Efendim anlatırlar ki, eski zamnlarda kendi kendine bakamayan, şimdilerde depresyon yada ona benzer bir tanı konan kişiler, hem kendi hem de toplumun iyiliği için himaye edilirmiş. İaşe ve ibadesi sağlanan bu kişiler hayatlarını hiç bir şey yapmadan sürdürürlermiş. Gel zaman git zaman, etrafta boş gezen bazı insanların da bu himayeye girmesi ile iş çığırından çıkmış. Ne aş yetişir olmuş ne de yatak. Padişah da vüzeradan birine bu işi havale etmiş. Paşa
-efendim, bu işi halletmek kolaydır. Bu adamlar gündüzleri bahçede yan gelip yatarlar. Müsadenizle otları tutuşturacağız. o zaman belli olur hakiki tembeller demiş. Emir üzerine gündüz vakti herkes bahçede iken otları tutuşturmuşlar. bahçede yayılmış tembellerden ateşi gören kalkıp kaçmış kendini dışarı atmış. en son iki kişi bahçenin bir kenarına büzüşüp oturmuş. ikisinin de ağzında sigara, ateşin kendilerine yaklaşmasını ve o ateşle sigaralarını yakmayı bekliyormuş. Tamam demişler işte hakiki tembel bunlar, diğerleri numaracı.