semine Teyzem,Haydarpasa Tren Garina karsilamaya gittiler..Beni evde bir süredir bizde kalan anneannemin Çankirili evlatligi Zeynep Ablaya biraktilar..Oda o yillarda 12 yaslarinda idi..Gece oldu ve uykum geldi..Uyumak istedim,Zeynep uyuma böyle uyursan kizarlar.,pijamani giymelisin..-eee giydir o halde.-.Islak ipte asili..-Çok uykum geldi ama uyuyucagim.._peki giydireyim bari..ve islak pijamalarimi giydirdi..zaten öksürüyordum,megerse bogmaca imisim ve o günde asi olmusum vede Bronsiyal Astma ya çevirdi..(Bügün hala çekmekteyim bu rahatsizligi.).Okula yeni baslamistim...ama gidemez oldum..Geceleri nefes darligi geliyor ve annemle balkonlarda sabahliyordum..Doktorlar Kuru Hava si olan bir yerde yasamam gerektigini söylemisler..Aklimiza Anneannem in Ankara Bahçelievlerdeki evi geldi...(devami gelecek)

(Soldaki resim Annem ve Ben 2-3 yaslarindayim ve Ortaköy Camii önü olmal..Saclarim Anneannemin israri ile kestirilmemis..Ne kadar hata,iyiki bu hata yüzünden yumusak biri olmadim..)
Ve 1987 den bir resim:Annem Ben ve oglum:
leventveziroglu
ANNEMIN HATIRA DEFTERINDEN-2

 26 KANUNISANI 1947
Bu gün ilk adimini attin.
yan sayfada bana ait 2 fotograf yapistirmis Bir tanesi bebek arabasinda,düsmemek için bir eliyle bir agaca tutunmus,diger elini fotografi çekene uzatmis,ben.)





  17 Eylül 1953
Ilk okula basladin .Bende seninle sinifa gireyim istedin.Okulunun adi Namik Kemal.Sen hep Mahmut Kemal diyorsun..
3 Ekim 1955
Ankara kolejine girdin.Forma sana ne yakisiyor bilsen!
En sevdigin sey sinema,en sevmediginde yemek galiba.
Pekos Bil e abone oldun.Ingilizcede ögreniyorsun..
(yan sayfada anneannemin visne çürügü kadifeden diktigi asker kiyafeti içinde,uzun ve kivir kivir açik kumral saçli bir fotgrafim..altta ise okulun verdigi bir pusula ,üzerinde:462 Levent Veziroglu 28-IX-953 S:1A (altina annemin yazisi:)Ilk okula girisin.
leventveziroglu
Ilkokul öncesi ISTANBUL DÖNEMI me ait unuttugum birseyler varmi diye düsünüyorum..Birkaç sey geliyor aklima:
Bir kere inanamiyacaksiniz ama bebekken hastahanede bebek terazisine konup tartildigimi hatirliyorum.Bu Istanbuldami yoksa Lozandami bilemem,ama bebekim ve öyle bir teraziye yatiriliyorum,terazi buz gibi,üsüyorum.bunlar bellegimde.
ikinci olarak anneannemin kucagindayim ve galata köprüsünde hizli hizli yürüyoruz bu yürüyüs sirasinda anne annem saatini düsürüyor ve bulunamiyor,yaninda annemde var hep beraber Medrano sirkine gidiyoruz.Orta yerde buz pisti var..Fistik gibi genç kizlar buz kayagi yapiyor müzik esliginde sonra bir esek çikariyorlar megerse esek kostümüne girmis 2 kisi imis.Genç Kizlar sik üniformalari ile dans ederek kayiyorlar peslerindede bizim sahte esek komiklikler yapiyor..
3cü anim anneannemim ikinci esinin ilk karisindan olan annemin üvey kardesi Aynur,ben 3 yaslarindayim..Istanbulda bir kis ve balkonun yaninda bana yemek yedirirken söyleniyor..Ablasinin bir oglu varmis ,benim yasimdaymis ama yemegini kendi yiyiyormus hemde çatal ve biçakla..Bu cocuguda birgün tanidim,annesi babasi ile bize gelmislerdi oyun oynarken beni bir itti kapaklandim ve düserken alnimi tahta koltugun yatay tahta sina carptim,kafamda koca bir yarik oldu ve ordan kan fiskirmaya basladi,cok korkmustum aciyi degil ama kani görmek ürkütmüstü..Hemen kucaklarina alıp eczaneye kosturdular..Eczaci yarayi görünce bu sekilde durduramayiz dikis lazim dedi ama birde tampon koydu..Diktirmedik sanirim cünkü haala izi durur..Bu cocugu sevemedim ,cokda hanimevladi bulurdum...Büyüklerinin sözünden cikamayan biri olarak kaldi aklimda..Bu alnimin intikaminida birkac sene sonra aramizda(artik Ankarda)bir kavgada alma imkanim oldu.Yillar sonra onu Aynur Teyzenin calistigi sirketde Patronun sözünden cikmayan sag kolu olarak görünce gene o günleri hatirladim ister istemez..Aynur deyince korku geliyor aklima..Gene Istanbuldayim ve 3 yas civarinda olmaliyim..Balkondan bakiyorum ,disarda lapa lapa kar yagiyor.
-''Aynur Abla,bu kari kim yagdiriyor?''
-''Allah Baba''
-''Peki,ya yagmuru?''
-''Onuda''
-''Nerde O?''
_( Gökyüzünü isaret ederek)''Yukarda,göklerde''
-(düsünceli)''Büyükmü O?''
-'' Çok büyük.''
_( Önümüzde dolasan kediyi isaret ediyorum''Minnostan büyükmü?''
-''Tabiki..''
-'' Sobadan?''
-'' Büyük tabi.''
-''Ya evden?''
-''Evdende büyük!''
_(Burda korkudanmi yalakalikdanmi yoksa abarttigini düsündügümdenmi bilemiyorum)'' Ama senden büyük degil degilmi?''

-''Bendende büyük..''

4cü animsa; bir Rüyam var :Rüyamda yokus assagi yürüyorum,asagida önüme bir göl çikiyor,durakliyorum.Bir kayanin üstüne oturmus bir adam sesleniyor:''Korkma burasi Rüya.Yürümene devam et bogulmazsin.''
Bu rüyami hiç unutmadim.Ve iyiki unutmamisim arti bu tarz rüyalarin (Prof.Carl Gustav JUNG)analizi ile birer mesaj içerdigini artik biliyorum..


Istanbul -Taksim-Kazanci Yokusu-Sagiroglu sokak no 15,yani benim okul öncesi cagimin gectigi ev..Anneannem ler herhalde ziyarete gelmisler..Önde ben,sagda anneannem solda Büyük annem .Arkada sagda Zeynep abla ,ortada Annem (Nisa annem)ve solda Aynur abla..






Ayni Balkon birkac yil sonra,arkada annemin boynuna asilmisim..artik okul cagina gelmisim ,zeynep ablada büyümüs ve kadroya dahil olan yeni bir isim:Semine Teyze.Bu nu ayrica anlatmam gerekir..:



VE ANKARA::::
Evet Doktorlari tavsiyesi üzerine annem beni Ankaraya götürüp Anneannem e teslim etti..Geceleri balkonlarda sabahlayan ben artik nefes alabiliyordum..
Anneannemin evi,Ankara Bahçeli evlerde,48ci sokakda 12 numarali 2 katli,4 odali ,bodrumlu,biri alafranga biri alaturka 2 tuvaletli vede 1 dönümlük bahçe içinde bir evdi..Ön bahçede 5 büyük çam agaci ve kokulu Isparta gülleri,daha büyük olan arka bahçede ise bidolu meyva agaçlari(bu meyve agaclari arasinda birde kiraz agaci vardiki benim icin cok önemliydi cünkü o bana aitti..karnim acikinca cikar meyvelerinden yerdim yada anneannem kovaladiginda en tepesine kadar cikar ve ordada hafifce sallanirdim,taaki anneannem TAMAM TAMAM AFFETTIM IN ASSAGI diyene kadar beklerdim..Bu kiraz agacinin tepesine ciktimmi bizim 2 katli evin damini görürdüm,yüksekceydi yani) vede tavuk kümesi (oklarimiza sürat saglamak icin saplarina sokusturdugumuz tüyleri burdaki tavuklardan temin ederdik)vardi...Evde;Anneannem Hayrünnisa hanim(ben ona HADIYE ANNE derdim yada dedirtilirmiydim ne..Iste bir annen Istanbulda Nisa Anne buda Hadiye anne gibi uyutularak..)Evde ayrica anneanemin annesi epeycede yasli olan bir hanim vardi ADIVIYE hanim..(Anneannemin babasi Çankiri da kadilik yapan Kitir Kadi lakabli Ahmet efendiyi göremedim yillar önce vefat etmis,ama bugün bile mavi renkli camdan yapilma Raki karafi bendedir.)Adiviye hanima BÜYÜK ANNE diyordum.Oldumu sana 3 tane Anne?!Ha,tabii Istanbuldaki Semine Teyzemin annesinede Cici Anne derdim onu saymadim..Anneannemin ikinci esi Giritli Hursit bey idi.ve onun kizi Aynur adi bile korku verirdi bana...Birde evlatligimiz Zeynep Abla..Bilen bilir o yillarda türk adetlerinde evlatlik konumu vardi..Tanidik bir köyden alinan kizlar bakilir,okutulur büyütülür ve evlendirilirdi..Onlarin görevide ev islerini görmekdi..Nevarki o yillarin egitiminde dayak mübah görüldügünden,evin hanimi tarafindan o tarz terbiye edilirlerdi..Aynur Ablayi sevemiyordum cünkü korkuyordum ondan .ben Istanbuldab gelince evdeki ilgi biraz üzerimde yogunlasmisti,benimi kiskaniyordu yoksa?O da cocuk sayilirdi..Isin kötüsü annemde egitimimi ve terbiyemi onun idaresine birakmisti.O ise her firsatda canimi yakar,kusturana kadar yemek yedirir hatda kusarsam gene yedirtir,bir kabahat islersem alt katdaki rutubetli ve karanlik bodruma kilitlerdi..Annem geldiginde sikayet etsemde bana degil ona inanirdi.O Koca evde beni kollayan bir büyükaane vardi o yillarda.Aynur canimi yakmak için kovaladiginda kosar Büyük anneme sarilirdim..Aynur orda durakalir,üstüme gelmekten vazgeçerdi..Aksi halde Büyük annemim siddeti bile kullanip beni savunucagini bilirdi..Anneannem esi ve annesi ile mesguldu.Yalnizlik çekiyordum yani..Neyse ben 3 cü sinifa giderken Aynur evlendi ve gittide bende rahat bir nefes aldim.
Ankardaki ev,arka bahcede anneannem ve Aynur abla ile:




Ilkokula basladigim yildi sanirim,nasil oldu bilemiyorum bir ölüm korkusu kapladi icimi,belki sevdigim kedi yavrularinin ölümüyledir bilemiyorum..Annem de Ankarda idi ve bu kadar cok üzüldügümü görünce Aynur Teyze ile ikna etmeye calistilar,''Ölüm cok ilerlerde daha senin 80 yilin var''gibi ama para etmedi ..Ölüm demek hissiz sonsuz bir karanlikdi benim icin aynen hatirliyorum ve o karanlik beni korkutuyordu..Bu karanliktan korkma Askerlik yillarima dek sürdü..Belkide Aynur Teyze nin beni Karanlik-Bodruma kilitlemesi ile olustu..mümkündür..Annem bakti susmuyorum bir kenara cekti:''Bak Leventcigim yeni bir Genclik Asisi bulunmus,sen yaslaninca sana bu asidan yaptiririz genclesir ölmezsin!''Duraksadim,kulaga hicde kötü gelmiyordu..-''Ya sen?Sende ölme ama!''-''Peki bende o asidan olurum ölmem..'' -''Anneannemde ölmesin!'' -''Peki onada yaptiririz oda ölmez'' -''Ama ya büyükanne?Oda ölmesin!'' Burda annem sasirdi zira büyükanne 80 leri devirmisti ve her an göcebilirdi bu yüzden söyle dedi:-''bak büyükanne icin söz veremem..O cok yaslandi hem asi daha gelisme asamasinda,buralara gelene dek Büyükanneye birseyler olabilir.hem asi 40 yil genclestiriyormus Büyükanne ise 80 ni gecti..'' Ben bastim feryadi..Bu sefer taktiki degistirdi-''Tamam tamam onada 2 adet asi yapariz oda cocukluk yaslarina döner.''Ben sakinledim ama bu konusmamizi hic unutmadim..Maalesef hepside birer birer öldüler..25 Agustos gecesi annemin Büyükadadan vefat haberini aldigimda hemen Bostancidan kalkan ilk vapura atladim..Yakin akraba ve arkadaslarindan ilk duyanlarla karsilastim,güvertede oturduk..ben söyleniyordum:''BAK SÖZ VERDIN AMA TUTMADIN ÖLDÜN ISTE!!'' Karsimda oturan Hadi Caman seslendi -''Hangi sözünü tutmadi Levent?'' Ben:-'' BANA SÖZ VERMISTI ÖLMEYECEKTI.!!'' Bu sefer Hadi :''Leventcigim o ölmediki,kalbimizde yasiyor!'' Tabii benim ne dedigimi anlayamamisti cünkü annemle yillar öncesi konusmamin sayiklamasi idi benimkisi..(Simdi bu günlerde,sevgili Hadi'de makinaya bagli bir hayat sürmekde ve cok sevdigi oglu Efe onunla ilgileniyor duyuyorum..dilerim atlatir..)
Evet evdeki Büyükanne ilk ölen oldu ,ben 5 ci sinifa gidiyordum..Son günlerde devamli uyumaya basladi..Eve gelen doktor:'' Yaslilikdan,yapacak birsey yok,hazirlikli olun demis.'' Okuldan geldigim birgün yataginda ölü olarak yatiyordu.Üzerine carsaf cekilmis ve karninin üzerinde bir bicak duruyordu:AGIRLIK YAPSINMIS..Büyük anne uyurken yataginda ölmüs..(böylesi dostlar basina)..Yataginda dedimde Büyük annemin Piri Piril parlayan metalden ve helozonlu yayli bir yatagi vardi..Üstünde cok iyi ziplanirdi ama yakalarsa '' BEN ONU 50 LIRAYA ALDIM,IN ASSAGI BOZUCAN.''der acikda canimi yakardi..Onu kizdirmak icin :''Büyük anne biliyormusun Padisahi kovmuslar..Oda kacmis gitmis.''derdim..Bunamis oldugu icin haala padisahlik devrinde yasadigimizi zanneder:''Hadi ordan yalanci.Olurmu hic öyle sey.''der ,inanmaz basini sallar ,arapca birseyler mirildanirdi..
Bir kerede Zeynep Ablayi dövmek icin üstüne yürümüstüde ben Zeynebi koridora alip kapiyi kapatmistim..Kapiyi zorlayip acamayinca arkadan seslenmisti bana''SENI AHIR ZAMAN CÜCESI SENIII!'' bende sonra yillarca utandigim cevabi verdim:''SENI ESKI ZAMAN ÖKÜZÜ SENIII!'' (Zeynepde bende cok güldük ama sonraki yillar bunu neye söyledim diye üzüldüm hep..Nevarki o evde o yillarda bana en sicak yaklasan Zeynep Abla idi..Geceleri annemi özledigimde onun yer yatagina sürünür girer ve ona sarilip uyurdum..)Büyük annenin Zaman üzerine özlü sözleri yada masallari vardi..Bir sözüde suydu:Eskinin giydigi kavuk yedigi tavuk,yeninin giydigi sapka yedigi bakla.''Büyük Annemi bütün bunamisligina ragmen severdim..Aksamlar(evdeysem)Misafir odasina gecilir..Büyük Baba ud calar,yada anneannemle tavla oynarlar ama bunda genelde hir cikardi,cünkü anneannem hile yapardi..Daha sonra Büyük anne yada anneanne masallar anlatirdi..Büyük anne bunadiktan sonra söyledikleri biraz müstehcenlik icerdiginden hepsini anlatamiyacagim..Aklimda kalanlardan: KOCA DESTI ISE KARISI KULPU DUR..AT AT OLUNCAYA KADAR MAT OLUR..Adamin biri yasli annesini sirtina almis,diyar diyar gezdirirmis..Bagdatda karsisina bir dervis cikmis''Hayrola naapiyorsun?''diye sormus..adamda ''Annemin benim üzerimde cok hakki var..Yaslandida,ölmeden Dünyayi gezdirmeye calisiyorum..Hakkini helal etsin diye..'' Bu sefer Dervis:'' Sen anana iyilik yapmak istiyorsan,onu evlendir..falanca ülkede yasli kadinlar genc erkeklerle evlendiriliyor..Böylece hakkini daha iyi helal eder.'' Bu seferde adam:''Dervis amca ,Bu yasli kadini kim alir?Hem öyle bir ülke hic olurmuymus?'' deyince sirtina bir yumruk yemis anasindan ve ana konusmus:''Sen yasli basli Dervis amcandan daha iyimi bilecen?''
Büyük-Anneannem cisini de pek tutamaz,helaya zor yetisir yada yetisemezdi..Yetisemezse söyle derdi:''Eeee naapalim Destinin agzi asagiya dönük..Su tutarmi icinde?''
Bir masalida su idi Arapin biri bir kasabaya gelmis,köyün nenesinden kendisini evlendirmesini istemis,Nene:Paran varmi deyincede 50 kurusum var dermis..Nihayet nene ona bir kiz buldugunu söylemis,oda neneden kizi tarif etmesini istemis..(bu sözler müthis güzeldi ama akilda kalmiyorki): ''SAHIN BAKISLI;KIRAZ DUDAKLI,ELMA YANAKLİ,ARMUDE KICLI ÖYLESINEDE HASSAS KI TOPUGUNA BIR FISKE VURSAN 40 GÜN 40 GECE TITRER''demis ,Arap düsmüs arkasina bayilmis...Hemen nikah yapilmis,herkes gittikten sonra Arap oturmakta olan yeni zevcesine,''Kalk kuzum bir festan (Sofra)kur''demis..Kizda hareket yok..Tekrarlayinca istegini ,kizcagiz''Sen benim böyle oldugumu yoksa bilmiyormuydun?''diyerek kalkmaya calisirken altindan lazimlik dökülmüs,etrafa pis bir koku yayilmis,arap tutmus burnunu''Hey gidiler,gidiler,6 ayda kazandigim 50 kurusumu yediler..''demis..(buna cocukken gülerdik ama demek zamanla gülünen seylerde nekadar degisiyor..)
Birde adamin biri Hicaza gidecekmis,malini mülkünü konsusuna emanet etmis,dönünce almak üzere..Yillar sonra dönmüs,hemen komsuna gitmis malini mülkünü geri istemis..Komsusu dudaklarini bükerek bir sarki mirildanmis:Hİcaaza gitti maliiin,Hicazdir senin caaaanin Lay lay da lay lay ,lay LAAAy ,lay lay lay lay demis...''Komsuuu hayrola sen iyimisin? Komsu gene ayni türküyü tutturunca,Adam komsuyu aldigi gibi Muhtara cikmis..''Muhtar aga,ben hicaza giderken emanet ettigim malimi mülkümü istiyorum,vermiyor..'' demis..Muhtar adamin sikayetci oldugu komsuna neden vermedigini sorunca,komsu ayni türküyü onada tekrarlamis..Bizim adam''Eeee muhtar iste böyle naapicagiz simdi?'' diye sorunca Muhtar cebindeki düdügü cikartip ayni sarkiyi tekrarlamis..Düt düüüde düt düüü,düt düüü,düt dü,düt dü dütt diyerek..Adam bakmis olacak gibi degil hem muhtari hem komsuyu alip Kadi nin huzuruna cikmis..Olayi anlatmis..Kadi hem komsuya hem Muhtara sorunca ,Muhtar düdükle ,komsu agizi ile ayni türküyü beraberce söylemisler..Kadi haaa bu makaaam pek güzelmis diyerek oda sarigini cikartmis,eliyle sariga vurarark tempoya istirak etmis..Bu sefer adam bu ücünüde alip Valiye cikmis...Vali olayi dinleyince oda kemanini cikartip melodiye istirak etmis GIY GIYDA GIY GIY deyince bizim adamda ortaya cikip HICAZA GITTI MALIM HICAZDIR BENIM CANIM..BIZIM ISIMIZ ALLAHA KALDI NASILOLSA deyip oynamaya baslamis.
.Büyük Anne son zamanlarinda öylesine bunamistiki kizini,yani anneannemi kendi annesi saniyordu,hava kararirken hadi gidelim eve Ahmet Bey(uzun yillar önce ölmüs kocasi)bekler derdi,anneannemde ona paltosunu giydirir,ön kapidan cikartip koluna girer,önce ön bahceyi,sonra arka bahceyi yürütür sonundada bahce kapisindan eve sokardi..Oda''Amaaan ne yorulmusuz''der otururdu..
Semine Teyze ile annem beni Ankaraya ziyarete gelmisler,Büyük annemin önündeyim:


Semine Teyzem ve annemle:



Büyük Anne öldükten sonra bana bir hal oldu,su asi isi biraz fos cikmisti ya..Anneanneminde arada bir kizdiginda ''Dünyaya Kazikmi cakican''sözlerine önce kizarak''Eveet kazik cakicam''sözüm birazda annaannemin doldurusa getirmesi ile ''O halde büyüde alim ol,ölüme care bul!'' sözünü bayagi bayagi ciddiye almistim..Ama bu konudaki arastirmalarim 1992 yilinda annemin vefatindan sonra kaz daglarina yerlesince basladi:Tek Tanrili dinlerin kökenini-arastirarak!!!..Rahmetli anneannem ise bu konuda ölümünden kisa bir süre önce 1979 sonlarinda ,diabetinden dolayi az bir ömrü kaldigi kendisine doktorlar tarafindan hissettirilince,bana dönüp:''Amaaan su ölümede bir care bulamadilar..''demisti..
Komsumuz Celik agbey o günlerde bizim bütün ailenin resmini cekmek istemistide,hepimiz sokak kapisinin önündeki merdivenlerde poz vermistik..En arkada öne dogru hafifce egilmis annem,benle hem ilgili hem ilgisiz gibi durmus,yaninda cok sevdigim rahmetli kuzenim Ethem Yesil,onlarin önündeBüyükbaba Hursit Beyle Anneannemin arasinda Büyükanne oturmus..
Büyük annenin önünde ben oturuyorum ayagimda patenlerle, bir basamak altdada Zeynep abla..Bu resimin cekilisini cok iyi hatirliyorum cünkü az ilerde bir akasya dali duruyordu,onuda alip geldim ve ayaklarimin dibine koydum süs diye ,o ani devamli yasatti gözümde..Gecen yillarda o minik resmi buldum büyüttüm ve basucuma astim..Bir sihir var sanki o resimde,baktikca o ani yasiyorum ve o resmin icine giriyorum sanki..Ben ve Zeynep abladan baska kalan yok hepsi göcüp gitti..Bizde cok saglikli sayilmayiz ya..


leventveziroglu
Ilkokul 1 ve 2 ci sinifta neler oldu diye geriye baktimmi?annemi görüyorum Gençlik Tiyatrosu ile Ankaraya gelmisler 3 oyunlari var:Dover Yolu,Arzu Tramvayi ve Yarin baska Olacaktir.

Annemin ilk amatör oyunlari,Anneannemin Çankiri akrabalari ''Amaniiin yoksa Tiyatrocumu olacak,vah vah''demeye baslamislar.Annemler bir oyunu seyrederken yanimda oturanlara BU BENIM ANNEM diyor ve gururlaniyorum.inansinlar diyede 2 perde arasinda,seyircilerin gözü önünde gururla sahnenin merdivenlerinden agir agir cikip çikip perdeyi araliyor ve içeri giriyorum:Girer girmez annemden siki bir çimcikle azar isitiyor ve geri dönüyorum..
Utandigim bir olay ilkokul 1e Bahçelievler ilkokulunda yeni basladigim günlerde oldu..Tenesfüste tuvalete gittik,kakam gelmis ama pantalonumun çapraz ve arkamda dügmelenmis askilarini açamiyorum.Sinif arkadaslarimdan rica ediyorum ,onlarda deniyorlar,o sirada zil çaliyor ,benim tutacak gücüm kalmamis,çocuklar sinifa kostuklarinda koyuveriyorum.yani donuma dolduruyorum.aglayarak bahçeye çikip evin yolunu tutuyorum..Disarsi kardan bembeyaz..Bahçenin kenarinda bekleyen seyyar saticilar,müsteri geldi sanip ümitleniyor,laf atiyorlar..ama kisa zamanda durumumu farkedip gülmeye basliyorlar.Bende büyük ihtimalle karda izler birakarak eve variyorum utanç içinde.Anne annem fazla büyütmüyor meseley beni yikayip tekrar okula yolluyor.Okula vardigimda herkes derste tabii ,sinifa girip yerime otururkrn ögretmen soruyor:Hayrola Levent nerdeydin?Bende cevap yok ,hoca tekrarlayinca sira arkadasimin kulagima fisildadigini utanc icinde seslendiriyorum..COK SIKISMISTIM EVE GITTIM..O günden sonra bana birsey oluyor ve 27 yasinda ilk evliligimi yapana dek,1 hafta-10 günde bir tuvalete çikabiliyorum..Ilk esim Fransiz kizi Daniella FRUEH bu durumun normal olmadigini farkedip ,bir süre benimle ugrasip problemimi çözüyor..
Renkli Sinema o yillarda insaa halinde(garip ama gercek Almanyada okudugum yillarda rüyamda Renkli Sinemanin yandigini görmüstüm,megerse hakikaten yanmis..böyle daha cook gariplikler olmustur hayatimda.)Sinema nin bitisiginde birkac dükkani,necdet beyin eczanesi,birde dondurmacimiz var:25 kurustu bir dondurma,bir seferinde arkadasim alirken bende para olmadigi icin alamamistimda,sonra ödersin diye vermisti..Ödeyemedim ve haftalarca yolumu degistirdim,önünden gecmemek icin..3 adet bakkal vardi..En büyügü BALKANER lerin bakkal dükkani idi,tam sinemaya bitisik olan 2ci büyüklükteki bakkalda ise tezgah altinda hakiki Amerikan Sigarasi satilirdi..12 yasina gelince gizli gizli icmeye basladigimizda paramiz olursa ordan alirdik,olmazsa anneannemin Gelincik yada ucu kirmizi Bahar sigarasindan yürütürdük..Ilk film ALONE RANGER idi yeni yapilan sinemamizda ve 13 mü 15 mi bilmiyorum kac kere gitmistim..Salon 120 kurus Balkon 125 kurustu..
Gene 1 ve 2 yi okudugum Bahcelievler ilkouluna a yada bakkala giderken geçtigim yol kenarindaki bir bahçede kurt köpegi var 2 adet.Nezaman geçsem havliyorlar bende korkuyorum.Birgün adamin birinin köpeklere tas attigini ve köpeklerinden korkup sindigini gördüm..O aklimda kalmis..birgün ben yalniz ordan geçerken gene tel çite yaklasip,agizlarini koca koca açip havlamasinlarmi?Ögrendigimi yapmaya kalktim.Tas alip atiyormus gibi yaptim.bU Onlari deliye çevirdi,ikiside tellerin üstünden atlayip beni isirmaya basladilar.yere düsmüstüm,hem agliyor hem bagiriyordumki bir adam kosarak yardima geldi ve köpekleri kaçirdi..Üstümde kuzu kürkünden bir paltocuk oldugundan beni ayi zannettiler sanmistim..Sonraki yillarda biri köpek öbürü kedi 2 kere daha isiriliyorum..Aslinda bunlarda kabahat benim,Amerikali komsunun Tren tipi köpegini korkutma amacli tekme vurur gibi yapiyorum ama köpek korkmuyor ve beni siriyor,digerindede anne annemim 17 kedisinden biri hasta,severken elimi agzina sokuyorum ve oda issiriyor..Gene bir tomar Kuduz ignesi yiyorum tabii..ama bu sefer sayi 18 adet igneye düsmüs;tip ta ilerliyor..



Yazlari 1 ay Istanbulda annemin yanidayim..Yilin en önemli ayi o ay benim icin..Icim icime sigmaz olurdu..Öyle bir yaz günü Taksimdeki Atatürk heykeli nin önünde cektirmistik.
leventveziroglu
KURT KÖPEKLERININ, beni isirdigi gece evde Büyükbabam (anneannemin Giritli ikinci esi Hursit Bey)tutturdu'' Kuduz asisi olman lazim yoksa kudurursun''Evde saklandim üst kata çikan merdiven altina..Benim orda oldugumu bilmemezlikten gelip güya Karakola telefon ediyormus gibi yapiyor Hursit Bey ve evde köpek tarafindan isirilmis bir çocuk oldugunu ,ancak saklandigi için bulunamadigini,polislerin gelip götürebileceklerini söylüyor..Iyice yüregime iniyor,merdivenin altina saklandikça saklaniyorum..(yillarca kabuslarimda oda merdiven altina saklanisimi görür oldum)
2 gün içersinde Istanbuldan annem geliyor ve beni Ankara Sihhiyede REFIK SAYDAM Hifzisihha hastahanesine götürüyor..Igneyi görünce gözlerime inanamiyorum,ignenin boyu,kadinlarin örgü sisi kadar var..Korkudan ölüyorum.Annem teselli ediyor:Oglum battigi yer minicik ,uzun olmus kisa olmus acisini arttirmazki,bi an canin yanicak ve igne girecek.(Birçogunuz bilmez,o yillarda kuduz ignesi hakikaten sis gibi uzundu ve karin bosluguna solulup oraya ilaç akitilirdi ve bu gün asiri 20 adet yapilirdi hatta hafizam yaniltmiyorsa bu ilk isirilmamda 40 adet yapilacakken 20 de kestilerdi),Ilk igneyi zar zsor yaptirdim ama hakikaten canim çok yanmadi,belkide annem yanimda diye..Neyse köpekler kuduz çikmadida igne sayisi 18 de bitti..
Birinci sinifi bitirdigimde babam telefonda ne istedigimi sordu.BISIKLET dedim tabiki..Ve birkaç hafta sonra paketle bir bisiklet geldi.Çil çil mavi HOLMOS marka 2 tekerlekli bir bisiklet..Unutamadigim bir andi..Hayatimda okadar çok sevindigim baska bir an oldumu bilmem..Ancak sonradan ögrendigim kadari ile babam bisikletin parasini nafakadan kesmis..Ögrendigimde çok üzülmüstüm..O yaz yan imizdaki eve Tuncaylar tasindi..Mahallenin çogu CHP li idi ama Tuncayin babasi Demokrat Partisi Tokat milletvekili idi..Benim yasimda idi..Onuda Bahçelievler ilkokuluna yazdirdilar ve ayni sirayi paylastik..
Bizim sokak Bahçeli evlerin 48 nolu sokagi idi..10 adetbir sirada 9 adet karsi sirada dizilmis 19 adet ev vardi..Nerdeyse her evdede bir çocuk..Evler 2 katli ve kocaman (1er dönüme yakin)bahçeli idiler..Bizim ön bahçede çam agaçlari ve güller,arka bahçede bi dolu meyva agaci ve kümes vardi..Aslinda bütün evlerin durumuda bunun gibiydi..Anneannem çok kedi severdi ve evimizde 17 kedimiz vardi..Hatta Afrikada konsolosluk yapmis bir çift oradan beraberlerinde Kulaklarinin ucu çatalli vahsi orman kedisi getirmiserde,bebekleri olnca kedi bebegin basucundan ayrilmamaya baslayica korkmuslar ve kediyi verecek seven birini aramislar,derken anne annemi bulup ona hediye etmiserdi..Anneannem o vahsi asilli kedinin adini sanki ev kedisi mis gibi BONCUK koydu..Kedi evdeki diger kedilerin iki mislisi gibi idi..Çok basina buyruktu ve istedigi saatte eve gelir istedigi saatte giderdi..Evde sigara kokusu varsa girmezdi..Girdigindede kucaga gelmez kalin sesi ile MAVV der yemegini isterdi..Boncugu gayet iyi hatirliyorum bizim tekirler gibi çizgili ama bol veparlak tüylü idi...Çokda alingandi .Zaten gidisinin sebebi de o oldu..Birgün anne annem misafirleri ile sohbet edip kahve içerken içeri Boncuk girip MAVV diyor,Ne istedigi belli ama anneannem aldirmiyor ,Boncuk tekrar MAVV diyince..''Eeee Boncuk sende çok oldun'' diye bagiriyor..Boncuk geldigi kapidan çikip gidiyor ve birdahada gelmiyor..
Bizim evin ikinci katinda bir kiracimiz var Herr Klein..Hitlerden kaçip gelmis bir Yahudi Müzik profesörü.Üst katda bir odada kaliyor..Zaman zaman evde yokken ,anahtarinin yerini biliyordum ve girip odasini inceliyordum,birde pertavsizini yürütmüstüm..Herr Klein bir Üniversitede müzik dersleri veriyor.Bazen bize aksam yemegine gelirdi ,meyva yemesini unutamam ;hic cöp birakmazdi...Dazlak ince kuru genis kulakli bir adamdi..Biraz killiklarida vardi,mesela o üst katda iken yanlislikla alt katda bir odanin kapisini hizli kapatmiyalim,hemen yukarda homurtular duyardik ve oda kapisini GÜMM diye kapardi..Genede severdik..Sonra bir hanim getirdi Almanyadan ve tek oda dar gelecegi için bizden ayrildi..Sonra bizi esi ile ziyarete geldi ,anneannemede yaprak seklinde gümüs bir sigara tablasi hediye getirdi..(anneannem vefat ettikten ve cenazesini topraga verip eve geldigimizde hala salonunun en önemli yerinde duran bu sigara tablasina cok kizmistim,Anneannem cürürken bu gümüs parcasinin degeri ne idi ki?Kirip parcalamak istemis,yapamayinca firlatip atmistim 1979 Aralik)
Bizim sokakdaki 2 arabadan birinin sahibi idi.Ufacik tefecikdi arabasi..Kapinin önüne park ederdi..Bizde üstüne çikar ziplardik..Sokak hafifce yokustu birgün araba yokus assagi yürümeye baslamasinmi?Kendimizi zor attik yere meger frenlerini bosaltmisiz.Araba gitti gitti 1 noda oturan Ümit lerin bahçesine çitleri yarıp dalmadımı?.Bize kizacak diye çok korktuk ama kizmadi hatda ''ya altinda kalsaydiniz çocuklar''bile dedi sanirim..
Ikinci arabada 50 model bir Chevrolet di ve yolun alt tarafinda 6 numarada oturan Osman Kiper in babasina aitti..
Osmanin babasi sabah arabasi ile gider aksamüzeri arabasi ile gelirdi..Onun disinda baska arabada yoktu ve bütün sokak bizimdi aksama kadar çünkü hiç araba geçmezdi ...Bu Can larin mahallemize (7noya)tasinmasi ile degisti..Herr Klein in arabasi kendisi ile gitmis Can larin 46 yada48 model Citroen(markayi atiyorum ama filmlerdeki bilfiginiz kara Gangster arabasi)gelince gene 2 araba olmustu mahallede..(Can larin gelisi olayli oldu onu daha sonra anlaticagim..)ama çok eski bir araba idi ve devamli bozuluyordu..
Çocuklarin Reisi hepimizden büyük olan Hüseyin idi, Sidika,Tuna,Kadriye ve en küçük Arif le 5 kardestiler.Babalari Demokrat Partisi Adana milletvekili idi..2 nolu evde Kirada oturuyorlardi..Arka bahçeleri en çok oyun oynadigimiz alanlardan biri idi..Otoritesini üzerimizde tatli-sert uyguluyordu..Ben despotizmi hiç sevmedigim için reisliginide dogru bulmuyordum ama Güç hepimizi susturuyordu..
Osman ise en zayifimizdi..Herkes beni döver,benim gücümde Osmana yeterdi ama kavgayi genede birakmaz son gücüne kadar mücadele ederdi.Birgün Mantar patlatiyorduk beraberce,bir cukur acmis icine oturtmustukki iyi ses yapsın..Ateslerken patladi yüzü gözü toprak ve barut olmustu aglayarak eve kostu.Birsey olmadi ama annesi benimle arkadaslik etmesini yasaklamis..Annem geldiginde (ki onun arkadasi idi)''Oglumun gözünü cikartacakti nerdeyse''diye sikayet etmis.Çok tatli bir çocuktu umarim affetmistir beni..
sokagin basindaki evde çok sevdigim bir kiz arkasim oturuyordu..Burda yazmam dogru olurmu bilmiyorum annesi vaktiyle hizmetçilik yapmis bunu anneannemden ögrenmistim ve beni sokakda oynarken kizdirdigi bir gün yüzüne söyledim bunu..Yüzü bir garip sekiller aldi ve aglayarak evine gitti..Aksamüzeri annesi geldi eve ve anne anneme ''Yaptiginizi begendinizmi?Her insanin geçmisinde istemedigi seyler olmus olabilir,kizim simdi evde agliyor..dedi ve gitti..Annem o günlerde Ankaradaydi ve aksam geldiginde olanlari duyunca elimden tuttugu gibi beni onlara götürdü..Ben annesinden özür dilerken kizda annesinin arkasina saklanmis hayretle beni izliyordu..Yillar sonra Marmariste rastladim ve zor tanidim Koca Kadin olmus,kürkler içindeydi..Annesi ile beraber oturuyormus,evlenmemis..Çocuklar acimasiz mi oluyorlar nedir?Ben bu kizi ciddende severdim o yasta nasil yaptim bu essekligi bilmem..
 Bir üstündeki ev de muhacir bir aile oturuyordu kendi hallerindeydiler..
 2 nodaki Reis Hüseyin in bir üstündeki 4 nolu evde Almanyadan gelme 2 sert kardes vardi,bize bulasmazlardi,kisa zaman sonrada gittiler.Yerine bir Amerikali aile ve onun ele avuca sigmaz cocuklari Maykil geldi,annem bir gün cok sirin bulmus seveyim demis,annemi elinden isirip,bacaklarinada tekme atmis...Benide birgün kizdirdi kacarken Pasalarin caminin önünde durmus bana tas atti,bende ona atarken egilmezmi,tas Pasalarin camindan iceri girdi neyseki evde kimse yoktu saklandim,intikam almak icin Tuncaylarin (geleli 1 yil olmustu,tatil icin Tokada gitmislerdi)kurumus arka bahcelerindeki otlari atase verdim..Neyseki ona bakan üc bahceden biri anneannem digeri komsular ,yangin büyümeden hortumlarla söndürdüler..Kim yapti derlerken,''Bilmem,Maykil buralarda dolasiyordu,elindede kibrit vardi dedim..Hayatimda söyledigim birkac yalandan biriydi..Kimse evlerine gidip sikayetci olmadi,Amerikalilarin bir tür dokunulmazligi vardi..)Maykillarin arka bahcelerinde gene Tokadli bir aile oturuyordu müstemilatda..Babalari ölmüs,2 büyük delikanli ve birde sivil polislikten emekli anneleri 14 noda oturan Tuncaylarin hemsehrileri..Delikanlilar annemin Tiyatrocu oldugunu ögrendiklerinde beni kizdirip assagilama ya basladilar''Eeee Annen sahnde öpüsürmü?''''Rol icabi olursa evet'' bunlada kalmaz baska baska deyince bunu anneme aktadim .,oda gidip onlara bagirip cagirmis,benide o eve gitmemi yasaklamisti...6noda Osmanlar oturuyordu,tek demirbas arabanin sahipleri idi...8 noda Muratla ablasi Mutlu vardi..Anneleri çok disiplinli bir Ögretmendi..Çocuklara soluk aldirmazdi..Muratin çikipda sokakda bizlerle oynadigi sayilidir.Hep evde ders çalisirdi.Bir seferinde bir bayram günü biz harcliklarimizi maytap,mantar ,catapat gibi patlayicilara yatirmisiz.Mantar tabancalarimizla mantarlari patlatirken baktik Murat geldi,elinde 3 adet mantar ama cok farkli bizimkilerden,''Bu ne bicim mantar oglum'' ''Babam verdi.Onun cocuklugundan kalmis.Bu bayram 3 tane patlatmama ,izin var.''Degisik bir cocuktu.Ablasi güzel bir kizdi ne yazikki 20 li yaslarda bir trafik kazasinda ölmüs,Muratda bunca çalismanin sonunda memur olmus..
 10 numarada bizim fasulyadan tabir ettigimiz,pek kaale bile almadigimiz 2 küçük kardes tuttururdu ,Hüsnü idi agbeyisinin adi,simdi 50 sini geçmis olmali..Ama ev baba anneleri Nadire hanimindi..Nadire hanim anne annemin komsusu idi vede iyi gecinirlerdi..Ancak birgün Anneannemin tavuklari onun bahcesine girmisler,kadin bagirip cagirmaya baslamis ,bizim Zeynep ablada bunu gelip anneannemede ''Cabuk gelip tavuklarini alsin ''diye aktarinca ,anneannemde o anda ev isi ile mesgul ve agzindan su cümleler dökülüyor''Gelirsem gösteririm ben ona.''Zeynep te git bunu Nadire hanima söyle..Hadiii yillarca dargin kaldilar..
12 noda biz otururduk..Ön bahcede 5 büyük cam agaci arka bahcede 2 kümes,17 kedi ve bir dolu meyva agaci,öndede arkadada bahcede cesmeler vardi..Evde Anneannem,2ci Esi Giritli Hursit Bey,onun kizi benim korkum Aynur Teyze,anneannemin bunamaya basladigi icin arada müstehcen ce konusan Büyük annem ,evlatligimiz Zeynep ve ben bide üst katdaki tek odada kalan kiracimiz Herr.Klein..Bizim arka bahce en cok kullandigimiz oyun alanlari arasinda idi.Bir yaz günü sicakliktan bunalmisken:Bahcede bir havu yapip suyla dolduralimda icine girip yüzelim fikri geldi aklima,Tuncay da bahcelerindeki Cimento torbasini getirme sözü verdi..Kazma kürek koca vede uzunca bir cukur actik,kümese paralel..Tuncay cimentoyu getirdi ama TAS gibi olmus yagmurun altinda,tabi biz onu bilmiyoruz,herhalde bu ezilecek diye önce tasla ezip ögüttük...Sonra kum karistiriliyor diye biliyoruz..Kum yok! Neden toprak olmasin?toprakla ,taslasmis ama ögüttügümüz cimentoyu suyla bulamac haline getirip,havuzun ic duvarlarina elimizle siviyoruz..Sonra hortumla havuz dolduruluyor..veee mayosunu giymis nekadar erkek cocugu varsa kosup kosup havuza atliyor,her atlayista uyduruk cimento duvarlar cöküyor ve havuzdan cikan sanki bir CAMURDAN ADAM..neyseki hortum var suda var..
Bir baska animda evin bodrumu ile ilgili,annemin rahmetli isadami babasi EMIN SAIT ERSAN öldügünde cokca dünyalik birakmasi beklenirken,nasil oldu ise bir yigin borclu ile karsilasiliyor..Aile o dönemin meshur bestekari vede avukati FARUK KAYACIKLI yi tutuyor..Iyikide öyle yapmis,Faruk bey,borclularin önemli bir kisminin hilekar oldugunu isbat ediyor..Emin bey dost bildigi cok kisiye altinda imzasi olan bos kagitlar teslim etmis,is takibinde kullanilmak üzere,ama öldügünde üstü borc kagidi gibi düzenlenip mahkemeye ibraz edilmisler..Iste bunlarin sahte olduklarini ,PULLARIN IMZADAN SONRA YAPISTIRILDIGINI ispat edrek gösteriyor hakime..Ayrica bir yigin alacakli oldugu yerde bunu inkar ediyor..Mahkeme evraklari sonradan incelemek icin YEDI EMMIN olarak anneannemi tayin edip,onun evinin bodrumunda bir bölümü mühürleyip evraklari sakliyor..Bense kapinin ancak bir kedinin gecebilecegi araliktaki üst bölümünden iceri süzülüyorum,ve kimse görmeden elime gecirdigim dosyalari yere bosaltip, dosya-kaplarini oyunda kullanilmak üzere alıp disari cikartiyorum..Bu kaplar ithal mali ve oyunlarda cok ise yariyordu..
14noda Tuncaylar Tuncayin Babasi D:P: Tokad Milletvekili idi..Ben 1.ci sinifi bitirdigim yaz geldiler,evi satin aldilar sanirim.ama eve hic bakmadilar..Tuncayin kücük kardesi bütün duvarlara yaptigi resimlerle sanatciligini gösteriyordu..3cü sinifta beraber TED e yazildik ama ben yatili o gündüzlü idi..Bir dönem kagit sikintisi vardi ama TBMM antetli kagitlar Tuncayin elinden eksik olmazdi..60 ihtilalinde babasi evden cikamadi bir süre..1 yil gecti gecmedi daha yassiada durusmalari sürerken ,gene eski DP li müstakbel AP liler evlerini doldurmaya basladi..Tuncaya sordum:''Oglum bu ne is,neler konusuyorlar?'' Tuncayda-''Bidaha ihtilal olmasin diye önlemleri hesapliyorlar.''Ilk düsündüklerinden biri Tuncayi askeri okula verme karari olduysada bunu uygulamadilar ama..
16 noda anneannemin ahbabi Sabahat hanimlar ve ilerki yillarda torunlari Mehmet..
18 noda Amerikalilar
20 no son evdi bizim siranin, Deutschland Deutschland über alles diye marslar söyleyen,bizlere tepeden bakan,köseleden yapilmis kisa sort giyen 2 Alman kardes vardi.Ne biz onlari sevdik nede onlar bizi..</DIV>Daha sonra Saman Pazarindan bir aile geldi..Tasra adetleri ile..Bahcelerinde Kovanla ari beslerlerdi..hatda bir seferinde bisikletle evlerinin önünden geçerken arilar bana saldirmazmi..Bisikleti yere atip aglaya,bagira eve kostum..Kafami kaç yerinden sislemisler yumrular olusmustu..Evde merhem sürüp yatirdilar birkaç gün..

Gelelim KARSI SIRA ya
1noda cok sevdigim kizarkadasim Ümit yasardi annesi ile..Babasi devamlı ava gittiginden görmezdik,Ümit 9 numaradaki Aysenin yakin arkadasi idi..Istop ve Mendilin Düse oyunlarinda yada artistlik yarismalarinda cok iyi idi.
3 noda Ömer diye bir cocuk yasardi,kendi halinde idi okulda gücüm ona yettigindenmi nedir korkutmusum,oda babasina söylemis babasi okulda kulagimi cekti,bende evde bunu abartarak ve Tuncayinda doldurusa getirmesi ile BIRDE TOKAT ATTI ilavesi ile anneme anlattim..Oda bir kizginlikla Ömerin babasina gitmezmi?Dönüsünde zilgiti yedim tabii..Daha sonra onlarin yerine Yugoslav Göcmeni bir aile geldiKücük bir kizlari Cigdem bide cok büyük bir ogullari vardi,yani özetle ikiside bizim akran gurubumuz disinda idi.
5 noda önce Osman Kiperlerin bir akrabasi yasiyor onlarinda yasitimiz bir ogullari vardi GENC OSMAN cok kalmadilar.yerlerine CKMP (Cumhuriyetci Köylü Millet Partisi)ve baskanlari Osman Bölükbasi vardi..Bölükbasi cok renkli bir insandi,secim zamanlari halk onun konusmasini dinlemek icin alanlara dolar ama kimse oy vermezdi..O partiyi arada bir Ismet Pasa ziyarete gelirdi..Mahallenin büyük cogunlugu CHP li oldugundan gözümüzde bir kahramandi..Cok kere gidip elini öpmek istedim ama yapamadim,utandim iste..CKMP nin bir üstünde C7 nodaan Pulaklar gelmeden önce Amerikali bir çavus ve onun Maykil dedilen oglu vardi..Daha sonra Can Pulaklar ve meshur gangstervari arabalari ileki bizdeki lakablari ile eMOTORBOZUKLAR geldiler..Cünkü siklikla bozulurdu arabalari..
9 noda Basögretmen Melahat hanimki karsi komsumuzdu ve anneannemim kadim bir dostu idi,birbirlerinin falina bakar,sirlarini bilirlerdi.Aksamlari radyoda beraberce ''ZEKI MUREN SIZLERLE'' saatini dinlerlerdi,bazen bende onlarla oturur Zeki Mürenin ''MERHABAAAAA CANIMDAN COK SEVDIGIM AZIIIIZ DINLEYICILERIMMM diye baslayan ama benim pekde sevmedigim programi dinlerdim..En sevdigim seylerden biri Melahat Ögretmenin evinin kapisinin altina mantar yerlestirip, fitili atesleyip,zili calip saklanmam ve kapi acildiginda gümbürtü ile patlayan mantardan ürken Melahat Teyzeyi seyretmekti..Onun bizim akranimiz olan kizi Ayse vardiAysenin Çelik ve Isil isimli büyük bir abla ve abisi vardi,evlenip gittiler,ama su önemli notu ilava etmeliyim:Celik agbeyin benim üzerimde cok önemli etkisi olmustur,Bu etki benim Dünyaya bakis acimi genisletmis,kendime basitde olsa ilk felsefi sorulari sormama sebep olmustur.Celik agbey iyi birde amatör fotografci idi,yukarda anlattigim gibi aile fotografimizi cekmisti.Ilk fotograf merakimi ondan almis olmam mümkün..Birgün cok düsünceli gördüm,arkadasi dügünde resimlerini onun cekmesini istemis,oda yanlislikla o yillarin bir bulusu olan NYLON u görmeyen objektifini takmis,Gelin in kiyafeti ise Nylondanmis..''Negativler yandi!diyecegim,care yok''diyordu..Hakiki AV OKlari vardi,onun eskimis uclarini alir ok yapardim ve oklarini inceler kendi oklarimi benzetmeye calisirdim..Sanirim iyide avci idi,mahllenin kedilerine düsman DUMAN renkli bir bas belasi kediden kurtarmist hepimizi..Dinamit gibi fisekler patlatirdi..Bazen sohbet ederken yerden bir tutam toprak alir havaya kaldirir sonra parmaklari arasinda ufalarken''Bak su kücük zaman diliminde,bu toprak parcasinda belki Dünyalar kuruldu ve yikildi''derdi...Yada Amerikanin uydusu araciligi ile,bir ayakkabi boyacisinin sandigindaki boyalari,yada arabanin plakasini okuyabildigini anlatirdiki kendimizi gözetleniyoruz endisesine kapilirdik,cünkü bizde daha acaba yabanci ucak girdimi diye gökyüzüne geceleri koca koca projektörler tutulup,taranirdi gök yüzü.Birde teleskopu vardi galiba..Gökyüzünü incelerdik..Cok kücükken beni cagirirmis sevmek icin,bense''Olmaz Nisa kizar''der kacarmisim..(Yillar sonra Fulmar Ajansta kisa bir süre beraber calistikda benim ihtilalci senaryolarim yüzünden ellerinden müsterileri Ülker Bisküvilerini kacirdilar galiba..)..Melahat hanim in essi Ilyas bey Istanbulda otururdu,Çok nadiren geldigi olurdu..</DIV>Melahat ögretmenin kizi ayse benden 2 yas kadar büyükdü,okul ödevlerinden Ingilizcede icinden cikamadigim sorulari ona yaptiriridim.Oda söylene söylene yapardi..
 11 noda Selahattin Selisik Pasa otururdu..Demokrat Partiden yakindigimizda o güven verirdi bize..Tek anlamadigim evde esine yardimci bir hizmet eri olurdu..Çiplak ayaklarinda takunyalar,bahçede sebze yikardi galiba..Selahattin Pasa yi severdim.Zaten o yillarda askerle halk cok icice yasardi...Babacan bir Pasa idi.Mahllenin elektirik lambasinin ampülü patlatilmissa benim kulagima yapisir(ama acitmaz)oglum genemi?bak hirsizlar gelir sonra...derdi.En yakin arkadaslarimdan biri onun torunu Selisik di.Ona Isik derdim,aileside öyle derdi.Isikla 3 yaslarinda 3 tekerlekli bisikletlerimizle yaris yaptigimizi hatirliyorum sonra kayboldu.Babasi atese Militer olarak Ispanyaya tayin olmus,geri geldiklerinde bir yaz günü idi benim 2 ci sinifi bitirdigim yaz..Biz arkadaslarla topmu ne oynuyorduk..Araba durmus esyalari bosaltiyorlardi..Isikda orda..Seslendim..Önce tanimadi sonra sarildik ve öpüstük..Cok sevdigim bu cocuk büyüdü tabiiBundan 5-10 yil öncesine kadar kontagimiz var idi....Annesi pasanin 3 kizindan en büyügü idi.Ortanca kizi ise o yillarin Tango sarkicisi Yasar GÜVENIR ile evli idi ve cok sevdigim Murat diye bir ogullari vardi.Murat simdi Prof olmus...En kücük teyzesi Ayla Selisik di sonra bir eli takma olan(cocukken nedense cok dikkatimi cekmis) bir avukatla evlendigini hatirliyorum.Meshur 555K (5ci ayin 5inde saat 5 de Kizilayda)yürüyüsünde Kizilayda onu gördüm..! 1960 ihtilalinden önceki son önemli Genclik yürüyüsü idi.Ön saflardaydi galiba yaninda nisanlisida vardi..Onu görünce bende takildim o yürüyüsün pesine o cocuk yaslarimda..Hep beraber bagiriyorduk:OLURMU BÖYLE OLURMU KARDES KARDESI VURURMU?KAHROLASI DIKTATÖRLER BU DÜNYA SIZE KALIRMI?Cok gururlanmistim.O ilk yürüyüsüm oldu.(.Ikinci yürüyüsüm ise 1968 yazinda Istanbulda 6.Filoya karsi oldu ve O gün kendimi sosyalist olarak hisettim ve bu hala da sürer..)Ayla abla benim korkulu rüyam Aynur ablamin arkadasi idi ve aralarinda sifreli bir isliklari vardi..Gece birbirlerini bu islikla cagirirlardi,bende bu isligi ezberledim ve bazen Ayla nin kapisinda calip saklaniyor,onun cikip etrafa bakmasini seyrediyordumkiii bir gün enselendim..Ayla abla halen Kemalist Laik ve Tam bagimsizlik mücadelesini sürdürmekte..
 Selisik in dedesinin arka bahcesinde mini bir havuz vardiorda havuza basimizi sokar nefesimizi tutardik bu konuda bayagi mesafe almistik Isik 3 dk.civarinda nefes tutusu ile 1.ci idi. Isik bende 2 yas büyüktü ve erkek cocugunun ögrenmesi gereken ama evde ögretilmeyen ne varsa bana ögretirdi.(bazende bana mecmua satardi). Israel Evlerindeki dairelerinin önünden babasinin arabasini yürütürdü geceleri ve ona binerdik,biseferinde (gece saat 03.)bana ögretirken kullanmayi araba yi kaldirima cikartmazmiyim..Son anda müdahale edip kurtardi..Ancak bazi bazi öyle terslikleride vardiki insani essekten düsmüs karpuza benzetirdi..Büyük bir otomotivci oldu..Simdi Ingilterde Renault nun basinda galiba..
Pasalarin üstünde 13 noda gene bir Amerikali çavus otururdu..Kizi Kathy e3.cü sinifa giderken asik olmus ve öpmüstüm..yanakdan tabi..
 Ne garip degilmi amerikalilarin çavuslari bizim pasalarla milletvekilleri ile ayni sokakda oturuyorlardi..
15 noda Prof.Hüseyin Cahit bey otururdu..Çocuklar o eve Tarassut Kulesi adinitakmislardi..Profesörün esi bütün gün kim geliyor kim geçiyor onlari izlerdi..2 de evlilik çaginda kizlari oldugunu hatirliyorum.Ilk defa onlarin evine hirsiz girdi..Yazdi ve Istanbuldaydilar.Gelince Evin bütün camlarina demirden pancur yaptirdilar.Çok çirkinlestirmislerdi evi bizce..O güne kadar öyle sey görmemistikki..Hiç birimizin evinin camimnda demir parmaklik bile yoktu..Hatda arka bahçeye açilan kapilarimizda kilit dahi yoktuki..Cahit bey 1957 yilinda vefat etti,evde dua okunuyordu,biz cocuklar acik kağıdan girip oturacak bir yer aradik ve ikinci kata cikan(dublex de evler)ic tahta merdivene ilistik,bizede Mevlüt Sekeri verdiler..Son yillarda Cahit beyin adi vardi ama kendisi nedense hic görünmüyordu,megerse siyasi suclu olarak icerdeymis..
17 noda karsi siranin son evi idi..Ordada akranimiz Cüneyt Baki ve minik kardesi Mustafakemal yasardi..Cüneyt lerin evlerinin önü meydan vede asfaltti.Cüneytlerin bahcesinin sokagin en bakimli bahcesi oldugunu hatirliyorum,bu yüzdende bu bahcede oyun yasakdi bize .Cüneyt sik sik gülleri sulardi.(en bakimsiz ev ve bahcelerde -Mebus-milletvekillerininidi)Cüneytde bariscil bir cocuktu,kavga ile arasi pek yoktu..Simdi Bankaci olmus...Çogunlukla orda futbol oynardik..Cüneyt de iyi top oynardi..Maç baslamadan önce herkes o yillarin meshur futbolcularindan biri olurdu..Ben hep Lefter olmak isterdim ama Nefes darligim(kosamazdim)yüzünden kalede yada karsi kalenin önünde Belesçi denilen mevkide dururdum..(Devam edicek)

(Resim:Bahceli evler 48ci sokak 12 numaradaki cocuklugumun gectigi evimiz

..Arkada annem yani Nisa Annem,biraz misafir gibi duruyor..Öylede sayilir..Senede 1 yada 2 kere ziyaretime gelir..Yaninda Karinca Ezmez denilebilir bir Iyilik Melegi insan Kuzenim rahmetli Ethem Yesil.Orta Sirada Anne annem onun annesi birazcik bunamis halde Adeviye hanim yada Büyük anne ,öbür yanda Anneannemin ikinci esi Giritli Hursit Bey..Anneannemin önünde ben,ayagimda patenler ve az ilerden süs diye alip geldigim Akasya Dali,yan önümde üzerimde cok emegi olan Zeynep Ablam..)
leventveziroglu
ANNEMIN HATIRA DEFTERINE DEVAM -48 ci sokakda kalmış anılarıma biraz ara vereyim ve annemin vermiş olduğu HATIRA DEFTERInden sayfalara devam edeyim olurmu?
Bir sonraki sayfada hiç bir not yok ama benim kuru boya ile renklendirdiğim bir boyama kitabı sayfası var.
Ondan sonraki sayfada okul defterimden koparılma bir sayfa var.şöyle yazıyor:İş Ödevi,Resim:Sonbahar Resmi ve o okul defterinden koparılmış sayfanın arkasına kargacık burgacık şunları yazmışım: NISA ANNEMI ÇOK SEVIYORUM.ÇOK ÇOK SEVIYORUM ve üzerindede hala anlaşılabilen gözyaşlarımın düştüğü yerlerde rengi değişmiş kağıt.(Anlaşılan 3 cü sınıfa başlamışım.TED de yatılıyım artık ve çok yalnızım)




Ondan sonraki sayfada anneme yazdığım bir mektup var,belliki son kısmı anneannem dikte ettirmiş.:

Nisa Anne nezaman geleceksin?Yıldaşından sonramı geleceksin?nasılsı n ban iyiyim.Büyük anne iyi,Hadiye anne iyi.Ne zaman geleceksen mektup yaz olurmu?Bana mecma gönder.Telfonda mecma göndericem dedin ama göndermiyorsun.Gönder olurmu,göndermesen hiç konuşmam,korkuç olsun.Hipimiz iyiyiz.Zeynep evin işlerini tutuyor.Hepimiz ellerinden,gözlerinden öperiz.
(altındada resimli 3 karelik bir roman çizmişim ama çözemedim,anlaşılmıyor.)

Sonraki sayfa 4 yada 5 ci sınıfa ait olmalı,yazım biraz düzelmiş:,Gene okul defterimden koparılma bir sayfa var ,şöyle yazmışım:
Anne,paso alacağım.Bu kağıdı Tuncay a veriyorum.Sana getirecek.Sende ona 50 kuruş,2 tanede resim vereceksin.Bana getirmesini söyleyeceksin.
yandaki sayfada Istanbul Taksimdeki Atatürk anıtının önünde çekilmiş,başımda denizci beresi ayağımda kısa pantalon bir fotoğrafım yapışık.

Sonraki sayfada tarih yok.Şöyle yazmış:
Bana en tatlı gelen ve en çok güldüren lafın,güzel bir kadından bahsederken''Çok güzel ama ben seni seviyorum.''demendi.

Sonraki sayfada gene bir mektubum yapışık.Bu sefer annemin yakın arkadaşı ve ev arkadaşı vede benim büyümemde çok emeği geçmiş Çerkes asıllı Semine Celasun hanıma yollanmış,Cici anne onun annesi Büyükbabada harp malulu gazisi olan babası..Semine teyzem ,annem Tiyatrocu olduktan sonra Haldun Dormen in sekreteri olur sonrada Izzet Günayın eşi..ve Izzet Günayla çıktıkları bir piknikte beyin kanaması geçirir ve dönüşte hastahanede vefat eder.40 yaşlarında..

Semine teze nasılsın.
Cici anem nasıl,
birisi gelirken bana turşu gönder.(Özellikle acı biber turşusunu o sevdirmiştir bana.Ailemde bir ben sevdim acıyı.)
Büyükbabam nasıl.
napıyor.bana erik göndersin.
çabuk gel.
(altında bir resim çizmişim annem bana zorla reçel yedirirken.)
(Bence bu yazı bir önceki yazımdan önceye yapışmış olmalıydı.Günahını almıyayım ama büyük ümidlerle başladığı bu hatıra defterimede notları son anda yapıştırmış gibime geliyor valideciğim.)

Sonraki sayfamda şunu yazmış:

Unutamıyacağım hatıralarından biri bana yaptığın evlenme teklifidir.Beş yaşında iken benimle evleneceğini söyledin.Onbeş yaşında Nurçin isimli bir kızla evlenmek istedin.Bu tecrübelerden sonra umarımki artık evlilik hakkında daha makul daha ciddi fikirlerin vardır.(devam edicek)
leventveziroglu
Bugecede aklıma gelen bir anımı daha yazayım..Annem beni görmeye genellikle yılda 1 yada2 kere gelirdi benide yanına bir yılbaşında 15 gün bide yazları 1 ay alırdı..Buyüzden beraber geçirdiğimiz her gün ve gece benim için çok önemliydi..Ankaradayız ve ilkokula gittiğim dönem..O gece annemin yatağına misafir gitmişim..Bana soruyor,Büyüyünce ne olmak istersin?Kimbilir ne cevaplar veriyorum..hatırlamıyorum.Bu sefer ben ona soruyorum.''Sen ne olmak istemiştin?''
-''Ben 3 şey olmak istemiştim.Gazeteci,Tiyatrocu ve babam gibi Casus!''Tabii bu lafına atladım-''Baban casusmuydu?''_''Aslında önemli bir iş adamıydı ama yurt dışında Türk hükumeti için çalıştığını biliyorum:Bükreşte bir bürosu vardı ,birkaç mümesillik almıştı birtanesi Linguafon yani plakla dil öğrenme..neyse casusluk konusuna geleyim..:
-''Romanya ,Nazi işgali altında..Babama bazı mikrofilmler iletiliyor Türk hükumetine vermesi için..Oda Trene binip yola çıkıyor ne varki Romen Bulgar sınırındaki köprü havaya uçurulmuş.Tren mecburi Tuna nehrinin Romen kıyısında duruyor,Bulgar tarafındada yeni bir tren bekliyor.Yolcular bir şekilde karşı kıyıya ulaştırılırken,Bagajlarıda vinç vasıtası ile taşınıyor.Şans bu ya,tam babam Emin Sait in eşyaları taşınırken vinçin zinciri kopuyor ve valizler yere düşüp parçalanıyor,içindende mikrofilmler çıkıyor..Alman askerleri hemen Emin beyi tutukluyor..Babam kaşla göz arasında küçük bir not yazıyor minik bir kağıda,şöyle diyor:Lütfen tutuklandığımı şu numaraya bildiriniz..ve Ankarada önemli bir telefon numarası..Sonra bir sigara yakmak için agzına sigarayı yerleştirip,devamlı ordan geçtiği için tanıdığı Romen gümrük memurundan kibrit istiyor.Sigarasını yakarken kibrit kutusunada o küçük notu sıkıştırıp memura iade ediyor..Nazi askerleri babamı alıp zindana atıyorlar.Babam ın anlattığına göre günde 3 kere yemek getirmek için 1 kerede tuvalete götürmek için toplam 4 kere askerler gelirmiş zindanına..Babam merak içinde,memur Ankarayı aradımı diye zira günler birbirini kovalıyor ve bi haber çıkmıyor..
Gelelim işin öbür yanına,Romen gümrük memuru(Çoğu Romen gibi)Türk dostu,ve arıyor Emin Sait beyin verdiği numarayı.Numara İsmet Paşanın özel kalem müdürü E.Cemal Yeşil beyin..ve durumu bildiriyor..Türk hükumeti hemen Almanlara bir nota veriyor.''Şu tarihte,Romen Bulgar sınırında Emin Sait Ersan isimli bir adamımızı yakalamışsınız.Serbest bırakınız.''Almanya 1-2 gün bekletip-''Elimizde öyle biri yoktur''diye cevap veriyor..Türkiye daha sert bir ikinci nota veriyor ve...
Emin beyin ağzından dinliyelim şimdi:Yakalanmamdan 7-8 gün sonra idi,ilk defa alışılmışın dışında bir gurup askerin benim zindana rap rap sesleri ile geldiklerini duyunca:TAMAM İŞİM BİTTİ ! BENİ KURŞUNA DİZECEKLER.diye düşünüyordum.Kapımı açtı bir subay ve ''Herr Ersan, serbestsiniz!!'''dedi..Hayalmi Gerçekmi tam bir şok içinde beni bıraktılar ..Ve birdaha dönmedim Romanyaya(1945 sonlarındada vefat etti zaten)
Annem Gazeteciliği ve Tiyatroculuğu denemişti..Casusluk konusunu tam bilmiyorum ama garip birşeyde oldu doğrusu,yıllar sonra,sene 1976/77 kış mevsimi..Annem birkaç kişi ile birlikte önemli bir akşam yemeğine davetli.Beraberinde en yakın arkadaşlarından biri(eşi rejisör),ve her dönemin popüler bir gazetecisi ve onun eşi..Beni ve nişanlımı da cağırdı annem:daveti veren Çok önemli bir uluslararsı şirketin Türkiye Genel Müdürü,Boğazda bir koruluk içinde muhteşem bir villada yemek.Gitmeden kulağıma şöyle fısıldadı:Daveti verenin casus olmasından şüpheleniyorum,sakın belli etme...Çok güzel bir yemek ve bol içki,ben içkiyi biraz kaçırınca dedemin casusluğundan bahsetmezmiyim.Annem o an belli etmesede feci bozulmuş.Bana:''Ben sana ne demiştim..anlaşılan bir daha sana böyle gizli şeyleri söylememeli..''bi dahada söylemedi zaten.........

Resim:Annemin Babasi EMIN SAIT ERSAN(Mezarı Zincirlikuyu da üstü yekpare mermer kaplı)



Birde ARSEN LÜPEN hayraniydi.Arsen Lüpen :Kibar Hirsiz olarak bilinir,aslinda Fransada yasamis oldugunu söylerdi..Bi nevi Robin Hood gibi zenginlerden yürütür,ihtiyaci olanida desteklerdi,kimseyi fiziki bir zarari dokunmaz hikayelerde..Encokda ölümünü begenirdi:50 yaslarina gelipde yavas yavas enerjisini kaybettigini görünce,kimseye muhtac olmamak icin intihar etmis..(Anneminde son günlerinde kalbini durdurmak icin Seferoglundaki Havuza kendini SLAP SLAP diye attigini söylerler..)
leventveziroglu
ANNEMIN ILK OYUNLARI.Annemin son Amotör oyunu Üniversitelerin Amatör Tiyatro Gurubu Festivali yada Yarismasindaydı..Sene sanirim 1955 Ankara Kızılayda bir salon..Annem BOS BESIK isimli yerli oyunda oynuyor,oyun arkadasi Metin Serezli ile henüz arkadaslar..Oyunun konusu söyle birseydi:Bir göcebe yörük gurubu,Zorlukla cocuk sahibi olan bir kadinin bebeğini Kartal kaçıp götürüyor..Oda besige bebek yerine tasmi koyuyor ne ve diger bebegi olan komsusunu kiskaniyor falan,eee cok oldu ancak bu kadar hatirliyorum..Annemlerin gurubu GENCLIK TIYATROSU adi altinda yarisiyor,en korktuklari gurupta ISTANBUL EFENDISI ni oynuyor ve Bas Rol de Genco Erkal var birde galiba Gencay Gürün..Anneannem Ankarda oturan bütün Cankirili akrabalarini cagirmis ama cogu gelmemis hatta VAH VAH YOKSA KIZINIZ TIYATORACIMI OLUYOR?.BUNCA TREBIYE,EVROPADA TAHSIL..VAH VAH..demişler..Tabi bunu anneannem sonradan söylüyor..O yıllarda Tiyatrocu demek Anadolu kültüründe hala Konsormatris le bir görülmekte..Bende bütün oyunlari seyrediyorum ve encok Gencoyu begeniyorum..Unutamadigim bir anida su Sahne-Kazasi:Oyun sirasında üzerinde eski Istanbul evleri cizilmis dekor,bagalantisindan kopup ,oyun icabi yerde yatmakda olan Genco nun üzerine düsüyor ,Genco ellerini kaldirip Dekorun düsüsünü hafiflatiyor..Perde kapaniyor ,oyun a ara veriliyor ,birisi cikip özür diliyor sonra devam..
Korkulan oluyor Gencolarin oyunu 1.secilip Fransaya gidip AVIGNON da oynamaya hak kazanıyor Annemlerin oyunu 2.ci olup Ingilterede oynanmaya hak kazanıyor..(yada tersi),daha öncede Gençlik Tiyatrosu ile annemlin gurubunun Almanya Erlangende oynadigini hatirliyorum .Hatda elime gecmis bir fotografta annem otobüsün üzerine cikmis dekorlari bagliyordu..Bak su ufak tefek findik kurduna...Seyahate Ankardan cikacaklar otobüsle toplam 1000 lira paralari var..1000 lirayi hic görmemisim ,inceliyorum..Ve tabii annemden bir hediye istiyorum :PATEN tekerlekleri lastikten olucak,icinde celik bilyeleri (rulmanli) olucakki hizli gitsin..Dönüste gele gele siradan bakalit tekerlekli bir paten cikinca karsima,burun kivirip:''Bunumu getirdin yani!''deyince,yanagimda SRAKKK diye öyle bir tokad patladiki,gözlerimde yildizlar göründü..Ilk tokadini yemistim..Zaten 2 yada 3 kere yemisimdir ama rol arkadaslari elinin nekadar agir oldugunu bilir,vurdumu ses getirir onun icin sahnede oyun icabi tokad yiyecek olanlar hep yavas vurmasi icin rica ederlerdi..
O senenin sonlarinda Dormen Tiyatrosunun ilk oyunu PAPAZ KACTI Ankaraya geliyor turneye..(ya Metin in ya Haldun un bir askerlik problemi var tam anımsamıyorum)birde oyunun Bayan Bas rol oyuncusu Ayfer Ferayin nisanlisi izin vermedigi icin Ankaraya gelemiyor ve annem 3-4 gün onun yerine oynuyor Ankarada,bu onun ilk Profesyonel Tiyatroda oynayisi.Gerci Dormen Tiyatrosu Profesyonel olarak gecsede o yıllarda Amatör heyecanla oynayan,bütün oyunculari ayni maasi alan,bir oyunda bas rol oynayan sonraki oyunda kücücük bir rol alan cok kafa bir tiyatro..Bu Salih Güneyin gelisine kadar böyle sürüyor..Gerci arada Ulvi Uraz,Cahide Sonku ve Cahit Irgat da farkli maaslarla oynamislardı ama bu hicbir Dormen oyuncusunu rahatsiz etmiyor zira onlar AGABAYLER ve ABLALAR..Eski üsdatlar...Enteresandir ,hala kaldimi bilmiyorum Tiyatrocular arasinda KIDEM e ve YAS a cok saygi duylur ve bunada cok uyulurdu..Birde habersiz oyunu birakip giden Tiyatro oyuncusunu hicbir tiyatro almazdı,böyle cezalandirilirlardi (nitekim yillar sonra Tatli Kaciki oynarlarken matinede rol arkadasina kizip oyunu birakip giden suareyede gelmeyen bir hanim oyuncu yu kimse almamisti tiyatrosuna uzunca bir süre oda sonunda meslek degistirmisti )..Ertesi senede KAMP 17 isimli cok sevdigim bir oyunla gelmis Dormen Tiyatrosu,cumartesi okul cikisi Bilet Gisesine ugrayip kendimi tanitiyorum..Gisedeki oyuncu Necdet Aybek beni havaya atip tutuyor ve kulise götürüyor,bütün oyuncularla tanistiriyor.Izzet laf arasinda bana Kol Güresinde kimsenin kendisini yenemedigini söylüyor,digerleri ise kuvvetli kolla kabiliyetin arasinda bir paralellik olmadigini söylüyorlar..Annem yok aralarinda..Birde Ilhan Iskender hasta imis gelememis.Oyunu misafir olarak seyrediyor ve bayiliyorum...(o yaz İlhan Iskender i ortaköydeki baba evinde ziyaret ediyoruz..Yatakda yatmakda..Agrilarindan bahsediliyor,ve o sene sonbaharindada vefat edince adina Tiyatro Ödülü konuyor)
leventveziroglu
CAN PULAKlarin mahalleye tasinmasi:Canin bizim mahalleye tasinmasi,cocuklar arasinda dengelerin degismesine,taslarin yerinden oynamasina sebep oldu..O güne kadar kurulmus bir hiyeraşik düzen vardi ve en tepede REIS HÜSEYIN vardi..Gücünün ve yasinin sayesindede bu tepedeki rolünü sürdürüyordu..Gerci ben ve Cüneyt gibi bu rolde hosnut olmuyanlarimiz var idiysede bunu yüksek sesle söyleyecek cesareti gösteremiyorduk..Can in mahalleye geldigi ilk gün onun daha yasca büyük ve vücutca daha güclü oldugu her halinden belli idi..Bu Reis Hüseyin i cildirtti..Hos bundan birkac yil önce babasinin Ispanya Ateseligi görevini sona erdirip yurda dönmesi ile gelen Isik(Selisik) da yasca Hüseyinden büyüktü ama o hem mahallenin pek etlisi sütlüsü ile ilgilenmiyordu,hem bizim mahallede sadece dedesi oturdugundan onlara geliyordu(Kendi anne baba ve kizkardesi ile baska bir mahllede yasiyordu)onun icin Hüseyin in telaslanmasini gerektirecek birsey yoktu..Gerci Hüseyinide iplemiyordu ama dikkatleride cekmiyordu..Ama Canin gelisi Hüseyini deli etti..Hemen emir verdi sapanlarimizla Tuncaylarin ön bahcesinde büyük cam agaclarinin altinda toplandik..Cok kizgindi nedense..Cana unutamiyacagi bir ders verilerek HOSGELDIN denecekti..Hepimiz ceplerimize taslari doldurduk ve Can in ön bahcelerinde gözükmesi ile serbest atis basladi..onlarca tas Can a dogru süzülerek gidiyordu..Bir an Can kayboldu..Korktuguna hükmettikki ,oda sapani ile tekrar ortaya cikti..Tek basina bizim saklandigimiz Cam agaclarina taslarini yollamaya basladi..Cok kuvvetli oldugu taslarin süratinden belliydi..Iyiki Cam Agaclarini siper etmistik yoksa o tastan yiyen bidaha iflah etmezdi..Aksam oldugunda herkes yorulmustu..Tas atan kalmamisti..Simdi cesaret evlere gidebilmekti.Cünkü cogunun eve gidebilmesi icin Can in evinin önünden gecmesi gerekiyordu..Dayak yemeyi kimse göze alamadigindan herbirimiz ertesi gün Hüseyinlerin arka bahcesinde bulusmak üzere ,arka bahcelerden atlaya oradan ayrildi.Hüseyinin kendisi bile...
Ertesi sabah Hüseyin lerin arka bahcesinde toplandik.Sadece Tuncay yoktu..Gözlerimiz bahce duvarlarinda onu beklerken birde baktik Tuncay sokak tarafindan elini kolunu sallaya sallaya geliyor..''Hayrola CAN orda yokmuydu?'' ''Vardiiiii.'' Vay canina meger Tuncay nekadarda cesaretli imis derken mesele anlasildi.''Annemle gittik Can larin evine ve özür diledim.Bundan sonra benim sokaktan gecisim serbest,ama sizleri yakalarsa aglaticakmis..Tabii gidip özür dilerseniz belki affeder.'' Tuncayin kredisi gözümüzde bir anda yerlere düstü.Vatan Haini gibi gördük..Savastigimiz cocuktan gidip birde özür dilemis haaaa..( DP milletvekili olan babasi 60 ihtilalinden sonrada Tuncayi okuldan alip askeri okula vermeye kalkmisti)
Bu konu nasil cözüldü hatirlamiyorum ama bir süre sonra Can ADI KONMAMIS REIS oldu..Mahallede sevildi..Tam bir ASI GENC idi..kimsenin aklina gelemeyecek asiliklerde bize önder oluyordu..Hatda birgün bana ''Benim bu mahallede dövemiyecegim kimse yok..Babalariniz bile..Senin Metin Abi ni (Metin Serezli)bile dövebilirim.''Benden güclüsü yok buralarda..Benim babam boksör,ben onunla bile kavga ederken boks yapiyoruz.Biraz büyük konusmustu..Cok uzak olmayan bir tarihte mahallemiz bir baska mahalle tarafindan isgale ugrayacak ve oda bu kavgada mahallemizi savunacak ama herkes gibi dayak yiyecek ve burnu kanayacakti..(yillar sonra onunla karsilastigimizda Basbakan Özalin Danismani idi.)
leventveziroglu
YATILI OKUL,Nedendir bilinmez ama bu cocuklarin arasinda,anneannemin 17 kedisi ile,ve meyva agaclari tepeleinde gecirdigim güzel günler İlkoul 3 sinifa baslamamla degisti..Hursit bey beni gizlice götürüp D:D:Y Hastanesinde ameliyat ettirdi.Feci bir ameliyatti..Doktorlar askeriyedenmis..Beni bir koltuga bagladilar ,agzima demir bir cerceve soktular,kapatamiyayim diye..Uyusturucusuz,anestezisiz ,karga burunlu makaslarla agzimdan girip burnumun arkasindaki burun etlerini canli canli katur kutur kestiler..Bagirta bagirta..Ögürdükce kan ve et parcalari tükürdüm..Hursit Bey böylelikle Astim hastaligimin gececegine inanirmis megerse..Bir arkadasi demis''Burnundaki etler yapiyordur nefes darligini,bak onlari aldirt,hicbirseycigi kalmaz..Tabii gecmedi..Annem bu olayi duyar duymaz atlayip geldi Istanbuldan..Neye hükmetti bilemiyorum ama beni T.E.D.Ankara Maarif Kolejine yatili olarak yazdirdi..Daha ilkoul 3 siniftaydim..Ilk gün gündüzlüler gidip,demir kapilar üstümüze kapaninca ne ye ugradigimi sasirdim..Kahroldum.Iste terkedilmistim bütün ailem tarafindan..Yatak hanede tavana vuran gölgeleri seyrettim.Bu gölgeler sokaktan gecen arabalarin farlarinin isigi ile tavana yansiyan dal ve yaprak hareketleri idi..herkesin uyumasini i bekledim..Sonra gözlerimden yaslar bosandi..Ertesi gece ayni,diger gecelerde öyle..Sadece yanimdaki yatakta yatan cocukla sohbet ediyordum aglamaya gecmeden..elimi alnina götürdü ve bastir dedi...bastirdim..Kafatasinin ön kismi yoktu,elim iceri dogru giriyor yumusak bir dokuyla karsilasiyordu..Sasirmistim..''Cesaret belasina oldu.Cocuklarla ana cadedede karsidan karsiya kosarek gecme oyunu oynuyorduk..Bir Otomobil gelirken en son gecen en cesaretlimiz oluyordu..Ben en son geciyordumki otomobil bana carpti..Kafam kirildi..Ordan kemikleri cikardilar..Büyüyünce ameliyatla yerine metalden bir koruyucu koyacaklarmis''diye anlatti basindan gecenleri..
Bir müddet sonra bu sikintili hayata tahammül edemeyecek ve okuldan kacmalara baslayacaktim..



leventveziroglu
ANNEM EVLENIYORMU?Sanirim ilkokul 3 sinifi bitirdigim yazdi..Annem Ankaraya gelmisti ve kendi anne annesine benim anneannemin annesi BÜYÜK ANNE ye sunlari sorarken duydum:''Anneanne 2 talibim var,birincisi benden genc ve yakisikli ama zügürt..Digeri Benden en az 40 yas büyük ,yasli ama zengin Atatürkünde silah arkadasi,benim cocukluk arkadaslarimin babasi..Sence hangisine EVET diyeyim..Büyük Annemin cevabini hatirliyorum:''Kizim yaslisini naapican,gencine var..Bak benim halime iste''..Genci Metin Serezli yaslisi ise Kilic Ali pasa imis..Kilic Ali Pasa evlenme teklifi öncesi annemi evine yemege davet etmis ve sohbet sirasinda en cok hangi yemegi seversiniz diye sormus..Annemde Patates Kizartmasi demis..''Biraz sonra kapi acildi ve koca bir tabakta patates kizartmasi geldi sofraya,odada dinleme cihazimi vardi bilmem nasil haberi oldu ahcisinin..Ben öylesine sordu sanmistim,bilsem daha komplike bir yemek isterdim''derdi.Büyük anneme sordugu soruyu bana sordugunda ben Metinide daha tanimadigim icin Pasayi tercih ettim tabii.Birkere söförüde olan bir arabasi vardi sonra beni Isvicrede okutacakmis..Tabii annem gene kendi kafasina eseni yapti..


Annemin evliligi bana yeni iki arkadas ve akraba getirdi..Metin in kendisinden 13 yas büyük agabeyi saadettin Serezli nin cocuklari Fisun ve Demir le baslayan dostlugumuz halen sürüyor..
(Not:bu yazimi sürdürürken 2010 yili Nisan basinda kaybettik Füsun u)
leventveziroglu
OKULDAN KACISLAR,Ankara T.E.D de yatili okula hicmihic alisamadim..Nede olsa Ilkoul 3 sinif talebesiydim.Ilk günler arada Zeynep abla gelip beni yokluyor,hatda kendi biriktirdigi harcliklardan bile getiriyordu.Gerci Annem beni okula teslim ederken,yatili ögrencilerden sorumlu Yardimci ögretmene para birakmisti ama her seferinde ondan istemek agarima gidiyordu ve zaten 50 kurusdan fazlada vermiyordu..Derken bir haber geldi:Zeynep ablada kocaya kacmis..(Sonradan ögrendimki sivil polis olan dayısı Mustafa gelip birazda zorla kızı almış ve evlendirmiş,anneannem yıllarca "Ben gelin edeceegdim onu"der,dururdu.;Zavalli son derece mutsuz bir evlilik yaptmış ama 2 hos kizi oldu.Kücük kizi cok iyi okudu Shell de müdürlükler yaptida yüzünü güldürdü.)Zeynebin kacip gitmesinden sonra beni okulda arayanda kalmadi..Hafta sonlari komsum gündüzlü Tuncayla cikip otobüsle eve gidiyordum..Okulun önünde cok yakisikli bir Trafik Memuru dururdu..Kızlar kisminda okuyan Muazzez Abaci nin ona asik olup evlendigini duydum sonraki yillarda..Ama kizlar kisminin en güzel kizi KALIPSO Leyla idi..Erkek cocuklar aralarinda iddialasirlar,kim Kalipso ile bu Cumartesi Bayrak merasiminden sonra Kizilaya kadar yürüyebilecekti acaba?Gece Mütalaasinda (Etüd) üzerime bir gariplik cöker,ertesi sabah okuldan kacmayi planlardim ama sabah oldugundada unutur giderdim..Baktim böyle olmuyor ,bir kagida yazip yatarken ayakkabimin icersine koydum unutursam sabah ayakkabimi giyerken hatirlayayim diye..Yazi aynen söyle idi:BUGÜN OKULDAN KACACAKSIN UNUTMA !ve kactim..bir otobüse binip Bahceli 1 durakta inip eve gittim..Anneannem karsisinda görünce cok sasirdi önce..EVIMI ÖZLEDIM diyebildim..Kimse fazla kaale almadi..Hursit Bey ertesi gün okula geri götürüp müdürlüge teslim etti,birazda cikisti..Müdüriyetden etrafa ALARM verlildi..Cikis kapisindan ,Etüd hocasina herkes in gözaltinda idim...Gene kagitlari yazip pabucuma koyuyor fakat ,gece hocalar benden daha atik davranip ben uykuda iken pabucumun icindeki notlara el koyduklari icin,sabah kalktigimda bulamiyordum ve unutuyordum..Sonra..Baska kacis yollari denedim..Yemek hanenin cöp kapisindan kactim..2 binanin siginak gecidini kesfedip kullandim..Her seferinde geri getirildim..Artik Cikis kapisina yaklasamiyordum,kapici beni taniyordu..Bu yüzden Gündüzlü olupda yemegi okul yemekhanesinde yemeyen ögrencilerin arasina karisip,ceketimi cantami almadan sanki kapi önünden yiyecek birsey satin almaya gidiyormusum gibi cikiyordum..Böyle farkedilmiyordum..Ama her yerde oldugu gibi bir münafik ciktiiBu serseri sevmedigim bir üst sinif talebesi idi..Okuldan kacacagimi hissetmis pesime düsmüstü..Onu görünce kosmaya basladim..Cebeciye dogru cocuk beni yakaladi dövmeye basladi,bense hem agliyor hemde kurtulmaya calisiyordumki ,ordan gecen bir adam beni kurtardi..Bu böyle aylarca devam etti..Derslerin ne durumda oldugunu tahmin edersiniz..Okuldan sogumustum ve dersler hicmi hic ilgimi cekmiyordu bu yüzden ilk ve orta okul 3 yil tehirle bitti..
leventveziroglu
SAVASA HAZIRLIK ,3cü Sinif bu sekilde zar zor bitti.O yaz da güzel bir yazdi..Isıklarin bir üstündeki evde oturan Amerikali cavusun bebek gibi kizi ile paten kayiyor ,hos duygularimizi hissettiriyorduk..Tuncay,Cüneyt ve ben ,Cathy nin arka bahcelerinde kurdugu cadira misafir olduk ve kendimizi orda dile getirdik:I LOVE YOU bunu sira ile söyleyip kizin yanagindanda sira ile öptük..Bu kizin cok hoşuna gitmiş olmaliki ertesi gün babasinin bir box Amerikan sigarasini bütün cocuklara dagitti..Tabii o zaman daha sigaraya baslamamisiz,onun icin herkes evine babasina götürdü..Cathy nin babasi duyunca evde kiyamet kopmus,hizmetcileri cikip tekrar evlerden geri topladi..Birde Cathy avcuna meyva tozlari konsantresi döküp yalardi..Bizimde icimiz giderdi..Bizde öyle seyler yoktu daha..Sanirim o toz suyla karsisinca meyva suyu oluyordu..Annem bir geldiginde durumu anlattim oda bana 1 paket kakao aldi,Cathy meyva tozlarini avcuna dökmüs sokaga cikinca bende eve gidip kakaoyu avcuma döküp cikiyor ve karsisinda yaliyordum..Dikkatini cekti oda tadina bakti,hosuna gittimi onu hatirlamiyorum..O günlerde mahallenin kizlari kendi aralarinda bir erkek cocuk secimi yapmislar,büyürsek hangisi ile evleniriz diyerek..Tek tek aklimda kalmadi ama Isik i Ümit secmis,benide Reis Hüseyinin kücük kiz kardesi Kadriye.Bunu birileri kulagimiza fisildadi..Bizim o siralarda ilerde evlenmek gibi bir düsüncemiz nerdee daha kizlarla beraber onamayi bile zar zor düsünüyoruz..Gene o günlerde baska mahalleden Kemal diye benden 2 yas büyük bir cocuk bisikleti ile bizim mahallede dolasmaya basladi..Benimle bir ahbaplik kurup Kadriyeyi sormazmi?Safliga vurdum ögrendim,niyeti cok kötü idi!!! Tabii bunu derhal Reis e aktardim,oda küplere bindi..Bu isi öyle cabucak oglana 2 tokad atarak kapatma niyetinde degildi,sööle sanli söhretli bir cevap olmaliki millete ders olsundu..Kemalin bir daha gelisinde Hüseyin bisikletinin önünü kesip..SENI VE MAHALLENI KAVGAYA BEKLIYORUZ,DEFOL SIMDI! demezmi..Arkasindan bir sözcü geldi ve savas gününüde kararlastirdilar..Bunun üzerine bütün cocuklar oturup gelecek mahalle savasinda neler yapilacak stratejimiz ne olucak hangi silahlar kullanilacak,bunun üzerine her kafadan bir önerinin ciktigi ,heyecanli bir savas komitesi kurulup görevine basladi..Cocukca idi öneriler:(Robin Hood dan esinlenme)Agaclarin üzerinde(Sokakda her iki kaldirim sirasinda At Kestanesi,Akasya ve Kanada Akasyasi agaclari vardi koca koca)üzerine cikilacak,Önce sapanlarla taslar atilacak,Yaklastiklari zaman bahcede kürekle havalanmak icin bellenmis toprak kütleleri atilip etraf toz duman olunca,at kestaneleri igneli kabuklari ile kafalarina atilip,agaclardan üstlerine atilip yumrulanacaklardi..Can ile Isik bu savunma stratejisini uygun bulmadilar ama o gün evlerinin önünde bulunacaklarini ve saldiriya ugrarlarsa kavgaya katilacaklarini acikladilar..(Isik bizden 2 Can ise 4 yas büyükdü),Digerleri ise savasa hazirliga basladilar..Savas günü yaklasiyordu..
leventveziroglu
VE SAVAS....Ne hikmetse ve nasil olduysa,bir sekilde anneme haber ucuyor ve annem savas gününden 2 -3 gün önce Ankaraya geliyor..Benim bütün itirazlarima ragmen beni ve anneannemi aliyor,Anneannemin bunamakta olan annesi Büyük anneyide,Ulusda oturmakta olan Cankirili fakir bir ailenin büyük annesi Zahide hanima birakip(Zeynep Abla kactigi icin emanet edecek kimse yok)ve hep beraber annemin cocuklugunun bir kisminin gectigi KIZILCAHAMAM a gidiyoruz..Orayi ilk defa görüyorum..Kayalardan sizan soda suyunu bardaga doldurup iciyoruz dogal dogal..Yerden sicak sicak kaynayarak cikan sifali sulara giriyoruz..Bir seferinde annem havuzda,ben havuzun disindan sesleniyorum..ANNEEE TUT BENIII ve belimdeki lastik simitle atliyorum..Gerci annem kollarini acmis ama ben atlarken lastik simit ayaklarimdan siyrilip cikiyor ve ben annemin kollarinin arasindan SAP diye kacip kükürtlü sicak suyun dibini boylamaya basliyorum..Gözlerim acik ve sari bulanik suyun dibine dogru battigimi hatirliyorum..derken annemin eli beni yakalayip suyun disina cekiyor..Beni ILIKLIK denilen hamamin bogucu sicaginin oldugu odanin disina cikartiyor ve orda yuttugum suyu ögürerek bosaltiyorum..Unutamiyacagim bir gün..Niye beni tutmadin diye annemi sucluyorum...
Birkac gün sonra dag basinda bir kir kahvesindeyiz..Herkes cardak yada agac altlarinda oturmus..cay kahve iciyor..Bir masadada annem ve anneannem var.Benim cisim geliyor..Annem''Biraz uzaklas,gözden irak bir agac altinda yap diyor..Gidiyorum,gidiyorum,insanlarin sesleri kesiliyor,duymuyorum artik ve bir yamacdan inmeye calisirken birden bir korku kapliyor icimi,bir agacin gövdesine sariliyorum ve ne ileri ne geri,ne assagi ne yukari bir adim dahi atamiyorum.Sanki korkudan kaskati bir heykel kesiliyoru..Uzun bir süre orda kaliyorum derken uzaktan annemin sesini duyar gibi oluyorum:Leveeeeeent,Leveeeeent...Bende bagirarak cevap veriyorum:Burdayiiiiim..Annem gelip bulundugum yamacin üst kismindan bakiyor..''Buraya gelsene'' mümkünmü yukaricikamiyorum..''O halde asagi in.''Inemiyorum inmeye kalksam yuvarlanirim oram buram cizilir..'' Annem'' E cizilsin zarari yok!''diyor ama mümkünmü?Oda gelemiyor bulundugum yere,bir sürede böyle geciyor ve hava kararmaya basliyor..Derken annem kaybolup birkac adamla beliriyor..Adam lar el ele tutusup yamactan benim bulundugum noktaya ulasmaya calisiyorlar gene olmuyor derken biri kemerini cikartip bana dogru salliyorki ucundan tutabiliyorum..Böylece cikiyorummAnnem niye bu kadar uzaklara giitigimi soruyor ama cevabi yok tabiii...Birkac günü Kizilcahamam da geciriyoruz..Anneannemin ablasinin esi Vehbi bey,annem kücükken orda Müddeiumumilik yaparken annemde 1 yil orda ilkokulda okumus..megerse..Derede Balik yakaliyorum..Annem yaziktir birak desede itiraza edip bir kavanoza koyuyorumki kisa sürede ölüyor zaten..Anne annemle sehirde gezerken anlamadigim birseyden bahsediyorlar..Allah Gecinden Versin icin örtü gibi bir laf..Megerse Büyük anne ölünce üstüne örtmek icin örtü bakiyorlarmis..Ikisinede cok kiziyor ve aliniyorum..Benim sevgili Büyükannemin ölümünü düsündükleri icin..
Gene bir sokakda bir terlikci imalat dükkani..Adam oturmus Kizilderili ayakkabisi gibi,mokosen güderiden terlik dikip üzerinide boncuklarla isliyor.Zorla aldiriyorum..
Ankaraya döndügümüzde mahallede cocuklarin NERDEYDIN SAVAS GÜNÜ? sitemi ile karsilasiyorum. Savas olmus..Kemal Sadece Mahallesini degil,o civarin ne kadar serseri-Sapik tipleri varsa getirmis..Baslarindada Sari sacli CILLI bir oglan..Sapikmi manyakmi ne ararsan varmis..Bizim bütün savas stratejileri suya düsmüs..Bizim cocuklari yakaladiklari yerde dayakdan perisan etmisler..Cüneyt:Yapma dövme beni abiii diye aglayarak korunmaya calismis..Bütün cocuklari dövmüsler AF-YOK ..As solistlerimiz agbeylerimiz,Hüseyini,CAn i ve Selisiki evlerinin önünde beklerken yayalayip burunlarini kanatmislar..Yani durum tam bir hezimet tam bir yenilgi..Ve ihtar etmisler artik sikca geleceklerini..Ve Bahceli 48 ci sokak icin artik ISGAL GÜNLERI basliyordu..Kemal(ki bu arada babasinin CHP Canakkale milletvekili oldugunuda ögrendik)in Muzaffer sokaginin isgali altina girmis,onlarin her dedigini uygulamak zorunda kalacaktik..Buna dayanilirmiydi??
leventveziroglu
ISGAL GÜNLERI,Hani büyüklerden dinleriz isgal günlerini ya,cok benzeri basimiza geldi..Cilli nin basinda oldugu Kemalin komutasindaki mahalle savasini büyük bir hezimetle,tek kursun atamadan kaybedince ister istemez o mahallenin idaresi altina girdik..Utancdan kimsenin sesi cikmiyor..Mesela tam Cüneytlerin evinin önündeki meydanda top oynuyoruz..Birden Cillilerin takimi oyun alanimiza giriyor,oyunu durduruyor,topumuzu aliyor..uzak bir bahceye firlatiyor,orda seyreden cocuklara takliyor,Cilli nin kendisi bizzat Amerikali kiz Cathy ye (ki 3 gencde asigiz)cikartip pipisini gösteriyor..Hincimizdan dislerimizi gicirdatiyoruz ama kimse birsey yapmaya cesaret edemiyor.Korkunc istirapli günlerdi mahallemiz icin..Neyseki Selisik da TED e gidiyor orda tesadüfen bu Kemalide ayni sinifa vermisler..Kemal garip bir tip,o günlerde moda olan Churchill yada Roosvelt denilen askeri postallarla geliyor okula ve bir tenefüste postali ile sandalyenin oturma kismini delmeye calisiyor..Gürültüye Muavin Sevket bey geldiginde ,Kemalin Postali sandalyenin oturulan kismini delmis ama geri cikartamamis,ayagi orda hapis kalmis durumda yakaliyor ve müdüriyete götürüyor.Baba Milletvekili oldugu icin önemli bir ceza almadan kurtuluyor ve o gün bizim Selisikla arkadasliklari basliyor..Ondan sonrada artik Kemal ,bizim mahalleye dost olarak Selisiki ziyarete gelip gidiyor,eski kavgalar unutuluyor..Cillide anilarda kaliyor..Ancaaak Reis Hüseyin in süngüsü iyice düsüyor..Artik mahalle icinde onun reisligini pek takan kalmamaya basliyor..Mesela bu bas kaldirilardan birini Benle Cüneyt yapiyoruz..Ikimiz cebimizdeki paralari birlestirip bir kavanoza koyup bir yere gömüyoruz..Tuncaya da Biz Banka Kurduk,isterseniz pranizi yatirabilirsiniz diyoruz..Haber hemen Reise ulasiyor,zaten bunun böyle olucaginida tahmin edebiliyoruz..Hüseyin Tuncayi görevlendirip onun kanali ile agzimizdan ,Bankanin gömülü oldugu yeri ögrenmeye calisiyor..Hemen Cüneytle bir önlem aliyoruz..Bir Vita teneke kutusuna at pisliklerini dolduruyor üstünede isiyoruz ve Ümitlerin ön bahcesine gömüyoruz..Bunun krokisinide cizip yanlislikla Tuncayin oldugu bir yerde düsürüyoruz..Aninda kroki reis Hüseyinin eline geciyor.Yaptiklari kaziyi uzaktan seyrediyoruz ve Vita kutusunun kapagini acip ellerinden ögürerek firlattiklari zaman kahkahalarla yerlere yatiyoruz..Kisa bir süre sonra Hüseyin cocuklari kendi evlerinin bahcesinde topluyor ve önümüzde Reislikden istifa ettigini acikliyor..Ben bunu cok tuttugumu belli ediyorumki aninda söyle diyor:''Ama secimle bir baskanlik olabilir..Hem bu demokratikde olur.''Umutlarim yikiliyor,cünkü secimlede olsa degişsen birsey olmayacak zira oylar acik olarak kullanilacak vede baskasina oy vermek kimin haddine..Genede eski borusu ötmemeye basliyor..Mesela eskiden en iyi o sapan kullaniyordu,10 metreden kara tavuk u kafasindan vururdu besevlerdeki korulukda bizde temizler ,derede yikar,pisirir ve hep beraber ekmekle yerdik..Ammaaa bir süre sonra bana Amerikadan havali tüfek gelince bu durumda degisti,artik ben 40 metreden her türlü kusu SAP diye indirmeye basladim.Hüseyinin hicbir konuda reisligi kalmamisti artik..Yazik sabik ve sakit bir REIS oldu artik..
leventveziroglu








1956 YAZI benim icin önemli bir yazdir,cünkü o yaz erkek olcaktim,yani sünnet edilecektim..Cocuklar diyorduki''Yahu,tam adam olucaksin diyor sonra pipimizden kesiyorlar,insanin vücudundan bir parca kesilince nasilda TAM olunur,aslinda o zaman EKSIK olmazmiyiz??''Ben DDY hastanesinde anastezi bile yapilmadan gecirdigim burun eti ameliyatindan sonra cok korkmustum bu yüzden sünnetdende korkuyordum..Anneannem dalga geciyordu''Bak kesilen parcanin suyuna pilav yapacagiz,artik kimin kasigina cikarsa..''Bense korkudan agliyordum..Neyse Annem geldiginde beni teskin etti;Sünnetim Hastahanede bayiltilarak yapilacakti..O yaz Tuncayinda sünneti yapildi..Evde tabii,fazla bir eglencede yoktu hem kardesi Cengizle birlikte oldular..Sonra beyaz entari gibi birsey giydiler pipilerine degmesin diye entarinin altinada kagitdan bir külah yapildi,kondu..(Hep bu sünnet ne getirir ne götürür diye düsünmüsümdür..Saglikli oldugunu söyleyenlerde cikti,erkegin hissetmesini körelttigini söyleyenlerde..Thomasin Incilinde benim hosuma giden cümle ise söyleydi;Isa Havvarilerinin ''Sünnet gereklimidir?'' sorusuna ''Gerekli olsa Tanri hepimizi sünnetli yaratirdi''diyordu..)Derken sünnet günü geldi catti.Annem birkac gün önce Ankaraya gelmis hazirliklari tamamlamisti..Karakol Duragindaki Tenis Kulübü kiralanmis,yatagim orda kurulmustu..Gündüz cocuklara cizgi film ve kukla gösterisi olacakti,gece büyüklere ickili yemek..Annem götürdü beni hastahaneye,beni soyup ameliyat odasina götürdüler,bütün israrima ragmen annemi oraya almadilar..Ürkmüstüm..Beni yatirip agzima kloroform sisesini dayadiklarinda bir yumruk attim,sisede kirildi bas parmagimda kesildi..Önce parmagimi sardilar..sonra cerrahin ''Ne beceriksiz heriflersiniz,bir cocugu tutamadiniz''bagirislari ile bu sefer el ve ayaklarim birkac kisi tarafindan tutuldu ve yatirildim..Birisi agiz ve burnumu icine alcak cam kavanoz gibi aleti yapstirdi,FIS TAK FISSS TAK sesi duyuyordum..Birinin''SAYI SAY BAKALIM KACA KADAR SAYICAN''dedigini duydum..Garip seyler oluyordu..Önce Alis Harikalar Ülkesindeki ,elinde kocaman cep saati tutan tavsani gördüm..Sonra mayolu genc kadinlar uzun bir ip üzerinde beraberce ip atliyorlardi..sonra karanlik..Uyanirken basucumda annemin sesini duydum:''Hadi uyan artik Leventcigim.''gözümü actigimda annemin basini üzeimde gördüm..Arkada Cerrah ellerini yikiyordu,agzimdan ilk cikan sözcükler sunlardi:'' bok doktor bok...''
Sonra taksi ile Tenis kortuna götürüldüm,yataga yatirildim.Basima üstünde altin ve mücevherat dolu kadifeden bir fes gecirdiler.Bütün arkadaslarim ziyarete gelmislerdi..Müthis hediyeler vardi..En cok sevdigim telden -kumandali bir TANK di..( o yillarda oyuncak denilen birseyimiz yoktu desem dogru dur.Oyuncaklarimizin nerdeyse tamamini kendimiz üretirdik..Ancak yurt disina cikana oyuncak ismarlanir yada Istanbulda Taksim Meydanina bakan sonradan Osmanli Bankasi olan yerde ANKARA PAZARI ve onun icinde bagimsiz bir bölümde JAPON PAZARI denilen dükkanda oyuncak bulunurdu..Orasi hayallerimizi süslerdi..) Tabii en cok hosuma gidende kol saati oldu..hemde 3 tane birden(birkac yil önce gizlice anneannemle Büyükbabanin yatak odalarina girip saatlerini yürütmüs,ortaya cikincada cezalandirilmistim..)Kol saati demek büyümüssün demekti..Bircok büyük insanin bile kol saati yoktu o yillarda..Gerci kisa zaman icinde hepsinide sira ile bozdumsada o gün sevincten ücünü birden koluma taktim..Birde Kutu-Makina denilen bir fotograf makinasi geldi..O gün onunla cok ilgilenmedim ama sonraki yillarda o bana mesleki bir yol acacakti..Gündüz kukla ve cocuk filmleri 16mm. seyrettik hep beraber,pipim zaman zaman sizliyordu..Aksam üzeri cocuklar gittiler ,yan salonda büyük bir ziyafet masasi kuruldu,icki ve yiyecek boldu..birde orkestra vardi..dans oldumu bilemiyorum..kadehlerinkalktigini büyükbabamin elindeki aslan sütünü havada görürken ,bastiran uykuya yenik düsmüs,uyuyakalmistim..
O sene Metin Serezli hukugu biraktigi icin Askere alinmisti ve egitimini Ankara Harbiyede yapiyordu..Onun icin annemide daha sik görüyordum..Bir gün bizim eve (haberli tabii)gelip anneanne ve büyükbabadan annemi istedi..Onlarda ''Bir düsünelim ''dediler..Tabi buda isin formalitesi..Annemle cikabilmeleri icin artik sartti herhalde..Zaten o senenin hidirelleizinde önbahcede gül agacinin altina dileklerimizi koyarken annemin bir isteginin metinle evlenmek oldugu farketmistim..O yil ben 4 de baslamistim ve cok mutluydum cünkü o yil Metinin istegi üzerine annem kisi Ankarda Anneannemin evinde geciriyordu ve ben o yil gündüzlü okula gidiyordum..Hafta sonlari Metin gelip annemi evden aliyor sonra getirip birakiyordu,bazen benide yanlarina alip cok sevdigim Genclik-Parindaki LUNA PARK a götürüyorlardi..Onlar cay bahcesinde oturup semaver getirtiyorlar bense o sirada Carpisan arabalar,Ucan Ucaklar,Korku Tüneli,Bugi bugi-atli karinca param bitene kadar birinden inip birine biniyordum..Mutluydum,Metinide benimsemistim..Ancak bir keresinde annemle Metin icin uydurdugumuz Boyu uzun Akli Kisa sözünü sadece biz biliyoruz sanmistim ve Metine kizdigim bir an BOYU UZUUUN diye anneme bir göz kirpmistim.Metin duydu ve''Kim ögretti o sözü?Annenmi?Onun asli öyle degildir:Saci Uzun Akli Kisadir dedi..Kizmisti..Annemde NE HALT ETTIN LEVENT der gibi bakti ve vaziyeti toparlamaya calisti.
Sünnetden bir yil sonra annem//Seninle ucaga binelimmi?'' diye sordu bayildim bu fikre..Megerse Metin yedek subay olarak Siirte tayin olmus onu ziyarete gidecekmisiz..2 pervaneli PIR PIR bir ucak ,minübüs gibi birseydi..ucak kaltiginda evler ve arabalar minicik kaldilar..büyülenmistim..hostes ne ikram ettiyse yedim ve ictim..Amaaa toroslarin üzerinde hava bosluklarina rastlamayalimmi?Ne yediysem misli ile kusarak cikarttim..bir taraftanda agliyordum..Ucaktan nefret ettim..Kayseride yakit ikmali icin durdugumuzda ucaga cok zorlukla ikna edilerek yada edilemeden bindim..Siirtde hava alani yoktu..Diyarbakira indik..Siirt treni ertesi sabahmis..Garip bir sicak vardi..Durduk yerde kücük hortumcuklar olusuyordu havada...Otele gittik..soyunduk dökündük,dusda yaptik..Bu sefer isiran sinekler musallat oldu..Uyuyabildikmi bilmiyorum..Ertesi gün Siirtdeydik..Metin Tas bi evde kaliyordu..Siirtde akar su yoktu..Her sabah atli araba ile teneke teneke gelen sudan ihtiyacin kadar satin aliyordun..Evin tabanida tasdi ve sogutabilmek icin kova ile suyu o tabana boca ediyorduk..Birazdab buharlasip kayboluyordu..Ciplak ayakla dolasiyorduk zaten..O gece Ordu Evinin Bahce Lokantasina gittik yemege..Metin karsiki masada cok cirkin burunlu ama sarisin bir kadini gösterip''Siirtin Marliyn Monroe su'' dedi..Tuvalete gitmek istedim ,Metin kulagima egilip söyle dedi:''Sana soracak olurlarsa,benim amcanin oglu oldugumu söyle''Hakikaten ben tuvalete yöneldigimde,Marliyn Monroe nun masasindan bir cocuk gelip tuvaletde beni buldu ve sordu''Metin bey neyiniz oluyor?''Bende ''Amcamin oglu,ziyarete geldi..''Cocuk bilgiyi aliralmaz masasina döndü..
Geceleri orda herkes gibi Terasta yatmaya basladik..Icerde uyumak imkansizdi..Etrafimiz a perde gibi carsaflar seriliydi..genede baska binalarin tepelerinde ic camasirli insanlari görebiliyordum..Ikinci gün annemin önceden alip elime tutusturdugu resimli kitabi ,söyledigi gibi Metine hediye ettim..Oda sevinmis gibiydi..Bu arada kitabin adi dikkatimi cekti:BABA ILE OGUL..
Gündüzleri sokakta cocuklarla oynamaya basladim..Gördümki biz oyuncaksizliktan sikayet etmemeli imisiz megersem..Sigara kutularinin kapaklarini topluyorlar..Her birinin bir degeri var:Kulüp 50,Gelincik 5,bahar 10,Sipahi 500 gibi,bunlar para gibi bozulup bütünlenebiliyor..Herkes ortaya cizilmis ücgenin icine ayni degerde sigara kutusu kapaklarini koyuyor,sonra sirayla uzaktan eski ayakkabi topuk lastigi tas gibi kullanilarak atilip bu ücgenin icindeki kapaklardan cikartilmaya calisiliyor,cikarabildigini kazanmis oluyor..(Ankaraya döndügümde bizim cocuklara bu oyunu hararetle anlattim ama kimse iplemedi)Cocuklar etrafi gezdirdiler,efsanler bagnazlikla yogrulmus ,cahillik diz boyu gibi idi,bunu cocuk kafamla anlamistim..Birde temizlik diye birsey pek bilinmiyor gibiydi..Fellah denilen arap asillilar genellikle bütün vücutlarini örten beyaz bir entari giyiyorlar..cisi gelen bulundugu yerde cömeliyor birde bakiyorsun altindan bir su yol bulup ayaklari arasindan akiyor..demekki donda giymiyorlar..Karsiki evin cocuklarinin elinde gördügüm tabanca hakiki idi..agir ve kocaman uzun namlulu birseydi..Orda aklimda kalan hos bir ani da Metin in beyaz renkli ati idi..emir eri beni atina bindirir bütün egitim sahasini gezdirirdi,agir ve hafif makinali tüfekleri orda tanidim ilk..
Siirtden aklimda baska birsey kalmamis..dönerken ucaga binmem diye tuutturunca trenle dönmek zorunda kaldik..Zaten o günden sonrada ucaga binmedim diyebilirim..hala kabus gördügümde ucakta olurum rüyamda..Geri dönüs eziyetli oldu..Yatakli vagondu sadece bize aitdi..koridorda gezinen pos biyikli yabani bakisli adamlar bizim kompartimanin camli kapisinin önünde toplanmis,sadece kollari acikta olan annemi birbirlerine gösteriyorlardi..Önce dilimi cikarttim..Kimse aldiris etmedi..bunun üzerine koridora bakan camlarin perdelerini indirdim ve rahatladik..O aksam üstü acik pencereden disariya egilmistimki,lokomotifin bacasindan cikan kömür dumani yüzümü yaladi ve gözüme kömür zifti yani kurum kacti..maalesef cikaramadik ve yol boyu beni huzursuz etti durdu...



1956/57 yilini annem Ankarada bizimle gecirdi..Sanirim Metinin istegi idi bu cünkü kendisi Askere gitmisti..Annemde Tekint isminde bir Italyan Sirketine müracaat etmis ve alinmisti..ıngilizcesi iyi Fransizcasi ana dili gibi idi..Üstüne üstlük Türk müdür Cenk koray in babasi idi ve esi Cankiridan akrabamizmis..Buna en cok anne hasreti ile yanan ben sevinmistim..Üstteki resimde Tekint firmasinda daktilo yazarken..
leventveziroglu
GIDIS PARASI,Annemi senede 3 kere babami ise 3 senede bir kere görüyordum..Dahasi annemle ayrilamiyordum cünkü onu cok seviyordum,sesini,davranislarini,hayat dolu olsunu,her girdigi ortamda sicak bir isik sacisini ve bana davranisini..oysa babami nerdeyse hic özlemiyordum..gerci ilkokul 1 i bitirince aldigi gicir mavi bisiklet,hayallerimin gercek olmasini saglamisti,cok sevinmistim ama cocuklar hissediyor..birkere olsun OGLUM diye sarildigini hatirlamiyorum..dahasi;her bulusmamizda beni hasliyordu bir sebepten..hic ilgisi yoktu benimle..Oysa övündügü derin kökleri olan bir aile yapisi vardi..
Annemi Istanbulda ziyaret etmem icinki bu senede 2 kere biri yilbasi tatili 1-2 hafta yada yaz tatilinden 1 ay olarak gerceklesirdi..Anneannem beni Mototrene bindirir Istanbulda Annem yada bir yakini karsilardi..Tersinede Istanbuldan Annem bindirir Ankarada Anneannem karsilardi..Son günüde beraber gecirelim diye aksam trenine binmek isterdim genelde Istanbuldan,bu durumda genellikle 2 kisilik yatakli treni secerdik ve annem sunu hatirlatirdi..'' Yillar önce genc bir kizken Istanbuldan babamin(Emin Sait) yanindan Ankaraya Teyzemin yaninda yasamakda olan Anneme gidecekken ,babamin kahyasi beni Yatakli Trene bindirirken söyle söylemisti:NISACIGIM,2 KISILIK KOMPARTIMANDA SENIN BILETIN ALTDAKI YATAK ICIN,EGER AKILLI BIRISI CIKARDA ALT YATAGI ISTERSE ITIRAZ ET YADA HEMEN GIR YAT..halbuki Ankardan Enistem(Cemal Yesil)Istanbuldaki a babama beni ayni trenle yollarken söyle söylemist:NISACIGIM SENIN BILETIN ALT YATAK ANCAK SEN COK GENCSIN VE BÜYÜK IHTIMALLE YOL ARKADASIN SENDEN YASLI OLACAKTIR,BU DURUMDA ONA SÖYLE SÖYLEMEN GEREKIR:BEN RAHATCA ÜSTKATDA YATABILIRIM ARZU EDERSENIZ ALT YATAKDA YATABILIRSINIZ....iste böyle Leventcigim,bende Enistem Cemal beyin tavsiyesine uyardim hep,bunun icin bende sana ayni tavsiyede bulunuyorum.''Ben bu sözü dinlemisimdir muhakkak cünkü üst yatakda uyumaya bayilirdim..
Her Istanbuldan dönüsümdeitren Ulusdaki Istasyona önce Tandogan yolunun üstündeki kücük köprüden gecerek girer,ve o anda icimi bir hüzün kaplardi,terside Istanbula giderken o köprünün üstünden gecerken olur,anneme kavusma umudum bütün benligimi sarardi..Tabii Ankaraya dönüsümmde geceleri üzüntü kapladiginda aglamaya baslar..Anneannemin:'' Oglum 3 ay nedirki,bir göz acip kapayinca gecer..3 ay sonra gene Anneni göreceksin''Sözüne cevaben''Bak iste gözümü acip kapiyorum ama gecmiyor..''diye cevap verirdim..Tabii 10 yasinda bir cocuk icin 1 gün ün nekadar uzun bir zaman oldugunu anneannem coktan unutmustu..
Annem her beni ziyarete gelisinden sonra dönerken benim Gar'a (Istasyona)gelmemi istemezdi daha cok üzülmeyeyim diye..Bir anda bizi öper ,cagirdigi taksiye biner giderdi..Ben parayida(kayserilik yanimdan olsa gerek)cok sevdigimden GIDIS PARASI diye birsey icad etmistim:Annem daha az üzüleyim diye giderken bana bir para vermek zorundaydi..Bunu nasil kabul ettirdigimi tam hatirlamiyorum ama adi bu idi..Birsabah annem gene bavulunu alip,taksiye bindi ve MOTOTREN e yetismek üzere evden ayrildi..Bende komsum ve sira arkadasim Sisko Tuncayin arka bahcesine gectim,Tuncay ile camurdan bir havuz yapmaya basladikki Mototrenin düdügünü isittik DÜÜÜÜÜT Düüüt düüüt..Trenin kalkis düdügü duyuluyordu..Birden ayaga firladim ,iki avcumu agzimin kenarlarina götürüp,olanca kuvvetimle bagirdim:ANNEEEEEEEEE GÜLE GÜLEEEEEEEE
Tuncay bu halime sasirdi,büyük bir bilgeclikle''Oglum annen seni duymazki!'' Olsun diye cevap verdim olsun,hem ne biliyorsun belkide duyar...
Ne gariptirki yillar sonra 25 Agustos 1992 gecesi ,evime yakin olan Modadaki Bomonti Cay Bahcesinde,annemin vefat haberini getirdiklerinde o ani tekrar yasadim..Bir an kalkip seslenmek istedim:Güle güleeee anne!!!
leventveziroglu
NISA VE METIN DÖNEMI...Annem ve Metin Serezli evlenmeye karar verirler..Bunu Metin bir gazeteciye söyle anlatiyordu yillar sonra, Gazeteci Metin e soruyor:''Sizmi evlenme teklifinde bulundunuz yoksa Nisa hanimmi?'' Metin:-''Ben bulundum ama oda tereddütsüz hemen kabul etti.''
Tabii hersey bukadar kolay olmamisti..Detaylari cok fazla bilmiyorum ben ,bildigim su: Metin evde Nisa ile evlenmek istedigini söylediginde ailesinde müthis bir itirazla karsilasiyor.Sanirim en büyük neden annemin Metin den yasca önemlice ölcüde büyük olmasi ayrica dul vede 10-11 yaslarinda bir cocugunun olmasi,..Metin Serezli nin kendisinden 13 yas büyük agbeyi avukat Saadettin Serezli,aile adina bir arastirmaya basliyor ve ayni muhitte Modada oturan babamin babasina Avukat Mahmut Mazhar Nevsehirli Vezirogluna gidip durumu anlatiyor ve bilgi rica ediyor annemle ilgili olarak..Dedem:''Nisa bulunmaz bir insandir..Kabahat bizim oglanda ''manasinda birseyler söylüyor..ve annemi cokda methediyor..Bu bilgi Saadettin agbeyin cok hosuna gidiyor..Bundan sonra kendi ve esi Faize abla annemim en yakin dostu olacaklar ve bu dostluk annemle Metinin bosandigi 1967 senesindede zedelenmeden ömrünün sonuna(1992 Agustos) kadar sürecektir..Bu arada saadettin Agabeyin akran sayilabilecegimiz oglu Demir ve kizi Füsun lada benim dostlugum arada mesafe yüzünden koptugumuz yillar olsada bugün bile sapasaglam ayaktadir ve sürmektedir..Füsun un cok sevdigim esi Mümtaz Arikan ise Cumhuriyetde Tarihte Bugün ün yaratici ve basarili uygulayicisidir..Füsununsa cok basarili bir EBRU ATÖLYESI ve ögrencileri var Kadiköyde..
Gelelim konumuza,Serezli ailesi arastirma yapadursunlar,Metin le Nisa durumu ümitsiz görüp gizlice evlenmeye karar verirler,yaninda cok yakin 2 arkadaslari ile (sanirim Haldun ile Betül)Marakaz vapura bininiyorlar önce Yalova ve Bursa ya gitmek üzere..Gemide Kaptanin nikah kiyma yetkisini duymuslar ,onun icin önce Kaptana cikip kendilerini evlendirmesini istiyorlar..Kaptan ''Bu bahsettiginiz yetki karasulari disinda Uluslararasi Sularda vardir..Marmara bir ic denizdir ve ic denizlerde ve karasulari icinde olmaz..ama cok isterseniz sizi nisanliyabiliri''diyor ..Onlarda kabul edince yüzükleri parmaklarina geciriyor..
Bundan sonrasini Metin Serezli nin Annemin bana 18 yasinda vermek üzere hazirladigi Hatira Defterinden okuyalim:
10 Subat 1958
Azizim Levent,
Bu günden itibaren bende hayatina-hemde esasli bir sekilde karismis oluyorum.
Saat 15.30 da Bursa'da annenle evlendik.Seni asagi yukari iki yildan beri taniyorum.
Ilk günden beri beni sevdin.Tabii bundan dolayi cok memnundum. Hele Siirte beni ziyarete geldigin zamanlar
annenle evlenmemi ve baban olmami cok istedigini bana sık-sık ihsas ediyordun.
Bir gün annene bayram hediyesi olarak aldigin bir kitabin üstünde kumral,bana benzeyen
bir adamla,anneni andiran sarisin bir kadinin bulunmasina bilhassa dikkat etmistim.(O KITABI SATIN ALIRKEN HICDE
BUNU DÜSÜNMEMISTIM.Levent)
Daha sonrada birgün annenin -sakadan-benimle evlenmiyecegini söylemesi üzerine''Bende baska kimseye baba demem.''demistin.(BUDA
TAMAMEN ANNEMIN DÜSÜNÜP HAZIRLADIGI BIR SENARYOYDU.BENIM SÖYLEMEMI ISTEDIKLERINI ÖNCEDEN KULAGIMA SÖYLEMIS;BENDE YÜKSEK SESLE METINE TEKRARLAMISTIM...Levent)
Ve iste nihayet baba-ogul oluverdik.Ha bu arada bundan 2-3 ay önce banada hediye olarak Baba-Ogul adli bir kitap vermis oldugunu hatirlatayim..(BUDA ANNEMIN HAZIRLAYIP BENIM ONUN ARZUSU DAHILINDE UYGULADIGIM BIR MIZANSENDI..RAHMETLI BU TARZ SEYLERI COK SEVERDI.Levent)

Su anda Ankaradasin.Istanbula gelemeyisinin sebebi malum....Bir gün olupta ücümüzün saadet icinde beraberce uzun yillar gecirmemizi nekadar
istiyorum bilemezsin..Hele annen bunu kimbilir nekadar cok arzu ediyordur..
Insallah en yakin zamanda oda olur.
Bu yil ilk mektebi bitiriyorsun.Tembelsin;zekisin ama calisma olmayinca zeka ne kadar önemli olabilir?..
Oyuna düskünlügün cok fazla..akilli akilli konusmalarin var.Parayi cok seviyorsun.Insallah büyüdügün
zaman bu huyun gecer.Bana kalirsa birazda kendini baskalarindan fazla düsünüyorsun..Caninin istedigi
yapilsin diye birinci sinif bir avukat kesildigin zamanlar oluyor..Insallah bu huyunda cok devam etmez.
Ama bunlarin disinda öyle sempatik ve neseli bir cocuksunki....Esprilerine bayiliyorum...
Bütün - bütün herseyinle benim oglum olmani cok isterdim.



Ankara Genclik Parindaki LUNA PARK ,Oraya gitmeye bayilirdim.

...................................

Fare Kapani:


--------------

Sairin Mektuplari 1958:


............................

Puntila Aga:


.................................

Yaz tatilleri Sile de gecerdi.


Kücük Sahne:

(bu resmin orjinali genis bir acidan alinmis..1958 yilinda Dormen Tiyatrosu henüz Kücük Sahne de oyunlarini sürdürürken bir prova arasinda seyirci siralarinda otururlarken cekilmisti..Annemin bir yaninda Semine Teyzemi öbür yaninda Gülriz Sururi yi hatirliyorum.Gülriz eli ile Tolga ablanin gebe karnini isaret ediyordu..Arka sirada oturan Metin abi ise yüzünü yaklastirmis anneme..Bu resmin bu bölümünü begenmis olacakki Metin kalemle isretleyip büyüttürmüs idi..)


(Sanirim Izmir Turnesinden)

O Dönemden Hatirladiklarim:
Fazlaca kayda deger birsey yok..Metin abi yi cok sevmistim bana karsi cok cana yakindi sanki arkadasimdi..Bütün üvey babalar böylemi idi merak ederdim?
Ikinci bir anim annemle ilgili:Metin in her yeni oyununda ,o oyunla sembollesebilecek bir resim bulu cercevelettirir ve Metin e hediye ederdi..Oda soyunma odasinda Makyaj Aynasinin yanina asar ve o oyun oynandigi müddetcede orda asili kalirdi..Bir nevi UGUR u idi sanirim..
leventveziroglu
1957/58 kisini hatirlamaya calisiyorum..Bir kere etrafimdan bana ''Metin abi deme Baba de Metin e''seklinde itiraz ve hafif yollu baskilar vardi..Bende uzun zaman itiraz edemedim..Kisa zamanda sevmis ve benimsemistim Metini ..ve BABA deyiverdim..iyimi oldu?Hic sanmiyorum..Hernekadar o yillarda soranlara ''Metini öz Babamdan daha cok seviyorum ''dediysemde,cok yanlis bir is yapildigini yillar sonra Nisa ve Metin bosandiklari an anlamistim..Onlar bir imza ile kari koca diger bir imza yada resmi kararla iki yabanci oluverdiler..ama ben sudan cikmis baliga döndüm..Metini 10 seneye yakin bir süre Baba demis vede cidden benimsemisken bir imza ile nasil bundan vazgecilebilirdi,anliyamadim,sasirdim ve uzun bir süre bu saskinligimda sürdü..Karsilasdigimiz yerlerde bazen yanilip baba dedim ama cogunlukla ne diyecegimi bilemedim..

Hos Öz Babamda esine ''Anne ''dememi istedigini hissettirmisti ama bir kere denedim ve sanki dilim yandi..Bir seferindede 1961 de babam,esi,ogullari Serhat( ogullari diyorum kardesim diyemiyorum,bütün cabama karsi hic bir zaman kardes olamadik maalesef..Hep o evde o kayrildi ve ben yabanci gibi hissettim kendimi)vede ben babamin arabasi ile Avrupa seyahatine cikmistik..Lüblijana(Kuzey Yugoslavya)da Anneme kart atmak istedim oranin PTT sinde oturdum yaziyorum..Ve basladim Sevgili Anne ve Babacigim,Lüblijanaya geldik,burasi cok güzel.....vs vs.. O sirada yandaki masada mektup yazan Babam seslendi:''Levent kartin sonuna bizdende Annem ve Babam selam söylüyorlar diye yaz..Biraz terddüt ettim vede yazdim..Kutuya atmadan ''Ver bir okuyayim diye aldi Babam elimden..Okudududa; SEVGILI ANNE VE BABACIGIM, diye basliyor ANNEM VE BABAM selam söylüyor ...diye bitiyordu..Kizdi Babam ''bu ne bicim kart böyle,böylemi yazilir?'' dedi..''Eee napiyim herkesin dedigini yapiyorum iste olmuyor genede..''gibi birseyler mirildandim ama duymadi...Neyse fazlada itiraz etmedi pulu aldi ,yapistirip yolladim..Okuduklarinda Annemle Metinde sasirmislardir herhalde..
Diyecegim su:Her insanin sevsede sevmesede bir anne birde babasi vardir ve bunu telkinlerle kimse degistirtmemelidir.Ben annemi cok sevdim ve onunda beni cok sevdigini biliyorum ne varki buna bana gösterebilmek icin bana ayiracagi pek vakti olmadi..Mesela delikanliliga adim atmaya basladigim yillarda artik faal bir tiyatro oyuncusu idi,ben anneannemin dairesinde yasiyordum annemde Metin le bir üst katdaki dairede yasiyordu.Aksamlari oyundan sonra geldiklerinde anneanneme bir ugrar ve benim odama bir göz atardi eger uyuyorsam gelir uynadirmadan yanagimdan bir öper giderdi,sirf o öpücügü almak icin kac gece uyuyormus numarasi yaptim bilmem ama cokca..Topu topu 2 kere anneme kirilmistim ,birincisi benimle Ankarada kaldigi kis,yani 4 sinifta oldugum dönemde idik;Bir arkadaslarina gidecekti beni giydirdi ama vakit oldugu icin ben oyuna daldim,neden sonra seslenince kalkip geldim ama üstüm basim toz toprak icindeydi,yürümeye basladik,Tenis Kulübünün yanindan gecerken bana:''Senden utaniyorum,su haline bak.Bana anne deme gidecegimiz yerde''demezmi!! Birde Askerligim bitmis bir heyecan eve geliyorum,kapiyida annem aciyor ama bana söyledigi su''Önce elbiselerini cikar,öyle eve gir''halbuki ben farkli bir karsilama ummustum..Naapalim bunlarda oluyor ben kimbilir onu kac kere kirmisimdir istemeden..
.1957/58 sezonunda ilkoulu bitirdim..ama kac dersten ikmale kalarak..Dedigim gibi okuldan sogumustum ve beni hic ilgilendirmiyordu..Ayrica en gelismis okullarda dahi egitim sistemi cok baskici cok otoriter geliyordu..Eger ilerde annem kendi imkanlari ile beni yurt disinda okutmasaydi bir keserede sap olamiyacaktim..Ilkoulu bitirdim ama sanki ilkokulu orda bitirmemis gibi disardan gelenlerle beraber orta okula baslamadan hazirlik sinifi okumam gerekti zira Ingilizcem yeterli bulunmamis..

http://img33.imageshack.us/img33/420/leventinanlar057.jpg
leventveziroglu
METIN in ikinci yazisi:
4 Agustos 1958,
Bugün annenle Florya'ya Plaja gittiniz.Benim isim vardi,gelemedim..

(Bu araya bir Küçük ES verip hatırıma gelenleri anlatayım:Evet Annemle o gün Florya Plajına gitmiştik..Kumlarda yan yana oturuken annem”Levent ,arkana bak kim var orda?”diye sordu..Baktım..Annemin Gazetecilikten Okul Arkadası Balıkesirli AGAOGLU-adını hatırlayamıyorum ama annemin en hakiki dostlarından biridir,ve Ben minikken evdeki maskeli balolardan sütyen takıp içinede nar koyması nı unutamazdım..-Anneme”Çagırsan ya “dedim..Annem”Yanındaki hanımı görüyormusun ?”diye sordu..Baktım Sarışın bir hanım baldırları selülilitden şişmiş,kım kım kırıtıyor..”O kadın çok kıskançmış..Ben çagırırsam başının etini yer..En iyisi sen çagır..”dedi..Çagirdım..Agaoglu şaşkın bir pozda geldi yanımıza..Annemle biraz konuştularki “Ben gideyim ,hatun çok kıskanç.”dedi ve gitti..Sonradan duydugumuza göre genede Agaoglunun başının etini yemiş..Tabii bu olaydan aneminde istegi üzre dönüşte Metin e bahsetmedik..)

.10 gün kadar önce Ankaradan gelmistin.Astimin tutmasa bu yil burda kalacaktin.Bunu cok istiyordun.Bende o kadar istiyordumki...Fakat geldiginin 3 cü günü hastalandin.Kendi-kendini ''denizde nezle oldum''diyerek kandiriyordun ama sıkıntın fazlalasinca bunun Astim oldugunu anladin.O zaman annen seni Bursa'ya Uludaga götürdü..
Anlattigina göre orda cok iyi vakit gecirmissiniz.Her gün gezmis,aksamlarida otelde cok güzel eglenmissiniz.Sihhatinde gayet iyi imis.
Buraya geldiginiz günde iyitdin ama bugün nefesinde bir tikaniklik var.Leventcigim,burada kalamiyacaksin diye cok üzülüyorum ama Ankara senin icin cok daha iyi bir yer.Beni ama memnun eden tarafda bu hastaligin yasla gecebilecek birsey olmasi..Doktorlar ve bu hastaligi gecirenler''15-16 yaslarinda gecer yada hafifler ''diyorlar.Insallah sende o zaman senelerce sihhatli olarak Istanbulda
kalabileceksin..
Pickurusu,öylede nazlisinki........Ankaraya döneceksin diye annenede banada her istedigini yaptiriyorsun.Ama bugün deniz gözlügü,palet ve zipkin istedigin halde olmaz dedim.Önce yüzmeyi iyice ögrenmelisin birkere.Ondan sonra,deniz takimini Ankarada ne yapicaksin bilmemki?Yoksa banyoda köpek baligimi avlayacaksin.
Artik bana''baba''diyorsun.Cok tatli ve isteyerek söylüyorsun bu kelimeyi ama bana 11 yasinda bir cocugun ''baba'' demesi birazda komik olmuyor degil.(METINLE ARAMIZDA 11 YAS VARDI DEMEKKI METIN O AN 22 YASINDA,YANI BUGÜN OGLUM ALICEM DEN 8 YAS KÜCÜKMÜS.Benim Notum)
Saat 20.45 Hava iyice karardi,hala gelmediniz.Bayagi merak etmeye basladim.
Bugünlerde Istanbulda Istimlak var.(ADNAN MENDERES BIRCOK YERDE SOKAKLARI GENISLETTIRIYORDU.B.N.)her yer yikiliyor.Yollarin cogu kapali.Vasita sikintisida feci ama yine merak ediyorum.Herhalde pestil gibi geleceksiniz yemegi hazirlamakta bana düsecek.

...................................
leventveziroglu
1958 yazinda ilkokulu ikmallede olsun bitirmis olarak Istanbula geldim..Yanlis hatirlamiyorsam Annem gelip beni Ankardan kendi aldi ve yatakli vagon la Istanbula geldik ve Trende Jül Verne in Yaz Tatili kitabini okuyordum ve o kadar mutlu idimki o an hic bitmesin istedim ve kitabin bir sayfasina X isareti koydum.(O tarihten itibaren cok mutlu hissttimmi kendimi bir yere X isareti koyar oldum)..Her seferinde oldugu gibi gene Haydar Pasa Tren Garinin merdivenlerine inerken hapsirmaya baslamisimdir..Bir kac gün sonra annemin beni alip önce Vapurla Mudanyaya ordan Bursaya otobüsle sonra dolmus/taksi ile Uludagina gittigimizi hatirliyorumm..O zaman 2 otel vardi orda :birincisi Büyük Otel,ikincisi Beceren Otel..Biz ikincisinde kaldik..Aslinda Otel bile denmezdi söyleki:tek odalik kontrplakdan yapilmis kulübeler direkt topragin üzerine oturtulmustu,yani topraga basiyorduk odanin icinde....üst üste ranza seklindeydi yatagimiz..ve Buz gibi idi o yaz gecesi kulübenin ici..Üstümüzde 2-3 battaniye olmasina ragmen titredigimi hatirliyorumm..diger bir hatirladigimda gece yarisi bir siriltisi sesi..Noluyor?diye kafami kaldirayim dedim..Annem''Uyumana devam et!''dedi...Sadece yemekhane bir büyük tas bina birde gece söminenin yandigi ve herkesin toplandigi bir salon tasdandi...Gece yemekden sonra disarda odun atesi yakildi herkes icecegini alip etrafina oturdu..Bütün kollarinini altin bilezikle doldurmus olmanin verdigi gururla ortada dolasan bir kadini ve atesin üzerinden atlama calisirken pacasini tutusturan kocasinida hatirliyorum.. Annemin Gazetecilikden arkadasi,Dogan Kardes in yazari Suzan Teyze ve iki oglu vardi..Suzan Teyze ve esi Radar Reklamin sahibi Romanya göcmeni Erol abi annem ve Metin in yakin arkadaslari idi ve ilk dogacak cocuklarinin adini kiz olursa Nisa erkek olursa Metin koyacaklardi..Yaptilarda..(Büyük ogullari Metin yillar sonra 1976 da Ingilterede Oxford u kazanacak ve bunun haberini sürpriz yapmak icin yurda dönerken ucagi Yugoslavya üzerinde Askeri ucakla carpisicakti.)
Uludag dönüsünde Yalovadan MARAKAZ vapuruna bindik..Meger o gemi ile Bursaya evlenmeye gitmisler..Kendilerini nisanliyan Kaptana ciktik..Kaptan bize ikramlarda bulundu ve anneme ''Günün birinde Metinin capkinligini yakalarsa göz yummasini tavsiye etti..Mutlu evliligin sarti olarak..Biz böyle söylesirken bir denizci girip''Kaptanim denizde bir tekne var el salliyorlar''dediCikip baktik dürbünle..Evet uzakta birileri el salliyordu..Döndük ve yanasip ip merdiven attik..O perisan hallerine ragmen ,can korkusandan hemen tirmandilar.Teknelerinide aldik güverteye..Kaptan''Iyıki biz rastladik,arkadan Rus gemisi geliyor ,onlar alsalar fena propaganda olurdu''dedi..3 kislerdi,üstlerine battaniye verdiler,titriyorlardi..Motorlari bozulmus,kürek leride almamislar..
Eve döner dönmez bu haberi annem ''Artik gazetecilik yapmiyorum ama ''diyerek gazetedeki arkadaslarina telefonla gecti..
.Metin Baba nin hatira defterimdeki 4 Agustosyazisindan okuyorumki o gün biz Florya Plajina gitmisiz..Dogrudur..encok gittigimiz plajlarin basinda geliyordu..Cünkü ben dogru dürüst yüzemiyordum ve o plajda deniz cok yavas derinlesirdi..Önce taksimden dolmusla Sirkeciye gelinir sonra trenle Floryaya gidilir,ordaki 2 plajdan biri secilirdi..Eeee özel arabasi olan parmakla gösterildigi yillardi..Birde plajlarda kabin kiralanir.orda soyunulu dökünülür..Giderkende giyinmeden önce hademe kabine ayaklarinizin kumunu temizleyin diye 1 kova su birakirdi..
leventveziroglu
1960 Tiyatro Sezonu olabilir..(Bu tip anilarda+ - 1 yil oynayabilir)O Kisin Noel tatilinde Istanbula gelmistim Annemi ziyarete...Annem o güne kadar Dormen Tiyatrosunda degil ama,gene Haldun Abi nin beyoglunun ara sokaklarinda eski bir apartmaninin bir dairesinde kurdugu amatör bir Tiyatro olan CEP TIYATROSUnda 1958de Dilsiz Kadin ve tek basina oynadigi Oneill in Kahvaltidan Önce de oynamisti ve kanaatimce cokda basarili idi ayrica Oda Tiyatrosunda profesyonel olarak Tapilacak Kadindada bas rolü oynamisti ancak Metin in oynadigi Dormen Tiyatrosundan ise o güne kadar iki minik rol disinda(Fare Kapani,ve Zafer Madalyasi) hicbir teklif gelmiyordu..Nihayet bir acil durum olustu:Cahide Sonku ,Dormen Tiyatrosunda TASRA KIZINI oynarken sahneye ickili cikincaibu konuda kati prensipleri olan Haldun abi tarafindan Tiyatrodan cikarildi..Ama provalari yapilmakta olan Sairin Mektuplari ne olacakti.Orda Cahide Hanim yillar önce ölmüs bir Sairin mektuplarini saklayan 102 yasindaki sevgilisini oynayacakti.(Henry James-The Aspern Papers).Nasil soruldu nasil kabul etti bilmiyorum..O oyuna hazirlandi..Evde yaptigi makyaj calismalarini hatirliyorum,yumurta aki ile el ve yüzünü yaslandiriyordu..Derken ilk gece geldi catti..Müthis bir oyun oynadi?(Metin ve Gülistan Güzey rol arkadaslari idi.)Seyrederken karsimda Büyükannemi görüyor gibiydim..(Sonra bana onu örnek alarak hazirlandigini söylemisti) Cahide Hanim eminim bukadar oynayamazdi..Kimdi bu taninmamis oyuncu? Seyredenin ayakta alkislamasina ragmen,cok gise yapmadi.(Annem daha hic taninmiyordu ve oyun drama idi.).Ilk gece eve geldigimizde Metin bana:Nasil annen ve benimle gurur duyuyormusun?diye sordu..Tabiki duyuyordum..Özelliklede annemle,ama böyle söylemedim tabii..
Bu basarili oyuna ragmen Dormenden gene uzunca bir süre yeni bir oyun teklifi gelmedi anneme..Arada bir sordugumda''Metin razi degil''diyordu..Acaba bu hakikatenmi böyleydi bilemiyorum??
O yillara ait bizim Sagiroglu sokak 15 numarada hatirladigim 2 dedikodu..Metin le evlendikten sonra annem ler evin 2ci katina tasindi ve bu sefer alt kati kiraya verdiler..Alt kati bir amerikal asker ve Pavyondan cikartip evlendigi biraz findikci ama benim cok hoslandigim Gülay hanim tuttular..Cok hoslanirdim Gülay abladan zira beni cocuk görüp evinde dekolte dolasirdi.Birde bana Türkiyede henüz olmayan Coca Cola yada kremali nescafe ikram ederdi..Ama en müthisi,bana Piyeks den Blujean ve Loufer almasiydi..O yillarda Cocuklar arasinda bunlara sahip olmak insanin havasini 1500 e cikartirdi..(üzücüdür yillar sonra annemle beyoglunun bir gece kulübünün önünde rastladik,Amerikali onu terketmis ounda üzüntüden bir gözü kaymisti.''Bosanmiyacagim iste'' diyordu,ordan ayrilirken annemde bende biliyordukki Gülay abla ,Amerikali esi bir süre icin Amerikaya gittiginde pek rahat durmamisti ve bu esinin Istanbulda görevli Amerikali arkadaslari araciligi ile kulagina gitmisti.)
Bizim üst katda oturdugumuz bir yaz gecesi bir cümle hatirliyorum..balkondaydik..Betül abla annem ve ben..yalnizdik..Betül abla kararli bir sekilde sunu söyledi:''Bu adamla evlenicegim''Daha ortada birsey yokdu ama o kararini vermisti..Ve dediginide yapti..
İkincisi bir sonbahar yada ilkbahar günü idi,Ülker sokakdaki eve tasinmisdik..Gülrizle Engin müthis flört ediyorlardi..Gülriz Engini ariyor ama bulamiyor ne hikmetse..Aydemir den rica ediyor,Aydemirde biryerden telefon edip Engini galiba evinde buluyor ve Gülrizin kendisini aradigini anlatiyor..Engin''yanindami simdi ?''diye soruyor,Aydemir''Hayir''deyince-''O zaman sen beni bulmus olma,bugün yalniz kalmak istiyorum..ama belli etme!'' demis..Aydemir bunu gizlice annemlere anlattiginda inanamadilar...(Neden bilmem.)
Birde Polonezköy seyahatimiz var..O sirada Dyspne Inhal denilen Pulverizatörlü ASTIM Ilaci cikmis,onun takviyesi ile gecelerimi kriz gelmeden gecirebilmekteyim..Ilacin Recetesinde koca koca harflerle su yazili HARP GAZLARINDAN ZEHIRLENMEYE KARSI...Astima iyi gelen,krizi durduran ama kalp büyümesi yapan tehlikeli bir ilac..Fransiz mali(1973 yilinda Fransada belgesel bir film cekerken haala kullanmakda oldugum bu Ilacin mayi kismi bitmisti,Bir eczaneye girip Fransiz esimle bu ilactan istedik..Eczacinin gözleri yuvalarina girdi,girdi ciktida:''Siz haala bu ilacimi kullaniyorsunuz?Gögsünüzde agrilar baslamadimi?diye sormustu..Biz Türküz bize koyarmi?)
Neyse bir bahar sabahi herhalde 1959 olmali vapurla Kabatasdan Üsküdara gectik..Ordan bir taksi ile Beykoza geldik..Beykozda bizi bekleyen KAGNI evet dogru duydunuz KAGNI ARABASI na bidik..(Simdi bazen oglum soruyorda-BABA SIZIN ZAMANINIZDA RADYO VARMIYDI?diye gülüyorum,Len yasliysak,Tas devrinde yasamadik ya diyorum ama cocuk hakli)Evet Kagni arabasinda hatirladiklarim ben annem ve Metinden baska,Haldun abi,Refik Erduran,Leyla Erduran(simdi Umar)var..Aksam üstüne Polonezköye varirmisiz..Yol bozuk ,oturdugumuz yerler sert tahta acitiyor..Yorulan inip,gitmekte olan arabanin yaninda yürüyor bir süre sonra gene biniyor..
Nihayet aksam üzeri Polonezköye vardik...Her aile ayri bir eve yerlesti,haala öylemi bilmem her ev tahtadan yapilmis ve 2 katli idi..Elektrik yokdu,LUX denilen Sıkıstırilmis Ispirto ile yanan lambalarla aydınlanıyoırduk..Yemekleri müthis lezzetli idi ve galiba domuz eti idi..Kapıda yatmakda olan boyumdan büyük köpeki unutamiyorum..Carsaflar kolali mis gibi kokan bembeyazseylerdi,yorgan ve yastik kus tüyündendi..Hemen uyuduk..Gece yarisi bir ASTIM-KRIZI ile uyandim..Annemden astim ilacimi istedim..Unutmustu..Kötü haldeydim ve cok zor nefes aliyordum..Pencereler acildi,Iceri buz gibi bir hava doldu..Bende yatagima oturdum..Annem beni yorganla sardi ve yanima oturdu,Metinin yapacagi birsey olmadigi icin uykusuna devam etti..Öylecene sabahi ettik..
Sabah sanki geceyi öylesine hasta geciren ben degildim..Hicbirsey olmamis gibiydi..ama bende annemde bir ikinci kriz gecesini göze alamazdik..Bu yüzden ögleden sonra Beykoza gidecek kagni arabasini ayarladik..
Sabah kahvaltisida müthis güzeldi..Yesillikler icinde saglikli köy ürünlerinden lezzetli seylerdi..Bize binmek icin AT egerlemisler...Erkekler At binerken hanimlar odalari düzeltecekler..Ben At binmedeyken önde giden Metin e seslendim:''Baba yavas sür yetisemiyorum.!'' Yasli Seyisin gözleri acildi ve Metine''Masallah bu genc yasinizda nerdeyse boyunuza yakin oglunuz var ha,Bravo!'' dedi..Metin bozmadi durumu EHhh heh gibi sözlerle idare ediyorduki,Haldun abi Seyis in duyacagi sekilde Metine e bagirmazmi''Baba bak ben nasil biniyorum?'' (Haldun bey 1928 li yani Metinden 7 yasda büyük)..Seyis artik ne düsünmüstür bilemem..Her aile ayri bir ece yerlesti,haala öylemi bilmem ..
Ögle yemeginden sonra annem ve ben herkeslerden özür dileyerek Kagni Arabasinda yerimizi aldik..Metin gelmedi..O Haldun abi ve Erduranlarla köyde kalmayi tercih etmisti..Araba Beykoza dogru hareket etti..Gece yarisina dogru Taksimdeki evimize gelir gelmez Astım ilacimi agzima püskürtüp derin bir nefes almistim..
leventveziroglu
SAIRIN MEKTUPLARIndan önce miydi sonrami kestiremiyecegim..Annem Beyoglu girisindeki ODA TIYATROSU ndan bir teklif almis,Metin de itiraz etmemis olucakki TAPILACAK KADIN da bas rolü oynuyordu..Rol arkadaslari,Pekcan Kosar,Senih Orkan ve Günfer Feraydihatirladigim oyuncular bunlar..(Ayfer Ferayin kardesi,Metin nedense bana ''Seni Ayferle Dünyanin bir ucuna birakirim ama Günferle kapinin önüne birakmam ''derdi..).. ..Ben o sene 5 ci sinifi okuyordum..ve Yilbasi tatili icin Istanbulda idim(57/58 olmali)..O günlerde oyunun son gecesi vardi..Bilenler bilir,Her Oyunun son gecesinde oyuncularin,seyirciye hissettirmeden yapacaklari sululuklar mübahtir..Sahnede Pekcan Kosar ,dizleri üstüne cöküp anneme evlenme teklif edecekti..Son gece sululugu olarak annemle Günfer beni caktirmadan hazirladilar ve tam o anda iceri girip ''ANNE TOPUM NERDE??''deyiverdim..Pekcan abi saskinlikdan nerdeyse dilini yutacakti,annem durumu idare etti ve bana dönüp:''Mürebbiyen disarda git ona sor!''gibi birsey söyledi..Yillarca annemle karsilikli bir oyunda oynamak istemisimdir ama gerceklesen bir bu oldu sahnede birde sinemada Tatli-Kacik..
leventveziroglu
Metin in 3cü Yazisi- 15 Mayis 1960
Sana birseyler yazmayali epey olmus.Önce gecen seneden birkac notum var onlari bir gecelim:1959un yazinda biz,annenle Avrupadan dönünce senide alarak Floryaya Kamp a gittik.Senle olmasi icabeden ilk cekismelerimiz burada oldu.Ve tabii,bunlar cok faydali tartismalardi.Sonunda benim fikirlerimi kabul ettin ve hersey yoluna girdi.Bu kabul ettigin seylerin basinda ders calismak geliyordu.Ikmale kalmistin ve hic calismiyordun.Sonrada ögle uykusuna yatmiyordun.Neyse sonunda bunlar haloldu.
Bu yil Ankaradan her iki gelisindede agir basli,bir o kadar neseli,zeki ve akilli bir halin vardi.Seni encok bu halinle seviyorum.Cünkü O zaman tam iki arkadas gibi olabiliyoruz.Bülendin(öz babamdan bahsediyor L.) Amerikadan getirdigi tüfekle bol bol oynadik bu ara.onuda kaydedeyim.
Son günlerde Tiyatroya merakin müthis artti.Fakat aramizdaki anlasma su:Bana bir Fakülte diplomasi getir bende seni Amerikaya Tiyatro tahsiline yollayacagim.Tabii O zaman bu sevdadan hala vazgecmemis olursan....
Eger vazgecmemis olursan,zaten seni artik Tiyatrodan kimse ayiramaz.Ama bana sorarsan senin baska bir meslek secmeni tercih ederim tabii.
Canim yavrucugum,Temmuz ayinda yine Istanbule geleceksin.Seni o kadar özledimki...Hem bu sene Erenköye gidecegiz.Orada kimbilir nekadar cok eglenicegiz seninle.Tabiii bu arada annenin basini iyice sisirecegiz,ama ne yapalim,oda katlaniverir,bize uyar....Baska care yok ! Cünkü ücümüzde birbirimizi cok,pek cok seviyoruz....öyle degilmi?
leventveziroglu
1959 Yazina hazirlik sinifindan Orta 1 e gecmis olarak geldim..Tabii gene ikmallerle..O yazi Floryada Belediyenin Mocampindaki müstakil evlerden birini tutarak gecirdik.(Hafizam Yaniltmiyorsa Florya Tesislerinde Özcan Er abi calisiyordu..Özcan Dormen Tiyatrosunun ufak tefek terzilik islerinide yapardi,eli dikise tyatkin idi..Cogumuzun mayosunuda o dikmisti..).Anneannem ve Zeynep(artik yeni bir evlatligimiz vardi ve onun hakiki adi tam anneannemin istedigi ve sevdigi addi:Zeynep)Komsumuz Göksel kardesi Mehmet ve anneleri idi..Göksel Tiyatro okumaya Amerikaya gitmek istiyordu ama annesi onun cok cabuk hasta olmasindan yakiniyordu..''Kizima cok ihtimam gösterdim böylesine hastaliklara dayaniksiz yetisti,bu yüzden Mehmeti koyverdik,yere emzigi düsse alip yikamadik ve cok saglikli büyüdü''diye anlatiyordu..Göksel Kortay abla Amerikadan döndükten sonra sevilen bir Tiyatrocu oldu..Ama önce kardesini kötü bir hastaliktan daha sonrada esi Kerem Yilmazer i Taliban Teröründe kaybetti..
Gene orda Atci-Kazim i hatirliyorum..Sosyetenin gittigi yerlerde rastlanirdi..Tenis Kulübü,Atli Spor Kulübü,Sipahi Ocagi..Aslinda tipi tam bir maco erkek tipi idi..Hareketleride görünüsüne uygundu..Süt sisesini kafasina bir dikiste bitirirdi ama bütün gögsüde süt icinde kalirdi..Denize ag gerer kilolarca balik tutardi..Sosyeteden cok hos ve egitimli bir hanimla evlendi.Meral hanim ve Atci Kazim a baktikca GÜZEL VE CIRKIN masalini hatirlardim...Ama uzun sürmedi evliligi..Istihbaratci oldugu dedikodusu yapilirdi..40 li yaslarinda göctü gitti..(Meral abla cok fotojenikti 63 de ilk amatör-gotografciliga basladigimda onunda enfes portrelerini cekmistim..Sonra bir konsolosla evlendigini daha sonrada Muglaya yerlesip Batik konusunda ün yaptigini duydum..)
Gene orda Sibel Göksel ve menecerini hatirliyorum..Sibel bir dönem Tiyatrodan Necdet Aybek le flört etmis ama sonra evlenmek icin cok zengin birini (kazankaya)secince Necdet agbey cok üzülmüstü,(zaten dis hekimi idi Isvicreye yerlesti..bir Isvicreli hanimla evlenip coluk cocuga karisti).Sibel Türkiye 1.ci güzeli idi..Meneceri aksamlari kamtaki yazlik evimize ugradiginda dedikodusunu yapar,nasil kesfettigini,topuklu ile yürümesini zor ögrettigini anlatirdi..Metin Baba eskiden futbolcu imis(F.B.Genc),bu yüzden güzel futbol oynardi..Beni de alir birkac arkadasi ile bir alanda paslasirlardi..Bu menecerde geldip oynamak isterse HAYIR diyemezler ama bana göz kirpar ve adama gidecek topu ,yakalayamiyacagi hizda uzagina atardi..Menecer yaslica oldugundan kisa zamanda nefes nefese kalirdi..Sonunda bende ayni seyi yaptım ama galiba kahkahalarimla belli edince durumu farkedip cikisti:''Benimle dalgami geciyorsunuz?''
Oraya ait hos bir animda Florya Belediye tesislerinin tam ortasindaki Lokanta ile ilgili idi,geceleri burda iyi kötü bir orkestra calardi ve millet dans ederdi..Orda Annemle Metin abi nin dans edislerini unutmuyorum..Nedense cok gururla seyrederdim..
1959/60 Kisi Özbabam 2 yildir Bankacilik Staji yaptigi Amerikadan gelirken,ismarladigim hava tüfegi DAISY getirmis..Noel Tatiline Istanbula gittigimde,ugrayip aldim..Bisikletden sonra encok sevindigim bu olmustu..Güzel bir havada Metinle Balkondayiz ve uzaktan gecmekte olan Baloncunun balonlarini vurup,saklaniyoruz..Baloncu ne oldugunu anliyamiyor..O zamanlar bizde öyle ve sessiz bir tüfek olmadigi icin,balonlarinin neden birbiri ardina patladigini anliyamiyor..(Artik Kazanci yokusu/Sagiroglu sokakda degil yanda annemin aldigi daha dogrusu Müteahitin Apartmaninin insaatini yaparken Annemlerin evinin temellerini catlattigindan ve annemin sikayet edip insaatini durdurmamasi icin az bir fiyata sattigi Ülker sokak,Gül Palas daki mini dairede oturuyor Annemle Metin..Sagiroglu sokak ise tamamen kirada..Bafra sigarasi iciyor ve birbirlerini uyariyorlar,''Cok iciyorsun!''diye..)Birde sunu ilave etsemmi;orayi burayi karistirmakdan zevk aliyorum gizli gizli,Gül Palasda kimsenin evde olmadigi bir andada her yeri inceliyorum.Salonlari kücük vede L seklinde idi,ucunda Metin in kütüphanesi ve yazi masasi vardi,burda eski bir ceviriden yeni bir tercüme ürettigini hatirlarim mesela neyse evde kimse yokken ,oraya kurcalarken bir dosya icinde sayfalara rastladim..Oynadigi oyunlara bir karne acmisti,ve yazarin dan ,rejisöründen baslayarak her oyuncuya not vermis..En iyi notlarida acaba kime ayirmis??
Ayni dönemlerde bizim Ankara bahceli 48 dene gelismeler var?
A-Reis Hüseyin ailesi ile bizim mahalleden tasindi..Yeni mahallelerinde ziyaretine gittim,hic yüz vermedi..
B-Mahallemizin (adini yazarsam beni öldürür..)kizlarindan biri,benden 2 yas kadar büyükdü,..Hayretle izledigim bir kabiliyetide tükürügünü yere kadar uzattirip tekrar agzina cekmesiydi..Bunu nasil yapabilirdi bilmiyorum..Ayakta durup yavas yavas tükürügünü cikartip geri alir bu birkac dakika icinde nerdeyse ayaklarina degecek kadar uzar ,elastikilesirdi..
birgünde elimde acik sacik bir mecmua gördü(O yillarda nerdee?) Nerden aldin bunu diye sordu..Bir arkadasim satti dedim..-Kaca ? -60 Lira,-Uff amma kaziklamis(o zaman harcligim günde 1 lira idi)..-Ama icinde 27 adet poz var..-Sen o 60Lirayi bana verseydin,27 pozun canlisini sana ben gösterirdim..demezmi..
Birgünde eli ile Cathy lerin evinin önündeki akasya agacinin altina kaldirima oturmus daha önce bizim mahallede hic görmedigim cocugu göstererek:
''Sokagin basindaki yabanci oglani gördünmü?Benim icin geliyor''dedi,en cok hosuna giden seyde,cocugun hep Amerikan kiyafetleri giymesi ve sacini airport seklinde kestirmesi imis..Cocugun yanina dogru gittim.Baktim bizlerden bir hayli büyük..Biraz sohbet ettik..Cebinden ucuna mantar sokulmus bir bicak cikartti..Bana göz dagimi verdi bilmem kendince...''Sana bir mektup versem o kiza verirmisin?''diye sordu bizim kizi kastederek..''Bilmem düsünmem lazim..''dedim..sonrada ilave ettim,''veriririm ama bedava olmaz!'' -''Peki ne istiyorsun bakalim?'' diye sordu..Söyle bir tebessümle düsündüm..Cikolatali pastaya bayilirdim..''Cikolatali Pasta''dedim(eh anneanneme aldirtamazdim..)..Dogruca Renkli Sinema nin pastahane kismina gittik..Vitrinden en koca dilimi sectim..Herhalde 1 kg.gelirdi..Baktim cocuk yemiyor..Hepsini bitirmis olabilirim..Mektubuda aldim tabii..''Cevabini getirmeyi unutma!''diye tenbih etti..
O gece uykudan büyük bir mide bulantisi ile uyandim..Kus ha Kus...Midem bu kadar cikolatali Pastaya alismamisti..Anneannem''Neoldu evladim,sen ne yedin?'' -''Cikolatali Pasta!'' Parayi nerden buldun?''-''Bir arkadas ismarladi iste..''' Ama pisman olmustum..
Birkac gün sonra bizim mahalleli kiza mektubun cevabini sordum..
''Cevap vermiyecegim..Artik hic ilgimi cekmiyor..Giydigi Amerikan kiyafetleri,megerse 2ci elmis ve eskiciden aliyormus..ögrendim.''dedi..Bende cocuga ilettim..garibim birdaha gözükmedi..
C-Can Pulak evlerinin önündeki At Kestanesi agacinin altindaki beton duvarlarina oturmus olan bizlere Selisiki övüyordu''Yahuu biz kac senedir 9cu sinifi gecemiyoruz..Bu cocuk nekadarda caliskan 1 senede gecti gitti.''
D-O kis babamin getirdigi DAISY havali tüfekle yiginla kus vurdum..Ama ilk vurdugum kusu elime aldigimda sok gecirdim..Ölmemisti ve elimde cik cik ediyordu..hemen yere atip,tüfegin sarjöründeki 30 kursunuda üstüne bosalttim..Ama sonra alistim..Diger cocuklarin sapanla vurduklari kuslari nasil baslarini kopararak öldürdüklerini görmüstüm,bu sistemi uyguladim..Kusu avcunun icine alip basini parmaklarinin arasindan disari cikariyorsun,diger elininin parmaklari arasinada o basi alip saniyenin 10 da biri gibi bir sürede cekip kopartiyorsun..Simdi anlatmasi bile üzüntü ve aci veriyor..(Ilk Kurban kesilisini seyrettigimdede önce soke olmustum.)Anneannem''Oglum yazik,bari ye bunlari..''_''Peki pisirde yiyeyim dedim..Yemege basladiktan sonra sucumu bir nebze hafifletiyor gibiydim..
C-1959 baharinda Amerikalilarin Halloween dedikleri bir bayrma katildik mahalledeki bazi cocuklar,bastada Ayse...Tenis Kortunun altindaki daha zengin ailelerin oturdugu bölgeden,Koc un ortaklarindan oldugu söylenen bir is adaminin büyük kizi Semra da katildi..Guruba..Hepimiz kostümlü ve maskeliyiz..Anneannem bana Cankiri usulü bir kiyafet yapmisti..Kafama bir Elek gecirmis,belimden bagladigi carsafi ,elegin üstüne cekip dügümlemis..Onun bir sapka yada basörtüsü gibi birseyle saklamis..Belime bir kücük ceket dügmelenip,kollarindanda oklava gecirmis.Kısaca:Belimden baslayip,basimida icine alan KOCA KAFALI bir garip yaratik olmustum..Isin zor tarafi yürümemdi..Bir kere önümü göremiyordum,sonra oklava hababam düsüyordu..Onun icin Aysenin bana göz kulak olmasi gerekiyor,beni yönlendiriyordu..Civarda oturan Amerikalilarin evlerini biliyorlardi..Kapilarini calip:Trick or Treat! gibi bir laf ediyorduk..Yani 40 katirmi 40 satirmi..Onlarda korkmus gibi yapip avuc dolusu,lolypop,seker,cikolata veriyorlardi..ıyi is idi hani..Bu yiyecekleri nerden bulabilirdikki?Cok lezzetli olduklarini hatirliyorum..Eve gelince cepleri bosaltip sayim yapardik..Sonra günlere bölerdik..Bazi Amerikalilar Türk oldugumuzu anlar ama ses cikartmazlar bazilari ise''Bu sizin bayraminiz degilki.''diye vermemeye calisirlardi..O zaman bizde söylene söylene baska kapiya giderdik..
Ikinci caddeden geciyordukki..Biri bana ''Bak büyük baban,degilmi?''diye sordu..Gözümü carsafin deligine ayarlayip baktim..Hakikaten anneannemin ikinci esi,Giritli Hursit Beydi..Hursit Bey,Kizilayda,daha sonra AST Tiyatrosu olacak sokagin kösesinde bir Avizecide calisiyor,ve son zamanlarda IS COKTU gibi bahanelerle gec geliyordu..Ben bu durumu evde anlatinca is anlasildi..Bir gün magazasina gelen orta yasli dul hanim bir avize alip onun montajinida istemis,bizim dede de onu götürünce,sohbet mohbet..laf aramizda cok yakisikli bir adamdi..Bazen Giritdeki Rum kizlari ile yasadigi capkinliklari anlatirdaiagzimiz acik dinlerdik..Neyse baktim,sabahlari ise giderken anneannemin yetistirdigi güllerden koparip yanina aliyor falan derken eve gelmez oldu..Taaa 1 sene sonra ya kadar..Ertesi sene O hanim(Özcandi galiba ismi)kömürden zehirlenip ölmedimi...Gazetelerden okuduk..Bir müddet sonra Hursit Bey araya arkadasi avukat ve besteci Faruk Kayacikliyi koyup geri döndü..
Ben kizmistim,bana pahali bir mesin futbol topu aldi..Ame genede ona karsi saygimi yitirmistim..

MAHALLE ARKADASLARIM:
SELISIK ama biz ISIK diyoruz..Karsi komsumuz Selahattin Pasanin torunu..Sevgili bir arkadasim..Simdilerde ulasmak zor..


Sisko Tuncay (Hem yan komsumuz hem okulda sira arkadasim,cisini tutmakta zorlanirdi..gecenlerde duydum rahmetli olmus..)


Komsu Kizi Ayse nin notlari:





Ayse nin üstdeki yazisi benim cocukluk hatira defterimden..biraz Isik in yazisina benzemis..
Altdaki 2ci yazisi ise bana FIRCA..Sebebide su:Ayse benden 1-2 yas büyüktü ama bana göre cokdaha akillanmis idi..Sanirim geneldede kizlar erkek cocuklarindan daha cabuk akillaniyorlar..Ayse nin Ingilizcesi benden daha iyi idi oysa Amerikan Kolejine giden bendim..Derslerimi yapmaz cogunlukla ondan yardim isterdim..Eee baska kimden isteyebilirdimki..Evde bana yardim edecek kimse yoktu bu konuda annemse 500 km uzakta..Onun icin aslinda Ayse beni bu konuda pek kirmazdi..Ancak o gün beni komsumuz Tuncay larda kalan misafirlerinin sularini tasirken gördü..Tuncay larin misafirleri Tokat dan gelmis,bence yasli insanlardi ve ellerindeki su sisesini görünce kostum ben devraldim..Aksam ise Ingilizce Ödevimi Gatenby kitabinin sorularini yapmam gerekirken acik uyku bastirdi zaten konuda sarmiyor,tuttum evdeki yeni evlatlikla Ayseye yolladim ''Yapiver..''diye..Oda kalkmis bu cevabi yazmis..
leventveziroglu
Metin in 4 cü Yazisi..
Leventcigim, Ekim 1960
Bütün yazi Caddebostandaki yazlik evimizde gecirdik.Sen gün gectikce daha durulup-uslaniyorsun.Oldukcada zekisin.
Fakat üc dersten ikmale kalmana ragmen bütün yaz son derece az ders calistin.sinifi gececeginden emindin ama is maalesef
benim tahmin ettigim gibi oldu ve kaldin.Bu sene yine altinci sinifi okuyacaksin.
Allahtanki bu hadise kücük yasta oldu.Belki akillanirsinda bundan sonraki siniflarini rahat-rahat gecersin..Herseye ragmen bu yazida cok iyi gecirdin.
Bol-bol denize girdin.Balik tuttun.gece gec vakitlere kadar oturmayi cok seviyorsun.Bu dogru degil.Tiyatroya korkunc merakin var.Epey zamandir
''aktör olacagim!''diye tutturdun.Bana bir üniversite diplomasi getirmeden aktör olmak yok..Simdilik kararimiz böyle.
Annen bir haftadir Ankarada seninle beraber.Mektup aldim.Derslerine calisiyormussun.Bu sene ikmalsiz gecmen sart.Bak o zaman yaz tatilide ne güzel gececek.
6 Ekimde 14 yasina girdin.Ama sen sana soranlara neredeyse 17 oldum diyeceksin.Erken büyümek istiyorsun.Sonra bu cocukluk günlerini cok arayacaksin.
Öylede arsizsinki.Sinifta kalmana ragmen annenden pikap istemissin..Hadi bakalim.Bu sene ikmale kalma pikabin hazir.(Genclerden bilmeyen olabilir,o yillarda plaklari caldigimiz
aletin adi yaniCD Player gibi.L)
leventveziroglu
1960 IHTILAL YILI idi..Ortaokula gectikten sonra nihari olmustum.Yani gündüzlü idim..O sabahda kalkdim okula gitmek icin ama bir gariplik vardi..Hursit Bey radyoyu dinliyordu..''Ihtilal olmus''dedi sevincle''Sokaga cikma yasagi var'' Zaten son zamanlarda Örfi Idare vardi(SIKI YÖNETIM)..Bu okula gitmemek demekti..Bunada cok sevindim tabii ama nerdeyse bütün mahalle gibi ordunun idareye el koymasina bende cok sevinmistim..Vatan Cepheleri,Muhalefeti susturmak icin kurulmus TAHKIKAT KOMISYONLARI ,birde Proflara KARA CÜPPELILER ve Mebus lara''Siz istedikten sonra HILAFETI BILE GETIRIRSINIZ'' sözleri..Ve nihayet Ismet Pasanin ''SARTLAR OLGUNLASİNCA IHTILAL MESRU OLUR''sözü ve birgün mecliste ''ARTIK SIZI BEN BILE KURTARAMAM'' sözü iste cikmisti..Son zamanlarda ne fikralar anlatilmiyorduki,mesela..''BIR ARABA UCURUMDAN UCUYOR,ICINDE ADNAN MENDERES,CELAL BAYAR VE REFIK KORALTAN VAR.HEPSI ÖLÜYOR,BIRISI KURTULUYOR KIM?buna cesitli cevaplar verilirdi,mesela Söför Kurtuluyor gibi ama DOGRU CEVAP MILLET KURTULUYOR du..
Birde o dönemde sık sık gazeteler kapatılırdı..Soru su idi:EN COK KAPATILAN GAZETE HANGISIDIR? Bununda dogru cevabi RADYO GAZATESI idi..Ismi Radyo Gazetesi olan Devlet Radyosunun bu prgraminda VATAN CEPHESINE ILTIHAKLAR adi altinda,Hükumeti destekleyen bir kismi uydurma yada ölmüs kisilerin adi okunurdu.(200 kisi 1000 kisi gibi geciyordu.)Halkda dinlemez o program baslayinca Radyosunu kapardi..
Tuncay la sokakda bulustuk..Yere Tebesirle YILAN OYUNU cizip oynamaya basladikki,bir Harp Okulu ögrencisi kosarak geldi durdu,ve Tüfegindeki mermileri bosaltip cebine koydu..Bir süre oyalanip gitti..Ögleden sonra Selahattin Pasanin evinin önünde idi bütün sokak.Selahaddin Pasa''Inanin ihtilalin olucagina dair benim haberim olmadi'' diyordu demesine ama 3 yildizli bir genaralin haberinin olamayacagina pekde kimse inanmiyordu galiba...Adnan Menders Kayseride yakalanmis lafi geldi aksam üzeri..Sadece Demokrat Partililer evlerinde idi ..Onun disinda sokak adeta Bayram Yapiyordu..Üstümüzdeki Agirligi kaldirip atmistik..Cemal Gürsel in adi Ihtilali Yapan Komutan olarak okununca,Büyük Babam ''KEMAL VATANI DÜSMANDAN KURTARDI,CEMALDE BUNLARDAN ''diyordu aglayarak..
( Nevarki sonraki yillarda iki basarisiz ihtilal denemesi daha olucakti..1970 lerde Almanya Krefeld de Güzel Sanatlar Yüksek okulunda okurken,Adanali Boksör Turgut diye birini tanimistim..O civarda Benzin Istasyonu vardi..Meger Bu basarisiz ihtilalleri deneyen TALAT AYDEMIR(Albaydi sanirim)in Yaveri imis..''Biliyormusun Levent''dedi'' Talat Aydemir kazansaydi ne yapacakti?''Merakla sordum tabii''KAZANSAYDI SECIM SISTEMINI DEGISTIRECEKTI,TAHSILI OLMAYANIN OY HAKKI DA OLMAYACAKTI.''Ilk bakista cok antidemokratik gelmisti ama cahilligin diz boyu oldugu ülkelerde cözüm olabilir diye düsünmüsümdür..Talat Aydemir 2 kere Ihtilal denemesi yapti,ilkinde Ismet Pasa araya girdi affedildi,ikincisinde astilar Albayi.Annem hep politik idamlara karsi idi;''BUGÜN DOGRU OLAN YARIN YANLIS OLABILIR,IHTILALI KAZANIRSAN KAHRAMAN ,KAYBEDERSEN HAIN OLURSUN ''derdi)
Sonra YASSI ADA durusmalari basladi.Aksamlari radyoda Yassi Adanin hakimi Saim Basolun ogünkü durusmalari anlatan sesini su sekilde dinlerdik:SANIKLAR GETIRILDILER,BAGLI OLMAYARAK YERLERINE ALINDILAR;DURUSMALARA DEVAM OLUNDU.!!!! ''.ORDU GENCLIK ELELE ''slogani heryerde idi..Hazinede para kalmadigi icin bütün tanidigim büyükler altin alyans yüzüklerini Hazineye bagislayip karsiliginda metal olarak degersiz ama sembol olarak degerli yüzüklerini alip gecirdiler parmaklarina gurur icinde..Inanilmaz,tarifi mümkün olmayan bir asker sivil birlikteligi olusmustu..DP milletvekili komsumuzun oglu Tuncay''Babam benide yakinda ASKERI LISE ye gönderecek''demeye baslamisti..HACIYATMAZ diye isim takilan Libos lari ilk defa tanimaya baslamistim..Nevarki 1 yil gecti gecmedi yassi adaya alinmamis,eski sabik DP milletvekilleri,Tuncaylarin evinde toplanmaya basladilar..''Oglum,bu ne hal?Ne konusuyor sizinkiler gene?''soruma Tuncay,''Ileriye ait önlemleri konusuyorlar..Birdaha ihtilal olmasin diye ne gerekli imis bunlari planliyorlar..''(Buna ilava ettigi birkac daha cümle vardi ama bugün bile dile getirmemin sakincali olucagina inaniyorum,cünkü hep gerceklesti.)
1960 Yaz Tatili icin daha baharda annem bir bag evi tutacagimizdan bahsediyordu..Yerine inanamiyacaksiniz..Erenköy taraflarinda,Bagdat Caddesi ile demiryolu arasinda idi..Orda o zamanlar birkac büyük bahceli 2-3 katli ahsap kösklerin disinda bol bol calilik,bostanlik,arada futbol sahalari olan alanlarla doluydu..Metin in cocukluk arkadasi Ugur iste böyle bir bostanin orta yerinde tek katli bir tas evi tutuyordu yazlari,hatda annemin anlattigina göre:Ugur un esi salonda masanin üzerine Meyva-Tabagini koymus meyva dolu olarakda,mutfaga gidip geldiginde tabakdaki bütün meyvalar kaybolmus..Korku ile etrafina bakinca ne görsün:Inegin biri..Ama bu hakiki Inek,acik pencereden kafayi uzatip meyvalari bir güzel almis haala daha cigniyormus..Sonunda yutup evin hanimina MÖÖÖÖ diye seslenmis.,hani baska yokmu gibi..Bu anlatima bayilmistim..Bu bag evlerinin adina Mööö lü ev demistim..Öyle bir ev istiyordum..Ne hikmetse son anda olmadi,Haldun abi nin Babasi Sait Dormen in cifte Havuzlardaki Yalisina 1 kilometre uzaklikta,CaddeBostan Plajinin karsisinda,Cam koruluk a bitisik..Yeni yapi bir binanin giris kati tutuldu..(Plaj Yolu No 3)Üst katimizda Türk filmlerinin seksi yildizi Üftade hanim oturuyordu 10 yaslarindaki kizi ile..Bizim daire disarisi ile bir seviyede,sanki isyeri olarak insa edilmis 1 oda 1 salon 1 mutfak banyo dan mütesekkildi..Bu parasiz hali le annem oturduklari Gül Palasdaki dairelerini Mobilyali olarak ayligi 500 TL den Amerikadan tatile gelmis birine kiraya vermis ve o para ilede bu yazligi tutmusdu..Metin hatira defterimde ki son yazisinda bütün yaz diyorsada benim aklimda sadece Temmuz ayi olarak kalmis..Yada belki Temmuzun sonunda beni Ankaraya gönderecekleri icin,aklim orda kalmasin diye öyle söylediler..Eve daha yerlesir yerlesmez komsular misafirlige gelmek istediklerini duyurdular..Annem alaturka bulurdu böyle seyleri ayrica ev islerindende hic ama hic anlamazdi..''Hele bir yerleselimde,ben sizlere haber veririm..''dedi..Birtürlüde vermedi zaten..
Tabii Tiyatrocular siklikla ugruyorlardi..Tuncel isminde genc bir oyuncu,bir pazar sabahi,elinde 1 paket cikolata,yaninda nisanlisi ile geldi,ziyarete..Onu Zafer Madalyasindaki CAVUS TAHTA KAFA rolünden hatirliyordum..Metinden araci olmasini cünkü Tiyatroyu cok sevdigini ve Dormende mümkünse devam etmek istedigini söyledi..Sonraki yillarda özellikle Sinemada cok sevildi..
O yaz başı ikinci bir unutamadıgım olayda şu oldu:Üst katımızda Yeşilçamın Hafif kadın rollari ile tanınmış Üftade hanım ve küçük kızı yaşıyordu..Küçük Kız beni begenirmiş ve sık sık bir punduna getirir bizim eve girip yastgımın altına not koyarmış..Herhalde annesinden örnek alıyordu..Annemde bu notları bulup atarmış..O günlerde Istanbul Kazancı Yokuşu Sagıroglu sokak 15 nodaki kiracımız Gülayı gördük ..”Üftadeyi ziyarete geldim..”dedi..ve Üst kata çıktı..Arkasından maço tipli birkaç maganda ellerinde içecek ve meyvalala gelip yukarı çıktılar..Metin bu işe hiç hoş bakmadı..Gülay isimli kiracımız bir Amerikalı askerle evli idi ve çok sevdigimiz kocası görevle başka bir yere gitmişti gemisi ile..Gece yarısından sonra üst kattan kavga gürültü seslerine uyandık ama elektirikleri açmadık..Mutfak kapımız hafifçe tıklatıldı..Gülaydı gelen..”Beni saklayın..”dedi..Üstü başı kan içersindeydi..Sakladık..Adamlar bahçeyi 4 dönüyor onu arıyorlardı..Hiç sesimizi çıkartmadık..Gülay ertesi sabah hepimizden ve özellikle Metinden özür dileyip gitti..Bir süre sonra Kocasının onu boşadıgı haberini aldı..Ve tekrar pavyonlara döndü..Bir sefer Beyoglunda bir pavyonun önünden geçerken rastladık..Gözünün biri kaymıştı..Kocasına buluyordu kabahati nedense..Neyse gelelim 60 yazının devamına..
Denize Sait Dormen in Yali sindan girecektik..Son kis tatilinden burayi taniyordum..Kislari noel tatilinde Istanbula 15 günlügüne geldigimde,annemler BASLARINI DINLESIN der ve beni 2 geceligine misafir olarak alirdi Haldun Dormen in esi Betül Mardin ,Tesvikiye Palasdaki lüks dairesine..Ilk duvar kagidini o evde görmüstüm..Evde benden az kücük birde kiz cocugu ve mürebbiyesi JASMIN yasiyordu..Kizin adi Leyla kisaca Lilis idi..Betül Ablanin hic görmedigim ilk esindendi..Onun disinda evde bir garson birde ahcibasi vardi..En zoruda yemek yerken garsonun yaptigi servis idi..Garson koca bir gümüs tabakda getirdigi yemegi üstündeki servis kasik ve catali ile sol tarafinizdan uzatir,sizde tek elle o servis kasik ve catalini parmak aralarinda tutup (hani Cinlilerin sopacikla pilav yedikleri gibi birsey)tabagina almaniz gerekirdi..Bunu defalarca denedigim halde beceremiyordum..Benden baskada yapamayan yoktu zaten..Cokda umursayan biri degilimsede,herkes bana bakiyormus gibi gelirdi,genede bir elime servis catalini diger elimede servis kasigini alip öyle kendime servis yapardim..
Son Noel tatilinde Sait Dormenin kisin bombos duran yalisinda pik-nik yapmaya gitmistik..Vapurla Kadiköyüne gecildi..Carsidaki firindan sicak ekmekler alindi,nevale zaten alinmis..,ver elini cifte havuzlardaki yali..Oda benim o güne dek görmedigim bir bina idi..Evet pek bir kücükken babamin anneannesinin Acibademdeki 40 odali denilen koca ahsap binasini hayal meyal hatirliyordum ama o bine Osmanlinin son zamanlari gibi dökülüyordu..Oysa bu yali beton,tas karisimi ve gicir gicir yeni bir yapi idi..Ön bahceye caddeye bakan yolda ailan bahce kapisindan araba ile giriliyor,bir süre gidilip ve eve yaklasinca araba orda birakiliyordu..Ön bahce kac dönümdü bilemiyorum,cicek dolu idi..Karsida 3 katli dev gibi bir yali saginda personel icin müstemilatlar..Evin arkasi yada söyle söyliyeyim,denize bakan yüzü nün önünde 2 catmanli yani katli bahce ve burda da sagli sollu oturma yerleri ve kis bahcesi bulunuyordu..Ondan sonra merdivenle deniz katina iniliyoırdu ordada soyunma kabinleri ve koca bir iskele vardi..
Sait Dormen in Yalisina ilk defa yüzmeye gittigim 1960 Temmuz günü,giriste bir gölgelikte gencler Neil Sadaka nin Chu Chu Train parcasini calmakta idiler..Hepsi sicak kanlilardi..Ben biraz yabani durdum,nede olsa TED in erkekler bölümünden geliyordum..Haldun abinin Kibrisli akrabalarinin cocuklari,Zehra,Veysel,muhasebe Müdiresi Fatma hanimin kizi(sanirim Leyla),Betül ablanin kizi Lilis,Komsu yalinin sahipleri olan sabuncu ailesinin kizi ve ogullari vardi..Tabii burdakilerin halleri vakitleri yani TUZLARI bizimki ile kiyas edilemeyecek sekilde kuru olmasina ragmen bu hicde problem olmamisti..Hemen arkadas oluverdik..Zehra denize cagirdi beraber yüzdük,Lilisin Mürebbiyesi Jasmin in önderliginde Süreyya sinemasina Locaya bile gittik..Bu arada Betül abla ikmale kalmis oldugum Science dersime calistiriyordu .
Derken benim icin o yazin en önemli olayi oldu,Haldun abi nin enistesi Hikmet Erenyolun iskeleye bagli bir tek kamara ve bir kücükde basaltisi olan teknesi vardi..Birgün onun kamarasinda otururken kimin aklina geldiyse sise oyunu oynayalim dediler..Sordum,anlattilar..Siseyi biri ceviriyor ,ucu karsi cinsten kimin önünde durursa onu öpüyorsun..Bak bu ise bayilmistim..Öyle cevirmeye basladimki hep Zehrada durmaya basladi ve bende 13 yasinda iken ilk defa bir kizi öpüyordum..Sevincten basim dönmüs olacakki,Yalidan bize yollanmis genc garsonu bile son anda farkettim..Tekneden cikmamiz isteniyordu..Hepimiz karaya ciktigimiz ama henüz garsonun teknede oldugu anda teknenin kara ile baglantisini saglayan halati cözüverdim..Bu kötü bir seydi ama ben bunu farketmemistim..Niyetim zaten Denizden korkan genc garsonu biraz daha korkutup güldürmekti milleti....Hakikaten herkes güldü ..Ama garson cok korkmus görünüyordu..Gerci Teknenin acik denize bakan ön kismindanda bir halat deniz dibine bagli gibi idi ama nasil yapipda teknenin denize attigim ipini tekrar geri alip baglayabilecektik?Saka ,Kaka olma yolunda ilerliyordu,Denize atladik ama karadan kolayca cektigim halat gelmiyordu birtürlü..Sonunda gidip büyüklere haber verdik ,biri gelip halati sandalla aldi ve iskeleye bagladi..Yalida daha sonra Sait Dormen i gördüm:''Evladim önemli olan tekne degil ama ya garson cocuga yada sizlere birsey olsa idi,sonra o cocuk yüzmede bilmez''dedi..Kizginmi degilmi anlamak bile zordu..Ailenin hanimlarinin tam tersi güler yüzlü biri idi..Genede Zehrayi öpmenin heyecani ile basim göklere ermis bir halde eve gittim..
Ertesi sabah Yaliya geldigimde,denize inen merdivenlerde,Haldun abi nin Kiz kadesi Güler Erenyol un oglu Ali Sait i kucaginda gezdirmekde olan Fransiz mürebbiyesi (her cocugun mürebbiyesi ayri idi)ile karsilastim..Türkcesi kötü idi ama bana sunlari söyliyebildi..:''Seni burda kimse istemiyor,Nicin geliyorsun burda?''Bombok oldum..(herhalde birkac yil önce bahcelideki sokakda Hizmetcinin Kizi dedigim o kizcagiz in hissettiklerini hissediyordum..)Tabii eve geri döndüm..Durumu anneme anlattim..Ondan sonraki birkac gün annem beni Yali ya yollamadi..Benimle beraber Cadde Bostan Plajina gittik yüzmeye..Tahta yüksek topuklu Plaj ayakkabilarini hatirliyorum..Nasilda duruyordu üstlerinde..Plaj bizim eve cok yakindi..Yolda o yil moda olmus,(adlari VAUXHALL gibi birseydi)motorlu bisikletler dolasiyordu..Tamamen ayni bisiklet gibi fakat ön tekerin didona baglandigi yerde minik bir motor ve benzin deposu..Ayagi Yorulan onu calistiriyor öyle gidiyordu..Siyah renkli ve Fransiz mali idiler..Nedense biz plaja annemle yalniz gidiyorduk..Demekki Metin bizsizde olsa Yaliya gitmeyi tercih ediyordu..Bu birsüre böyle devam etti.Derken Yali dan bizi bir gece yemege davet ettiler..Gene ayni garsonlar seramonili bir gece yemegi idi..Ama önemli olan buzlar erimisti..Bende bir ders almistim..
O yaz aklimda kalan bit anida Metin in kazasi;Sait Dormenin yali sinda bulusuyordu sanki bütün tiyatro.Özcan Er gene mayolarimizi dikiyordu.O yaz eski Dormen Tiyatrolu yeni Isvicrede dis hekimi olan ve bizimkilerin cok yakin arkadasi olan Necdet Aybek ilk tatilini gecirmek icin gelmisti.Altindada gici gicir mavi bir spor araba MG..Metin o yaz Haldun Dormen in söföründen gene Haldun abi nin arabasinda söförlük dersleri aliyordu yeni yapilmakta olan Istanbul Ankara Otobahninda(simdi 2ci sinif otobahn oldu bu yol)..Onun verdigi güvenle Necdet abi nin gicir gicir arabasini aldi bir tur atip gelmek icin.Gitti,gidis o gidis...bir türlü gelmiyor..saatler sonra gözüktü,bir cekici ile,arabanin ön tarafi tamamen göcmüstü..Necdet abi üzüntüsünü belli etmedi ama kimbilir neler hissediyordu bilemiyorum.
Yaz dönüsü Selisikla her yaz sonu oldugu gibi kaldirima oturup gecirdigimiz yazi birbirimize anlattik..Ve gene bir sonbahar gecesi bizim takim mahalle aralarinda sohbet ederek yürüyorduk..1001 cesit lerin evlerinin oralardaydikki Amerikan arabalarinin arasinda kaldirima oturduk sohbete devam ediyoruz..Kim bilmem bir soru atti ortaya:HAYATTAN NE BEKLIYORSUNUZ? diye sordu..Herkes kendine göre ama samimi cevap verdi,san söhret isteyen,güc ve mevkii yada bol para isteyen oldu..Ben kendi cevabimi hatirliyorum cünkü haala ayni cevabi tasimaktayim:BEN MUTLU OLMAK ISTIYORUM..demistim
Gene o yildi galiba mahallemizin en büyük ama asi genc imiz Can ortadan kayboldu.Cocuklardan ''Babasi ile kavga edip evi terk etmis.''diyenler oldu,''Amerikalilarin yaninda calisiyormus,gören olmus''diyenlerde oldu..Ama Asilik ine birazda imrenerek baktigimiz abi nin 48 ci sokakdaki dönemi bitmisti..Artik benim topumu itirazima ragmen alip diger cocuklarla oynayan,bize 5-6 eylülü ''Beyoglu o gün korkunctu..Yerler acilmis kumaslarla örtülmüs,beyaz esyalar etrafa sacilmis bir haldeydi..''diye anilarini anlatan..Yada ''Dünyada trafikde kural sudur:Kavsakda bir isaret yoksa yol hakki sagdan gelenindir,oysa bizde yol hakki önce davrananindir..''gibi dersler yada ''Cocuklar gecen gün arkadaslarla ciftlik yolunda yürüyoruz..Önümüzde bir fistik yosma,dudaklarida tam sevdigim gibi kalin kalin..''diye baslayarak anlattigi capkinlik hikayelerini agzimiz acik dinlerdik..(yillar sonra severek okudugum meshur gazeteci megerse bizim mahalle abimizmis tesadüfen ögrendim.)
O sonbahar okul basladigim (maalesef ikmali vermemis sinifta kalmistim)zaman Zehra aklimdan cikmaz oldu..Birkac havali mektup yazdim Lefkosa ya ,cevap bile gelmedi meger oda bir baska oglana tutulmus,aileside basina is acmasin diye Ingiltereye yollamis okumaya..O kis bizi kötü baska sürprizler bekliyordu..........

leventveziroglu
1960/61 kisi Noel ve Yilbasi tatili icin Istanbula gelmistim..Bu sefer benimle Büyükbaba:Hursit bey,anneannem ve evlatligimiz kücük Zeynep de vardi..Annem le Metin ev degistirmislerdi..Yeni Melek Sinemasinin yan sokaginda bir is haninin en üst katini tutmuslardi beyoglunda..(Alyon sokak Emek Han)Alt katlar genellikle filmcilerin bürolari idi..120 civarinda basamakla cikiliyordu ama muhtesem bir manzarasi vardi..annem Deniz-Manzarasina dayanamazdi..O kücük eve sigistik mecburi..Metin Serezlinin Anne ve Babasi,Anneannem ve esini yemege vede tanismaya cagirmislardi..O gece Vapurla gectik karsiya..Vapurda Büyük Baba,,''hazir Kadiköye gelmisken Dedenede ugra'' demisti..ama Babami görmek hicde icimden gelmiyordu..Ayni ahsap binada yasiyorlardi..Mirin kirin ettim..Vapurdan inerken Büyük Baba cikisdaki kapinin kasasina basini carpti..Birsey olmadi gibiydi..Sonra Esat Serezli ve Esi bizleri mükemmel bir sofra ile agirladilar..Yok yok du..Büyük Baba zaten yemegi cok sever..Yedi de yedi..Derken nefes almasi güclesti..Kravatini gevsetti,yakasini acti..Git gide kötülesmeye basladi..Biz cikip komsulardan doktor bulup getirdigimizde,kanepeye uzanmis hiriltili sesler cikariyordu..Doktor ayakkabi ve corabini cikartip ,ayaginin altina igne batirdi..Cok az reaksiyon veriyordu..Bizi disari cikardiklarinda Metin in Yengesi Faize abla geliyordu..Icerde ki telas pencereden disariya yansiyordu..Durumun ciddiyetini farkedip''Beybabammi??''diye sordu..Büyük Baba yada Beybaba dedikleri icin ''EVET''dedim..Meger oda kayin pederi sanmis,bir kosu iceri girdi..Biz cocuklar sokakda idik..Büyük Baba Hakk a yürümüs megerse..Göcmüs gitmis..
Ankaraya döndügümüzde ev bombos geldi anneannemede banada.Büyük Babamin Komidinini actik,AT amblemli Atatürkün kendisine ikram ettigi ama onun icmeyip sakladigi sigaralar duruyordu..Birde tabanca..Kromlu sikca birsey idi.(.Daha sonra Dormen Tiyatrosunun bilmem hangi teknisyeni,''BU BOZUK,TAMIR ETTIREYIM.''diye elimden alip geri getirmemisti..).Komidinin üstü gramafon idi,gene alt gözden kurumus purolar cikti..Gizli gizli ictim,artik Selisikla gizlice sigaraya baslamistik..Birde Büyükbabamin utu gecti elime..Selisik telefonla yeni arkadasimiz Tolga Zeytinoglu nu arayip tellerini tingidatti..Tolga babasinin vefatindan sonra iyice paralanmis ve altina Ford Starliner motoru büyültülmüs bir araba almisti,O arabayi Cankaya yokusunda gecen yoktu..Arabasina iddiaya girerdi..Ud un sesini Gitar sanmis gazlayip geldi birkac dakikada Tandogandan..Aradan bir ay gecmedi gazetede Baba-Dedeminde ölüm haberini okudum:SADRAZAM NEVSEHIRLI DAMAT IBRAHIM PASA VE ZEVCESI FATMA SULTAN AHVADINDAN HACI HAFIZ AVUKAT MAHMUT MAZHAR diye baslayip devam ediyordu....Ugramamistim Büyük babami dinlemeyerek..Simdi ise cok gecti..üzüldüm..Cünkü o garip ihtiyari severdim..Hatda iki yil önce babam Amerikada iken annemle ziyarete gittigimizde bana bahsis vermek icin cantasini acmis,ben 2,5 lira beklerken tam 500TL vermistide inanamamistim.(2 aylik lüks daire kirasi degerindeydi)Pinti bilinirdi cünkü..Sonra eve dönerken tramvay duraginda''Oglum sen o prayi düsürürsün bana ver ben sakliyayim ''Demistide annem birtürlü vermemek icin direnmistim..
leventveziroglu
1961 Yazı bir dönüm noktasi idi benim icin..Sinifi gecmistim..Ve o sene Ankaraya elveda diyerek Istanbula annemin yanina yerlesecektim..Bu arada (öz)Babamdanda bir haber geldi,araba ile Avrupaya gideceklermis..Ister onlarla Avrupa seyahatine gidebilirmisim ister ,ilk bisikletim cok kücük kaldigindan uzun zamadir lafini ettigim ikinci bisikleti alirmis..Ne cavep verecegimi düsünürken,komsu kizi Ayse:''Delimisin,git Avrupaya,bisiklet baska zamanda alinir bu firsati kacirma.Hem zaten Istanbule yerlesecekmissin,orda bisiklete binecek yermi var saniyorsun..''deyince kararimi bildirdim:Avrupaya gidecektim..Ankardaki son günlerimden hatirladigim su var:Selahattin SELISIK Pasa,yanima geldi sokakda:''Leventcigim,artik Istanbulda yasayacak missin..gidiyormussun diye duydum..Bak bu mahalleyi unutma,hos söylemesemde unutamazsin ya.,Bütün cocuklugun burda gecti..''dedi..
VE ISTANBUL...
leventveziroglu
ISTANBULA TASINMAM (1961)fazlaca sessiz oldu galiba,zira o döneme ait fazla birsey kalmamis aklimda..Annem le Metin Serezli cifti,Haala Beyoglunda Yeni Melek Sinemasinin yanindaki sokakda bir is haninin en üst katinda oturmaktalar..120 basamakla cikilan bir cati kati..Manzara nefis ama tabii o kadar kati ciktiktan sonra halin kalirsa..Her cikan bir yigilip kaliyor iceri girince..Bu görüntüyü annem Dormen Tiyatrosundaki bir oyunda kullanmisti birkac yil sonra..
Annem bakti fazla bir oyun teklifi yok,zaten Haldun Beyde ''Bu konusmanla oyuncu olman cok zor''demis..Malum bir fis fis li konusurdu..Anneminde Fransizcasi ana dili gibi,oyun tercümeleri yapmaya baslamisti..Bazi özel Tiyatrolara verir ,oynanir,bu seferde parasini ödemezler,parasinin pesinde kosardi..Neyseki önceki yil yaptigi tercüme SOKAK KIZI IRMA Müzikali Gülriz Sururi ve Metin Serezli tarafindan oynanmis ve büyük sükse yapmisti..Dormen Tiyatrosu henüz Kücük-Sahne de oynadigi icin ve orasi hem sahne hem seyirci kapasitesi olarak yetersiz kaldigindan,yandaki Atlas Sinemasinda oynanmisti..Bu seferde Gülrizin rakibi gibi görünen Ayfer Feray icin bir müzikal araniyordu ve bulundu..South Pasific Pasifik Sarkisi adi ile sahneye konucakti..Hic unutmuyorum o oyunda oynayacak oyuncularin tesbiti icin Tiyatrocu dan cok Opera ve Operet sanatcilarindan transfer etmeyi kararlastirdilardi..Ve rol teklifi icin eski bir operet sarkicisinin evine gittik..Ismi SEVKIYE MAY imis..Beyoglunun dar sokaklarinda gene eski ve rutubet kokan bir binadaki dairesini bulduk..Kapiyi acan kadini görünce icime bir sevinc doldu..Ufacik tefecik,güleryüzlü,sevecen konusmali,cok hareketli FINDIK KURDU gibi birseydi..Zaten Operetlerdeki takma adida oymus..(Annem:Erkekler ceplerine sigacak ufakliktaki kadinlardan cok hoslanirlar..demisti bir kere..Tam buna uygun birisi idi)Bizi agirladi..Haldun abi,Metin ,Annem ve ben vardik..Bize icecek birseyler ikram ederken,garduropun üzerinden tozlu klasörler acti önümüze..Eski Gazete Kupürleri yapistirilmisti özenle sayfalara..Göz gezdirdim..Iri iri puntolarla Sevkiye Hanim meth ediliyordu,inanilmaz bir duygu seli icindeydim..Bu ufacik tefecik kadin,bu pejmurde ve eski evdeki bu sicacik insan megerse ne büyük bir operet oyuncusu imis..Benim dogdugum yillardandi gazeteler..Her sayfa ayri bir operet oyunundan ama hep Sevkiye Hanimin oyunlarindan bahsediyor,göklere cikariyordu..Garip duygular icinde ayrildim o evden,cok etkilenmistim..Sevkiye May da Pasifik Sarkisinda oynadi,Fatos Balkirin operaci amcalarida(adlarini unuttum,ayricaoperaci bir hanim)A.Kuyululu,Metinde,Dormen Tiyatrosu kadrosunun dan epeycede oyuncu vardi..Bas rolde annemin Tiyatro Dönemindeki en yakin iki arkadasindan biri olan Ayfer Feray e idi.(Iki arkadastan öbürüde Betül Mardin idi)..Ama büyük bir hayal kirikligi oldu..Gene Atlas Sinemasinda oynandi..Oyun tutmamisti..Oyunun tutmamasina annem en az basrol oyuncusu Ayfer kadar üzüldü.
.Bir gece Beyoglundaki cati dairede Haldun Agbey ''Oyun cok kötü gidiyor..Önemli zarardayiz..Babamda destek olmak istemiyor..Mecburen SOKAK KIZI IRMA yi tekrar sahneye koyarak zarari hafifletmemiz gerekiyor..Irma yi kaldirdigimizda henüz seyirci full gidiyordu ya..''
IRMA lafini duyunca yerimden firladim..-''Ne güzel gene Irmayi seyredecegiz,cok sevindim.''dedim..Annemin üzüntülü bakislarini göremedim..Haldun agbey''Baksaniza,Leventin bile gözleri parladi'' dedi..
Ve Sokak Kizi Irma tekrar sahneye kondu..Annemin tercümesi oldugundan ve her biletten yüzde 6 mi ne kazanacagi halde annecigim ,üzülmüstü en yakin arkadsinin oyununun begenilmemesinden..
Artik Müzikaller dönemi basliyordu ve Kücük Sahne bu isler icin dar geliyordu..Büyük bir salon aranmaya baslandiki,caddenin karsisindaki ,Yillar önce Fransiz Tiyatrosu olarak insa edilmis SES TIYATROSU konusulmaya baslandi..Fikir Turgut Borali nin ordaki operetlerde oynayan Italyan esi Maritza Borali dan gelmis olabilir,bilmiyorum ama oyun olmayan bir gün hep beraber Tiyatroyu görmeye gittik..Muhtesem bir Tiyatro oldugu hissediliyordu nevarki,etrafi fareler ve pireler sarmisti..Rutubet kokuyordu..Birsekilde anlasmislar..kapsami bir tadilata girisildi..Öyle böyle degil,sanki bina yikilip yeniden yapiliyordu..
O yaz ben Bülent Babamin Avrupa seyahati teklifini kabul etmis ,pasaport gibi islemler halledilmis,Annem yanima 165 T.L.vermistiive beni Kadiköydeki Babama teslim etti..Moda Ilk okulunun capraz karsisinda olan Dedemin ahsap evinin önüde,babamin 1959 Model Playmouth arabasina bindik..Tam 7 kisi..Babam,ben,esi,kardesim,babamin 2 arkadasi ve Belcikadan almayi planladigi 2ci Amerikan arabasini kullanarak getirecek bir kisi daha..babamda Kayserilik oldugundan bu kisilerden benzin parasi aliyor,hatda söförden bile..Bagajda birsürü konseve yiyecek..bircok ekmek vede cadir..
Ve bir sabah yola citik..Avrupa yakasina gectikten sonra yolda Avrupalilarin memleketimizi gezmeye gelmis arabalari ile karsilasiyor ve sasiyorduk bu duruma..
Gece bir saatte Edirneye vardik..Hotel Avrupa en iyi oteli imis o yillarda..Carsaf lar gri renkte idi..Otel sahibine sorduk''Nevar yani,burda yatmis olanda senin gibi bir Müslüman kisi idi.''dedi..Her yatandan sonra carsaf degistirmek gibi bir adetleri yoktu..Ama birseyler serip yattik..Yorgunduk ve daha 1 ay boyunca belkide yatak yüzü görmiyecektik..
leventveziroglu
AVRUPAYA ILK CIKISIM..(Tabii daha önce hic cikmamis ama ordan gelmistim bir yasinda)..Edirne Kapikule Gümrük Istasyonuna gelmeden az önce babam:''Levent ben senin cebindeki parayi bilmiyorum sorarlarsa,hatta niye benden habersiz para aldin yanina diye orda mizansenden sana tokat bile atabilirim hazirlikli ol.''demisti..O günleri yasamamis Simdiki genclere bunu izzah etmek cok kolay degil...Türk Parasini Koruma kanunu gibi bir kanun var..Yetiskin kisler sadece 200 dolar para ile cikabiliyor ne daha az ne daha fazla,ve o parada bir yigin evrakla Merkez Bankasindan aliniyor..Benim yasimda cocuklarin ise para cikartma haklari yok..Kapi Kule nin müdürü ise amcam Fikret Veziroglu nun can ciger arkadasi,ama buna ragmen uyariliyorum peder tarafindan..Gümrük Binasina geldik..Bugünkü Kapikule ile karsilastirmak olanaksiz..Büyücek tahta bir kulübe hadi bilemediniz 100 m2 yi bulmayan tek katli bir bina..yanibasinda bir kule ,tepesinde silahi ile Mehmetcik geziniyor.Binadan az ötede siniri belli eden bariyer ve birde orda nöbetci..Patirtisiz geciyoruz huduttan ,hatda cay kahve bile ikram ediyorlar..herhalde günde birkac kisi anca geciyor..Bulgar tarafi bizden dahada fakir,cisim geliyor tuvalet diye gösterdikleri yer,bizde köy evlerinin bahcedeki tuvaletlerinden bile berbat..Topraga cimento dökmüsler,birde deligi var ve kokuyor tabii..Sonra yol boyu köyler in ,kasabalarin icinden geciyoruz..Dilenci yok ama iyi giyimli kimsede görünmüyor..Atletle dolasiyorlar . Binalarin yola bakan yüzleri Amerikan Emperyalizmine karsi resim ve sloganlarla dolu.Köyler arasindaki yollarda zaman zaman yola cikip bize Türkce seslenen ama yanimiza gelmekten cok korkan soydaslarimiz var..Sofyaya varinca sehri geziyoruz merkezi bir parkta 20-30 metre yüksekliginde bir anit,tepesinde Bulgar gencleri ve Rus askerleri el ele kol kola,silahlari havaya kaldirmis,sevinc icindeler..Altindaki yazi:Nazi isgalinden Bulgaristani kurtaran Rus askerlerine tesekkür yazisi var..Ikinci Dünya savasindan sonra,nerdeyse bütün dogu bloku ülkelerine var bu RUSYA ya TESEKKÜR ANITLARI.Birkac dükkana giriyoruz,asik yüzlü tezgahtarlar NE VAR gibi bakiyorlar..Raflarda üc bes esya ve toz icinde..Birseyi görmek icin istedinizmi,oflaya poflaya indiriyorlar ve hele ikinci birseyi görmek istediginizi söylerseniz yandiniz,nerdeyse dövecekler..(Bu Sosyalist sistemin en göze batan negativ tarafi)..Derken 7 -8 saat icinde Yugoslav hududuna geliyoruz..Huduttan 40 km sonra NIS sehri var orda bir Camping de kalmayi planliyoruz..Ama hudutla Nis arasi 10 km gibi bir süratle gidebiliyoruz..Yol delik desik..Savastan sonra tamir görmemis..Kimi arabadan inip yürümeyi tercih ediyor..Yugoslav Baskani TITO nun Sovyetlerle bozuk olmasindan ,Bulgaristandan her an bir saldiri olabilme ihtimaline karsi bu yolu böyle bozu biraktiklari dedikodusu yapiliyor arabamizda..Gece gec saatde NIS e varip,o yillarda bütün Avrupa Sehirlerinin girislerinde yer alan Camping e ulasiyoruz..Burda Cadir yada arabalarda kaliyor gezginciler..Bizde cadiri aciyoruz..Babam,esi ve cocuklari cadirda,ben ve 3 yetiskin arabada uyuyoruz..Sabah Nis den cikarken ,bir kavsakda bir genc hanim bize yaklasip,''Acaba Zeytininiz varmi?Varsa 1 tane verirmisiniz?Anneme götürecegim,yillardir zeytine hasret''diyor ,hemen bagajdan 2,3 avuc veriliyor..Kadin cok mutlu..
Yugoslavya uzun bir yol git git bitmiyor..Özellikle Belgrad Zagrep arasi Alman larin yaptiklari Autobahn denilen 500 km lik yol..Bizim duble yollardan bile dar ve asfalt degil beton dan yapilmis..tam 250ci km de benzinci var 1 tane oda..
Yugoslavyada farkli bir durum var,insanlari daha güleryüzlü,kiyafetleri düzgün,binalar cok daha itinali..Zagrepte bir dükkanin önünde duruyoruz..Söför olarak bizle gelen agbey,vitrindeki MELODICA yi isaret ederek..''Sunun fiyatina bakin,Türkiyede babamin ogluna ,elimi öpene 2 katina satarim.''diyor..O yillarda moda olan Melodica ,Hohner firmasinin cikardigi tuslu mizika gibi birsey ve akordeon sesi cikartiyor diyebiliriz..Herkes birer tane aliyor..Paramin önemli bir kismini bende verip aliyor ve sonra yol boyu cok daha güzel seyler görmeme ragmen alamiyorum..(Geri kalan parami Metin serezli ye alacagim hediyeye sakliyorum..Annem ,Metin in porselen ve kapakli Alman Bira bardagini cok sevdigini ve onun koleksiyonunu yapmayi arzu ettigini kulagima fisildamisti,yola cikmadan önce..)
O yillarda yasamamis olanlar bilemezler onun icin burda bir aciklama gerekiyor:O yillarda Türkiyede hemen hemen hicbirsey yok,yiecegin disinda..Sadece yiyecek var ve pahali degil..ama giyim kusam cok pahali ve klasik seyler,bunun icin gündelikci terziler var,evlere gidip hanimlara elbise dikiyorlar,evde terziye yardim edecek,elinden dikis gelen hanim kizlar varsa,gündelikci terziye bir kac parca daha diktirmek mümkün ayni gün icersinde..Bunun disinda elektiriki ev aletleri pek yok,olandada cok pahali..Evimize buzdolabi yeni girmis..Camasir makinasinin tam otomatigi bilinmiyor bile..Hele bulasik makinasinin adi duyulmamis..Oyuncak yok denecek kadar az..Tabii arabasi olanda parmakla gösteriliyor..Yani kisaca yasam zor,ama inanin cok daha mutlu.Zaman ilerledikce,teknoloji ilerledikce,yasam kolaylasiyor bu dogru ama mutluluk ters orantili sanki,git gide azaliyor..
Yugoslavyanin kuzeyinde,Avusturyaya en yakn sehirde Lublijanayi geziyoruz..Türk hududundan bu yana gördügüm en güzel sehir ,her yer agac ve cicek dolu..Birer ikiser kart alip oranin Postahanesine gidiyoruz..Her birimiz bir köse bulup yazmaya basliyor..Kartima o dönem benim icin dogal bir sekilde basliyorum:''Sevgili Anne ve Babacigim,Nihayet Lublijanaya vardik.Burasi cok güzel...''Bu arada babam otoriter bir sesle sesleniyor''Kartin sonuna annem ve babam selam söylüyorlar diye yaz.'' Kartimi yazmam bitince,memura vermeden önce babam alip okuyor ve surati asiliyor..cünkü Sevgili Anne ve Babacigim diye baslayip,Anne ve Babam selam söylüyor diye bitiyor..Babam sinirli:'' Sen Metin Beye Babami diyorsun?böyle kartmi olur..''gibi söyleniyor ama genede postalamama fazla itiraz etmiyor..
Bu arada beni tedirgein eden bazi seyler var kardesim Serhat la bir diyalog kurmaiyoruz..Devamli beni kizdirmakla mesgul..Ve hic takmiyor..Ayri büyüdügümüzden olacak üvey kardesten bile uzagiz..Annesi de bu duruma seyirci ve hep o kollaniyor..
Ikinci bir sıkıntim su:Ayakkabimin alti acilmaya basladi ,Babama söylesemde o hicbir yere para harcamamaya kararli,aldirmiyor bu rahatsizligima..Avusturya,Almanya bu sekilde geciyor,Parklarda bahcelerde bagajdan cikarttigimiz konserveler yeniyor,Kuru Fasulye Pilakisinden nefret etmeye o günlerde basliyorum,yaninda kaskati olmus ekmekler islatilip yumsatilip yeniyor..Sirtimiz yatak görmüyor..Campinglerde Babam esi ve ogullari Sehat getirdikleri cadirda,ben babamin 2 arkadasi ve Belcikada alinacak 2ci Amerikan arabasini getirmek icin bizimle gelen ve kardesimin Hokkabaz Amca ismini takdigi Agbey de hep beraber babamin 59 Playmouth arabasinda uyuyoruz..Frakfurtda tam Metin Serezli in istedigi gibi kapakli bir bira bardagi bulup aliyorum ve bütün param bitmis gibi..
Ayakkabimin alti dahada aciliyor ve ayagimi sürükleyerek yürüyorum..Babam esine bir büyük Marketde ucuzluk sepetinden 1-2 Mark a plastik bir terlik aliyor..Bana dönüp bak ayakkabi istiyordun,bunlardan birini sec de alayim demezmi..Gösterdikleri plastik hanim terlikleri..Sinirleniyorum ve bu mideme vuruyor,yemek yememeye basliyorum..Nihayet Belcikaya variyoruz..Orda önceden belirtilmis pansiyona yerlesiyoruz..Babam önceden adini aldigi ecnebi araba komisyoncusunu bulup araba bakmaya basliyorlar..bu birkac gün iyi kötü yatakda yattigimiz icin mutluyuz..
Babamin bu kadar pinti olusunu yeni anliyor ve iyiden iyi üzülüyorum..Annemin su sözünü hatirliyorum''Baban enteresan bir adamdi,cimri miydi degilmiydi bunu söylemek zor,mesela bir 50 lira kaybetse o gece uyku uyuyamaz,taaki ben cantamdan cikartip kaybettigi para kadar para verirsem uyuyabilir ama hic beklemedigim bir anda inci bir kolye de hediye eder..''
Belcikada ki pansiyonda kalirken yakindaki Sinemada BEN-HUR oynuyor,basroldede Charlton Heston..Ben son kalmis paramla gidicem diye tutturuyorum..Bu film daha yeni cevrilmis,cok büyük paralara ve büyük bir kadrosu var..vede biliyorumki Türkiyeye gelmesi daha birkac yil alir(Gene bilmeyenlere bir not:o yillarda yeni cevrilmis filmlerin Türkiyeye gelmesi söz konusu degildi,para olmadigi icin 3-5 yil sonra gelir ve gösterime girerdi)Babamin bütün itirazlarina ,''Sen Fransizca bilmiyorsun ne anliyacaksin ''demesine ''Ben ses tonu ve mimiklerden anlarim ,Kizdigi zaman adam hos bir sey söylemeyecek nasilsa..''diye israrimda devam edince ve onu en ikna edicek seyin''Paramida kendim vericem.''sözümü de sonuna ekleyince kabul etti,bende Hokkabaz Amca ile filmi seyretmeye gittim.Cokda begendim.Döndügümde anlatacagim önemli bir konuya sahiptim artik..
Pansiyondada bizim konservelere devam..Nihayet komisyoncu babama 10.000 dolarlik bir Chevrolet 1958 model buluyor ve yüzde 10 nunu aliyor..Babam hepimizi topladi,bir parkda cimenlerin üstüne yayildik,Kucaginda tasidigi kocaman kesekagidini acti,Kesekagidi taze baton tipi citir ekmeklere yapilmis sandviclerle dolu idi..Inanilmaz lezzetli geldi..2 haftadir ilk defa taze bir sey yiyiyorduk..Babamin kesenin agzini actigini sandim ama yanilmisim..Meger bunlar komisyoncuya ismarlatmis..Hani 1000 dolar komisyon verdi ya Araba buldugu icin,bari yemek ismarlatayim demis..Amcam babam icin Sahsina Münhasir dir derdi...Ve artik dönmeye karar verdik..
URL=http://img167.imageshack.us/my.php?image=leventinanlar086foto21a.jpg][/URL]


1961 yazi ilk Avrupaya cikisim..Yol boyu konserve yedik arabada yada cadirda yattik..
leventveziroglu
DÖNÜS YOLUNDA,Yola ciktik dönüs icin..Fransaya gectik,bu arada soruyorsunuzdur nasil böyle kolayca hudutlardan geciyoruz diye..Cünkü o yillarda vize diye birsey yoktu Türklere,elimizi kolumuzu sallaya sallaya bir ülkeden bir ülkeye gecebiliyorduk.(Demirperde ülkeleri disinda).Taaa 1980 lere kadarda böyle idi..Dönüs Yolunda Hokkabaz Amca lakabli söför ve babamin 2 arkadasi 58 Chevrolet deler,Babam esi ve ogullari birde ben ,babamin kullandigi 59 Playmouth dayiz..Artik geceleri cadirda kurulmuyor pek,nerde yorulursak bir kenara cekiliyor arabalar ve icinde uyunuyor..Parise geldigimizde Eyfele bakan bir parkda,arabalarin icinde sabahladik.Kahvalti icin oturdugumuz sandalyeler megerse parali imis,yasli bir hanim makbuzla gelince anladik,yer degistip Bank lara oturduk..Eyfele cok cikmak istedim,ama babam pahali diye ilk katina kadar cikartti..Oradan seyredebildigimiz kadar seyrettik etrafi.Mari Antuanetin kafasinin kesildigi meydanda yürüdük,hanimlar cok sikti..Gece Sanzelize Bulvari na acilan sokak kösesinde park ettik..Babama kadin saticilari ciplak resim gösteriyorlardi gizlice,eside YOLLA BU ADAMLARI BÜLENT;HIC HOSLANMADIM BUNLARDAN diyordu..Dolasirken bir gurup dazlak genc,uzun etekler giymis,ellerinde ziller Hadi Yama Hadi Yama,Yama yama,Hadi Hadi,Hadi Krisna Hadi Krisna,krisna krisna,hadi haaadi,diye zil calip oynuyorlardi..Kaldirim üstünde 2 metre capinda sadece erkeklerin ayakta tuvalet ihtiyaclarini giderebilecekleri komik tuvaletler vardi..Köse basinda,arabalarindan pazarlik eden hayat kadinlari vardi ve bunlarla anlasirsan arabalarina bindirip gene arabada beraber oluyorlarmis..Tam Cahilleri oynadik..Gece Ben ve Serhat arabada yalniz birakildik uyuyalim diye,büyükler gezmeye gitti..Bizde isiklardan rahatsiz oldugumuz icin pencerelere gazete yapistirip öyle uzandik,ama gelip gecen cama vuruyordu..Hani iceride ne oluyor gibisinden..Bu arada Serhat gene canimi sikinca ona öyle korkunc bir masal anlattimki korkudan aglamaya basladi,bende sustum..Ama artik kokutabilecegim bir kozum olmustu elimde..Yaramazlik yaptimiydi:''Bak anlatirim haa gene o masali'' deyiverecektim..Yaptimda..Yalniz garip birsey oldu..O günden sonra zaman icinde Serhat tam bir korku tiryakisi oldu..Icimin kaldirmayacagi kanli cinayetli filmlere bayilir oldu ve haalada öyle...Oradan Italyaya gectik..Kardesime bir bisiklet alinip,arabanin üstüne baglandi..''Bana yokmu''dedim..''öyle konusmustuk ya,Serhate bisiklet alinmamisti ama sana alinmisti''dediler..Halbuki sonradan Kardesim Serhatede Amerikada alindigini ögrendim..Bir yerde alis veris yapiliyordu,babama begendigim bir pantolonu gösterip ''Fiyatida ucuz,bunu bana alirmisin,hic param yok benim'' dedim..''Bendede kalmadi annenden iste dedi,esini kastederek..Benim yerime sormasini istedim..''Handan bak Levent ne diyor?Annem su pantolonu bana alirmi diye soruyor?''dedi.Sonunda o pantolona sahip oldum ,parayi kim verdi,kim aldi hatirlamiyorum ama bütün keyfimde kacmisti..Bu arada Annemin asik oldugu kente VENEDIK e de geldik..San Marko meydani unutulmazdi..Isvicreye gectik..Lozan da dogdugum evi gösterdi babam Marterey 36...yandaki 38 nolu evde ise anne-Kuzenim Ethem Yesil ,Annmarie KIPER isimli sevgilisi ile yasiyordu .Onlara biraktilar beni günübirligine..Tiyatrodan kopup oraya yerlesmis,annemin arkadasi dis hekimi Necdet AYBEK de orada idi..Beni yemege götürmek istediler..Ben korku icinde''Ama bende hic para yok!''deyisimi hatirliyorum..3 haftadir buna alismistim cünkü..Güldüler ve ''Sen misafirimizsin''dediler..Hatta anneme götürmek icin bir corap,bir paket de sigara nin parasinida onlar verdi..
Sonra Yugoslavya ve Bulgaristan yolu ile ver elini Türkiye.. Bati Avrupa ülkelerini gördükten sonra Yugoslavya cok sönük kaldi,hele Bulgaristan feci geri kalmis geldi gözümüze..Bulgaristanin sonlarina dogru babam artik sicak bir yemek istemiski,bir köyün lokantasina gittik..Köyde bir lokanta hic görmemistim..Müsteriler köylü,garsonlarda kadindi..Masalarda beyaz örtülerin üzerlerinde kara kara birseyler yapisikdi..önce anlamadim ama sonra yan masada oturan köylünün burnundan cikardiklarini masa örtüsüne sürünce anlasildi...Bir köylü kolumdaki saati satin almak istedi,olmaz dedim.Bu sefer cebinden bir tomar Bulgar Leva si cikardi,gene kabul etmedim..Evet 2 Leva 1 Dolar karsiligi idi ve degerli idi ama sadece Bulgaristanda geciyor,hudut disina cikartamiyordun ve Bulgaristan icinde alis veris yapsan hudutta bunlarin hangi para ile yağildigini ve o paranin banka exchange makbuzunu istiyorlardi..Ama köylü sinirlendi pis kapitalist gibi birseyler söyledi..
Huduttan Türkiyeye girer girmez rahat bir nefes aldik..
O yazin ikinci kismi Istanbula 85 km uzakliktaki Sile de gecti..Metin oturduklari Emek Han in 2ci katina götürdü beni ve hem bana hem kendisine 2 ser keten pantolon ismarladi,Kumasida terzide seciyordun..sileye gitmek icin vapurla Üsküdara gecip az ötede saatde 1 kalkan otobüslere biniliyordu..Öylede yaptik..Metin o sira bir paket Pall Mall bulmus,otobüste onu püfürdetiyordu..Arka koltukta oturan yasli bir köylü omzuna dokunup bir tane sigara istemesinmi...paketi uzatip ikram etti caresiz ama bahse girerim icide gitmistir,zaten kulagima egilip ANLASA ICIM YANMAZ demisti..
Sile de Tiyatro Oyuncusu Ismet Ay karsiladi bizi..Giristeki meydanda kardesi Hikmet Ay in bir kahvehanesi vardi..ve Tiyatrocu doluydu desem fazla abartili olmaz..Daha cok Ismet gibi sehir Tiyatrolari oyunculari..Hemen bizim icin buldugu köy evi pansiyonlarindan birine bavullari attik..yatak fiyatlari 6T.L. ve 7,5 T.L. idi..Sokak kapisinda ayakkabilar cikiyordu,evler tamamen ahsapti ve sabun kokuyorlardi,piril piril tertemizdiler..Keza carsaflarda öyle..Gündüzleri Hikmet Ayin kahvesinin assagi tarafinda,Tahlisiye binasinin yanindaki Belediye Plajinda denize giriyorduk.Bilal agbey isletiyordu orayi..Herkes sabahtan aksama günesin altinda kavruluncaya kadar yatiyordu..Metin le bende aksam birbirimize sirtimizi gösteriyorduk KIM DAHA COK YANMIS diye..Özellikle annem Tahlisiyenin ,kurtarma teknesini kaydirarak cektikleri betonun üzerine yatip kaliyordu ve simsiyah oluyordu..Sonraki yillarda derisinin bu kadar cabuk kirismasninin sebebi olucakti bu yanmalar ama bilemiyorduk iste..Annemin en yakin arkadaslarindan biri Ayfer Feray ve sevgilisi GS li gol krali lakabli Metin Oktay da orda idi..Keza Semine Teyzem ve esi Izzet Günay da ordaydilar..(Haldun ile Betul ün evlendikleri yaz,dügünün yapildigi gece Sait Dormen yalisinin bahcesinde,sarmasiklardan birer yüzük yapilarak gecirilmisti Semine ile Izzet in parmagina tiyatrocu arkadaslari tarafindan.)Ögle yemeginden sonra Plajin kapali kisminda 21 oynuyordu bütün tiyatrocular..Metin in eli cok acikti..Hep o ismarliyordu..Hatda dönüste Taksi tuttu Üsküdara ve söföre 50 TL lik normal fiyati yerine 150TL verdi bununlada kalmadi 50TL de sigara parasi diye verdigini hatirliyorum..Oktay in yakin arkadasi gene GSli Kamilde vardi..Beni cok GS li yapmak istedi,olmaz dedim..Sen F.B .li olsana hatirim icin dedim..''Senin hatirini kirmazdim ama biliyormusun,Galatasaray beni buldugunda ayaginda ayakkabisi olmayan bir sokak cocugu idim,beni bugünkü yerime GS getirdi,böyle birseyi yapmam mümkünmü sence?''dedi..
Bir aksam üzeri,Ismet Ayin kafasi kiyakdi herhalde,cünkü ickili olunca satasmalarina sonrada sahit olmusumdur..Kardesinin kahve hanesinin önünde oturan birkac sehir Tiyatrosu oyuncusu ile münakasa etmeye basladi..onlara AT SINEKLERI dedigini hatirliyorum..Biz kalktik..
Gene o yazmiydi ertesi yazmi karistirabilirim,Zeki Müren ve yardimcisi orta yasli,frapan bir kadin vardi..Zeki bey güler yüzlü,ama cok acik sacik konusan biri idi,sasirtmisti beni..Ismet Ay ,Dario Moreno ve Zeki Müren orda AGLAYAN KAYAda bulusurlar eski dostlarmis..Baska o yaz silede neler yaptik?Agvaya,kumlarinin cok özel oldugu sahile gidip karpuz denizde sogurken denize girdik sonra Fener kulesine cikip fenerin cakisini izledik..Baska hatirlamiyorum galiba.

Son anda aklima bir ani daha geldi ,Sile de aksam yemekleri genelde topluca bütün sanatcilarin bir araya gelmesi ile ya Belediye nin plajini idare eden Bilal abi nin Plaj Lokantasinda yada degirmen Oteli nin lokantasinda yenirdi..Bir aksam Cetin Altan ve ogullari Ahmet ve Mehmet de vardi ..Cetin Altanin adini duyuyordum ama daha Aksam Gazetesindeki TAS yazilarini okumaya baslamamistim..Büyük Masada büyükler yemek yiyiyordu,cocuklar icin de kücük bir masa hazirlandi..Bana bir ayricalik tanindi,herhalde büyük le kücük arasi oldugumdan..Cocuklarlami Büyüklerlemi yiyeceksin diye soruldu..Cocuklar denilen Ahmet le Mehmete baktim..Ikiside yan yana masanin yanibasinda ayakta duruyorlardi..Yüzleride hic gülmüyordu..Büyüklerle yemeyi tercih ettim..

Bir gecede Bilal Beyin Belediye tesislerinde birileri rontgencilik yapmis..Bir Garsonda bunu görmüs..Yapdiklari iddia edilen gencler,disardan gelmis basibosluktan Futbolculuga baslamis bir iki,serseri ruhlu tipti..hatirliyorum..Nevarki Sanatcilarin gurubu ile dolasiyorlardi..Lokanta kisminda Bilal Abi yemek sonrasi durumu suna benzer cümlelerle acikladi.:''Aranizda size uymayan kisiler var.Bir Garsonum onlarin rontgenci olduklarini görmüs..Lütfen onlari gurubunuzdan atin..uzaklastirin..'' Bu sözlere herkes itiraz etti,Bilale kizip reaksiyon verdiler ve Lokantayi terk ettiler..
Ne varki o gece belkide ertesi gündü,Hikmet Ay in kahvesinin önünde bütün sanatcilar ve gazateciler aralarinda konusuyorlar ve Reaksiyon vermeleri konusunda dogru yapip yapmadiklarini anlamaya calisiyorlardi..Rahmetli Ilhan Demirel ve esi ''Dogru bir haber ise Bilal haklidir arkadaslar diyordu karikatürist Bedri ve Tiyatroculara..Genede bir süre 2,3 kendini bilmez yüzünden Bilal'e gidilmedi..Ben olayin dogru olduguna sahit olmustum ama o günlerde emanet edildigim (I.Günay in rahmetli esi)Semine teyzeme dahi söylemedim ama o anladi.
leventveziroglu
METIN in 5ci YAZISI: 16 Agustos 1962
''Gecen gece Avrupadan döndün.Bu ikinci gidisin.Birde gecen yil gitmistin.Bütün parani yolda ilk gördügün Melodica 'ya vermistin de sonradan gördügün güzel seyleri görüpte alamayinca bir hayli üzülmüstün..
Bütün bunlara ragmen de bana mükemmel cinsinden en sevdigim bir bira bardagi hediye getirmistin..Hayatimda aldigim en güzel hediyelerden biri oldu bu.
Fakat bu yil-Yasin ve Tecrübelerinin icabi-parani son derece iyi kullanmissin..-Laf aramizda,hayli paran vardi.-..Kendine aldigin gömlek,pantolon ve ceketler mükemmel.Fakat en güzeli 4 tane su tabancasi,bir esasli kapsül tabancasi ve birde gaz mermisi tabancasi getirmen oldu.6 tane tabancayi yere siralayip annen ve Aydemirle (Aydemir Akbas) bir saat güldük.
Birde seyahate cikarken,yaptigin espiriye cok gülmüstük.Biz Istanbulda kalipda sen ikinci sene gene seyahate cikarken ''Üzülmeyin,seneye sizide götürürüm''deyip bizi bir hayli güldürmüstün.Insallah ilerde bizide götürürsün..
...........................................................

1961-62 ders yilini resmen Istanbulda gecirdin..Tarhan Kolejine yazildin.Ilk günler leyli(YATILI) hayati ve mektebi hic sevmedin.16 yasinda adam ,agladin bile.Sonra hersey düzene girdi.Her cumartesi gecesi bir Tiyatroya,her pazar bir,bazen iki sinemaya muntazaman gittin..birde Karne aldinki 8 tane kirik.Yalniz ingilizce 10 ..Birden bire hersey tersine döndü.Tiyatro yasak edildi.Pazar günleri evden cikmak yasak edildi.Fizik,Matematik icin hoca tutuldu.........ve sinifi geciverdin. Mektepten birde tesekkür mektubu geldi..Hepimizin yüzüde güldü.
Mamafih bu yil cok iyi eglendik.Bir defa Cumartesi aksamlari tiyatroya gitmakle ve eve dönünce tenkid (Elestiri)yapmakla tam senin istedigin gibi oluyordu.Sonra seninle birlikte bir suluboya resim merakina kapildik.Sonra Teyp aldik,sen evde oldukca teybin basindan ayrilmaz oldun..Sonra birde arkadaslarinla Tuzla kampina gidecektin vaz gectin zira Avrupa imkani cikti.Anneninde sana vize almak icin ,sabah Ankaraya gidip,aksama kadar vizeyi alip ayni gün geri dönmesini hatirladinmi?Nasil sasirmistik?
NOTLAR:
* Sabah evden cikip,gece eve dönene kadar gazoz,limonata,tursu suyu,şira,boza,meyva suyu,ayran,bira,koka kola,vs.gibi binlerce sey ictigin icin Aydemir adini ''MESRUBAT'' takdi.
**Sokakda her gördügünü almak istiyorsun.Birgün Emirganda cay iciyorduk.Kagit Helvasi,fistik,simit vs aldiktan sonra baston satan bir adamdan BASTON almaga kalkdin.
***ENTERESAN BIR HUYUN:
Ayni anda BÜYÜK BIR HEVESLE,
1-Atli Spor Kulübüne,
2-Tenis,eskrim,dagcilik kulübüne
3-Ruh cagirma Kulübüne
4-Galatasaray Kürek kismina
gitmek istiyorsun..
Bunlardan Atli Spor Kulübüne iki kere gittin,cizmeler yaptirtdin,birdahada gitmedin.
Küregede bir kere gittin,dümenci oldun,onada birdaha gitmedin..
MÜTHIS MAYMUN ISTAHLISIN.
.............................................................

Bir tanecik Leventcigim,
Bu günlerde pek bomba gibisin.Aklin fikrinde zekana yaklasti. Her gecen gün biraz daha olgunlasiyorsun.Simdi,henüz bazi cocukluklarin var ama bunlar cok normal seyler.Öyle umuyorumki bu defteri sana verdigimiz günlerde zeki,akilli,olgun, ve bilhassa nazik ve esasli bir centilmen olacaksin.(bu arada da hayli yakisikli olacaksin galiba!)
Su anda ben bu satirlari yazarken sen uyuyorsun.Bir aydir devamli olarak ''Yazin bittigin,okulun acildigini..''bir kabus olarak görüyormussun.
Simdi ne görüyorsun acaba?Suratin güldügüne göre kizlara ait bir rüya bu..aklinda hep kizlarda ya bu siralarda..Neyse...Ortalikda birakdigin kagitlarda adresle telefon numaralarini sakliyorum
..................................
Haaaa suraya kaydedeyim:
Bugünlerde begendigin müzik:
Rock and Roll ve Twist.
Elvis Presley ve bilhassa Shadows caz gruplari.
Klasik Müzik sana son derece sıkıcı geliyor.Dinlemeye tahammülün yok.
Roman:haala Ümit Deniz in Polisiye Romanlarini okuyorsun.
En iyi anladigin sey tiyatro.Sinemadada biraz cocuksun.

Bakalim,iki,üc yil sonra bunlari okuyunca nekadar degismis olacak ve güleceksin..

.........................................................
leventveziroglu
ÖZEL KOLEJLER..1961 yazi bitince,Istanbulda Tarhan Kolejinin 7ci sinifina basladim..Bu sene astimim biraz hafifledigi icin,birde Dyspne Inhal denilen yeni ilacin takviyesi ile artik Istanbulda yasamama karar verildi..Bir süre sonrada anneannem artik ikinci defa dul ve yalniz kaldigindan oda Ankarayi birakip gelecekti..Sonbaharda Dormen Tiyatrosu,artik büyük bir sahnesi,koca bir salonu,2 katli balkonu,bir sürü soyunma odalari vede localari ve fuayeleri ile SES Tiyatrosuna tasinacakti tadilat biter bitmez..Tüneldeki Muammer Karacanin salonunda provalar baslamisti..oyunun adi AYI MASALI idi..ve nihayet ufakda olsa annemede bir rol düsmüstü..hafta sonlari bende gidip provalari seyrediyordum zira Tarhan Kolejinde yatili idim..Provalar sirasinda dikkatimi Altan Erbulak ile yeni oyuncu Füsun Sahinin durumu cekti..Provalarda bir gariplik hissediyordum.Herkes sahnede iken ve sira baskalarinda iken ,füsun la Altan flört ediyor gibiydiler..halbuki Altan abi evli vede bir kizi vardi..ama Tiyatro camiasinda bu tür olaylarada cokca rastlandigini zaman icinde ögrenecektim..Kisa bir süre sonrada Altan abi esinden ayrildi ve Füsun Sahin in soyadida Erbulak oldu..
Uzun zamandir ilk defa kizlarinda doldurdugu bir okulda,bir sinifta idim,Tarhan Kolejinde ve dedeme cekmis genlerim bunu belli etmeye basladi:(Dedem Emin Sait bey,tam 24 tane metres degistirmis.Kaynak: anneannem.)Sinifin en güzel kizi Sema Hüner in yanina oturdum,ne yapip edip..Bir süre sonrada derste elini bile tutmaya basladim..Bir Hafta Sonu bütün sinifi Dormen Tiyatrosunda oynayan ve tercümesinide annemin yaptigini saniyorum:HEPIMIZ PARISTE oyununa götürdüm daha dogrusu öncülük ettim..Öyle yakisikli falanda degilim ama, sinifca oyuna gitmemizin akabinde yandaki 8ci siniftan bir teklif geldi:HÜMEYRA adinda bir kiz aracilar vasitasi ile bana KONUSMA teklif ediyordu.(Yani simdiki CIKMA)..Kizi tanimiyordum bile,zaten Semada cok hos bir kizdi ve OLMAZ diye haber yolladim..Meger ona asik kendi sinifinda baska bir oglan varmis ve ne tesadüf onunda adi Levent ve Hümeyrayi kiskandigi icin bana KOL GÜRESI teklifinde bulundu gene aracilar vasitasi ile..Peki dedim caresiz..Sol koluma cok güveniyordum ama ya sag kol güresi olursa ne olurdu bilmiyordum..Gün ve Saati gelince yandaki sinifa gittik.Cocukcagiz siraya oturmus,sag kolunu kivirip masanin üstüne dirsegi dayamis ve beni bekliyor..Biraz adelemi isittim..oturdum..Ve güres basladi..Önce basa bas giderken cocugun kesildigini fakedip cesaretlendim ve az sonra onun elini masaya yatirdim..Cocuk cok mahcup olmustu..hem cagiran oydu hemde yenilmisti..Tam oturdugum yerden gitmek icin kalkiyordumki seslendi:Birde sol kolla yapsak..Oflayip oturdum ama YALANDI icimden gülüyordum..Sol koluma dayanan cok nadir cikardi..Güresin baslamasi ile sol kolunu masaya vurmam bir oldu..Artik söyleyecek birseyi kalmamisti..
Birkac hafta sonra ,bir hafta sonu yemegi Betül Ablanin Tesvikiye Palasdaki evinde yiyiyorduk..Betül Abla söyle dedi:Dün bir eve cagirdilar,cok kabiliyetli bir kizlari varmis ve Tiyatrocu olmak istiyormus ,Levent senin okulunda okuyor adıda Hümeyra..Gittim gördüm hakikaten kabiliyetli bir kiz ama...(burasi dedikodu oldugu icin yazmiyorum)..Simdi kizin benimle tanismadan arkadaslik teklifinin sebebi anlasilmisti tarafimdan:kiz Tiyatrocu olmak kararinda idi..Ve olduda hemde iyi bir Tiyatrocu,sinemaci ve sarkici..
Tarhan Kolejindeki en yakin arkadasim mavi gözlü,sari sacli,hakikaten cok yakisikli ve Istanbulun cok zengin ailelerinden birinin oglu idi:Kahraman Dogan..Ailesi Armatördü.Sadikzadelerin akrabasi oldugunu duymustum..Amcasi kazaen oldugu söylenen bir ölüm olayindan dolayi icerde imis..Kahramanin tek sucu vardi;cok palavra severdi..Halbuki bunada hic ihtiyaci yoktu..Ama palavralarina kendiside inaniyordu ne garipki..Evleri Nisantasi kizlisesinin karsisindaki DOGAN Apartmani idi..Bu kadar genis bir salon görmemistim..Salonda Top Oynardik..1962 senesine orda yaptigimiz bir partiyle girdik,bütün cocuklar..Anne Baba gidip evi bize birakmislardi..Kahraman kiyak arkadasti,kafalarimizda uygundu..Ikimizinda ayaklari daha yere basmamisti cünkü bir gece sunu planladik..Teyzesinin cok degerli mücevherleri varmis,onlari yürütecekti,sonra mücevherleri Fransaya götürüp satacaktik.Hudutlardan gecis bana aitdi,eh bir kere gecmistim ya,herhalde nöbetcilerin az uzagindan tel örgü altindanda gecilirdi!!!Böyle yapa yapa Fransaya varicak orda mücevherleri paraya tahvil edecek,sonra uzun namlulu tüfekler alip ordan bir gemi ile Afrikaya gidecek ve safarilere katilacaktik(hava tüfegim vardi ya,nisanci sayilirdim,eh kuslarida indiriyordum hani.)Orda vuracagimiz fillerin dislerini ihrac edip cuvalla para kazanacak sonra o günlerde okudugumuz CONT DE MONTE CRISTO kitabindaki gibi geri dönüp,bizi kizdiran hocalardan intikam alicaktik..Yaani,kizlar konusunda büyümüsüm ama bu konularda henüz kafam cocukmus demekki..uygulanmadi tabiki bu proje..Kahramanda benim gibi yatili idi..Beraber dersleri kirip tavan arasina saklanirdik,yada geceleri yatakhanede cesitli sululuklar daha cok bizim basimizin altindan cikardi..Ranzanin altinda o,üstdeki yatakda ben yatiyordum..Ranzamiz pencere kenarinda idi,hic unutmuyorum,elektiriklerin kapatilip uykuya gecmemiz gereken saatde,karsi binanin penceresinden görünmekte olan ve bir hanimin soyunmakta oldugunu bir bin katarak bütün yatakhaneye anons ediyordum..Önce gülmeler,sonra sesli ayipimsi reaksiyonlar duyuyordum arkadaslardan ama birden sesler kesildi,halbuki ben anlatmaya hemde abartarak anlatima devam ederken huylanip arkama dogru baktim.Cimnastik Hocamiz SÜSLÜ ARIF elinde trampet sopasi ile yani basimda dikilmiyormu?Cocuklarin neden seslerini kestigi anlasiliyordu,derhal yorgani basima cektim ama Arif Hoca üstümde sopasi ile trampet calmaya baslamisti..Ertesi günü ikimizide bir korku aldi,Ya Süslü Arif bizi disipline verirse diye..Bu sefer sira Kahramanda idi,,Arif beyi yakalayip,''Hocam siz hic gemi ile Avrupaya gittinizmi?'' -''Hayir,neden sordun bakiim?'' -''Eee hani hocam gitmek isterseniz,bizim silepler devamli Avrupaya gidip geliyorda,vede onlarin 6 kamarali yolcu kapasiteside var,sizi Avrupaya yollayalim..Ne dersiniz?'' Bu laflar tamamen dogrumu idi gene icinde palavra varmiydi bilemiyorum ama ise yaradi..Arif Hocanin ilgisini cekti bu teklif..Evvelki geceyide unuttu gitti. ..Arif Hocaya SÜSLÜ ARIF denmesi sadece bizden degil meslekdaslari Cimnastiklerden cikmis megerse,sebebide hicbir Cimnastik Hocasinin giymedigi kadar sik ve süslü giyinmesinden ve neolursa olsun Papyon takmasindanmis..Bir gecede musluklarin basinda ayaklarimizi yikarken aklima bir muzurluk geldi,Kahramanin pijama pantolonunu assagi indiriverdim ve sunu söyledim,Yapana yapmak yok..Oda gitti bir baskasinin paijamasini indirdi,o öbürü derken nerdeyse bütün yatakhane bir birinin pijamasini indirir oldu..Ama olmadik birsey oldu.Biryerde kavga cikti..Megerse cocuklardan biri bu tarz sakalardan hic hoslanmazmis onun pijamasini indirene yumruk atmis derken kavga büyüme emaresi gösteriyorduki,araya girildi ve kavga durduruldu..cocuklarda yatisti,yada biz öyle sandik.Ertesi gün cumartesi idi,okul öglene kadardi,ögle yemegi sirasinda bu kavga edenler karsi karsiya oturmus yiyiyormuslar..Nasil oldu bilmiyorum,biri gene digerini kizdirinca,kizan cocuk sinirle önündeki catalin ucuna yumruk atmis,catal havalanmis,havada taklalar atarak karsisindaki cocugun gözüne saplanmis..Saka derken Kaka olmustu..Cok üzüldük..ama kac para..Cocuk tek gözle kaldi..Öbürü okuldan cikarildi..Kahraman la banada birkac günlük okuldan uzaklastirma cezasi verildi..
Bazen düsünüyorumda hayatda öylesine cok SEBEP OLMUSUM ki ,bircok hayat üzerinde rol oynamisim..Kiminin kötü kiminin iyi..Bunlar bilerek isteyerek degildi..Özellikle kötü sebep olduklarim..Iyı sebep olduklarimin ise az bir kismi isteyerek oldu,Birilerinin evlenmesine sebep olmak gibi.Bu herhalde bana mahsus degildir,herhalde herkes birilerinin hayatinin yönüne etki etmistir..Yiilar sonra kuzenimin esi ile konusurken,Pilot Binbasi olan amca oglunun aslinda tesadüfen bu meslegi sectigini,aslinda Tarhan Kolejinde okurken,yanlislikla bir arkadasinin gözünü cikartinca,okuldan ayrilmak zorunda kaldigini ve Asker okula müracaat ettigini anlatinca,kendimi tutamamis.''Yapma yaaa,senin amcaoglunun asker olusunun sebebi demekki benmisim,diyerek konuyu anlatinca,Kuzenimin esi Zeynep Falay''Bunu ben isitmemis olayim,sakin amcaoglumada anlatma''demisti..
Yani biraz konu disina tasiyor gibiyim ama uzatmiyayim en az 30-40 olayda Hayat Akisina tesir etmisim..Cogunlukla iyi ama kötülerde var..Iyi bir tane anlatabilirim bu konuyu kapatmadan..Emekli olup Izmire yerlesmeden önce eski esim Sumru ve Tiyatrocu bir aileden gelen arkadasim Erol la 1986 basinda kurdugumuz CAST 33 Casting Ajansini yönetiyorduk..Selpak reklaminda oynattigimiz cocugun annesi ile dost olmustuk.Birgün:''Cocuklar biz deri paltolar yapip ihrac ediyoruz..Bu seneki koleksiyonun resmini Levent lütfen sen cekebilirmisin?Birde bu kiyafetleri üstünde tasiyacak ne cok genc nede orta yasli,hos ve pahali olmayan bir modele ihtiyacimiz var..Bize kayitli ,sözlesmesi olan birkac yüz kisi arasinda bu evsafta kimse yoktu..Normalde yapmam ama elimizdeki arsive kayitli takribi 10.000 kisi vardi..Bunlar ortak gurup kararinda kadroya su veya bu sebepten secilmemis adaylardi..Yas guruplari belli idi..Son iki senenin video arsiv kayitlarini indirdim ve seyrettim bir kac gün..Tam istenilen gibi birini bulduguma inandim..Erol la Sumru da sasirdilar..Ismi AYSENUR idi yanilmiyorsam o dönemki soyadida SÜRAL YAZICI idi..Haberverdik Deri firmasinin basindaki hanimla görüsmeye gitti,ve begenildi..Ben stüdyomda koleksiyonu giyerek fotograflarini cektim..Cok begenildi.Hem müthis fotojenik,hem sempatik hemde iddiasiz,kibirsiz ve sicak bir kisilik idi..Nasil olmusda gözümüzden kacmis idi..Cast 33 icinde fotofraflarini cektim ,cekilen fotograflardan Model-Kartlar yapildi ve kadroya aldik..Kisa süre sonra Sabah gazetesi TV reklamlari icin uzun süreli anlasma yapacagi ve yüzü eskimemis bir hanim oyuncu ariyordu,Model Kartlardan begenmisler,görüsmeye cagirdiler ve uzun süreli anlasma yaptilar..TV deki Sabah Gazetesi reklamlarinda oynayacakti..Senede sanirim 1990 civari olacak..Burdada cok basarili oldu..Daha sik görmeye basladik..(Cok iyi bir Astrolog idi..Benim istikbale ait falima bakti vede cikti bunlar..Kücük yasta birde oglu vardi..Hatda o günlerde cocuk arkadaslari ile KOMANDO culuk oynuyormus arazide,arkadaslari demislerki:''Komanda ac kalmaz ve buldugunu yer.''peki demis oda,Sonra bir karafatmaya rastlayincada mideye indirmis..az sonra eve agliyarak gelmis..''Midem Bulaniyorrr'' diyerek..Unutamadim.).Daha Sonra ATV ye spiker olarak transfer oldu simdi kendisine HABER KRALICESI deniyor ve adi degisti epidir AYSENUR ARSLAN oldu.Kitap da yazmis gecenlerde duydum..Burasi belki üzücü ama Cast 33 e geldiginde,Isvicrede okumus bir erkekle ikinci evliligini sürdürmekte idi ve cok mutlu görünüyordu.. Meshur olmak evlilige iyi gelmedimi nedendir soyadinin tekrar degistigini duydum..4-4 lük bir insandi Aysegül ve öyle bir yere gelmesinde tesadüflerin yaratilmasina ait bir kasik tuzumun olmasindanda hosnudum dogrusu..Dedigim gibi irili ufakli böyle 30 civarinda SEBEP OLDUGUM konum vardir,ama biz burdaki Annemin Anilarina dönelim lafi fazla uzatmadan
Bir cumartesi okuldan eve geldim ,kapiyi kimse acmadi,anahtarimi cikardim girdim..Gördügüm sey inanilmazdi Her yer kirik cam parcalari ile doluydu..Evde kirilmamis bir sigara tablasi,biblo,masa üstü cami (bir sehpanin disinda),hic hic birsey yoktu..Korktum ve hemen disari ciktim..Nerde nasil vakit gecirdim bilmiyorum..Tekrar eve aksam üzeri döndügümde ise sanki hicbirsey olmamis gibi idi..Bütün kirik camlar yok olmustu..Annem haala sinirli idi,ve ona birsey sormaya cesaret edemedim..Acaba sebep benmiydim diye düsündüm sonraki yillarda,Metin e capkinliklarini anlattirirdim,oda iki erkek arasinda konusmalara uygun anlatirdi,Kendisi ile ilgilenen hanimlara ''Hayir yaniliyorsunuz ben Metin Bey degilim,Benim ismim Ahmet,cok benzeriz Metin beyle okadar''..dermis....G.T isimli bir hanim sarkicidanda bahsetmisti hatirladigim..Ben bunu jurnallemek gibi bir niyetim olmamisti ama'' Erkek adam capkin olur,Metinde erkek adam tabii''gibi,onunla övünen birseyler söyledigimi animsiyorum..Tabii annem cin gibi..Meseleyi kavramis olmali..Bende nedense dogustan SAFTORIKimdir..Dogumum forsept le olmus onun tesirimi bilinmez..Zaman zaman annem''Sen benim oglummusun cidden??''diye yari ciddi yari saka sorardi..Bir seferindede ''Bak Levent,Dünyada 4 tip insan vardir:1-Düsünerek dogruyu yanlisi ayirt edebilenler, 2-Baskasinin basina gelmis olumsuzluklari görüp ders cikararak dogru ve yanlisi anlayanlar..3-Ancak kendi basina bir olay gelince Dogruyu ,Yanlisi anlayabilenler..4-Basina gelsede,anlamayip hatalarina devam edenler..''
-''Peki ama ben hangisine giriyorum??''soruma,gözlerini gözlerime dikip:''1 ve 2 ci gurupa girmedigin muhakkakda,3 mü desem 4 mü desem bilemiyorum''diye cevap vermisti..
leventveziroglu
1962 YAZI geldiginde ilk defa sinifimi ikmalsiz gecmistim,ama bu Tarhan Kolejindende sıkılmıstim.Yeni bir okul arayisi icindeydim.61/62 Tiyatro Mevsiminde gerek Dormen Tiyatrosunda gerek baska tiyatroda yiginla oyun seyretmistim ve Tiyatrocu olmaya karar vermistim..Oyunlardan sonra Metin Baba ile Tiyatro-Tenkidleri yapiyorduk ve sasirtici derecedede fikirlerimiz uyusuyordu..Tek sevmedigim sey oyundan sonra sahne arkasina gidip oyunculari tebrik etme mecburiyetinde birakilmam idi..Bunu benden Annemde Metin de israrla istediklerini dile getiriyorlardi..Ben ise bunu sevmiyordum;bir kere cekingen bir tip idim;Vitrinde bile birsey begensem girip iceri soramazdim,yanimda biri varsa ona sordururdum..Dahasi var ;Hadi sevdigim yada oyununu begendigim oyuncunun oyununu tebrik etsem?Hayir illede bütün oyunculari tebrik etmem gerekiyordu.Halbuki yalan söylemekten nefret ediyordum,zaten yalan söylemeye kalktimmi hemen belli oluyordu.
.Bir önceki sezon cok komik birsey oldu Dormen Tiyatrosunda..''Cinayetin Sesi'' diye bir polisiye oyun sahneye konmustu.Bas rolü Metin Baba oynuyordu..Metin evin erkegi,eside onu aldatiyor.Esi ve sevgilisi nikahli kocayi öldürmek icin plan kurup bunuda basariyorlar..O yillarin teknoloji harikasi kabul edilen Teyp (bugünkü recordlu Kaset-Calar a benzer,ama dev makaralari vardir) ile Metin olaylarin farkina varir,karsi plan hazirlar,Metin banyoda iken katil banyoya girip Metini öldürür ve disari cikar,muaffak olmustur..Oyunda biter..Prova General denilen,oyun öncesi ,kostüm ve dekorlu son prova seyirciye oynanir reaksiyon almak icin ne varki bu seyircu biletli degil,sanatcilarin esi dostu yakini oldugu icin davetle gelir..Vede reaksiyonlari abartilidir..Yani pekde güven olmaz..O seferde öyle olmustu..Reaksiyon iyi idi,derken ilk gösteri GALA GECESI geldi..netice Tıssss..Cok az alkis vardi..Galadada gene sanat sever ekalliyet olurdu,sikca giyinip gelirler,fransizca konusmalar duyulur,hafif aksakliklari görmezden gelirlerdi ama onlarin bile alkisi zayifti o gece..Birkac oyun oynandi seyirci buz gibi kaliyordu..Kimin aklina geldi hatirlamiyorum ama söyle bir öneri geldi:''Bizim halk muafazakardir,Kadinin nikahli esini öldürtmesini hazmedemiyor olabilir,acaba sonu degistirsek nasil olur??Öylede yaptilar..Katil Banyoya giriyor finalde icerden gürültüler geliyor ve kazanan disari cikiyor buda nikahli koca:Metin !!Hurrraaa alkis,kiyamet..Tutmayan oyun tuttu sonunda,koltuk sayisi artti..

.O yaz(1962) babam''Biz gene Avrupaya gidiyoruz,isters gelsin''diye haber yollamis..Bu sefer kendi pasaportum olmasi gereken yasta idim ve hareket tarihi birkac gün sonra idi..Önce düsündüm,evet bütün sıkıntılarina ragmen gene gitmek istiyordum bu yolculuga..Annem bir ucakla Ankaraya gidip,gerekli evraklari ve Bulgar vizesini almis ayni gün geri dönüp Pasaportumu verdi..(Sadece Komunist ülkelere vize gerekmekteydi.)yanimada 500TL verdi bu sefer..Kendi maasi 600 T.L.civarinda idi..Babam Playmouthu satmis,Belcikadan aldigimiz Chevrolet ile yola cikiyorduk..Esi ve oglu Serhatin disina yeni evli bir arkadasinida esi ile alacaktik..Gene bagaj Konserveler ve ekmeklerle dolduruldu..Yeni gelin cok gencti,babamin arkadasindan bayagi kücükdü hani vede cok güzel bir hanimdi..Bu dikkatimi hemen cekti..(bu evlilikten 2 kizlari olucakti,kücük kizlari balerin oldu ve onu CITIR KIZLAR dan hatirlayabilirsiniz.Hani öyle bir müzük gurubu kurulmustu..)Maalesef yolculuk iyi gecmedi..Daha Yugoslavyada babamla Yilmaz bey kavga ettiler..Yilmaz bey ayrilmak istedi Almanya Münihin tren istasyonuna birakti onlari babam,Halimiz cok komikdi..Bagaj acilmis,konserve kutulari sayilarak bir sana bir bana ayrilirken,gecen Almanlarda hayretle bakiyorlardi..Biz bize kaldik,bu sefer daha ufak bir Tur yaptik..Gene Eyfelin üst katina cikartmadi babam..Yollarda cok az yiyecekle idare ettik nedense..Acikmadim desemde ''Bak bir yeni balik kutusu acarim ama hepsini yiyeceksin!''diye sertlesince sesi vaz gecerdim..Isvicreye geldigimizde annemin su sözünü hatirladim:''Isvicrenin Peynir Fondü sü meshurdur ve yemeni cok isterim,Babana BABA SIZI PEYNIR FONDÜSÜ YEMEYE DAVET EDIYORUM de ve parasinida sen öde ama''deyip 500 lira vermisti..Bende bunu aynen yaptim..Hakikaten enfesti..Beyaz sarapta pismis uzayan peynirleri,özel catalina taktigin ekmek parcalarina dolayip agzina atiyorsun..Parayida ben vericem deyince babam götürmüstü..Sonunda kim ödedi inanin hatirlamiyorum,ama bana ödetseydi kolay kolay unutmazdim..Sonraki yillarda esi o günleri anarken''Aaaah Bülendcigim,bize Isvicrede Fondü bile ismarlamisti..''diyerek babami överdi..
O yaz avrupadan döndügümde önce Galatasaray adasinda kürek takiminin dümenciligi yaptim..Kürekcilerden birinin asiri ilgisi bana garip geldi,birdaha ugramadim,Sipahi Ocagi ATCILIK KULÜBÜne yazildim..Haldun abinin sekreterligini yapan Semine teyzem bana Haldun Abiden gizlice CENGIZ HANIN BISIKLETI oyununda kullanilmis at cizmelerini verdi ödünc..Cigdem ismindede bir atim oldu..Yasli ve Uysal bir atti.Saati 10 TL ye biniyordum..Hos bir ortam ve güzeller cokca idi..Bir gün baktim bir binici hos bir numara yapti.Bütün kizlar seyrediyorduki,ati durdurdu,bir ayagini egerin üstünden öbür tarafa aldi önce digerinin yanina,sonra iki bacaginida yere paralel uzatti ve o tarafa dogru bir parende atti..Döndü takla atip ayaklari üstünde yerde durdu..O YAPARDA BEN YAPAMAZMIYIM?BIRAZ CESARET HEPSI BU!! diye düsündügümü hatirliyorum..Ve denedim..Demekki sadece cesaretle olmuyormus..bir anda kendimi atin altinda buldum..Neyseki At yasini basini almis,ürkmedi,hemen yetisen bir seyisde atin dizginini yakaladi..Bende ciktim..alttan..Rezil olmustum..Birdaha gitmedim..
1962/63 yili egitimi icin hos bir okul buldum..Gene Yatili idi ama Deniz Kenarinda 3 Katli muhtesem bir villa idi yesilyurt da..Ne varki daha okula baslamadan düsmeyen bir atesim olustu..Kimse teshis koyamiyordu..Avuc iclerim terliyordu,kendimi cok kötü hissediyordum..Tiyatro Muhitinin cok sevdigi saydigi,bugün artik örneklerinin pek bulunmadigi Babacan bir doktor,Gögüs Hastaliklari mütehasisi Rauf SAYGIN bey beni evde muayeneye geldi,beni cok güldürdü,tabancalarimla ilgilendi..Ama durumu ciddi bulmuski,derin tahliller ve rontgenler istedi..Giderken annem para vermek istedi almadi..ve 120 basamak tutan basamaklari inmeye basladi..annem bir zarfa 50TL koyup Metin e verdi.YETIS DE VER! diyerek,Metin ancak sokakda yetismis..Zorla vermek istemis..Bu sefer Rauf bey,eger zarfta 50 TL den fazla varsa kesinlikle almam deyince Metinde''Zaten ancak o kadar var''deyip vermis..(Kaldimi bu örnek lerden??)

(1962 yazinda ,ikinci Avrupa Seyahatimde Yugoslavyada bir Campingde ilgimi ceken bir kiz olmustu..Herkes yatinca onun sandalyesini bir not ve adresimi biraktim..Döndügümde mektubunu buldum..Adi Krysia Machinowska idi..Ingiltereye yerlesmis bir Yugoslav aile idi..Asagidaki resmimi yolladim..o yillarin film ve sinema sanatcilarinin resimlerini ceken yerdi..resmimi ceken..yillarca Kizla yazistik..Sonra 1967 de Londrada Tiyatro Kurslarina giderken not attim..Beni davet etti Cheshire e..gittim evde bu resmim haala sehpada duruyordu oysa benim cephemde ne degisiklik ler olmus köprülerin altindan ne sular akmisti..Ama söyleyemedim..O bir ara bu resim seninmi?gibi bir sual sordu...Londraya dönüsümde bir mektup geldi..beni begenmemis..Iyide oldu..bana kalsa zor söylerdim..Hos bir kizdi..)
leventveziroglu
TÜBERKÜLOZ BASLANGICI idi durumum,tabii bana Zafiyet dendi nevarki sonraki yillarda cekilen rontgenlerde hep cigerlerde bir isaret görünüyordu..Evet yara acilmamisti ama az öncesindeydi durum..Annem telas icine girince Aydemir Akbas ''Leventi bize götüreyim bir süre bizde iyi baikilir,Babam(Arnavutdu) cigerden iyi anlar ,onu kisa zamanda ayaga kaldiririz''demisti..Evet PANGALTI Ergenekon caddesi 52 no da müstakil 3 katli ahşap evlerine götürdü beni..ve Evin giris katindaki kendi odasina yerlestirdi..Unutamiyacagim bir ilgi ve misafirlik yasadimki unutamam..1 aydan fazla o evde yasadim..Hergün babasinin getirdigi dalakdi,cigerdi,pirzola idi ve kimbilir daha nelerde neler..Evde baba kral gibi idi,ondan sonrada en büyük ogullari Aydemirin sözü geciyordu..ayrica Aydemirin kizkardesi ve kuaför enistesi,onlarin cocuklari,aydemirin erkek kardesi Erdinc ve onunda kücügü erol ve tabii anneleri vardi..Kocaman birbirine bagli bir aile ve büyük bir ev..Erdinc Akbas la orda tanistik ve cokda iyi bir dost olduk..Uzun yillarda sürdü..Günde 4 kere 4 er tabletden yeni cikmis bir ilaci iciyordum STREPTOMISIN..Atesim düsüp ayaklandigimda 1 ayi gecmisti.Annemle Metin bu arada Cihangirde Sormagir sokakda muhtesem manzarali bir daire tutmuslar birde teyp almislardi.Beni o eve götürdüler,2 ay daha yatacaktim..Bu süre zarfinda Teype müzük kaydetmeyi ögrendim ve buna bayildim,ayrica satrancida bu dönemde ögrendim..birde Minyatür Kimya Labratuari getirttim ve deneyler yapmaya basladim..Birsey daha var,günlük tutmaya baslamistim ve farkettimki,günlüklerim okunuyor..Hemen bunu kullandim..Farkettigimi belli etmeden isteklerimi günlügüme yazmaya basladim..Bir adet motorlu bisiklet vede bir gitar istiyordum mesela..Bir gece uykumun arasinda konusmalar duydum..Gece yarisini geceli cok olmus ama Metin le Aydemir Salonda ses cikarmamaya calisarak sohbet ediyorlardi..Metinin suna benzer cümleler söyledigini hatirliyorum:''NISA ILE EVLENDIGIMDE BU DURUM BENIM ICIN COK FAYDALİ IDI.....SAHNE INSANI COK POPÜLER YAPIYOR... ALTAN(Erbulakdan bahsediyor) YAKISIKLI OLMAMASINA RAGMEN NEDE COK ILGI CEKIYOR HANIMLAR ARASINDA MESELA...SIMDI BAZI PROBLEMLER OLUSTU..''Sanki evliliginden cok memnun degildi gibi..Uyumusum..
O yil Yesilyurt kolejinde egitime 75 gün gecikmeyle yatili olarak basladim.Idareciler gec kalmama göz yumacaklarina söz vermislerdi...sinifda 2 güzel kiz vardi..AYSE RÜVEYDA sarisin ve masum bir kizdi,Nurcin ise cok findikci bir esmerdi..Ikiside benimle ilgileniyorlardi..Bende bir ona bir öbürüne birtürlü karar veremiyordum.Tenefüsde Rüveydayi öptügüm oluyor,Nurcini ise Bakirköy sinemasinin Locasina götürüyor bütün parami oraya verincede,yürüyerek Yesilyurta dönmek zorunda kaliyordum..Okul gazetesinde Haldun abi ile yaptigim röportaj ilgi cekiyor..Okulun müzik saatlerinde teypte Enrico Masias dan Tombalanejö isimli parcayi caldirtiyordum..Okulun hakimi ben olmus gibiydim,ehh yascada hak ediyordum hani..Ara yil tatilinde bu sefer tam tersini yaptim Ankaraya gittim.,artik Ankarada kimsem kalmamisti zira Anneannemde Istanbula gelmisti bana daha iyi bakilsin diye..Bu yüzden Selisik Ankarada bana Tolga Zeytinoglu nun (DP li Bakan Ucak kazasinda ölen Kemal Zeytinoglunun oglu)evinde yer ayirmisti..orda kaliyordum.Tandoganaki evleri cok hostu dogrusu,sömineyi yakip önünde oturuyorduk,bodrum kat bar olarak düzenlenmisti,isiklari,dekoru ile..Tavandaki yildizlari ile..Zaten sıklıkla parti veriyorduk .Bu süre icinde Nurcinde Ankarali oldugu icin tatile evine gelmisti ve can arkadasim Isik arabasi ile bizi bas basa kalip ,kizi öpebilecegim kirlik bir yere götürmüstü ve kendide arka koltukta kestiriyorduki,biran arabanin önünde kasasi amale dolu bir kamyonun durmus ve hepsinin bizi seyrettiklerini farkedik ve soguk terler döktük..Neyse sonunda gülerek cekip gittiler bizde bir Ohhh cektik.
Bunlarin bir kismi okul idaresince farkedildi tabii,dahasi canta kontrolünde cantamda sigarayada rastlandi..Ögrendigim bir teknikle talebeleride uyutabildigimi gösterince okuldan atmak istedilersede okulu terk edeyim diye sene sonu sinifta birakildim..Gerekce 75 gün eksik okula gelmis olmamdi..Halbuki bunun problem olmayacagi okula baslamadan anneme söylenmisti..O kis annemlerin yeni tuttugu sormagir sokadaki deniz manzarali ev o kadar soguk olduki,pencereler icerden buz tuttu..Soguk canina tak edince ,o siralarda Istanbula tasinmis olan anneanneminde el vermesi ile,Ayazpasa,Hariciye Konagi sokak daki Germatyan apartmanina tasinildi..Park Otelin sirasindaki apartmanin sakinleri genellikle musevilerdi..Bu arada Semine Teyzemin bütün itirazlarina ragmen anneanneme 1.650 TL ye NSU marka(BMW ile birlesti sonraki yillarda)bir pedalli motor yani MOPED aldirdim..
Ara yil tatilinde Ankaraya gitmeden evvel ,Ocak ayi ortalarinda Dormen Tiyatrosunda bana Sahne Amiri yardimciligi görevi verdiler..Sahne Amiri Yilmaz KÖKSAL di..Onun yardimciligini yapiyordum,cokda severek..Ayrica Yilmazin sahne arkasindaki odasinda onun eski capkinliklarini agzim acik dinliyor,koleksiyonundaki enteresan!fotograflari inceliyordum.. Dormende o dönem ''Borusunu Öttüren'' isimli bir oyun oynaniyordu.Annemde oynuyordu ve yanilmiyorsamda onun tercümesi hatda adaptesi idi...Konu kisaca söyle idi:Baba Erol Keskin Anne Nisa Serezli ve evi terketmis ve ayri bir daire tutmus büyük ogullari Metin Serezli ve evden kacip onun yaninda kalmaya baslayan kücük ogullari Altan Erbulak..Vede o bekar evine gelip giden hos genc kizlar Lale Belkis gibi..Sahne Amirligi görevimi bitirince,üst balkondan oyunu seyrediyorum her gece..Yanimada Tuvaletlere bakan kadin gelip oturuyor ve oda izliyor..(O kadinda annemi cok severdi cünkü onunda dertleri ile ilgilenirdi annem,neyse)bir sahne var söyleki..O bekar evinde delikanlilarin anneleri ziyaret geliyor..Bir ara evde yalniz kaldiginda telefon caliyor,Nisa telefonu aciyor,bir kiz Metin e bir not birakmak istiyor,Nisa kalem kagit ariyor ama bulamayinca''Ben aklimda tutarim,siz söyleyin..''diyor..sonra birkac daha telefon gelip hepsinide aklinda tutmak isterken,notlar birbirine karisiyor vede öyle iletiyor cocuklari eve gelince..Sonra Altan bir ara telefonun bulundugu sehpanin cekmecesini acinca kalemlerin orda oldugu görülüyor..Ancak şifahi notlar karistigi icin,gelecek kizlarin randevularida karisiyor tam tamina bir vodvil..Tabiii her gece ayni hikaye tekrar edip duruyor..Ben bunlari üst balkondan seyrederken,yanima gelip oturmus ve oyunu seyretmekde olan Tuvalet görevlisi hatun artik dayanamanis olucakki,sahnede annemin not almak icin kalem arayip bulamadigi anlarda sahneye hafifce seslenmeye calisiyor:'' NISA HANIIIIM;SEHPADAKI CEKMECEYE BAAAAK...ORDA KALEMLERRRR CEKMECEDEEEEEEE..'' cok gülüyor daha sonra eve gelince anneme bunu anlatiyorum..Annem''sorma Leventcigim,gecen günde beni yakaladi,Nisa hanim sen her gece kalemleri arayip bulamiyorsun ama kalemler cekmecede biliyormusun? dedi bana,garibim beni hakikaten arayipda bulamiyor saniyor haala,söyledim ama demekki anlamamıs.''Hep beraber güldük tabiii...
leventveziroglu
METININ 6CI YAZISI. 16 Ocak 1963
Üc gündenberi ''Borusunu Öttüren ''piyesinde sahne amiri yardimciligi yapiyorsun.Önce bu isi yapmani istemedim ama,sonra senin nekadar tembel ve pasakli oldugunu düsününce,''belki faydasi olur''diye kabul ettim.Cok iyi etmisim.Tiyatroda mükemmel calisiyorsun.Dün gece biraz erken gelip sahneyi yerlestirmeni seyrettim.Herseyi okadar dikkatli yapiyordunki pek memnun oldum.Yilmaz Köksalda senden cok memnun.Bir hafta daha bu isi yapacaksin,sonra Ankaraya gideceksin..Simdi Yesilyurt kolejinde okuyorsun.Bu yaz Avrupadan dönünce cok ciddi bir hastalik gecirdigin icin 2,5 ay okula gidemedin..Ona ragmen ilk karnende iki tane kirik var..Bu yil imtehanlari ikmalsiz verecegini saniyorum..Insallah liseyi Robert Kolejde okursun.
Okul disinda en merakli oldugun sey hala müzik..Rock and Roll ve Twist..Presley ve Johnnie Halliday en sevdigin sarkicilar..Plak merakin devamli suretde artiyor.Simdiden iyi bir plak koleksiyonun oldu.
Fakat Maymun istahliligin devam ediyor.2 gün önce ''Paris Krali'' adli bir kitap okuyordun..Orada bir adam Alexander Dumas 'ya birkac büyük yazar ismi veriyor ve ''Bunlari okursan,eser yazabilirsin''diyor.Sende simdi o yazarlarin kitaplarini okuyup piyes yazari olmak istiyorsun.Hadi hayirlisi.Bakalim Sophokles' den ,Goethe'den, Shakespeare'den ne zaman sıkılacaksın...(Belkide sıkılmazsın.O zaman nefis olur...)
Bütün gün evde Twist caliyorsun.Kafam sisiyor.Simdi bir portatif pikap alacakmissin.Alda odanda cal...Tebrik ederim ,kendine ait bir odan oldu artik.Ayazpasadaki evden hepimiz cok memnunuz.Degilmi?
.................................
Acaba sen her gecen gün nasil olgunlastigini ve sevimlilestigini farkedebiliyormusun?
..................................................
leventveziroglu
ANNEMIN HATIRA DEFTERINDEKİ SON NOTLAR'a gelmekteyiz yavas yavas.BU 18 .ci YAS GÜNÜ yazilari hem Metinden ,hem annemden..Metinin yazilari can yakici olmus birden bire..annem ise cok daha objektif görünüyor..Okuyunca farkedeceksiniz Metin bana kizgin görünüyor! Sebebini o zaman hic anlamamistim.Simdi aradan 44 yil gectikten sonra dönüp baktigimda acaba diyorum evlilik gemileri su almaya baslamistida ben mi günah kecisi secildim..Tabii itiraf etmeliyimki bu son 22 ayda mutlaka bendede degisiklikler oldu..Bir kere ergenlik bana bircok delikanliya getirdigi gibi DELI-KAN lilik getirdi..Isyankarlik basladi,etrafimi elestirme basladi,Metinin bütün itirazlarina ragmen favorilerimi uzatiyor hatda bazende fötr sapka giyiyordum..hafif hafif serseriliklerde basladi,ama bunun yaninda yaptigim hatalari görme gözümde acilmaya basladi..Neyse lafi cok uzatmadan hatira defterinin 18ci yas günümde,son yazilarla bana verilmesinden önceki 22 ayin olaylarina göz atalim..
1963 yazina geldigimizde,ben arkadaslarimla Florya Ciroz da kamp kurmaya karar veriyorum..Arkadaslar bir kizilay cadiri bulmuslar nerden buldularsa,tabii cok konfosuz..Bende gittim,babamdan Avrupa seyahatlerinde kullandigimiz yerli yapim mavi cadiri ödünc aldim..getirdim,kizilay cadirinin yanina kurdum.Tarhan Kolejindeki yakin arkadasim Kahraman dev bir geyik boynuzu hediye etmisti,Icerde olan amcasi vurmus avda..O boynuzuda yüksekce bir tahta direğe monte edip,diregide cadirin önüne diktik..Birde Ayazpasada sokakda cins köpek yavrulari niyeti ile satilan mavi kordeleli sokak köpegi yavrusu satin alip onuda cadira bekci tayin ettim.Adinida WHISKY koydum..Benim cadirda benden baska,Ayazpasadaki komsum ve yakin arkadasim Yalim Türel,gene cok yakin arkadasim Erdinc Akbas la kaliyoruz..Yandaki büyük cadirda ise daha az tanidigim ama gene arkadas gurubunda yer alan kisiler..Tabii Mopedi de oraya getirdim,ama artik ariza cikartmaya basladi..Birgün Erdinci arkama aldim,Yesilköye alis verise gittik..Eller paketlerle dolu motorun üzerinde geliyoruz ,cadira az kala bir toprak yol virajinda 3 kiz bize laf atti..Bizde onlara el sallamaya kalkarken motor toprakda bir kaydi''Erdinc dikkaaat''derken ben önden attim kendimi yere ,Erdinc motordan atlayamadi beraberce kayip düstüler..Motor hafif birsey oldugundan ne o ne ben önemsiz siyriklarla kurtulduksada madara olduk..Yillar sonra o üc kizda Tiyatrocu oldu..Ortancasi Domates güzeli olarak tanindi,,Önce Dormende sonra Nisa Serezli Tiyatrosu oyuncusu olan ,annemin ve benim cok sevdigim ve BABA lakabli Yilmaz Gruda ile evlendi ve bir kizlari oldu..Aysen in kizkardesi Ayben i cok begenirdim,cokda kabiliyetli bulurdum ama ne o nede en büyük ablalari Aytendi galiba,hicbiri Aysen Gruda kadar taninmadi..
Kampda herkesin bir görevi vardi,arkadaslarin bir kismi hergün Istanbula gidip geliyordu,herhalde calisiyorlardi..Yemek yapma sira ile hepimizde idi..Ben hayatimda ilk defa yemek yapacagim icin bana makarna yap dediler..Sordum,''Canim,tencereye su,koy makarna ile kaynat tamam.''Bende aynisini yaptim..Bir tencereyi suyla doldurup,icine makarnayi boca ettim sonrada atese oturttum..1 saat sonrada altini kapadim..Aksam millet acikmis bekliyor..Ama tencerenin seklini almis,blok halinde lök diye birsey cikti makarnadan,tek ve bölünmez bir parca haline gelmisti..O gece herkes söylenip,peynir ekmekle idare ettiler..Ertesi gün zavalli Whisky nin önüne koydukda o bile yemedi,gitti deniz kenarindan kurumus bir yilan baligi bulmus onu kemirdi durdu..
Cagty i ilk defa orda tanidim yanilmiyorsam..Ayazpasa li genclerin en büyügü idi..Serseri ruhlu idi,evet az cok hepimiz biraz asi idik ama bu bize fark attiracak biri imis megerse..Ilk gece bir baska cadirdan biri ile ahbap olmus,onun cadirina gittiler,sonra bizleride cagirdi,gittik..Misafir gittigimiz cadirin sahibi bayagi büyük biri idi..Kalin bir sigara sardi ,birkac nefes sonra uzatti Cagtyda cekti,sonra bize uzattilar ,megerse Esrar bu imis..Bizlerde korka korka birer nefes aldik..Hosumuzada gitmedi zaten tedirginde olmustuk..Cagty kaldi bizler geri döndük kendi cadirimiza..Ertesi gün söylediklerine göre yalpalayarak dönmüsüz..öyle dediler,fark etmemistik biz ise..Cagty ertesi gün geri döndü,megerse denizci olarak bir gemide askerligini yapiyormus..Arada bir cikar gelirdi..
Hafta sonlari Istanbula gidip,yikanip üstümüzü degistiriyoruz..Anneannem ve evlatligi Zeynep ile biz Germatyan apartmanininda kaliyoruz..Annem ise Metinle bir altimizdaki binanin en üst katini tutmuslar,Park Otelin üzerinden müthis bir deniz manzarasi var..Bir gün Annemle Metin beni cagirdilar.Metin dediki''Leventcigim,bir kardesin olacak..Buna ikimizde seviniyoruz,umarim sende sevinirsin..Zaten onun büyümesinde,yetismesinde en cok senden yardim isteyecegiz,zira bizimle arasinda cok yas farki olacak ve yas olarak en cok sen yakin oldugun icinde dogal olarak onu en iyi anlayacak sen olacaksin..''Ne cevap verdim hatirlamiyorum..Aslinda bu habere pekde sevinmemistim..Bunca yil sonra anneme kavusmusum tam ,bu seferde gelecek kardes ile paylas...Tabii bunu onlara hissettirmemege calistim..Bu arada annemler ,Haldun abi ve Betul abla ile yaz tatili icin Misira gitmege karar vermisler..Betül 'lerin Osmanli döneminden kalma mal mülkleri varmis orda...Ne varki kanunlara göre satip parasini yurt disina cikartmalari yasak,Misir sadece gelirlerinin alinip Misir icinde kullanilmasina izin veriyor....Betullerde her firsatda gidip paralari ordaki Hiltonda falan harciyorlarmis..
Cagtyin bir Vespasi vardi acik mavi renkte,ve kromlari piril piril parliyordu.Arkasinda Istepnesi bile vardi...Benim NSU mopedim bisiklet gibi kaliyordu onun motorunun yaninda,epeydir annemden öylesine büyük bir motor isteyip duruyordum..Herhalde hem beni gelecek kardes konusunda memnun etmek icin hemde artik kadrosuna girdigi Dormen Tiyatrosundan her ay maas alacagi icin,bu paraya da güvenip benim bu istegimi kabul etti..Beni Bankalar caddesinde bir Magazaya götürdü.Sahipleri Levantendi galiba...Ordaki motoru gösterdi..Oda bir NSU idi ama Vespa büyüklügünde hatda dahada büyük vede marsi ayaktan degil,akülü oldugu icin kontak anahtarini cevirince aliyor,ayni arabalarinki gibi..Gerci bunun bir ikincisini henüz Istanbul sokaklarinda görmemistim ama baskada sansim yoktu cünkü,sadece o dükkan Dormen Tiyatrosuna taksit aciyormus..Adamlar bana Motoru 15 gün sonra,Taksim Elmadag daki subeden alabilecegimi söylediler..
Annemlerin Yesilköy den Ucaginin kalkisini cadirimin önünde seyrettim..Saatini biliyordum..Söylediklerine göre ucak havalanirken onlarda benim mavi cadiri görmüsler..
Motoru gidip teslim alma günümde,etrafima birazda hava olsun diye herhalde:''Bu tip motoru kullanan varmi,Ben daha önce kullanmadimda?''diye sordum..Yesilyurtda yasayan Tiyatrocu Sururi ailesinden yanilmiyorsam Hakan adli cocuk''Ben anlarim ''dedi..Bu cocuk benim Yesilyurt Kolejindeki Flörtüm Nurcinlede cikiyordu..
Neyse Hakanla gidip,motoru teslim aldik..Megerse Hakan bu motordan hic kullanmamis daha önce..Evet büyük motor kullanmis olabilir belki ama bu NSU larin diger büyük motorlardan önemli bir farki var vites olarak..Vites pedali 2 adet,öndekine basinca vites yükseliyor,arkadakine basinca vites kücültüyor..Hakan ha babam bir ön pedala bir arka pedala basiyor..Yol boyu bir hizlanip bir motor kompresyonu ile yavasliyoruz..Ben bir mana veremiyorum..Soru sorsamda bilgiclik taslayan cevaplar aliyorum..Bakirköy sirtlarinda ÖMÜR ayran ve Yogurtlarinin binasina dogru yol alirken böyle bir gazlayip bir frenleyerek motor nihayet PESSS dedi ve durdu..Bir dahada calismadi..Itmeye basladik..Gavur ölüsü gibide agirmi agir..Ilerde Trafik Polisi yolu kesmis kontrol yapiyorlar..Bizim ittigimizi görünce,ehliyetimiz olmadigi icin numara cekiyoruz sanmislar,hani inipde itiyoruz binmiyoruzki zaten,gibisinden.Durdurdular ,anlattiklarimiza inanmayinca''Buyrun siz calistirn o zaman''dedik.Neyse ikna oldular sonunda..Yesilköyün merkezine geldigimizde bir motorcu cagirdik..Bakti:''Bunun yagi yokki,yagsiz benzinle KRANK KIRMIS dedi..Ertesi gün Cadirin oraya bir baska motor tamircisi geldi söktü,bazi parcalari degistirdi..gene calismadi..calismadi..Keske kendim gidip alsaydim bu kadar büyük hata yapmazdim dediysemde gecmisler ola..Yaz sonunda Ankaradan Abdullah Ziya Kozanoglu nun yegeni Ahmet ,bir akrabasi ile Istanbula gelmis..Koca bir Amerikan arabasi,Cadiilac gibi birsey..Adam avrupaya ucmus..araba bir kiralik garajda..Ahmet bana ugrayinca,hemen arabayi aldi ve gittik getirmeyeki arabanin benzini bitmis,Benim burda oturan tanidiklarim var dedim,gittim Yesilyurt Kolejinde okuyan 2 gayrimüslim cocugu buldum,durumu anlatip borc para istedim.''Senin artik bizim okula gelmeyecegini ögrendik,bu parayi bize ödemezsin sonra..''deyip vermediler..O eski havamiz kalmamis demekki diye düsündüm..Kimden bulduk bilmiyorum benzin aldik,motoru bagaja yükleyip döndük..Bu kargasa arasinda Whisky i de orda unutmusuz meger..Zaten kendi kendini beslemeyi ögrenmisti...Sirket e geri vermek istedik,bize: motoru yagsiz teslim etmis bile olsalar,krank kirmanin bizim hatamiz oldugunu söylediler ve almadilar....
A.F.S denilen bir talebe mübadelesi yapan uluslar arasi bir gurup vardi o yillarda,ona katilip 15 günlügüne bende bir cocuk istedim..Annemler daha Misirda...Porto Ricolu bir cocuk verdiler..Bizde artik annemlerin tuttugu büyük ve deniz manzarali daireye gecmisiz..Germatyani geri vermisiz...Porto Ricoluda bizle tabii,Birgün sesler duyduk,pencereye yaklastik..Ayazpasadan gümüssuyu yokusuna inen ana caddede birileri,gencler,ellerinde YANKEE GO HOME yazili pankartlarla nagralar atarak yürüyorlar,bizim Amerikali !!Dont Worry I'll go soon''diye espiri yapiyor..O günlerde her misafir agirlayan vede müsait olan ev parti veriyor..Bende cagirdim bir gün eve,PARTIM VAR diyerek..Manzarali büyük salonda bizler Beatlesin yeni parcalari ile dans ederken,sokak kapisi acildi..Annemi sedye ile iceri tasidilar..Götürüp yataga koydular..Yanina gittim,ciddi birsey oldugunu kavrayamadim..kafam parti ile mesgüldü..''Leventcigim,ben rahatsizlandim,Lütfen arkadaslarini yolla''dedi..''Ama anne nasil yaparim,bunlar ecnebi,herkes sira ile cagiriyordu,bende davet ettim,zaten gelelide 1 saat anca oldu''dedim..''O halde müzigin sesini kisin,mümkün mertebede erken bitirin..''dedi..Hem tedirgindim,hem annemin rahatsizligi ne olabilirdi?Herhalde üsütmüstür..diye düsünüyordum..Neyse milletde biraz halden anladi galiba birkac saat icinde cekip gittiler..
Annemler Misirda,2ci Dünya Savasinda ölen Ingiliz askerlerinin cöldeki mezarlarini görmeye gitmisler..Cip gibi konfosuz arabalarla..Yollar delik desikmis..Ziplaya hoplaya gidip gelmisler..Dönüste annemde agri ve kanama,hastahaneye zor yetistirmisler..Annem kurtulmus ama cocuk düsmüs..Isin bir baska üzücü yani,anneme hastahanede birde mikrop kaptirmislar..Atesler icinde gelmis Istanbula ucakla..Onun bu hasta haliyle eve getirildiginde benim,partiyi iptal edip milleti evlerine yollamamis olmama cok kirilmisti..Uzun zaman unutamadi..Hakliydi..Savunma icin ancak sunu söyliyebilirim:Ben böylesine ciddi bir durumda geldigini anlamamistim..(Keske yasasada boynuna sarilip özür dileyebilsem simdi..)



O yillarda sikcana gittigimiz yer CENNET BAHCESI idi..Park Otelle Alman konsoloslugunun yanindaki yokus ,denize dogru sürdürülür,onu kesen sokaka varilinca sagdaki yol secilir,bir manastir tipli binanin önünden gecen yol bir tarafa sapmadan sola dogru döner ve sonundada Cennet Bahcesinin kapisi karsilar sizi..Birkac katli bahcedir burasi..Bogaza tepeden bakar..Mermer masalari ,demir koltuklari vardir..En güzel yiyecegi,Pesmelba dir..Meyva üzeri dondurma..En pahali bu oldugu icin en az onu secerdik..Burdaki masalar bulusma yeri di Ayazpasanin genclerinin..Burda tartismalarda olur,Gurubun genel,sahislarin özel menfaatleride konusulurdu..Cagty burdada kendini gösterirdi..Yoruma girecek ve mümkün mertebe yorumdanda kaciyorum..Okudugu (Andre Gide gibi)kitaplari sanki bu tarz toplantilarda fikirlerini kabul ettirmek,begenilmek icin okuduguna inaniyorum..Zira okumak insanda ahlakinda gelismesini saglamasi gerekir diye düsünüyorum oysa birazdan verecegim örneklerde ahlak konusu oldukca fakir durumdadir..Bir kere Ateist oldugunu her firsatda söylerdi,Simdi sakin Ateist leri elestirdigimi düsünmeyin,herkes arastirma ve yönünü bulma konusunda serbest ve hür olabilmeli,kimseye ana babasinin inancini tasimaya zorlanmamali bence..Nevarki bunu ulu orta söylemenin bir gösteris olduguna inaniyorum,Hani''Ban Farkliyim..''gibisinden..Birgün birileri haber verdi..Imam Hatipden bir delikanli gelip Yaratici nin varligini isbat edecekmis Cagtya..O gece daha önce hic olmadigi kadar kalabalikdi bizim masalar..Öbür delikanlininda arkadaslari gelmisti..Cagty bizim arkadasimizdi ama fikirlerinin cogunu benimsemiyorduk,sadece ilgimizi cekiyordu..Tartisma basladi,biteviye sürdü..Hirda cikmadi..Edep sinirlarida asilmadi..Ne varki iki taraftda diger tarafa düsüncelerini empoze edip kabul ettiremedi..Gece berabere bitmisti..Bizde dogrusu bir tarafin kazanmasini kendimize yol göstersin diye arzu ediyorduk..
Metinin o yillar cok yakisikli oldugu yillar..Ayrica Radyoda oynadigi skeclerdende sesi kizlar tarafindan pek begeniliyor..Birgün bana dediki:''Bak bana gelen hayran mektuplarini sen cevaplasanda,imzali resimler göndersen..'' Peki dedim hemen,aslinda öyle abarttigi gibi bir cuval mektupta gelmiyordu,haftada 2 bilemedin 3 mektup,istese bunlara kolayca cevap yazardi ama birdüsündügü vardi herhalde..??Neyse gelen mektuplardan birisi Yesilyurtda oturan Istanbul-Levantenlerinden bir kiz..Metini pekde begeniyormus,ona yazarmiymis??Hemen bir cevap yazdim:''Metin bey,benim babamdir,cokda mesguldür,size cevap verecek vaktide yok..ama arzu ederseniz,benimle mektuplasabilirsiniz?''Hemen cevap geldi,kabul ediyordu..Evet isin mektup kismi kolaydi ama telefonu nasil edecektim?Ilk adimi atmak hep zor gelmisti bana yillarca..Vitrinde hosuma giden birsey görsem,fiyatini sormaya gidemez,bir arkadasimi yollardim iceri..Gene öyle yaptim..Durumu Cennet Bahcesinde arkadas gurubuna acinca,Cagty hemen atladi,''Ayipsin,Levent tabiki senin yerine konusurum..randevuda alirim..Arkadas degilmiyiz?''Bir telefon kulübesine gittik,Cagty iceri girdi,numarayi aradi..Ben disarda turaliyorum..Neyse konusma bitmis,disari cikip:''Pazar sabahi saat 10 da,Taksimdeki Pamuk Eczanenin önünde bulusacaksiniz''Cok sevindim herhalde..Durumu annemede anlattim..O gün giyecegim kiyafeti secmemde yardimci oldu..Bir buket de cicekle gitmemi önerdi..O gün vaktinden önce Eczanenin önündeydim..Bekledim,saate baktim,turaladim,ofladim pufladim..1 saate yakin bekledikten sonra gelmeyecegine kanaat getirip eve döndüm..Cok bozulmustum..Bir aciklamasi vardi herhalde..Aciklamayi Yalim ertesi gün kulagima söyledi:''Cagty randevuyu baska bir yere almis,Sen eczanenin önünde kizi beklerken,oda baska yerde kizla bulusuyormus.''..Iste böyle biri idi..Uzun müddet konusmadim.
..Bu arada annem Misirdan dönüp iyilestikten sonra ,benim motoru aldigimiz yere gidipde beraberce sikayetci olacagimizdan bahsedince,adamlar benim motoru tamir ettirmeyi üstlendiler,ve bir tornacida yeni bir krank imal ettirdiler..Makinadan anlayan ,orijinal olmayan bir krankla motorun fazla yürümeyecegini bilir..Ama bende annemde bilmiyorduk ve motoru teslim aldik..Birdahada adam olmadi..ve annem 6500 liralik motorun taksitlerini (ki taksidi annemin Dormen Tiyatrosundak maasi kadardi)ödemeye devam etti,ici yanarak..
Gümüs Suyuna inen yolda simdi Varan otobüslerinin acentesi oldugu yerde eskiden muhallebici SÜTIS vardi..Caddenin karsisinda ise bizim sokagin girisi ve kücük bir alancik vardi..Cagty VESPA sini oraya park ediyordu..Son günlerde motorunun üzerinde krom dan süsler gün gectikce artiyordu ve cokda ilgi cekiyordu..Sorduk nerden aldigini?''para vermiyorum,isterseniz bir tornavida alip gelin gece Cihangir vs sokaginda bulusalim'' dedi..Yalimla beraber yayan gittik..Cagty motoru ile gelmis,bir kenara park etti..Bakinda Görün deyip cebinden cikardigi tornavidayi,sira ile park etmis arabalarin krom süslerine sokup,yürütüyordu..Biz agzimiz acik aptal aptal seyrederken,bir arabanin arkasina gizlenmis bir Bekci cikip üzerimize yürümezmi?Ben iyice sasirdigimdanmi ne,dondum kaldim..Hemen benim bilegime yapisti..Onlarada DURR dedi..Cagty ''Yok caniiim..''deyip motoru orda birakip kosarak kayboldu..Yalimda meydanda yoktu..Adam iyiden iyi bizi hirsiz zanetti..Gerci görüntüyü düsününce bunuda normal buluyorum ya neyse..Ahhh bilegim deyince,kolumu gevsetmesini fisat bilip,birden kosmaya basladim..Arkamdan:''Dur yoksa ates ederim''diyebagirdi....Edermiydi,edemezmiydi,yada denedide olmadimi bunlari cokda düsünecek halde degildim..Yürek selanik..nefes nefese cihangir yokusundan findikiya inip ordan ayazpasaya yokus yukari kosdum..Icimden Cagtya ,beni icine düsürdügü durum icin neler düsündügümü tahmin edebilirsiniz..Bu bana ders olmaliydi ve bu olayin ertesinde onunla arkadasligimi bitirmem gerekirdi ama birkac hata daha kaldiracaktim..Tam annemin dedigi gibi 4 tip insan vardir..Birincisi düsünerek yanlisi bulur,ikincisi birinin basina gelen musibetten ders alir,ücüncüsü kendi bir hata yaptigi zaman bundan ders alir..4cüsü ise hatalarindan ders cikartamaz kolay kolay..Ben kacici guruba giriyorum diye sordugumda''1 ve 2 ci gurup degil bu kesinde ,hani 3mü desem 4mü desem???''diye cevaplamisti ya,aynen öyle...Birkac gün sonra Cagtyi Cennet Bahcesinde gördüm; Motorunun yerini bulmus,sahildeki karakolun önünde duruyormus,hatda polisler motorunda calinti oldugunu saniyorlarmis..Birsekilde gidip almis birgece..
O yaz Istanbula Ankaradan arkadaslardan gelen olmustu..Selisik yada onun yakin arkadaslari Tolga Zeytinoglu,Kemal ,Aydin Citci ( Ankara Izmir cad.Faca magazasinin sahibi)mutlaka bana ugrarlar bazisida gecelerdi..Tolga müthis arabasi ile gelmis bende kaliyordu Selisikda vardi beraberinde..Araba zaten V8 bir forddu 61 model starleiner birde,aldigi Amerikali motoru modifiye etmis ,döneminin en hizli arabasi denilebilirdi o yillarda Ankara hatta Istanbulda,ama o zaman icin bile yani litresi 50 kurus olan benzin i öylesine harciyorduki,para yetistirmek zordu..Ankaraya dönecekler,benzin parasi kalmamis..Arabadan bir cift reflexli tabir edilen(FLEXARET)bir fotpgraf makinasini cikardi;''Levent yardim etde su makinayi satalim..'' Ne eder diye sordum..Kullandigini görmemistim ama Adnan Menderesin sünnetinde ona hediye ettigini ögrenmistim..''300 e veririm dedi.''Bende epeydir düzgün bir makina ariyordum..Biraz lafi uzatacagiz ama,banada Agfa marka bir kutu makina gelmisti sünnetimde,Istanbula yerlesince onu kullanmak istemis cokda basarisiz olunca Annem''Altan (Erbulak) abine git sana fotograf cekmeyi ögretsin''demistide bende solugu Altan abinin evinde almistim..Önce beni oturttu sonra makinama bir göz atip beni dinledikten sonra söyle dedi..''Iyı fotograf cekebilmen icin ,Günesli bir gün anneni ve makinani al,bebekde sandal kiralayin ve acilin..Günesi arkana al ve annenin fotografini cekmek icin ayaga kalk,dengen bozulsun,ve makinani suya düsür..Sonrada basla aglamaya,iyice feryat etki annen paraya kiyip iyi bir makina alsin sonra tekrar bana gel! ''Iste firsat bu firsatti,anneme gidip yalvardim oda cikartip 300 lirayi verdi..Ilk adam gibi makinam bu oldu.(.Onunla ne müthis fotograflar cektim..O hariciyekonagi sokak da cektigim,sokakda oynuyan cocuklar fotograflarim yillar sonra Almanyadaki Güzel Sanatlar yüksek Meslek okuluna girmemde önemli rol oynadi..Vede meslek secimide tabi..)Daha ilk fotografimi henüz Tolga ve Isik Istanbulda iken,bogazda turlarken yaptim..Rumelihisari Baltalimani arasinda bir Yaliya gece Rus gemisi girmisti..Icerde uyumakta olan bir genc kiz hayatini kaybetmisti..Gene o gün bogazda lüks bir kolej görüp,o sene okuyacagim koleji secmistim..O okul icin BOGAZA NAZIR DIPLOMA HAZIR deniyordu..Yesilyurt Kolejinde devamsizlikdan kaldigim icin Robert Kolej hayali yatmisti..


Oyaslarda en yakin arkadaslarimdan biri Erdinc Akbas
leventveziroglu
BOGAZA NAZIR KOLEJ -Bogaza Nazır Diploma Hazır-lakabi ile anilan sonralari otel olan,müthis bir deniz manzarali okula basladim..
O yilbasi 63/64 icin Yalimlarin ailesi Yalovadaki Türban oteline ait ama daha özel bir kücük oteli komple ayirtmislar,Bana''Sende gel!''dedi..Her sene oraya giderlermis ailecek..Ceylan Otel mi öyle bir adi vardi,gene Termal Tesislerine aitdi,Atatürkün köskünün yanida idi..Ortada Genis ve üzerinde geyik boynuzu asili sömineli bir salon,salonun her iki yaninda siralanmis müstakil yatak odalari..Cok hos bir yilbasi gecirdik.Tek üzüntümüz Kibrisla ilgili radyo haberleri idi,Rumlar gemiyi aziya almis,Türk köylerine saldiriyorlardi...Bol bol kumar oynadik..2 deste kagit vardi Yalimla iki sinide isaretledigimiz icin hep biz kazaniyorduk,arada tuvalete gidip paralari bölüsüyorduk..Sadece Yalimin ailesi oldugu icinde hic cekinmiyorduk,zaten onlarda süpheleniyor ama cözemiyorlardi..Bol para harcadik,hanimlara ickiler ismarladik..Dönüste giderken annemden aldigimdan daha fazla bir para ile döndügümü hatirliyorum..Yalim Alman Lisesinde okuyordu..Birgün sinifta hoca herkese soruyormus:''Baban ne is yapar?''diye.Yalimda''Karaborsaci''demis..EEeeenapiyim dogruyu söyledim derdi..Babasini hep evde pijama ile hatirlarim..O kis ben Akg. kolejinde okurken beraber okullari kirar,beyoglundaki bacaksiz Saim in Tilt salonunda bulusur,ögleye kadar Tilt ve Langirt oynar,ögleden sonrada sinemaya giderdik..Arada okula gittigimde olurdu Türkce ögretmenim Suna hanimdi vede kendiside esi gibi askerdi..Beni ilk defa derse kaldirdiginda yekten sormustu:''Hangi partiyi tutuyorsun??'' Hocam biz talebeyiz parti tutmayiz derken suratini astigini hissettim..Cocuklar HALK PARTISI de diye fisildadilar ben durumu hemen düzelttim ''Amaaa tutsam tabiki CHP yi tutarim..'' ''Niye peki??'' ''Cünkü Atatürkün Partisi ''dedim..Evet bu cevabim tam bekledigi cevap idi beni sonraki günlerde hep büyüklere örnek göstermis..Bende onun dersine devamli vede kendisinede saygiliydim..Bilgi yarismasinada beni teklif etmisler,genel kültürüm iyi idi herhaldeki ,ben kazaninca dahada sevdi beni..Yazili olucagi günler ''Hocam Kibrista gene neler oluyor?Bizimkileri eziyorlarmi?''cinsinden sorular sorarsak,Kibrista bizimde bos durmadigimizi,bizi sevindirmek icin anlatir durur yazilida haftaya kalirdi..
Ilkbaharda Germatyan apartmanindaki musevilerin bir kismi baska ülkelere göc ettiler,Talya Afrikaya,Sari sacli mavi gözlü Lizet galiba Israile,Doritde ise Baruh diye bircocukla nisanlandi..Sonra onlarin adeti Trahomayi az bulmus diye bir laf geldi ama netice ne oldu,bilen bilir..Ben en cok Lizete üzüldüm..Cok hos kizdi ama ne yazikki Türklerle flört etmeleri yasakti..
Yaz basinda Dormen Tiyatrosu Ankaraya turneye gitti ,annemde artik kadroda idi..hatta son oyun Sahane Zügürtler de Ayfer Ferayla Ilhan Iskender mükafatini paylasmislardi..O sene bende Tiyatro okumak amaci ile Ankara Konservatuarinin imtehanlarina hazirlanmak ve girmek icin Ankaraya gidip,Annemlerin(Dormen Tiyatrosunun)kaldigi sihhiyedeki Yüksel Palasa yerlestim..Haldun abi bana Hermes rolunü,Muazzez Kurdoglu ise Trofaldino rolünü calistirdilar..2 arkadas bulmustum ve otel odasinda onlarlada oturup sohbet ettik..Onlarda sinava gireceklerdi..Engin Senkan ve Enis Fosforoglu..
Sinav günü herkes cok heyecanliydi..Sira bana gelip sahneye ciktigimda,yanan isiklara ragmen genisce bir hoca toplulugunun orda oldugunu hissetttim..Biri C.G.in kulagina egilip birseyler söyledi..Oda:''Kimin ogluymus?''diye srdu..''Nisa Serezlinin.''dedi önceki adam fisildiyarak ,kulagina !...C.Bey''Oda kim??''demezmi...bütün keyfim kacti..Nekadar basarili oldum bilemem..Sonuclari okuyunca kaldigimi anladim..(Sonbaharda kimseye haber vermeden Istanbul Konservatuarinin imtehanina ayni oyunlarla girip kazanacaktim.)
Henüz Ankarada iken Otelin sirasinda bir Amerikan Postal ve cizmeleri satan bir dükkana rastladim..Cok renkli bir kovboy cizmesi begendim ve kücük numarali ayagimada uydugu icin sevincle satin aldim,ayaklarima gecirdim..Otele geldigimde bütün Dormen oyunculari Otelin acik bahcesinde oturuyorlari..Annem cizmeleri ayagimda görür görmez''Levent derhal odana git ve onlari cikart Metin görmeden!!!'' dedi..AAAA o niye ya,ben bunlari cok sevdim ama derken Metin gördü..Tam neler söyledi hatirlamiyorum ama tadsiz birseylerdi herhalde..Cünkü o cizmeleri bana giymeyi yasak etti..Sebepde suymus,bir saat önce o dükkanin önünden gecerlerken bu cizmeyi görmüs Haldun abi ve Metin vede birkac oyuncu..''Bu kadar zevksiz bircizmeyi hangi enayi alirda ayagina gecirir''demisler..Ancak ben o cizmeyi giymeye devam ettim..Annemin israri ile bir sokak boyacisina rengini siyaha cevirttiysemde cok kalici olmadi..Onlarin begenmedigi bu kovboy cizmemi o senenin sonunda Istanbul Konservauartuarindaki arkadaslarim pekala begeneceklerdi..
O yaz Ayazpasadaki cocukluk arkadaslarim Fulya ve Gönenle karsilastim..Gönen ABD de 1 yil AFS araciligi ile gidip okumus ve yeni dönmüstü..Cok cekici bir kiz olmustu.Hala Kazanci yokusunda benim cocuklugumun gectigi Sagiroglu Sokagi kesen Ülker sokakta SARAY apt.ninda oturuyorlardi..(Asinda megerse Tarhan Kolejindede beraber okumusuz ama tanimamistim belkide karsilasmadik....Hatta Ana binanin girisinde sol duvarda ögrenci resimlerinin asili oldugu yerde ,Marliyn Monroe yada Greta Garbo gibi bugulu bakan kiz kim ola diyede merak etmistim..Simdi animsiyorumda ..) .Beraber tenis karsilasmalarina gidiyordukki Cgty a Fulyadan bahsettim yanlislikla..Fulyada onun gibi Andre Gide okuyucusu idi..Neolur beni tanistir,Sen Gönenle cikarsin bende Fulya ile diye tutturdu..Dur bakalim falan derken..birde baktim Tanistirmisim bile..
Bu döneme ait eklemeden gecmemem gereken 2 notum var.Iki konuda Metini kirdigimi ve üzdügümü animsiyorum..Bir kere evde baktim Metin Andre Gide in bir kitabini okuyor..Andre Gide artik bizim arkadaslarin nerdeyse hergün bahsettikleri biri ya sanki 4o yillik dostumuz..Bu simariklikla Metine ''Aaa sen haala Andre Gide lerdemisin?''diye ukalalik yapiyorum..Üzüldügünü hissediyorum..Su cevabi veriyor''Bunu 40 yil sonra sana sorcagim..Bakalim Andre Gide leri gecmis olabilecekmisin?'' Hakliydi ,ben bugüne kadar adini bile unuttum,gecmistede 1 kitabini okudugumu hatirliyorum Andre abi nin..hepsi bu..
Ikinci konu biraz daha affedilir cinsten;Metin kendi esyalarini,özellikle Pikap ve plaklarini karistirmami istemezdi..Benimse pikap im yoktu,evet kullanmama izin verilen Grundig marka teyp vardi ama plaklarin ses kalitesinden cok uzaktaydi bu yüzden onlar yokken onun pikapini acar kendi plaklarimi dinlerdim..kendi plaklarim bitince de onun plaklarina sira gelirdi..Bircok erkek cocugu gibide özensizdim ve plaklarini cizdirmis olmam mümkün..Ama onun plaklarindanda bir üst katagoriye ait,Jazz ,Blues ve Klasik müzikte bilgim olusmaya basladi..Frankie Lean,Ella Fitzgerald,Frank Sinatra gibi isimleri böyle sevebildim..ancak is sadece pikapla bitmedi..Yalimlarin bodrum katini 3 Üniversite talebesi tutmusdu..Bunlarla dost olduk..Capkinliklarini dinliyorduk,bize seyredelim diye birde imkan yaratmislardi..En kücükleri Gürsel bize akran gibi idi..ve Teknik Üniversitede Satranc birincisi idi..Metinede yurt disindan Türkiyede daha önce rastlamadigimiz güzellikte bir miknatisli satranc takimi gelmis..Benim bulmakta zorluk cekecegimi sandigi bir yere koymus..Tabii buldum ve gidip Gürsele gösterip hava attim..Gürsel yalvardi 3 gün bana ver,finallerde kullanip iade edeyim..Sözmü?-Söz! -Bak turneden 1 hafta sonra gelecekler,iade etmezsen cok kötü duruma düserim-Yok söz verdim ya erkek sözü-dedi..Ama satranc takimini birdaha göremedim..Günahi boynuna HIRSIZ GIRDI,CALMIS!! dedi cikti..Uzun süre yüzüne bakamadim Metin in..
O günlerde Yalim Cgty icin ''Teybini satmak istiyor'' .. ama teybi satin alip evde biryere koydum Kücük kalitesiz bir tasinabilir teypdi birazda ona iyilik olsun diye idi.....Benim Gönene yakinlik duydugumu biliyor vede bunu kullanmaya basladigi hissediyordum..Beni kücük düsürür bir hali vardi..Birgün Gönen ve Fulyanin evinde''Gönen bu Levent senin icin ne düsünüyor biliyormusun?''gibi birsey dedi,kizardim,disari ciktim ve birdaha o eve gitmedim..Cgtay o siralarda bir Konsormatris kadinini dosat tutmus onun evinde kalmaya baslamisti..O eve kadin evde yokken Göneni götürmüs,bunu Yalimdan duyunca artik bardaga düsen son damla oldu ve birdaha onu da kizlarida görmedim..Bir süre sonra bana sattigi teybide evde bulamayinca,Yalim ''Sana ugradigi bir gün yürütmüs..''dedi..

(O Yillarda baslayan ve yillarca süren arkadaslik..En yakin arkadaslarimdan Yalim Türel ve Erdinc Akbas:
O yillarda ve yillar sonra benim evde Efkar dagitirken:)



)

Bütün bu olumsuzluklara ragmen o yil Istanbul Konservatuarinin Tiyatro bölümüne girmis vede kazanmistim..Söyle gelisti:
leventveziroglu
18 yasimi dolduracagim icin annem birkac gün önceden bana 500TL.vermisti,kendime istedigim hediyeyi alayim diye..
6 Ekim 1964 günü kimseye söylemeden(torpil olmasin diye)Istanbul Konservatuari Tiyatro Bölümünün sinavina girdim..Hocalar gerçi rahmetli annemi Tiyatrodan taniyorlardi ama soyadlarimiz tutmadigi için beni taniyamazlardi..Sansimada beni Dormen Tiyatrosunun Kulisinden taniyabilecek tek hoca Yildiz Kenter o gün sinava gelmemisti..2 tirad 1 siiri okudum ve sonuclarin okunmasini bekledim,okundu:145 kisinin arasindan kazanan 30 gencin arasindaydim.. birgün önce Kapalicarsinin ithal mallarini gizliden satilan dükkanlarindan Amerikan mali diye yutturduklari 2 mont almistim..ve birini ilk defa giymistim o gün yagmurdan bosanircasina yagan yagmurun altinda Beyoglu Istiklal caddesini Taksim-Tünel arasi gidip geldim,..Aslinda bayram yapiyordum..Evdekilerde sevindi tabii.Tabii ilk derste desifre olduk..Ne yalan söyliyeyim pekde disiplinki bir talebe olmadigim gibi,Yildiz Hanimi örnek alarakda oynamiyordum maalesef....Dik kafaliydim..Birgün Dormen Tiyatrosundaki soyunma odasinda Yildiz Hanimin PEMBE KADIN kimligi içinde fotografini çektim..Resmini gördügü zaman:Levent sen fotografçi ol! dedi bana..Galibada hakliydi..1ci senenin sonunda konservatuarda sinavlar vardi gene..1965 Nisan ayi olacak.Ben S.Somer isimli sinif arkadasimla ,annemin hocaliginda,2 oyun hazirlamistik..Birincisi Euridice(romantik bir oyun),digeri Borusunu Öttüren isimli bir komedi..Sira bize geldiginde sinav odasina girdik Sabite ile..Sahne önünde hocalar dizilmisler ve bekliyorlardi..Ilk oyunumuz Euridice yi oynarken salondan Yildiz hanim seslendi:Levent sesini yükselt! Konsantrem bozulmustu,cevap verdim:''Hocam,böylesine romantik sözcükler bagirarak söylenmezki.''.Bu itirazla ip orda kopmustu..2ci oyun olan komediyi biz oynarken,Yildiz hanimin disindaki hocalar kahkahalarla gülüyorlardi..Oyunu bitirdik salondan çoktik.Garip birsey oldu..Birkaç dakika içinde siradaki ögrencilerin sinava alinmasi gerekirken çok uzun bir süre kimse alinmadi içeri..Bazi tersliklerin oldugunu hissettik..O aksam açiklanan sinav sonunda ben kalmis,Sabite geçmisti..Birkaç gün sonra hocalarimdan Melih Cevdet Anday anneme rastlamis ve :Nisacigim biz bütün hocalar Leventin geçmesini istedik ama Yildiz hanim israrla birakti,son sözde onundu tabii..Böylece Tiyatro Istikbalim büyük ölcüde sonlanmisti..Annem hep'' 2 tür oyun stili vardir biri Avrupalilarin uyguladigi gibi tamamen teknike dayali digeri bizlerin uyguladigi gibi duyguya,yürege dayali.''derdi..Yildiz hanimin oyununun teknige dayali oldugunu onun talebesi oldugum dönemdeki su sözlerinden cikartabiliyorum:''Iyi bir oyuncu en romantik sahnede bile aksam yiyecegi yemegi planliyabilmeli'' benzeri birsey söylerdi ve bunu beklerdi bizlerden..Ben o tarz oynayamiyordum olmadi onun icin.. Türk Tiyatrosunun kökü büyük ihtimalle Şaman Törenlerine gider inancindayim ve o duygu yükü ile oynadiklarina inanmaktayim.Hatda bu konuda ki arastirmalar yapan ecnebi bilim adamlari Samanlik Kaabiliyetinin aile icinde gelisip ebeveynlerden sonraki nesillere gectigine dair bir kitap bile yayinlamislar gecen yüzyil: SAMANLIK VE TÜRKLÜK adi ile cevirisi yeni basildi....Anneannem rahmetli Kursun dökmesini bilirdi,el almisti önceki nesillerden demekki asli saman rahibesi idi diyorum eski nesillerin..Onun kursun döküsü bilinenden cok farkli,detayli ve seramonili idi..Birgün bana ''Ben yaslandim,ölmeden elimi vermem gerek,ama annen bu islerden pek anlamaz,gel sana vereyim elimi deyip vermisti..
Gelelim benim Tiyatro konuma,Konservatuardan atilmam(imtehani veremiyen kalan atiliyordu),benim istikbalimi büyük ölcüde degistirmisti..Birkac kücük deneme ise bunu eski Tiyatrocu Olmak Arzumu geri getirmedi..Askerde ise eskilerin degimi ile AKLIM BASIMA GELDI herhaldeki,askerlik sonrasinda annem ricami kirmayip beni yurt disina ikinci kez tahsil icin yolladi ve bu sefer onu mahcub etmedim..Ama bunlari ANILARIMIN IKINCI BÖLÜM üne sakliyorum tabii,eger okuyucular sıkılmadilarsa ve devam etmemi sisterlerse,BIRINCI BÖLÜM ise az sonra Metin in ve Annemin Hatira defterime yazacaklari son yazilari ile bitecek...
(Yildiz Hanimin 64-65 tiyatro sezonunda soyunma odasinda cektigim PEMBE KADIN fotografi:)


1064/65 Istanbul Belediye Konservatuari Tiyatro Bölümünün Eskrim dersinde dinlenme ani:

leventveziroglu
METININ SON YAZISI:5/6 Ekim 1964

Leventcigim,
Gecen yil son yazdigim satirlari bu gece birdaha okudum.Daha dogrusu bütün yazdiklarimi okudum.Hepsi cok dogru ve samimi seyler.Hepsi aninda ve icimden geldigi gibi yazilmis.Fakat ne olursa olsun hepsi bir cocuga yazilmis...Bu aksam ilk defa bir genc adama hitab ediyorum.
Fazla yazmiyacagim,zira sözlerimin biraz aci olmasindan korkuyorum.
Ama demek istediklerimi bir cümle ile özetlemek gerekirse ''Gidisinden memnun degilim!''derdim.
Senin yasinda bir insanin karakteri biraz kesinlesmis demektir.Ben ise senin karakterinde büyük eksiklikler bulmaktayim.Kücük yaslarindan beri sende müşahade ettigim ''Egoizm''ve ''Baskalarini istisma''huyun el'an ve bütün siddeti ile devam etmekte.Bunun yanisira ve ayni sekilde ''tembellik''at kosturmada.
Anneni ve bilhassa anneanneni tam manasi ile avcunun icine almis calistiriyorsun.Cesitli yollarla isine geleni kabul ettiriyorsun onlara,isine gelmeyenide yaptirmiyorsun.Belkide hayatta en korktugun ve cekindigin insan benim.Ama su son bir yil icinde benide o kadar bezdirdin ve küstürdünki....Bununda senin ne kadar aleyhinde oldugunu yillar gectikce daha iyi anlayacaksin.Üzüleceksin ama is isten gecmis olacak.Annen sen ve ben cok mutlu bir aileydik.Bugün böyle degiliz artik.Ben -farkindasin elbet- senin hicbirseyine karismiyorum. Ne istersen annenle karar veriyorsunuz ve oluyor!.....Oluyormu Levent? Oluyormu acaba?Gönlün rahatmi?
Ben bir cocugun yetismesindeki her problemi,bir cocugun yetismesindeki herseyin yerini,sirasini ve zamanini hepinizden iyi bilirim oglum.Benim usullerim biraz uzun vadelidir ama herkesinkinden cok ama cok saglamdir.
Zira ben mantigimi kullanarak hislerime gem vurmasini cok iyi bilirim.Bunu kontrol etmekde cok basit.Benim hayatimi ve yaptigim isleri söyle bir gözünün önüne getir ve düsün.anlarsin.Ama bu tecrübelerden ne sen nede annen istifade edemediniz.Bu satirlar senin defterine yazdigim son notlardir.Levent,gidisinden memnun degilim.Sen bu hay huy icinde,bu havai kafa ile devam edersen o cok sevdigin aktörlük isindede basari kazanamazsin.Daha dogru dürüst calisma zevkini kazanmadan dünyanin en güc meslegine atiliyorsun.Üstelikde mektebine girecek....Konservatuarda hic okumadanda cok iyi aktör olunabilir. Misalleri cok,biliyorsun.Konservatuar mezunu olarakda cok iyi aktör olunabilir.Onunda misalleri cok.Ama Konservatuardan ayrilip iyi aktör olunamaz.Insan sadece kompleks kazanir o kadar bilmem ne demek istedigimi anlatabildimmİ?
Benim icin,senin konservatuara girmen zamansizdi.Ama mademki ben hicbirseye karismiyorum ve annenle senin karariniz bu,öyleyse sana son bir tavsiyede bulunayim:Bütün zevk ve eglencelerin mesleginden sonra gelsin.Cok calis ve nekadar büyük aktör olursan ol,kendini büyük görme.(bu cümlenin altini cizmis.L.)
Baska bir diyecegim yok.Insallah aktör olursun ve basari kazanirsin.Aramizdaki hayli zayiflamis olan sevgiyi kuvvetlendirip degerlendirmek ve eski haline getirmek sadece senin elinde.Bunu istenen(okunamadi L.)benim seni görmek istedigim gibi olmaya calis.Bunda fayda vardir oglum.
Dogum günün ve 18 inci

Yasini kutlarim.

(Imzasi)
6 Ekim 1964
Ayazpasa

......................................................................

6 Ekim 1964 gecesi

Bu gün Istanbul Konservatuar imtehanini kazandin.Insallah seneye Ankarayida kazanirsin ve iyi okur iyi bir aktör olursun.
Görüyorumki bütün dostlarin sana yardim etmeye calisiyorlar.Ama sende seni sevenleri sevmeli ve saygi göstermelisin..
Bugün seni tebrik ederim.
Fakat asil istedigim ilk oynadigin piyesi
görmek ve seni asil orada tebrik etmektir.
Hadi bakalim ilk firsatta bize tebrike layik
bir oyun göster.
gözlerinden öperim..
Metin

Not:Bundan önce yazdiklarimi hic unutma
ve herzaman seninle iftihar etmek
istedigimi bil. M.
leventveziroglu
METININ SON YAZISINA kücük bir yorum..Aslinda dikkat ettinizmi anilarimla ilgili yorum yapmamaya özen gösteriyorum ama bazen birkac kelime olsun gerekiyor..

Kendisinden 9 yas büyük olan annem ve 28 yas büyük anneanneme:''Ben hepinizden iyi cocuk terbiye ederim,benim tecrübelerimden faydalanamadiniz''sözü ise bugün oglum ALICEM den bile kücük,yani 29 yasindaki bir genc adam icin cok iddiali..
''Asil istedigim seni ilk oyunda seyredip tebrik etmek''cümlesi:
Hatira defterimde 1965 yilinin Ses mecmuasindan koparilmis bir sayfacikda fotograf ve yazi var..Fotografta Annem bir koltukda oturmus,bende koltugun koluna oturmusum ve kolumuda annemin omzuna yaslamisim..Altinda kelimesi kelimesine su yaziyor:ANNESININ YOLUNDA:Nisa Serezli nin ilk esinden olan oglu Levend Veziroglu...Annesinin evde rol ezberledigini göre göre,bu sanata karsi bir heves uyandi Levendin icinde.Sonunda kararini verdi.Annesine istegini acti.Annesi Nisa Serezlide oglundaki bu güzel arzuyu kirmadi ,ona ''Peki''dedi.Fakat Levendin iyi bir hoca elinde yetismesi,basarili bir oyuncu olmasi lazimdi.Bunun icin,Avni Dilligil'e müracaat edildi.Memleketimizin basarili tiyatrocularinin hocasi olan Dilligil,Levend'e ''KIRMIZI FENERLER''de güzel bir rol verdi.Simdi Levend bu rolde her gece alkis toplyarak annesine layik bir evlat oldugunu gösteriyor..
Oyun Yunanistanda bir genel evde geciyor,orda kadinlarin problemleri,yasamlari anlatiliyor..Melodram bir oyun,benim rolüm ilk perdede ve Genel Ev e ilk gelen bir delikanliyi oynuyorum,sonra ordaki bir fahiseye asik oluyor ve evlenmeye ikna ediyorum devaminda ise Dayimin zoru ile fahiseye gelip vaz gectigimi söylüyorum..
Annem Metin ve Haldun abi oyunu seyretmeye geldiler..1ci perdeden sonra Metinde Haldunda cekip gitmis..Oyunun sonunda annem geldi sahne arkasina hen tebrik etti hemde gidenlerin yerine özür diledi,acil bir isleri ciktigini söyleyip..Pek kimse yemedi tabii..Özellikle Avni bey cok üzüldü..Annemin sonradan anlattigina göre ''müstehcen'' bulmuslar..Iyide hep bana ögrettikleri sey,yani :OYUN BITINCE BEGENSENDE BEGENMESENDE SAHNE ARKASINA GIDIP,OYUNCULARI TEK TEK TEBRIK ETME DÜSTURU neoldu?
Metin bu son yazisindan sonra birdaha defterime birsey yazmadi..Sadece bana 1967 yilinda Almanyaya bir mektup yazip..Annemle ayrildiklarini ama dostluklarimizin devam edecegini,nezaman yardimina ihtiyacim olursa ,orda bulunacagina söz veriyordu..Ancak neyazikki bu söz KAR'a yazilmis gibi eridi gitti maalesef..
leventveziroglu
ANNEMIN SON YAZISI:
6 Ekim 964
Sevgili Yavrum,
Bu defteri sana 18 yasina bastigin gün vermek üzere bir yasina girdigin gün hazirlamistim.Bana o zaman,bugün(alti cizilmis.L.) cok uzak geliyordu,belki göremem saniyordum.

Ama nihayet o mutlu gün geldi catti.

18 sene icinde iyi kötü pek cok unutulmaz hatiralar dolu gecti,Hastaliklarin yaramazliklarin beni üzdü,basarilarin tatliliklarin beni sevindirdi.

Sana karsi sevgimin üstünde (her anne cocugunu sever) anlayisli bir anne olmaya calistim.Baskalari sana olan müsamahamin , zaafimin ,yumusakligimin ,senin zararina olacagini söylerlerdi.
Ben buna inanmadim.......
Bugüne kadar seninle iftihar ettigim bir cocuktun bugünden sonra gene annesi olmakla gurur duyacagim bir delikanli olmani isterim.

Artik kendi yolunu kendin cizeceksin(gene alti cizilmis.L.),ben sana sadece yardimci kalacagim.Hayatta layik oldugun basariya,mutluluga erismeni candan dilerim.

Sana son sözüm su olacak HAYATTA HERSEY INSANIN KENDI GAYRETINE BAGLIDIR ''MUTLULUK'' BILE ,kendi kader cizgimizi gene kendimiz cizeriz,bunu unutma.Onun icin sana Şans degil
kendi şansini yaratmani dilerim.

18 yasinla baslayan hayatinin bu dönüm noktasinda benim sevincim ölcülemiyecek kadar sonsuzdur.Senin saadetin benim saadetim olacak yavrum.

Nisa

Bugün tatli bir tesadüf
Konservatuar imtehanini kazandin
ugurlu baslamis oldun..
leventveziroglu
ANNEMIN SON YAZISINA kücük bir yorum..
Burda ki ''BASKALARI SANA OLAN ZAAFIMIN,YUMUSAKLIGIMIN,SENIN ZARARINA OLACAGINI SÖYLERLERDI.BEN BUNA INANMADIM.''sözünü kimler icin söylüyor bilmiyorum ama tahmin edebiliyorum..
''ARTIK KENDI YOLUNU KENDIN CIZECEKSIN'' sözünü ise tam 34 yil sonra,6 ekim 1998 gecesi rüyamda söyledi..Piril piril isiklar icersinde idi ve bir yildizdan bir digerine aninda gidebildiginide ilave etti..Bundan sonra kendi ayaklarimin üstünde durmam gerektigi cümlesi ile kayboldu..

ANILARIMIN ILK BÖLÜMÜ aslinda burda bitiyorsada,biraz tadilata ihtiyaci var..bazi unuttuklarim oldugu biliyorum,araya onlari ilave edip,son durumu gözden gecirmeliyim..
Bu arada okuyuculari sıkmamak icin bir ara bölüm koyucagim..Bu bölümün adi :BENDEN ÖNCE olucak ,yani annem ve babamla ilgili ben dogmadan önceki bilgileri MEKTUPLAR,NOTLAR ve EVRAKLAR araciligi ile vermeyi düsünüyorum..
Sevgiler-Levent Veziroglu
leventveziroglu
BENDEN ÖNCE ki dönem:
Annemin annesi Hayrünnisa ,yani anneannem 1905 yada 1907 yilinda Cankirida dogmus..Cankiri Kadisi (KITIR) Ahmet efendi ..


(Ahmet Efendinin RAKI KARAFI..En az 120 yillik)
(KADI: bildigim kadari ile dini hakim yada savci oluyor ama Ahmet efendinin RAKI KARAFI hala bende sakli!.)ve Adeviye UNCOK(degirmen sahibesi) un 3 kizindan ortancasi olarak..Birde agbeyileri varmis,anneannemden dinledigime göre,1.Dünya Harbinden verem hastasi olarak dönmüs..Iyilesir diye Günes altinda bekletirlermis ama sonsuzluga ucmus gitmis..O yillara ait parca parca hatirliyordu anneannem ,Birincisi Alman askerlerinin Cankiriya gelisleri ve cocuklarin fotograflarini cekmek isteyisleri..Cocuklari bir hizzaya getirmek icin postallari ile kabaca vurmalarini.Sonra yakinda bir tekke de zikir yapanlari delikten seyrettiklerini;seyrederkende ordakilerin kendilerine sis batirdiklarini,sonra Seyh lerinin o batirdigi yere tükürük sürmesini ve yaralarin kanamamasini..Derken bir sabah erkenden komsulari sucuk pastirma tüccari Tatyos efendi ile Haykanus un gelip;''Bizleri topluyorlar,aman bizi saklayin''demelerini ve onlarinda bu aileyi birkac gün misafir edislerini ve tehlike gecince onlara kiyafet verip Istanbula yollamalarini anlatirdi..Anneannem Teyzesinide cok eli acik ve yemek yemesini cok seven biri olarak tarif ederdi..Teyzesinin bacaginda yara acilmis ama kapanmamis,o günlerde Padisahin Bas-Hekimi ordan gececekmis,teyzeyi yola indirmisler,diger hastalar gibi..Bas-Hekim söyle gecerken bir bakip:''Bacagi keserseniz yasar yoksa ölür.''demis..Teyze kestirmem demis,Teyzesinin ölümü ile ,yetim kalan vede Teyzesinin esinin ilk hanimindan olan ve adam ölünce Teyzenin bakmakta oldugu ama oda ölünce bizimkilerin bakip büyüttükleri 1898 dogumlu Emin Sait Ersan,yetim olarak bizimkilere kalmis.(Bu hikaye bana böyle anlatildi isede,bazi süphelerim var.belkide benim hüsnü kuruntumdur..).iyi okumus,Ahmet bey onu Mülkiyeye yollamis,oda mezun olunca anneannemle evlenmis..Sonra anneannemi alip Istanbula yerlesmisler..Emin Sait Bey mülkiye müfettisliginden istifa edip Mucip Veziroglu adli bir ortakla Gümrük Komisyoncusu olmus.Cok basarili bir isadami olmus..Birde kizlari dogmus adini Nurinnisa koymuslar....Tam o günlerde dogum icin Cankiridan ablasinin yardimini gelmis anneannemin kücük kiz kardesi Müzeyyen hanim,alis verise gittigi Pazar yerinden heyecanla nefes nefese eve gelip şöyle söylüyor"Pazar yerinde Tatyos efendi yi gördüm küfecilik yapiyor..Emin Sait derhal pazara gidip Tatyos Efendi yi ve esini bulup eve getirtiyor..O günden sonra annem 2-3 yasina gelene kadar bizim evde yasiyorlar..Sonra birgün Vapur biletlerini alan Emin bey onlari Amerikaya ugurluyor.(.Tatyos Efendi ve Hayganuş ile annemin iki resmi vardi 1 yaşlarina ait..Vefatindan birkac yil önce basina verecegini söyleyip benden aldi ama birdaha getirmedi)

(Resim:Annemin Bebekligi)


(Buda Emin Sait beyin Kizi NURINNISA ya Bükresten hediye getirdigi Macar-Tasbebegi)

.Anneannemin anlattiklarina göre tam 24 adet metresi olmus Emin Bey in..Birkismini yurt disindan,özellikle Fransadan kücük Nisa ya Mürebbiye (dadi) olarak getirtiyormus,hem anneme dadilik yapiyormuslar hemde dedenin gönlünü yapmakta imisler.Buna bir süre katlanan anneannem bu Metres-Mürebbiye lerden biri ile arkadas bile olup beraberce bir ikinci metresinin evini basmislar..Bu son nokta da evde cikan münakasa sonunda Anne annem kizi Nisayi alip evi terketmis..ve emin den ayri oturmaya baslamis..

( Kizilcahamam Ilkokulunda,Ögretmenin yanindaki)

Önce Kizicahamam da müddei umumilik yapan büyük enistesi Vehbi Tetik ile ablasi Münirenin yanina yerlesmis ve bu sürede annem ordaki köy ilkokula gitmis.Ilkokul sonrasinda (Ismet Pasanin özel Kalem müdürlügünü yapan,Mülkiye Marsinin -hani EY VATAN GÖZYASLARIN DINSIN diye baslaryan Müliye Marsinin yazari ,ve mülkiyeden Emin Sait in in sinif arkadadasi) Cemal YESIL ve Esi anneannemin kücük kizi Müzeyyen hanimin yeni kurulmakta olan Ankara-Bahcelievlerdeki evine tasinmislar.. ..(Konu ile direkt ilgili degilsede annemin dürüstlüge örnek olarak gösterdigi Diyarbakir li Cemal Yesil ile ilgili anneannemin bir anisi:2.ci Dünya savasi sirasinda,anneannem onlarda kalirken,bir aksam yemekte Cemal bey esine''Devletin elindeki un ve seker stoklarinin cok azaldigini ''söylemis..Anneannem bunu duyunca ertesi sabah dogru bakkala gidip 2 ser 3 er cuval getirtmis herbirinden..Aksam olup Cemal Bey eve gelince bunlari görmüs ve sasirip sormus:''Bunlarda nerden cikti?''Anneannem,enistenin kendisini takdir edeceginden emin''Hani dün aksam ,stoklar azaldi demistiniz ya!! Bende bitmeden eve aldim isteee.'' Cemal Bey cok üzülmüs ''Hemsire,biz devletin basindakiler bunu yaparsak halk neler yapmaz.Bizim halka örnek olmamiz gerekirken bu cuvallari böyle toplarsak ,stoklar daha da erken biter,lütfen bunlari yarin iade ediniz.''Anneannem saskin ve üzgün iade etmis caresiz..) Ankardaki dönemde annem Ankara Maarif Kolejinde devam etmis ortaokula..Lisey cagina gelince ise babasi Emin Sait onu yanina getirtip Erenköy Kiz Lisesine yatili olarak yerlestirmis..




.Artik coktandir zengin bir insan olan Emin Sait,devamli kaldigi Park-Otelde kizi Nisa ya da ayni otelde bir daire ayirtmis ve hafta sonlari Kiz lisesinde yatili okuyan kizi geldiginde o dairede kalirmis..Annem bu otelde Erenköy Kiz Lisesindeki sinif arkadaslarina caylar verir Party ler düzenlermis..

(Annem Erenköy Kiz Lisesinde)



Bu arada Emin Sait bey,son Flörtü Nezahat hanimla yasamaya baslamis..Nezahat (NEZI) annemle arasini öyle iyi tutmuski,annem kendi annesinden babasini bosamasini diler olmus..Bu arada Emin Beyin ortagi Mucip beyinde Rum oldugu icin evlenemedigi ama yillardir süren romantik aski Despina Büyük Adada oturmakta..Emin beyde yazlari artik büyük adada gecirmekte..ve Mucip Beyin yegeni Bülent Veziroglu(babam) ile annemi tanistirmislar..Babam annemi annemde babami cok begenmis..Baba elini cabuk tutup sinemada annemi öpünce,annem babama tokad atip,beni kötü kadinmi sandin diye aglamis..(Nasil türk filmi gibi diilmi?)

(Resim:Annemle Babamin flört dönemi)



Dedem Mahmut bey,babam Bülent Veziroglunu Isvicreye (Lozanda)Science Politic (hariciye) okumaya yollamis..Emin Saitin annemle arasi iyi olan son flörtü ve yeni esi Nezi de annemden yana destek koyup anneminde Babam Bülent veziroglunun yasadigi sehre Lozana Mimari tahsiline yollatmis..Oraya gider gitmez babam annemi Nisanlim Geldi diye takdim etmis..Bir müddet sonra Nezi de Isvicreye gidip bir süre kalmis ama annem ilk defa üvey annesinin nekadar findikci bir hatun oldugunu farketmis..Bununla ilgili elimde bir müsvette mektup var,biraz uzunca..babaya yazilmis ama yollandimi bilmiyorum..Nezahatin Istanbula dönüsünde Emin Saitle kizilca kiyamet kopmus..Bir müddet sonra Emin Bey Büyük Adadada(Iskelenin sol karsisindaki bina otelmis..) kalp krizi gecirmis(Ayni annem gibi) vapura koyup yollamislar ama sonsuzluga ucup gitmis..
Emin Beyin cenazesine gelen annem ,ölmeden yüzünü görememis..sonra babamda Istanbula gelmis ve Park Otel de dügün yapmislar,Yahya Kemal sahidi olmus..7 ay kadar sonrada Lozanda ben adim atmisim bu Dünyaya..

(Annem ve Babam Dansta,Park Oteldeki dügündenmi yoksa bir cay danmi bilemiyorum.)




Benim gözümde annem:Isik sacan bir insandi,girdigi her toplulukta sempatisi ve samimiyeti ile dikkati cekerdi,kisa zaman icinde herkesin sevgilisi olurdu..Bugüne kadar annem Nisa Serezli yi taniyipda sevmemis tek bir insana rastladim...Tam bir Atatürkcü idi..Ataya hic söz söyletmezdi ve onun cocugu olmaktanda iftihar ederdi..Tiyatro basladiktan sonra her Tiyatrocu cocugunun basina gelen benimde basima geldi..Pabucum dama atildi..Vaktini veremedigi icin ,imkaninin ötesinde maddi destek verdi..
Babam Bülent Veziroglu (Tam isimle:Hüseyin Bülent Nevsehirli Veziroglu)1921 yilinda Istanbulda Dünyaya gelmis..Birde kendinden 1 yas kücük Fikret VEZIROGLU isimli kardesi olmus..Hicde anlasamamislar maaleasef ama bunda payin büyük ölcüde taraf tutan Mahmut beyde oldugu söylenir..Mahmut bey hep babami kayirirmis..
Dedem;Mahmut Mazhar Nevsehirli Veziroglu,Kayserinin Tavlusun köyünde dogmus..Istanbula gelip hukuk tahsil etmis..Bir Molla nin yaninda staj yaparken ,vefat eden,9cu Posta Telgraf Naziri Hüseyin Hasip Pasanin 4cü esi nin veraset islerini takip etmekle görevlendirilmis..Kosuyolunda,simdiki Kalp-Vakfi civarindaki köske girip cikarken ,evin kücük kizini tavlamis..ve evlenmisler..Dedem biraz kaba sakalari olan bir insandi..Birgün köskde bahceyi sularken,icerde piyano calmakta olan esini hortumla ıslatiyor ve kücük hanim zatürüye oluyor..(Hadi bir türk filmi hikayesi daha.AMA DOGRU)..Kücük hanim atesler icersinde yatarken,Amerikada tip tahsili yapmis genc bir doktor eve getiriliyor..Doktor Kücük Hanimi YENI BIR METOD dedigi sekilde,buz dolu küvete sokuyor..Kücük hanim maalesef iyilesmiyor ve sonsuzluga ucuyor..Babam ve Fikret amcam 7-8 yaslarinda..
Annem Babamin anne tarafini ,Büyük hanimdan dinlemis..Söyleki..
9.cu Posta Telgraf Naziri Hüseyin Hasip Bey,bir is icin Rodosa gidiyor..Orda Adanin idari Basi(artik valimi,belediye baskanimi bilmiyorum)nin kücük bir kizi var..Pasa ,kizi görüp asik oluyor ve babasindan istiyor..Babasi olamaz diye itiraz ediyor zira,kiz 16 yasinda,pasa 65 yasinda ve 3 tanede hanimi var..Ama pasa aba altindan sopa gösterip:Hakkinda Ferman Cikartirim.''deyince,Baskan ''O zaman kiza soralim ''diyor..ve o zaman 16 yasinda olan,yillar sonra Dedem Mahmut beyin kayin validesi olucak ve evde BÜYÜK HANIM olarak gececek kücük kiza soruyorlar..(Büyük Hanimi hayal meyal hatirliyorum,beni kucaginda gecdirirdi,adi aklima gelmiyor ama.)Büyük hanim anneme durumu söyle özetlemis:''Bana Bu pasa ile evlenirmisin diye soruldugunda,perdeyi aralayip pasaya baktim,kordonlar,sirmalar,madalyalar arasinda biri,Padisah gibi biri..Olur dedim..Erkek nedir evlilik nedir zaten pek birsey bilmiyordumki..''ve 4cü esi olarak evlenmis..Pasanin bu hanimdan(büyük hanimdan)bildigim kadari ile 3 oglu (Salih,Asim,Fethi)1 de kizi (Emine Refia)olmus.Kizin(baba annem) dogumunda Abdülhamitden eve 2ci sinif bir nisan ve tebrik mektubu gelmis(bunlar kardesimde),birde eliyle yaptigi bir besik..
Hüseyin Hasip Efendi ,döneminde bildigim,onun Sirkecideki BÜYÜK POSTAHANE Binasini yaptirtmasi,ayrica ,Galatasaray Lisesi karsisindaki binayida Rumlardan alip onuda Beyoglu Postahanesi ne dönüstürmesi..Bu arada Hicaz a demir Yolu projesi hazirlatmis.bu projeyi babam göstermisti,sanirim kardesimdedir..Ömrü vefa etmemis sadrazamliga yükseldikten 1 hafta sonra vefat etmis..Tutucu bir insan olsa gerek,elimizde bir Italyanın cektigi tek bir fotografi var..Günah diye fotografda cektirtmezmis..Vefatindan sonra Dedem Mahmut bey,kösklerine girip cikmaya baslamis,veraset isleri ile ilgili az önce yazmistim..
Babamin anne tarafi böyle,ben o tarafa ait bazi akrabalari cok nadir olarak tanimak firsati buldum..Hepsi birkac dil bilen,evlerinde piyano kültürü olan zarif insanlardi,maalesef pek dedem gibi degil..Dedemide severim ama bu insanlara göre kaba saba idi..Genede askina ihanet etmedi ve birdaha evlenmedi..
Babamin baba tarafi ise,bugün Yunanlilarin elinde olan EGRIBOZ ADASI nin voyvodasi ALI AGA nin oglu IBRAHIM e dayanir..Kücük Ibrahim Nevsehirden Istanbula gelip,Saraya Ahci Yamagi olarak girer,yükselir ve sonunda Sadarazam olur,ve nihayet 3.Ahmedin kizi FATMA SULTAN lada evlendirilip,Sadrazam Damat Nevsehirli Ibrahim Pasa olur.Baba sülalesi eldeki soyagacina göre onlara dayanir,yani bir yerdede 3.Ahmede..Benim aklimi kurcalayan su..Ibrahim Pasanin birde 2ci esi olmus..Onun cocuklari neoldu peki??Ibrahim Pasa malum bugünkü Romanyanin(ozaman Macar)CLUJ NAPPOCA sehrinden(3cü esim bu sehirdendi ve o hanimdan Elisa Nissa JINGA isimli basarili bir piyanist kizim var yurt disinda) matbaaci bir ustayi getirtip müslüman Ibrahim Müteferrika yapiyor,ve ilk matbayi kurduruyor..
Sonra Lale Devri ve Patronu Halil Isyani..Dedemi hainlere teslim edisleri..Bir süre Devleti nerdeyse Ihtilalci Patronu Halil idare ediyor Pasa olup..ama sonunda sarayda bir toplantida,padisah odayi terk edip Bostancı basi odaya giriyor ve Halil in önce kolunu sonra basini kesiyor..
Babam hem Cumhuriyetci hemde Osmanli ci idi..Osmanliligi ile iftihar eder,Atatürkü de dilinden düsürmezdi..sosyal demokratdi ve CHP den baskasina oy vermedi..Babamin akrabalarini gördügüm zaman ,bana:''OSMANLIYIZ DIILMI?''derler tasdik beklerlerdi..Nevarki hicbiri Atatürk yada Cumhuriyrt karsiti degildi..O dönemi tarih sahnesine gömmüslerdi..Babam Bogazda otururdu..1975 yilinda ,komsu bir köskde yasayan yasli bir adam antika Osmanli esyalarini satisa cikartmis..Babam haber verdi..o zaman ilk evliligimi bir Fransiz hanimla sürdürüyordum..Babam ben ve esim Daniella ,o köske gidip satilik esyalara bakarken ,laf nerden geldi ise Cumhuriyrt ve Atatürk e geldi,ev sahibi anlamsiz birseyler söyledi..Ben sinirlendim,babam kulagima''Ne dedigini bilmiyor ,aldirma!!'' dedi de kavgasiz ciktik..
Bizim baba tarafinin Osmanliligi bugünkünden farkli idi.Hem herkes Osmanliligi ile iftihar eder,hemde bunun gecmisde kaldigi ve siranin artik Cumhuriyetde oldugunu benimsemislerdi..Bunlarin arasinda 5 vakit namaz kilanlarda vardi,icki icip kumar oynayanlardi,ve kimse kimseyi kinamazdi hatta karismazdida..
Nevsehirli Damat Ibrahim pasa ve esi Fatma Sultan,yasarlarken bir aile vakfiyesi kurmuslar..Bu vakif a Cumhuriyet döneminde el konmus ve Vakiflar Genel Müdürlügüne birakilmis..Bizlere ordan yilda sembolik rakkamlar verilmekte..Azinlik-Vakif larinin iadesi söz konusu olmasina ragmen bu Osmanlidan kalma aile vakiflari na ait bir ses yok maalesef..

(Resim:Anneannem okul arkadaslari ile)

leventveziroglu
BABASINDAN ANNEME BIR MEKTUP,20 Eylül 1943 günü Emin Sait Bey Büyük adadan,kizi Nisa'ya su mektubu yaziyor:
Birtanecik Mikicigim,
Ankaraya Döneli,Bana yazdigin ilk mektubu dün aksam,gec vakit aldim.Postaya yetismesi ihtimali olsaydi,evdeki bir sürü misafiri falan dinlemeyecek,hemen cevap yazacaktim.Fakat nasil olsa yarinki postaya kalacak,sabah sabah,açik zihinle yazayim dedim,bugüne biraktim.Görüyorsun mektup hususunda hic ihmalci olmadigim gibi,birsürü islerim yüzünden mektup,hatda cevap yazmaya vakit bulamayacak vaziyettede degilim.
Yalniz bu hafta bazi prensiplerim var.Bu prensipler belki sadece-HUYSUZLUK-tan baska birsey degil.Bunun bende biraz farkindayim amma ne yaparsin bir taraftan Yas ilerliyor bir taraftanda-SEKER*-artiyor ve nihayet huylu huyundan vaz gecemiyor.
Sen Ankaraya döndügün zeman ,esasen huysuzlugum üstümde idi. -15 GÜN ICIN DEGILMI?-diyerek bana Allaha Ismarladik demeye gelmemis olman,hatta bunun icin itizar bile etmemen,Ankaraya gider gitmez-ISTANBULU- ve -ISTANBULA DÖNMEYI- benimle pek alakadar degil gibi görünen bir sekilde istemen beni büsbütün huysuz etti.telefon etmemekligimin sebebi bu. Mektup meselesindede -SENIN DAHA EVVEL YAZMAN- lazim gelecegi zihnimde yer etti,bu fikrimi bir türlü degistiremedim,hatta bircok seferler yazmak istedigim halde dogrusu elim varmadi.Aradan vakit gectikce inadim artti,dislerimi sıktım ve sonuna kadar dayanmaya karar verdim. Nihayet mektubun geldi ve öfkem dagildi, inadimda tabii kendiliginden kirildi.Mesele kalmadi.Hicolmazsa simdilik.
Ilerde bu meseleyiyeniden ortaya atmakligim ihtimali vardir.
fakat mektupla degil,bu bahsi seninle münakasa etmek ve bu yaz Istanbulda oldugun halde,beni Ankarada bulundugun zemandan daha az arayip sormus olmanin ,bana karsi olan hislerinle alakasi olmadigina beni kandirmani teklif etmek niyetindeyim.Bakalim.
Islerime gelince:Sen gidelidenberi heman heman temamile bos oturmaktayim.Müthis bir tembellik üzerime cöktü.Eskisi gibi haftada üc defa degil,bir defa bile Istanbula inmiyorum. Bu yüzden sihhatim hayli istifade etti, fakat islerim bu istifadeyi pahalica ödedi. Fakat baska türlü yapmaya imkan yoktu. Son aylarda bosu bosuna ve lüzumundan cok fazla yoruldum. Bir isede yaramadi.
Kisi Adada gecirecegim.Bildigin Apartmanda degilde,Nizam Yolunda daha uygun bir ev tuttum, orda kalacagim. Ara sira Istanbula inersem otelde kalirim diye düsünüyorum.Sen Isvicreye gitmekten niye ümidini kestin?
Yakinlarda Ankaraya gelmek niyetinde degilim.Fakat belli olmaz.Gelirsem haber veririm. Gar'a gelir karsilarsin.
Gelirken dayi beyin kalemini getirmeyide unutacak degilim.Ethem** icin ne getirmekligim münasip olacagini bana yaz. Mektebe baslamissa ona göre münasip bir hediye alayim.Mektubunda ondan hic bahsetmedigine göre galiba aran pek iyi degil. Tabiii cok sürmez, barisirsin.
Klube ,Cevdet beye ve digerlerine dair verdigin havadisler beni pek alakadar etti amma,sen burada olmadigin icin bu dedkodularin tadini cikaramadim. esasen adada simdilik sükunet hüküm sürmekte, Cevdet Bey hikayesi bile eskilere karismis görünmekte. Herkes göc e hazirlanmakta ve Ada bosalmakta. Bakalim kisi nasil gecirecegiz? Mucip*** oruc tutuyor,pazar günleri bile sehirde kalip bizim -PAZAR NAMAZI- namini verdigimiz ögle namazini Cami de kilmak icin Adaya gelmemektedir.Yalniz Despina*** ara sira geliyor.Zeki bey birkac gün kaldi,Istanbula indi.Belki bugünlerde yine gelir. O gelince evin ici -BEZIK,POKER,TAVLA- partnörleri ile doluyor, bayram günlerini andiriyor. Saidin**** gelisi ise büsbütün aksine ,evden adam eksilmis hissini veriyor,büsbütün münzevilesiyoruz.Senin verdigin haberlerin yaninda pek tuzssuz kalan bu havadislere devam etmek niyetinde degilim,simdilik baska yazacak birseyde yok. Fakat bir iki gün icinde tekrar yazmak istiyorum.Bol bol gözlerinden öperim benim birtanecik Mikicigim.

EMIN SAIT


(Resim:Annemin babasi:Emin Sait Ersan)

Ve mektubun orjinali:

............................................

NOTLAR:
*SEKER:Emin Sait Bey seker hastasi ve bu mektubu yazdiktan takribi 2 yil sonra sekerin yol actigi kalp ve damar sorunlarina bagli olarak kalp krizinden vefat ediyor,ayni kizi Nisa Serezlininde 1992 Agustosunda karsilasacagi durum gibi..(ve simdi ben 13 yildir seker hastasiyim..Du bakali nolucak!!)
**Ethem:benden tam 10 yas büyük kuzenim Ethem Yesil..Karinca ezmez bir insandi ve cok sevilirdi..1989 da vefat ettiginde annem söyle dedi:''Ethemin babasi Cemal Yesil,benim babamin cenazesini kaldirmisti,simdi ise ben Ethem in cenazesini kaldiriorum ..Ne garip!!''
***Mucip bey ve esi Despina: Mucip bey Annemin babasi Emin Sait Ersan in is ortagi,ayni zamanda babamin amcasi..Despina ise nikahsiz ama nikahli gibi yillarca beraber romantik bir askla severek yasadigi rum kizi.
****Said :Bence kendisinden bahsediyor..

(Bu resimde ne diyebilirsiniz?Üst üste cekilmis 2 resim..Biraz dikkat ederseniz bir tanesinde annem Akordeon caliyor..Güzel akordeon caldigini hatirliyorum.Ve elimdeki tek akordeonlu resmide bu:)
leventveziroglu
ANNEM ISVICREDEN BABASINA YAZIYOR..Aslinda fazla özelemi giriyorum diye düsündügüm olmuyor degil..Ama ben bunlari birer belgesel olarak görüyorum ve zaten ilgili kisilerde coktan sonsuzluga göctüler..
Babasi annemi Mimari okusun diye Lozan'a yolluyor..Babamda orda ve annemi nisanlim diye karsilayarak Türk Talebe muhitine takdim ediyor..

(resimler :Annem ve Babam Isvicrede tahsil döneminde)






Bu yollayisda annem babasi Emin Sait in ikinci esi nezahatin yakin destegini görüyor,zaten onu sirdas ve yakin arkadas olarak almis babamla ilgili hislerini bir ona anlatmis, Nezi kendini öyle göstermis..Isvicrede okurken,üvey annesi de babasi Emin beyi razi edip bir süreligine Lozan a geliyor..Bu süre zarfinda annemle nisanlilik döneminde sayilan babamin arasini acmakla kalmayip orda pek kirmadigi cevizde kalmiyor..Bunlari bu buldugum müsvetteden yaziyor ve cikariyorum..Bu müsvetteyi annem,mektup haline getirip yolladimi yollamadimi bilmiyorum..Uzunca bir mektup..Filtreden gecirecegim yazarken tabii..ve gerekirse sansür koyabilirim..
YIL SANIRIM 1945(yada 44) LOZAN dan yaziyor!

Canim Babacigim,
Bu mektuba basliyabilmek icin günlerce degil aylarca düsündüm.Bilmiyorum gene yazmakla hatami ediyorum?Yazmasam dahami iyi olacak ,fakat bir an icin sizin sevginizi kaybetmek fikri bana herseyi yaptirabilir.Emin olun babacigim.(BURDA BIR BOSLUK BIRAKMIS.L.)
Samimiyetime inanin babacigim,ne yapacagimi sasirmis vaziyetteyim. Aylarca size birsey bildirmeden cektigim azab ,yalniz sizin saadetinizi düsündügüm icindir. Cektigim azabi anlayin fakat artik son mektubundan ögrendimki (burda herhalde üvey annesinden(Nezi'den) gelen mektuptan bahsediyor. L.) aramizda yikilmis bir dostlugun eski hatiralarina ve ................da hürmeti kalmamis.Dokuz senelik dostlugumuzun sükutu muhakkakkibenim icin cok aci oldu.Artik ondan herseyi bekleyebilirim. Yakinda Türkiyeye dönüyormus. Korktugumu itiraf ederim babacigim..Beni sizin gözünüzden düsürecegine,sizi benden sogutucagina,sevginizi elimden alacagindan,YALAN söyliyeceginden korkuyorum. Cünkü onun,Annesinin, Babasinin,Serefinin,Namusunun üzerine .............titremeden yemin edisini gördüm ve nefretle ögrendim.
Babacigim sakin bana gücenmeyin.Onun zekasinin,kurnazliginin ,ikiyüzlülügüne dokuz sene aptalca kandiktan sonra,artik onun herseyi yapabilecegine inandim.
Sizki benim Dünyada gördügüm insanlarin en zekisisiniz,sizi bile kendi safiyetine,masumiyetine inandirdi. O ki sizin yaptiginiz iyiligi anlamadi benimkini nasil anlasin?
Fakat artik herseyi yazmaya karar verdim.
Sizin saadetinizi düsündüm ,Nezahati seviyordunuz,mesuttunuz.Bunu sarsmaga katiyyen hakkim yoktuki..Size yalvariyorum Babacigim beni affedin:Hafizamda büyük bir yer etmis olan REBECCA romani kahramanina Nezahatden daha uygun bir tip olamaz.
Tarihleri hatira defterimden tetkik ederek yaziyorum :...............
...............Nezi'yi BUCHS Isvicre hududunda karsiladim,sevincten deli gibiyiz, Birkac aylik tatilden sonra mektebe dönmüs,tekrar birbirini bulmus candan arkadaslar gibi,tekrar tekrar sariliyor,öpüsüyor,gülüyor,agliyoruz. Bunu takip eden Lozan daki birkac hafta hemen hemen konusmak,dertlesmek dedikodu yapmakla gecti.
Geldiginde ayagi agriyordu,Lozan da doktora gittik ve birkac gün yatakda kalmasi icab etti.
Lozanda benim pansiyonumda o günlerde yer olmadigi icin,Nezahetin gelisinden evvel ona bir yer aramistim.Civarda oturan bir arkadas (Nurullah ....) o sirada bir aylik seyahate cikiyordu.Odasini kendi teklif etti,kabul ettim. Bir ay zarfinda ya benim pansiyonumda bir yer olurdu veya Nezahatin arzusuna uygun baska bir yer bulur,beraber olmak icin bende pansiyonumu birakirdim.Beraberce baska yere cikardik..
Nurullah in ev sahibi Mlle Cafst ,seksen yasinda,zayif bir Ingiliz Isvicrelisi ve ayni zamanda hasta bakici.Nezahati oraya yerlestirdim.Mlle Cafst da ayagini tedavi ediyordu..Bende hergün sabahtan aksama kadar beraberdim.Nezahati sevmiyecek insan yoktur.Az zamanda:''Ah Matmazelcigim!'' ''Ma Donce enfant'' . Bunlar senli benli oldular..Birgün Nurullah döndü geldi,parasi kalmadigi icin.Tesekkür etmek icin nezahati tanistirmam icab etti. Ve o gün derhal benim odamdaki yatagi degistirip ,büyük bir divan koydular.Artik Nezahatinde iyi olduguna göre beraber yatabilirdik.!Nezahat benim pansiyonuma tasindi..O sirada Bülent CORBIER de (Bülent derken babamdan bahsediyor,Corbier nere bilmiyorum..Dede Emin beyin Annemle Babam Bülent in flört durumundan haberi varmi bilmiyorum!.ama görünüse göre yok gibi..L.) Corbier'e giderken bana :Eger yalniz olarak geceleri Bar'a veya Dancing'e gidecek olursam,caninin sıkılacagini söylemisti.-Bülent Hikayesi ise ayrica sonra anlatmam icab eden basli basina bir mevzudur:
Babacigim,Siz benim icin daima bir babadan fazla bir arkadas,bir dostumsunuz.Onun icin burada anlatacaklarimda Babama degil,dogrudan dogruya Aziz Arkadasima hitab ediyorum.Bülentle Mucip Beylerde ilk tanismamizda hep beraberdik.-
Bir gece Nezahat,Mr.Janin,ve Fransizca hocasi olan karisi ile Bar'a gitmeye karar verdik.Bir haftadanberi kendimde bir halsizlik,bir yorgunluk,Kiriklik ve hafif ates hissediyordum.Zaten geldigimden beri 8 kg. zayiflamistim.O gece birden atesim 38 e cikti ve ben aglayarak divana uzandim.Daha sonra basima gelen sey,o vakit aklima gelmisti. sanki sirtimda agrilar dolasiyordu.Cikmak icin hazirlanan Nezahate bu sekilde gelemiyecegimi,ama benim yüzümden kalmamasini,Mr.Janin lerle gitmesini söyledim.Evvela itiraz etti fakat sonra gitti. Dogrusu,gitmesi icin ben israr ettigim halde icimden bunu kabul etmeyip kalmasini bekliyordum..
Ertesi gün Nurullah ,Nezahatin orda kalan unuttugu bir iki esyasini getirdi.Kendisinin doktoru olan Dr.Rosier'den randevu aldim ve gittim.Nezahat benimle gelmeyi teklif dahi etmedi ve kuaföre gitti.
O aksam size yazdigi mektupta ise;benim vaziyetimden bahsedip:Evhamdan baska birsey olmadigini,ve beni kendisinin doktora götürdügünü yazdi...Nezahat'e ilk kirilisim bu sekilde oldu.Fakat kendisine birsey belli etmedim.
Nezahat birkac gün sonra Matmazel Cafst'e cay icmeye gitmis.Döndügünde bana ''Nisa,Senin odan cok kücük,ben burada kaldikca seni rahatsiz ediyorum ama Mlle Cafst debaska bir oda varmis,Istersen ben oraya geceyim.Zaten sanada cok yakin,yemeklerde buraya gelirim''dedi..
Katiyyen rahatsiz olmadigimi söyledimsede,
-''Dogrusu Mikicigim,ben rahat edemiyorum.''dedi. Buna cevap veremedim.
O gün Nezahat,..bir hafta sonrada ben Mlle Copst'e tasindik.
Mlle Copst de hakikaten rahattik.Sabahlari on'a kadar uyuyor,kahvaltimizi yatakda yapiyor,ögleden sonralari plaja,gezmeye gidiyorduk...
Birgün Nezahat'e sizden bir mektup geldi.Ikimizde aglayarak mektubu birkac sefer okuduk,ben hicbirsey anlamiyor ,Nezahatden cevap bekliyordum.O da benden fazla birsey anlamadigini söylüyordu...Bana hayatinda sizden baska bir erkek tanimadigina namusu üzerine en büyük yemini etti. ''Öyleyse cevap yaz!''dedim.Kendisini teselli ettim,herseyin yoluna girecegini,ben ayrica bir mektup yazip sizden onu affetmenizi rica edecegimi temin ettim.
O aksam bende 67 numarali mektubunuzu almis bulunuyordum.Ertesi gün size o mektubun cevabini yazarken,Nezahat -Sizin Nezahat'e yazdiginiz mektuptan hic bahsetmememi rica etti.
Aradan günler geciyor,O, bir türlü sizin beklediginiz mektubu yazmiyor Naim'den (tahmin edebildigim kadari ile Nezahat in kizkardesi Naime den bahsediyor.L) mektup bekliyordu. Sizin ikinci mektuptan sonra Naimin mektubu geldi. Bekledigimin aksine olarak,Nezahat ,Naimden gelen mektubu bana vermedigi gibi size cevap yazarken yanina gittigim zaman,yalniz birakmami rica etti.
Benim Nezahat'e gösterdigim samimiyete karsilik onun bu halleri beni cok kiriyordu.Eger bir hata yapmissa bunu benden saklamasina hicbir mana yoktu.Kendisiyle biz herseyden fazla arkadasdik ve o güne kadar bana gösterdigi yakinlik ve anlattiklari,baska sekilde hareket etmesini icab ettirirdi.
Günler geciyor Nezo eski halini muhafaza ediyordu. Hatta bazen yasina ve vaziyetine fazla taskin halleride oluyordu.Kendisini iyi tanidigim ve hüsnüniyetini bildigim icin,hos görmeye calissamda baskalarinin gözüne batacagindan emindim.
Hareketlerinin yakisik almadigini hissettiren bakislarimi görünce ise,bunu yanlis anliyor,
-''Nisacigim,neseme gülüsüme bakma!''diyordu.
Hakikaten icimden cok üzülüyordum. Bakalim ne olacak Hele Naimin mektubu gelsinde (bu cümlenin üstü karalanmis.L.)
Nezahat bir gün kendisine sigara getirdigi icin Bülent'i öptükten sonra,yalniz kalinca,
-''Nezi'' dedim ''Seni sevdigimden emin oldugunu biliyor ve beni yanlis anlamiyacagina eminim,maksadim sadece baskalarinin seni yanlis anlamasina mani olmaktir..Senin ve Avrupalilarin gayet normal olarak gördügü bazi hareketlerin varki,biz ve bizim muhitimiz bunlarihazmedemez...Onun icin biraz daha agirbasli olmaya calis.''
Fakat bunlari söylerken hakikaten sıkıntı cekiyordum,sözlerimi baska manada almasindan cekiniyordum. O,bilakis gayet iyi karsiladi;
-''Peki Mikicigim,bundan sonra her hareketimi kontrol edecegim.Sana söz veriyorum.''dedi...Fakat bununla beraber o gün zihnimde kendisini Bülent'den kiskandigim fikride yer etti....
Dr.Rossier ücüncü muayenesinden sonra kati neticeyi söyledi:Umumi bir zafiyet-vitamin eksikligi-kansizlik.
Tedavisi: Sehirden uzaklasmak ve irtifayi tercih etmek..ve kaybettigim 8 kiloyu almak.
Nezi nin gelisinde hududa gidip gelmek ve orada otelde kalmak icin 150 Frank masraf etmistim.Daha evvelde bir bisiklet aldigim icin o ay parasizdim.Nezi ilk aldigi 2200 Fr.dan 950 Fr.borc verdi.
Beraber gitmegi teklif ettigim zaman parasizligini ileri sürdü:''Ekonomi etmem lazim,gelecek aylarda para alip almiyacagim belli olmaz ama seni görmege birkac gün icin gelir,hemde yildönümünü beraber geciririz.''dedi.Bu sözünü hakli buldum ve 10 gün icin VILLARS'a hareket ettim.
850 metrenin üstünde bir sayfiye köyü.Ilk 2-3 gün icinde eski halimi bulmaya basladim.Kendimede iki üc tanidik edinmistim.Sabahlari daglara tirmaniyor,ögleleri uyuyor,dört de havuza giriyor,erken yatip erken kalkiyor,bol bol yiyiyordum.
Bir aksam Bülent den su mektubu aldim.'' Dün Nezahat hanim,Nurullah beraber sinemadaydik.Sokakta Nezahat hanima bir kriz geldi.Derhal otomobille eve getirdik.Simdi hasta yatiyor.''
Derhal telefona kostum Mlle.Copst 'den Neziyi istedim.Iki dakika sonra Nurullah geldi:''Nezahat hanim Bülent le sinemaya gittiler.''dedi.
Ertesi sabah Nezahat'a su karti yazdim.''Nezi cigim,Hastaligini duydum cok üzüldüm.Gecmis olsun demek icin telefon ettim,gine sinemaya gitmissin.Sihhatine biraz itina gösterirsen cok iyi olur...Gözlerinden öperim...''
O gün Bülent VILLARS'a geldiginde;
__''Bülent''dedim ''Senin derslerin var.Nezahat hastaydi.Neden iki gece üst üste sinemaya gittiniz?''
__''Nezahat hanim davet etti.''
__''Yalniz senimi?'' diye sordum
__''Nurullahi da davet etti ama yarim agizla.''
__ ''Yarim agizlami?''
__''Evet,benimle yalniz konusacaklari vardi.''
__''Ne gibi?''
__''Sana herseyi söyleyemem Nisa !'' dedi,''beni mazur gör.Cünkü söz verdim.''
__''Bana söylemiyecegine dair söz verdin,öylemi ! Su halde sana israr etmem fakat sen bu sözü nasil verdin?''
__'' Nezahat hanima olan hürmetim beni buna mecbur etti.Ve Nezahat hanima ,senin annen oldugu icin hürmet etmekteyim.''
Bu sacma mantik üzerine münakasamiz devam etti.Iki saat sonra Bülent dargin olarak Lozan'a döndü.
O aksam Nezahat geldi.....Bana ilk sözü:
__'' Mikicigim,kartina cok canim sıkıldı.Pek manidar buldum.Biliyorum Bülent'i benden kıskaniyorsun ama...''Bunu söylemekle aklima ilk gelen seyi izzah etmis oluyordu,ve lafa baslayisindan anladimki,mesele artik bir kiskanclik meselesi olmus.Degistirmeye calismak bos..Bülentle olan münakasimizdan bahsetmeyip,
__''Nezahat''dedim, ''Farzetki öyle olsun.Bundan sonra cok rica ederim ;ne Bülentle ne baskalariyle arkadasligini bu kadar ilerletme.Bu menfaatin icabidir.Ben senin bir zamanlar en yakin dostundum.Simdiye kadar ne vakit itimadini suistimal ettim?Ne zaman sana olan vaziyetimi degistirdim? Nezi cigim,madem ayni kandan insanlar gibi sevisiyoruz,hatalarinida,dogru hareketlerin gibi bana anlatmalisin.Bu sana olan sevgimden birsey degistirmeyecektir.Eger sana yanlis hareketlerini gösteriyorsam,bunuda dostlugumun hakikiligine vermelisin..''
Oda bana ikinci defa söz verdi.Ebediyyen birbirimizin en yakin dostu olacagiz.Bana her sıkıntısını söyleyecek.Birbirimize hatalarimizi gösterecegiz.Bugünden itibarende,evvelce söyledigi gibi herkese karsi her hareketine dikkat edecek.Kimse ile lüzumsuz samimiyet.yok.
Ertesi gün Nezi nin yildönümü.Lozan'dan hediyeler getirttim,ve elimden geldigi kadar onu memnun etmeye calistim.
Aksam üzeri Bülent'ten bir mektup geldi.Icinden Nezi'ye Naim den gelmis bir telgraf cikti.Telgrafin zarfi acikti...Bülent yazdigi mektupta ise,telgrafi actigindan dolayi özür diliyor;''Dünkü konusmamizdan sonra telgraf i acmayi lüzumlu buldum...Tecessüsümden dolayi beni afbuyrun !!...''diyordu.
Nezahat müthis kizdi,Bülent kendinde bu hakki nasil kendinde görüyor diye''Cok sinirlendim.Yarin sabah derhal Lozan'a gidip su cocukla kavga edeyim.'' diyerek kalkti.
Ertesi gün Nezi Lozan'a dönüyordu,birkac gün kalmasini,beraber dönmeyi teklif ettim:Cok masraf oldugunu,Lozandaki odasininda kirasinin isledigini söyledi. Ayin 18 inde Nezahat Lozan'a döndü ve döndügü aksam telefonda Bülentle fena halde kavga ettiklerini anlatti. Yarim saat ara ile Bülent de ayni haberi telefonla bildirdi.
Bu hadiseye cok canim sıkıldı.Haftanin sonunda Lozan'a dönünce,Bülent'e ayip ettigini söyledim.(Villars'a giderken pansiyonu birakmistim.Bir,iki gün Nezi nin yaninda kaldim.O arada bisikletle Genev'e gidip kararlastirdigimiz gibi bir apartman buldum)Birkac gün sonrada Genev'e giderken Bülentle Nezi baristilar.
Evvelki mektuplarimda bahsettigim,Marsel Isbil o vakitler Nezahatin doktor isleriyle mesgul oluyordu.Nurullah ,Nurullahin en iyi arkadasi Faruk Ge..(Ilk defa bir münasebetle ben tanistirmistimki,ben VILLARS da iken Nezahatle ahbap olmus.)ve Marcel Is..bizi Genev 'e yolcu ettiler.Bülentte esyalarla birlikte bizi Geneve getirdi.
Geneve deki ilk günleri size tafsilatiyla yazmistim.Ben her gün biraz daha fena ya gidiyordum. Nezi yle aramizda,ne manasini nede sebebini izzah edebilecegim garib bir hava esiyordu.Eskisinden farklı,pekde samimi olmayan bir hava.Cok üzülüyordum....
Nezi bir sefer para almak icin WINTERKUR'a, bir deferde Doktor icin Lozan'a gitti,geldi.
Diger birgün '' Nisa''dedi ''karaciger icin igne yapilmasi lazim.Lozan icin bir abonman alacagim-Haftada bir iki sefer giderim.Igneyi Maria yapar...'' Hesap ettim,daha ucuza gelmesi mevzubahis degil.Gördümkü Geneve'de sıkılıyor ve maksadi yer degistirmek.Sesimi cikartmadim...
leventveziroglu
ANNEMIN BABASINA YAZDIGI MEKTUBA DEVAM:

Gine birgece oturuyorduk,Bülent'den ve hala sizden bir haber almadigimdan bahsederken,Bülent hakkindaki fikirlerini söylemeye basladi:
__''Biliyormusun Nisacigim,sana aciyorum;bu cocuk seni mesut edemez''dedi.Ilk defa aleyhinde konusuyordu..''Tamamen senin karakterinin aksi''dedi.''Gayet kaba,kiskanc ve hasin bir cocuk.Baksana
hicbir arkadasi sevmiyor..''

__''Ben ayni fikirde degilim.''dedim.

__''Iste Nurullah,iste Faruk vede Marsel;hicbiri Bülent'i sevmiyor.Senin hatirin icin onunla arkadaslik ediyorlar...Ve eminim babanda onunla evlenmene müsade etmeyecek. Onun icin sen simdiden onu
unutmaya calis.Biliyorum Mikicigim cok zordur..Fakat emin ol mesut olamazsin.'' Ve bu sekilde basladigi nutkunu pek aci bir darbeyle bitirdi. ''Zaten seninle menfaat icabi evlenmek istedigini biliyorum.
Misal meydanda:Sana gösterdigi bütün kiskancliga ragmengözü disarda...Mikicigim emin ol bu cocuk seni sevmiyor! Hatta bana kur yapiyor!!...''
Hicbirsey söylemedim.Dondum kaldim.Ve böylece zayif tarafimi anlamis oldu.Devam etti:
''Seni pek kolaylikla aldatabilir.Benim her hareketimden hemen ümitleniyor.Bende nihayet her hareketimi hesaplayamam ya,biraz samimi olmaya gelmiyor;
Winterkur'a giderken Lozanda iki,üc saat kaldim.Ayrilirken Nur la Bülent beni geciriyorlardi. Nur bana sigara almak icin uzaklastiginda,Bülent bana :-Bu cocuk size asik galiba,hic pesinizden
ayrilmiyor..demezmi ..Yok canim daha neler dedim..Bülent sessiz kaldi..Yoksa sendemi Bülent?? diye sordum...Ne cevap verdi biliyormusun:-Biz ezelden beri asigiz,dedi..Bunu demesi dogrumuydu
Nisa?Belki beni memnun etmek icin söyledi fakat ne olursa olsun senin vaziyetini düsünmeliydi..Ve eminim Nisa,simdi telefon edip cagirayim simdi gelir..''

Daha neler söyledi hatirlamiyorum.Ben mütemadiyen agliyordum.Nihayet odama cekildim.Yatagima uzandim,düsünmeye basladim..
Nezi kapimi vurdu.
__''Ne yapiyorsun Nisa?''
__''Düsünüyorum.''
__''Üzülme yavrucugum,simdi karar vermek mecburiyetinde degilsin...Istersen zamana birak,hersey kendiliginden hallolur.Sonra aklinada acaba Nezi beni ondan sogutup Bülent'i elimden almak istiyor diye birsey gelmesin..''
__''??????....''
Deli olacaktim.Bu gece Nezi neler neler söylüyordu.Kulaklarima inanamiyordum: BÜLENT BANA KUR YAPIYOR,-HER HAREKETIMI HESAPLAYAMAM YA,-BÜLENT YOKSA SENDEMI DEDIM,-SIMDI
CAGIRAYIM SIMDI GELIR-,BÜLENTI ELINDEN ALMAK ISTIYORUM ZANNETME?? yavas yavas kendime geliyordum. Nezi bunlari nasil söyliyebildi?..Sesinin tonunda ne temiz bir samimiyet nede teselli
edecek bir muhabbet vardi...
Yerimden firladim..Ona sunlari söyleyecektim:''Nezi ,Babamda seni bukadar cok seviyor fakat bazende seni aldatti.Eger Bülent'e hürmetten baska birsey telkin etmissen;bundan senin utanman
lazim..BÜLENT YOKSA SENDEMI?diye nasil sorabilirsin?''.........
BÜLENTI ELINDEN ALMAK ISTIYORUM ZANNETME!! Iste buna cevap bulamiyordum!!!Bu nasil aklina geliyor veya benim böyle düsünebilecegimi nasil zannediyordu??Vaz gectim..Hicbirsey söylemiyecektim..Cünkü Ya Nezi ilave ediyordu veya daha baska birseyler sakliyordu.Bu kadarla kalmazdi.! Bunu anlayacaktim.
O gece sabaha kadar uyumadigim bir gece oldu....Onu takip eden geceler ise ates ve öksürükten uyuyamadim.Nezahat Marsel'e yazarak Prof.Vermatti 'den randevu aldik...
Ve Lozan'a gittik.O sirada Lozanda FUAR da vardi..Ben Bülenti yalniz buldugum zaman:
__''Nihayet mesele epi ciddi bir vaziyet aldi! Artik tamamen ayrilmamiz saniyelik bir istir!::''deyince,nihayet anlatmaya karar verdi: Nezi ,önce Bülent 'den bana söylemiyecegine dair söz almis.Ben Villars da iken Sinemaya gittikleri gece,sizinle arasinin acilmasini ve buna sebep olan TRENDEKI ZABIT *meselesinden bahsetmis.ve bu sekilde dost olmuslar..Daha baska pek cok meselelerden,sirlarindan bahsetmis! Sizinle olan vaziyetinin en mahrem taraflarini anlatmis...Nezi de Villars da iken,Nezi ye telgraf gelince öncetelefonla haber vereyim diye telefonla bizi aramis ama bulamayinca,belki mühim bir haberdir diye telgrafi acmis..Meger sadece tebrik telgrafi imis ve Bülent zarfa koyup bir de notla Villars a yollamis...Nezi ertesi gün Lozan'a dönünce Bülent'i cagirmis:''Nisa ya karsi cok garip bir durum oldu telgrafi acisin.Sen simdi Nisa'ya telefon et,kavga ettigimizi söyle.''demis..Meger ikiside bana birbiriarkasina numaradan telefon etmisler,ve bende dönüste ,zaten barisik olan iki kisiyi baristirmisim..Ne GÜLÜNC DURUMDA oldugumu sonradan anladim..Gene Bülent söyle anlatiyordu::''Nezahat Hanim yalnizken gayet samimi olmamiza .-DAMADIM GEL GIR KOLUMA! demesine ragmen senin yanida gayet resmi oluyordu..Bunuda ihtimal kiskaniyorsun diye yapiyordu..'' Bülentin gizlice anlattiklari bunlardi..

(ZABIT MESELESI*:Nezahat hanimi ben hayatimda iki defa gördüm..Ilkinde cocuktum,anneminde orda oldugu bir sirada Ankaradaki anneannemin evine gelmisti..Anneannem görmek istemedigi icin kaybolmustu..Annemle oturdular,bodrumdaki mühürlü kapi acildi,Emin Saitden kalan evraklardan kedilerin elinden (ve benim elimden) kurtulmus olanlar masa ya getirilip incelendi..Ve artik bir ise yaramayacagi na karar verildi..Ikinci karsilasmam annemin Lamartin caddesindeki 20 yil yasadigi ve agliyarak bosaltmak zorunda kaldigi evde oldu..Isyerim Cast33 onun apartmaninin tam karsisinda idi,telefon edip beni cay'a cagirdi.Nezahat hanimin geleceginden bahsetti..Gittim tabiii..Ordan burdan konusuldu..Artik yaslanmaya baslamis ama haala cekici ve fikir fikir bir hanimdi..Gecmisi anarken ne hikmetse,savas yillarinda bir trende yolculuk yapmakta oldugu bir günü,trenin koridorlarinin hinca hinc insan dolu oldugunu,bir Nazi Subayinin kompartimanindan basini uzatip,üst üste yigilmis insanlarin arasindan Nezi ye parmagi ile isaret edip:GEL KÜCÜGÜM ! dedigini ve komparimanina aldigini orda rahatca yatabildiginden bahsetmisti..Annemin yukardaki satirlarindan anlasiliyorki,Dedem EMIN SAIT bunu duymus..Dedemin Nazileri de pek sevmedigi,onlar tarafindan tevkif edilip zindana atildigindanda cikartabiliriz..Demek bu olay in boyutlari büyümüs yada büyükmüs zira...Caylar,pastalar bitip,Nezi hanim gittikten sonra annem bana:''Nezahat'in anlattiklari nasilda masum görünüyor degilmi?Ama hakikatin pekde öyle olmadigina ,GEL KÜCÜGÜM deyip sadece yatacak yer verdigine inanmadin sende herhalde..(basini sallayip)Birde babami sevdigini söylerdi..!Ama kimbilir belkide seviyordu..daha farkli bir tarzda..artik neyin ne oldugunu bende tam olarak söyleyemiyorum..''demisti...Benim Notumdu.L)

Doktorun Cevabi gayet menfi idi.Cigerlerimde iki eski leke mevcuttu.Bezeler sis halde idi.Simdide bir kriz gecirmekte idim.Kanimdaki mikroplar ise faal vaziyette idi.Derhal bir irtifa sanatoryumuna gitmem lazimdi...(Garip bir tesadüf ama annemden kalmis evraklarin arasinda bu raporda var,söyleki: Lousanne,le 16.2.45 -Docteur Rene Maurice TECOZ,10 Rue Beau-Sejour LOUSANNE Telephone 2 27 82 -ANALYSE,du 16.2.45 demandee par le Dr.Cardis,pour:Mademoiselle ERSAN Nisa EXAMEN BACTERIOLOGIQUE EXPECTORATIONS ,Recherche de bacilles de Koch:Examen Direct:Pas de bacilles scido-alcoolo-resistants decelables. ..Apres homogeneisation:Pas de bacilles acido-alcoolo-resistants decelables -ve altinda Rm Tecoz imzasi.L.)

Nezi ise kendi tedavileriyle mesguldü.Nestle Hastahanesinde bir hafta kalmasi ve muhtelif tahliller yapilmasi icab ediyordu.O bir hafta icin Nestle ye yatti ve bende Lozan a döndüm.Ikimizde parasizdik.Nezi ilk Winterkur agidisinde adam seyahatde oldugu icin elibos dönmüstü.Ayrilirken Nezi ye :Madem Winterkur a gideceksin,Simdiden telefon et,ayin biri icin randevu al. O sabah hastahaneden cikinca dogru Winterkur a gidersin,parayi alirsin,aksama Genev e dönersin.Lozan dan Genev e dönüs biletin var.Winterkur a gidip gelmen icin sana saatimi vereyim rehin ver.dedim..Kabul etti.
Genev e döndüm,Police ve kupon isleri ile ugrasacak halim yok.Yatakda yatiyorum ve Nezi yi bekliyorum.Islerimi halledip Montana 'ya gidecegim.Ayin otuzuncu günü Nezi telefon ediyor:''Bugün hastahaneden cikiyorum.Simdi Winterkur a AYIN 4 ünde GELECEGIM diye bir kart attim.Ayin 4üne kadarda Lozanda kalirim'' diyor..Fena halde sinirlendim ve Express olarak sertce bir mektup yazdim:Lozanda kalip masraf etmemesini vede ben hasta iken orda vakit gecirmesinin zamani olmadigini söyledim..
Ertesi sabah Nezi geldi.Sinirlerim son haddine kadar gerilemisti ve bu mesele üzerinde münakasa etmek beni fena halde sarsacakti.Hastaligimin,Nostaljimin,ve Nezinin-Gayrisamimiligi...Bunlarin her ücüde ayri ayri beni bedbaht etmege kafi sebepler iken simdi her ücü birden basimda idi..Ve Nezi ile tek bir kelime konusmaya tahammülüm kalmamisti.Artik bir kelime fazla isitmek istemiyordum..Esyalari toplamaya basladik.O sirada elime Nezi nin Naim eyazdigi bir mektup gecti....:Sizin hakkinizda söyledikleri ve Naim'e ''Sen benim hayatda yegane dostumsun''deyisi;Nezi yi büsbütün gözümden düsürdü.O,ki daha bir ay evvel sizden mahut mektubu aliralmaz:Naim icin''Simdi her firsatdan istifade edecektir''diye düsünmüs ve daha neler söylemisti,fakat ben gene birsey acmayip susmaya ve unutmaga cabaliyordum.
Zaman zaman sebebini bilmeden saatlerce agliyordum.Bir seferinde Nezi:'' Nisa,neyin var neden böyle izdirap cekiyorsun?Anlat bana !''dedi.Cevap vermeyince''Bana eski itimadin kalmadimi yoksa,niye anlatmiyorsun?''diye devam etti..Gene cevap vermedim,ve böylece kirginligimi anladi.
O ayi yalniz benim paramla cikardigimiz icin;ay sonu gene parasizdik..Halbuki esyalarin nakli,benim Montana'ya gitmem icin epi para lazimdi.Aybasina iki gün vardi ve ben o iki günü yatakda gecirdim..Ücüncü gün Bülent telefon etti:''Ayligin Lozan'a geldi.Istersen oraya naklettireyim veya istersen Lozan a gel ve buradan derhal Montana'ya git''dedi.

MÜSVETTE MEKTUBUN BUNDAN SONRAKI SAYFALARI KAYIP,Sadece iki kopuk sayfada su notlar duruyor:

Babacigim sakin bana gücenmeyin.Sizin sevginizden bir an süphe etmis,artik sevilmemeyi bir an düsünmüs degilim fakat simdiden hissediyorumki Nezahat aramizda pek cok...(silinmis L.)
Bana sevginizi kazanisimin kendisine borclu oldugumu hatirlatirken,gene bu sevgiyi kaybetmeminde kendi elinde oldugunu hissettirdi..Bunun benim icin ne aci oldugunu biliyordu..ve böylece beni en zayif tarafimdan yakaladi..
Fakat hicbir vakit muaffak olamiyacagina eminim...Isvicrede gecirdigim günleri muhakkakki hicbir vakit aramiyacagim.Burada gecen günlerim hatiramda en aci günlerim olarak kalacak.Eger dönmek kismet olursa,sizede bütün azabi anlatmak isterdim..Fakat bundan beni men eden pek cok seyler var...Nezahat size anlatsin,O bana titremeden,tereddüt etmeden en mukaddes taninan seyler üzerine yemini yalan yere etmisti.Fakat size yalan söyleyemez.
Onu aramizda yikilmis bir dostlugun eski hatiralarina ve.......hicbir hürmeti kalmadigini gördüm........Benim icin Nezi tamamen ölmüstür....(bundan sonrasi karalanmis,sadece su cümleler okunuyor:.......pek cok anlatacagim..........geldigim zaman........
N.E.

Bu müsvette mektup temize cekilip yollandimi bilemiyorum....Ancak babasini bir daha göremedi,babasi o senenin 1945 in sonbaharinda esi Nezahat ile yaptigi bir münakasadan sonra Büyük Adada kalp krizi gecirdi ve sandalye ile vapura bindirilip hastahaneye tasindi isede vefat etti(1992 de aynen annem gibi)..Ve simdi ikiside zincirlikuyuda istirahatdeler..
1970 yada 71 yazinda bir Izmir turnesinde iki arkadasimla Annemin ücüncü esi Tolganin annemi aldattigina tamamen tesadüfen sahit olunca,gece gec bir saatde hemen kosup otelde uyumakta olan annemi uynadirip bunu naklettigimde;Önce agladi ama akabinde ilk sorusu su olmustu:''Bunu neden bana anlatiyorsun?'' cok sasirdigimi görüncede söyle devam etmisti:''Eeee haklisin,20 li yaslarda bir insan böyle bir sirri nasil kendisinde saklayabilirki..!''.........
Asıl içeriğin sadece basit bir görünümüdür. Resimlendirilmiş tam halini görüntülemek için lütfen, buraya tıklayınız.
Invision Power Board © 2001-2014 Invision Power Services, Inc.